Tunus’ta siyasi yol haritasının ilanı ertelendi

Havayolu bakanları, temsilcileri ve yetkilileri aleyhinde yolsuzluk suçlamasıyla soruşturma açıldı.

Tunus Cumhurbaşkanı Said dün Mısır Dışişleri Bakanı Şukri’yi ağırladı. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
Tunus Cumhurbaşkanı Said dün Mısır Dışişleri Bakanı Şukri’yi ağırladı. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
TT

Tunus’ta siyasi yol haritasının ilanı ertelendi

Tunus Cumhurbaşkanı Said dün Mısır Dışişleri Bakanı Şukri’yi ağırladı. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)
Tunus Cumhurbaşkanı Said dün Mısır Dışişleri Bakanı Şukri’yi ağırladı. (Tunus Cumhurbaşkanlığı)

Tunus Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (UGTT) salı günü duyruulacağı sözü verilen kurtarmaya yönelik siyasi yol haritasının ilanını erteledi.
UGTT, Cumhurbaşkanı Kays Said ve bazı danışmanlarıyla gerçekleştirilen istişarelerin ardından onlarca kadrosunu ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerini harekete geçirerek yol haritası taslağı hazırlamak amacıyla koordinasyon grupları oluşturmuştu.
UGTT Sözcüsü Sami et-Tahir erteleme kararı alındığını, zira Cumhurbaşkanı Kays Said’in henüz yeni başbakanın adını veya hükümet teşkiline dair ayrıntıları açıklamadığını bildirdi.
Kartaca Sarayı'nda 26 Temmuz'da yaptığı toplantıda iş insanları, çiftçiler, işçiler, avukatlar ve gazeteci sendikaları liderlerine ‘en kısa sürede yeni hükümetin kurulacağı’ sözü veren Cumhurbaşkanı Said, içişleri, maliye, ekonomi, iletişim teknolojisi ve tarım bakanlıklarına geçici atamalar yapmakla yetindi.
Yolsuzluğa karışanlara karşı kampanyasını sürdüren Cumhurbaşkanı Said, televizyonda yaptığı bir konuşmada Maliye ve Ekonomi Bakanı Ali el-Kaali’ye (Burgiba döneminde iktidardaki parti genel müdürlüğündeki Munci el-Kaali’nin oğlu) ciddi eleştirilerde bulundu. Said’in gerekçe sunmadan yolsuzluk ve kaçakçılığın yanı ısra ülkede ve makamında bulunmamakla suçladığı Kaali, 25 Temmuz’da alınan kararlar öncesinde devrik Başbakan Hişam el-Meşişi tarafından kendisine verilen görevle Roma'ya girmişti. Kaali, Tunus’a geçtiğimiz perşembe günü döndü.
Diğer yandan dün aralarında Tunus Merkez Bankası Başkanı Mervan el-Abbasi ve eski Maliye Bakanı Nizar Yaiş’in de bulunduğu, hükümet başkanlığı konusunda kendileriyle iletişim kurulan bazı ekonomik figürlerin mazeret sunduğu bildirildi. Yolsuzluk operasyonlarını izleyen Raqabah Gözlemevi kurumu; Abbasi, Yaiş ve eski Başbakan Meşişi’ye yönelik bir eleştiri kampanyası başlatarak söz konusu isimleri koronavirüs salgını kullanılarak Tunus bankacılık sektörü denetçileri arasında yapılan yasa dışı anlaşmayla Tunuslularıdolandırmakla suçladı.
Kartaca Sarayı’nda 2012-2013 yıllarında Kartaca Sarayı danışmanlığı görevinde bulunan Raqabah Gözlemevi Genel Müdürü İmad ed-Daimi, Rekabet Kurulu’nun (mali konuları takip eden bir devlet kurumu) dün Abbasi, Yaiş ve Meşişi aleyhinde acil şikayet aldığını bildirdi. Nitekim sendika ve bazı partilerden aldığı desteğe rağmen bu konunun Mervan el-Abbasi'nin başbakan olma şansını azaltması bekleniyor.
Çok sayıda bakan, milletvekili ile  havayolları ve toplu taşıma şirketleri yetkilileri aleyhine dava açmayı sürdüren Raqabah Gözlemevi, Tunus havayolu şirketinden bir dizi direktör ve mühendise karşı açılan eski davaları da gündeme getirdi. Suçlamalar arasında şirkete ait uçak motorlarının ülke dışındaki bakımı sırasında dolandırıcılık yapmak ve ‘yeni uçakların’ bozulması nedeniyle şirketi ve devleti milyonlarca dolar zarara uğratmak yer alıyor. 
Yolsuzluk davalarında uzman bir isim olan Yargı Kutbu Sözcüsü ve yargıç Muhsin ed-Dali dün yaptığı açıklamada yargının dava kapsamında suçlanan direktörlerin ve mühendislerin seyahat etmelerini engelleme kararı aldığını, soruşturmaların devam ettiğini doğruladı. Mevcut parlamentodan Yusuf Şahid, İlyas Fahfak ve Hişam Meşişi hükümetlerinden ya da Zeynel Abidin bin Ali döneminden bir dizi bakanın ve temsilcinin mali yolsuzluğa karışma suçundan yargıya sevk edildiği bilgisini verdi. Seyahat etmeleri yasaklanan yetkililer arasında Devlet Mülkiyeti eski Bakanı avukat ve milletvekili Mebruk Kurşid, eski milletvekili Halid el-Kirişi, aynı zamanda 2011 yılı başından bu yana isimleri idari ve mali yolsuzluk suçlamalarında geçen 450 kişilik listede yer alan Bin Ali dönemi bakanları da bulunuyor.  
Sivil toplum kuruluşlarından bir dizi temsilci ve Raqabah Gözlemevi’nin söz konusu kimseler aleyhinde şikayetleri bulunuyor. Gözlemevi karşıtları ise gözlemevi ve Troyka hükümetinden bakanların aleyhinde dava açtı. Dali gibi Tunus eski Cumhurbaşkanı Munsif el-Merzuki’nin partisine mensup Devlet Mülkiyet Bakanı Salim bin Humeydan da bu bakanlar arasında yer alıyor.
Raqabah Gözlemevi ve bazı yandaşları, ‘kaçakçılık elemanları’ isimli bazı sendika yetkilileri aleyhinde dava açtı. Söz konusu kişiler fosfat madenlerinde, petrol işletmelerinde, kimya endüstrilerinde ve limanlardaki çalışmaları ve ulaşımı yıllarca engellemekle suçlanıyor.
Cumhurbaşkanı Said, bir dizi danışmanı, askeri ve güvenlik kurumları liderleri eşliğinde mayın bölgesini ziyaret etti. Kartaca Sarayı'nda sivil toplum temsilcilerini ağırlayan Cumhurbaşkanı Said, halka hitap ettiği konuşmada yolsuzları hesaba çekme sözü vererek fosfat şirketlerinden, halktan ve devletten milyarlarca lira çalan milletvekilleri olduğuna işaret etti.  
Kartaca Sarayı ülkedeki krizin çözülmesi için Washington, Paris, Cezayir, Kahire ve Libya da dahil olmak üzere bir dizi bölgesel ve uluslararası başkentle istişarelerini yoğunlaştırdı.
Cezayir Dışişleri Bakanı’nı iki kez ağırlayan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tabbun ile telefonda görüşen Tunus Cumhurbaşkanı Said dün Dışişleri Bakanı Samih Şukri başkanlığındaki bir Mısır heyetini kabul etti.
Şukri’nin Tunus ziyareti, Cezayirli mevkidaşının kendisi ve Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Kahire'de görüşmesinden bir gün sonra geldi. Söz konusu görüşmenin Tunus Cumhurbaşkanı ve 25 Temmuz'da aldığı kararları destekleme yönünde Mısır-Cezayir anlaşması ile sonuçlandığı bildirildi.
Ancak Cezayirli, Arap ve Avrupalı kaynakların verdiği bilgilere göre Tunus ve Libya'daki siyasi geleceğe ilişkin Kahire'den farklı bir görüş sergileyen Cezayir; Washington ve Paris ile birlikte demokratik ve parlamenter gidişata en geç bir veya iki ay içinde yeniden başlanması çağrısında bulunuyor.
Tunus medyası, Said'in kararlarına ve anayasa karşıtı darbeye karşı çıkan ABD ve Fransız medyasının haberlerini öne çıkarmaya devam ediyor. Haberlerde Tunus Cumhurbaşkanı’nın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı uzun telefon görüşmelerine de değiniliyor. ABD tarafı söz konusu görüşmelerin ardından demokratik yola saygı duyulması ve parlamento çalışmalarına mümkün olan en kısa sürede yeniden başlanması çağrısında bulunmuştu.
Tunus, Cezayir ve Avrupa medyasında, Cezayir başkentinin Tunus ve Libya'nın geleceği ve Kuzey Afrika ülkeleri arasındaki ilişkilere dair gerçekleşecek bir üst düzey bir siyasi ve güvenlik istişare toplantısına, Libya, Tunus, Cezayir, Türkiye ve ABD’den üst düzey yetkililerin de katılımıyla ev sahipliği yapabileceği haberlerine yer verildi.

 


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.