Kudüs: Şeyh Cerrah’a ilişkin prosedürler 6 ay daha donduruldu

Bennett’ın yaklaşan ziyaretinde Biden yönetimiyle bir çatışmaya girilmemesi için Şeyh Cerrah krizi rafa kaldırıldı

Kudüs Katolik Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa, 28 Temmuz’da Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ni ziyaret etti (AFP)
Kudüs Katolik Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa, 28 Temmuz’da Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ni ziyaret etti (AFP)
TT

Kudüs: Şeyh Cerrah’a ilişkin prosedürler 6 ay daha donduruldu

Kudüs Katolik Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa, 28 Temmuz’da Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ni ziyaret etti (AFP)
Kudüs Katolik Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa, 28 Temmuz’da Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ni ziyaret etti (AFP)

İsrail kaynaklarının bildirdiğine göre koalisyon hükümeti, Yüksek Mahkeme emir verse dahi Şeyh Cerrah mahallesini tahliye etmekten kaçınarak bu yöndeki prosedürleri mümkün olduğunca dondurmak için çalışacak.
Başbakan Naftali Bennett'a yakın bir kaynak, The Times of Israel haber sitesine verdiği demeçte, hükümetin Şeyh Cerrah'ın tartışmalı tahliyesinde verilecek hükmü tekrar ertelemeye çalışabileceğini bildirdi. Bennett hükümetinin bir sonraki mahkeme oturumunu ertelemeyi ciddi olarak düşündüğünü belirten kaynak, hükümetin böyle bir gecikmeyi sağlamak için neler yapacağını söylemeden prosedürlerin 6 ay süreyle dondurulabileceğini ima etti.
Yüksek Mahkeme’nin Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah mahallesinden dört Filistinli ailenin akıbeti hakkında gelecek Pazartesi günü bir duruşma gerçekleştirmesi bekleniyor. Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in Kabine Sekreteri Shalom Shlomo ve İsrail Başsavcısı Avichai Mandelblit’e Kudüs'ün doğusundaki Han el-Ahmar'ın yakın zamanda gerçekleştirilecek olan yıkımının geciktirilmesi talebinde bulunması ardından mahkeme, Han el-Ahmar sorununun çözümü için İsrail Devleti temsilcisine ek süre vermişti.
Diğer yandan Bennett ise başbakan olarak Beyaz Saray'a yapacağı ilk ziyarete hazırlanıyor. Henüz tarihi belirlenmemiş olan ziyaretin Knesset'in tatilde olması dolayısıyla Ağustos ayı ortalarında gerçekleşeceği düşünülüyor. İsrail hükümeti, Washington'un İsrail’in bu yöndeki adımlarına karşı güçlü muhalefeti göz önüne alındığında, Şeyh Cerrah'taki tahliyelere devam etme kararının ABD ziyareti öncesinde sorunlara yol açabileceğinden korkuyor.
İsrail'in Şeyh Cerrah'ı tahliye etme kararı Filistinlileri öfkelendirmiş, resmi ve popüler kampanyalara yol açmış, yerinden edilmeye karşı mücadelenin sürdürülmesini sağlamıştı. Ardından Doğu Kudüs'teki gerilimler, Hamas ile İsrail arasındaki tansiyonu yükseltmişti. İsrail alt mahkemeleri, Şeyh Cerrah’tan dört ailenin tahliyesini çoktan onaylamış olsa da son gerginlikler ışığında Yüksek Mahkeme henüz nihai bir karar vermedi. İsrail sağı bunu Doğu Kudüs'teki Yahudi varlığını genişletme savaşı sayarken Filistinliler ise şehirdeki varlıklarını yok etme projesinin bir parçası olduğunu söylüyor.
Toplamda en az 70 Filistinlinin Şeyh Cerrah'tan tahliyesi planlanıyor.
Sol görüşlü insan hakları grubu Ir Amim'in bildirdiğine göre Doğu Kudüs'teki yaklaşık 200 aile benzer bir tahliye riskiyle karşı karşıya iken bu yöndeki davalar İsrail idari organları ve mahkemelerinde yavaş ilerliyor. Mevcut hükümetin güvenlik tavsiyeleri ışığında mahallenin tahliye edilmemesi yönünde hızlı bir karar alınması pek olası değil.
Mandelblit mahkemeye, ‘ilgili politika yapıcıların’ Şeyh Cerrah davasına ilişkin tavsiyelerini içeren kapalı bir ifade verecekti. Walla haber sitesinin bildirdiğine göre bu ifade, aileleri tahliye etmenin İsrailliler ile Filistinliler arasındaki gerilimi artırabileceği uyarısında bulunan üst düzey İsrail güvenlik yetkililerinin görüşlerini içeriyordu. Önceki hükümetler bu konuda başarılı olamasa da mevcut hükümet Filistinlilerle anlaşarak nüfusun gönüllü tahliyesi konusunda bir anlaşmaya varmaya çalışacak.
Şeyh Cerrah davası kapsamında İsrail ile Ürdün Krallığı arasındaki bir başka gizli çatışma da mevcut. Bu yöndeki kriz hattına giren Amman, aylar önce Şeyh Cerrah ailelerine emlak sahipliğini kanıtlayan belgeleri teslim etmişti.
Doğu Kudüs, İsrail’in uluslararası toplumun tanımadığı bir hareketle 1967'de işgali öncesinde Batı Şeria'daki diğer şehirler gibi Ürdün egemenliği altındaydı. O zamanlar Ürdün, 1948'de İsrail Devleti'nin kurulması ardından Doğu Kudüs'e sığınan Filistinliler için konutlar inşa etti. Nitekim bunu kanıtlayan sözleşmeler de bulunuyor. Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan belgelere göre bu sözleşmeler, 1948’deki savaş nedeniyle yerinden edilen 28 aileye ait.
Filistinlilerin Doğu Kudüs'teki herhangi resmi çabalarıyla mücadele eden İsrail, aynı zamanda kutsal yerler için Ürdün egemenliğine karşı savaşıyor. İsrail, Kudüs'teki Filistin kurumlarını Filistinlilerin yeniden açılması yönündeki taleplerine rağmen yeniden kapatmıştı. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail işgal makamlarının Kudüs’teki Filistin kurumlarını son 20 yılda 40. kez kapatma kararını kınadı. Bunlar arasında Orient House, Ticaret Odası, Esirler Kulübü, Turizm Yüksek Kurulu ve Kudüs vatandaşına aktif hizmet veren diğer kurumlar yer alıyor.
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, aynı zamanda “Filistin liderliğinin İsrail tarafından imzalanan anlaşmalara uyacağı taahhüdüne ve İsrail hükümetinin Kudüs'teki Filistin kurumlarının açık tutulması konusunda 1993 yılında Norveç Dışişleri Bakanı Johan Holst'a verdiği taahhüde rağmen, işgal hükümeti sözde İç Güvenlik Bakanı Omer Bar Lev, önceki kararların bir uzantısı ve İsrail hükümetleri politikalarının devamı olarak kapatma emirlerini yeniledi” ifadeleri kullanıldı.
Dışişleri Bakanlığı, tek taraflı tedbirler çerçevesinde gelen söz konusu kararın imzalanan anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu, İsrail’in yerinden edilmiş sivil nüfusun yaşamını, aldıkları hizmetleri ve kurumlarını himaye etme yükümlülüklerini yerine getirmediğini kanıtladığını vurguladı. İsrail’in işgal altındaki Kudüs'teki tarihi ve yasal statükoyu ihlal ettiğini de ekledi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.