Yaz sıcakları Fırat’ın doğusundaki mülteci kamplarını vurdu

Haseke’deki Waşokani Kampı’nda yaz sıcakları artmaya devam ediyor. ( Şarku’l Avsat)
Haseke’deki Waşokani Kampı’nda yaz sıcakları artmaya devam ediyor. ( Şarku’l Avsat)
TT

Yaz sıcakları Fırat’ın doğusundaki mülteci kamplarını vurdu

Haseke’deki Waşokani Kampı’nda yaz sıcakları artmaya devam ediyor. ( Şarku’l Avsat)
Haseke’deki Waşokani Kampı’nda yaz sıcakları artmaya devam ediyor. ( Şarku’l Avsat)

Saliha ve ailesi soğutma araçlarının eksikliği, devam eden elektrik kesintileri ve uluslararası kuruluşların desteğinin olmaması ile geçen iki yazda kuru sıcak ve çöl rüzgârlarına karşı koruma sağlamayan bir çadırın içinde, Waşokani Kampı'nda kalıyor.
Suriye halihazırda ülkenin kuzeydoğu bölgelerindeki sıcaklıkların 45 dereceyi aşmasının ardından  ikinci yaz sıcak dalgasıyla karşı karşıya. Bu durum yerlerinden edilmiş binlerce insanın hayatını daha da zorlaştırıyor. Saliha, Şarku’l Avsat’a duruma dair şu açıklamada bulundu:
“Burada sıcaklık çok fazla ve kelimelerle tarif edilemez. Hayatımız sabahın erken saatlerinden itibaren, 12 saat boyunca sıcağın şiddetini azaltmak için alternatif arayışlarla devam ediyor.”
Saliha, eşi ve üç çocuğuyla birlikte 2019 yılının sonunda Tel Amr kasabasının batısındaki köyünden kaçtı. Saliha ve ailesi o dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve muhalifler tarafından düzenlenen Barış Pınarı Harekatı’nın ardından kamplarda yaşıyordu.
Saliha, “Kızlarımı teker teker mutfak bölümüne götürüyorum ve biraz üşüyene kadar kıyafetlerinin içinde soğuk suyla duş almalarını İstiyorum” diyerek sıcak hava dalgasına karşı bu şekilde önlem aldıklarını söyledi.
Saliha ve yaklaşık 14 bin yerlerinden edilmiş insanın yaşadığı kamp alanında neredeyse hiç doğal gölge yok. Bölgeye toprak yollardan gelen toz ve gün ortasında lağım suyundan gelen koku hakim.
Kavurucu sıcağa dayanmalarına yardımcı olmak için çocuklarını her yarım saatte bir çocuklarını yıkamak zorunda kalan kamp sakinlerinden Velid de şunları söyledi:
 “Gördüğünüz gibi kavurucu güneşten korunmak için uygun örtüler yok. Bu yüzden küçük çocuklarımı sürekli yıkamak zorundayım. Elektrik yok. Olursa da klima alacak param yok. Elimizdeki tek şey kamp yönetimi tarafından sağlanan bu vantilatör. Ancak çadırın gölgesi ısıyı emdiği ve gün batımına kadar sıcaklık yüksek kaldığı için hiçbir şeye yardımcı olmuyor.”
Kürt Kızılayı'nın sağlık ekibi lideri Cihan Amir,  yerlerinden edilmiş olanların kaldığı kampta özellikle tuvalet ve ortak banyolardaki temel hizmetlerin yanı sıra genel hijyenin sağlanamamasına da dikkat çekti. Amir açıklamasında “Hastaların yüzde 80'i yaz sıcağından kaynaklanan hastalıklardan mustarip” diyerek kamp sakinlerinin çoğunun yüksek sıcaklıklar, kötü temizlik sistemi ve bozulan yiyeceklerin neden olduğu ishal, kusma ve mide enfeksiyonlarından rahatsız olduğunu belirtti. Birçok ailede buzdolabı ve içme suyunun olmadığına, bu sebeple gıdaları saklamanın zor olduğuna dikkat çekti.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Raman Hasso, sağlık sorunlarının tedavisinin mümkün olduğunu ancak kamp yönetiminin yaşam koşullarını iyileştirmek için önlemler almaması halinde durumun daha da kötüleşmesinden endişe ettiğini söyledi. Kamp yönetimi, kamp dışındaki izolasyon noktasında tedavi edilen üç koronavirüs hastası olduğunu duyurdu. Hasso duruma dair şunları söyledi:
“Her yaz özellikle çocukları ve yaşlıları etkileyen sıcaklar nedeniyle hasta sayısı artıyor. Ancak virüsünün yayılması ve elektriğin olmamasıyla birlikte krizin daha da kötüleşmesinden ve ikinci salgın dalgalarının ortaya çıkmasından endişe ediyoruz.”
Waşokani Kampı yöneticileirnden Setira Raşdi, kampta 14 bin kişinin yaşadığı bilgisini verdiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Çadırlarında yaşayan 2 bin 300 aile ile kamp tam kapasitesine ulaşmış durumda. Çünkü yerinden edilmiş insan sayısı ve yaz ihtiyaçları ile genişleyen sağlık boşluğunu dolduracak tıbbi yardım ve ilaç eksikliğimiz var.”
Raşdi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Suriye Arap Kızılayı ile iki hafta önce yapılan görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulundu:
“Onlara kampın ihtiyaçlarını ve sıcak hava dalgalarıyla başa çıkmak için soğutma araçlarının eksikliğini anlattık. Ancak bugüne kadar kampın sorunlarını çözmek için yardım sağlama konusunda herhangi bir söz veya çağrı almadık.”
Haseke’de bulunan Waşokani Kampı, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon tarafından desteklenen Özerk Yönetimi’ndeki Fırat’ın doğusunda yer alan 12 kamp arasında bulunuyor.
Diğer yandan Özerk Yönetime bağlı Kurumlar İşleri Dairesi Başkanı Halid İbrahim, Yarubiyah ve Til Koçer sınır kapılarının kapalı olmaya devam etmesi kararının 500 binin üzerinde yerinden edilmiş Suriyeli ve Iraklı mültecinin bulunduğu bölge kamplarını olumsuz etkilediğini vurguladı.
Konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan İbrahim, yönetim alanlarında yaklaşık 40 uluslararası sivil toplum kuruluşu ve onlarca yerel derneğin faaliyet gösterdiğini söyledi.  İbrahim ayrıca bu kamplarda yaşayan kişilerin 25 milyon dolarlık uluslararası yardımdan mahrum bırakıldığına dikkat çekti.
Suriye Irak sınırında bulunan Til Koçer sınır kapısı geçtiğimiz yıl haziran ayından bu yana kapalı. Kürt yetkili, sınır kapısının kapalı olmasını uluslararası ve yerel kuruluşlar için bütçe açığına neden olduğunu belirtti. Bu durumun bölgede yaşayan birçok kişinin de söylediği gibi salgının yayılmasıyla tıbbi malzeme, ilaç ve aşı girişini zora sokacağını kaydetti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.