Yemen: İnsani yardım çalışmaları ile halk desteklenmeye çalışılıyor

Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib: Bağış paralarının üçte biri kuruluşların idari giderleri için harcanıyor

Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib (Saba)
Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib (Saba)
TT

Yemen: İnsani yardım çalışmaları ile halk desteklenmeye çalışılıyor

Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib (Saba)
Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib (Saba)

Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib, hükümetin, hesap beyanı sunmayı reddeden Yemen'deki kuruluşlar için alternatifleri tartıştığını açıkladı. Bazib, dürüstlüklerini ve bağımsızlıklarını kanıtlayan yerel ve ulusal örgütlerin mevcut olduğunu ifade etti.
Yemenli Bakan, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bakanlığının son altı ay içinde ülkede uluslararası kuruluşlar aracılığıyla uygulanan kalkınma programları için 500 milyon doları seferber ettiğini açıkladı.
Suudi Arabistan tarafından başlatılan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Programı (SDRPY) aracılığıyla sağlanan benzersiz kalkınma desteğine övgülerde bulunan Bazib, “Kalkınmayı gerçekleştirmek, insani, ekonomik ve hizmet alanlarında entegre bir kapsamlı destek sistemini uygulamak, para birimi istikrarını desteklemek ve Yemen’e yakıt sağlamak için planlama ve seferberlik programı çerçevesinde çalışmalar devam etmektedir.” dedi. Yemenli Bakan, bunların yanı sıra birçok önemli dosyaya da değindi.

Gerçekleştirilen öncelikler
Bazib, “Bakanlık, ilk günden itibaren hükümet programının genel çerçevesinin ve rotasının hazırlanmasına ve çeşitli sektörlerdeki mevcut durumun belirlenmesine yönelik çalışmalar yaparak aktif katkıda bulundu. Bakanlık ayrıca, sektörel politikaların geliştirilmesi ve entegre edilmesi için diğer bakanlıklarla işbirliği içinde ulusal vizyon ve politikaların hazırlanması için çalışmalar yürütüyor. Bakanlık, bu yıl için hükümetin ihtiyaç ve önceliklerinin uyumunu sağlayan esaslara göre yatırım programını hazırlamış. Yemen'in ortakları ile kalkınma işbirliği ilişkilerini genişletmek, devam eden projelerin uygulanmasını hızlandırmak, durdurulan ve askıya alınan projeleri yeniden başlatmak, Yemen'in ülkeler ve bölgesel ve uluslararası kuruluşlardan ortakları ile iletişim ve koordinasyon mekanizmalarını harekete geçirmek ve kapsamlı yeniden yapılanma ve ekonomik toparlanma programı ve stratejik vizyon çerçevesinin hazırlanması için çalıştık.”
Bakanlığın sosyal koruma programlar, küçük ve orta ölçekli işletmelere destek sağlanması, tarım ve balıkçılık sektörlerinin kalkınması ve temel hizmetlerin karşılanması için gerekli fonları sağlayabildiğini söyleyen Yemenli Bakan, “Bakanlık, son altı ay içinde ülkede uluslararası kuruluşlar aracılığıyla uygulanan kalkınma programları için 500 milyon doları seferber etti. Yemen'deki insani yardım çalışmalarının kapsamlı bir şekilde düzeltilmesi, bu alanda faaliyet gösteren uluslararası örgütlerin denetlenmesi ve hayat kurtaran yardımların dağıtımında ortaklık, şeffaflık, bağımsızlık ve yardımların sadece belli bir merkeze ulaştırılmayıp birçok bölgeye aktarılması için çalışıyoruz. Tek bir pencere programı oluşturarak kuruluşların çalışmalarını otomatikleştirmeye başladık. Bu sayede kuruluşlar kayıt altına alınacak, tüm yan sözleşmeler onaylanacak ve muafiyetler ve izin hizmetleri “tam şeffaflık ve bağımsızlık içinde” kolaylaştırılacak. Bu, iş akışını kolaylaştırır ve kuruluşların performansı üzerinde denetim ve kontrol kolaylığı sağlar.”

Ülkedeki gıda durumu
Bazib, Yemen'deki gıda güvenliği durumunun “devam eden saldırılar ve Husi grubunun ateşkese uymaması ve müzakere masasına oturmaması nedeniyle daha da kötüleştiği” konusunda uyarılarda bulundu. Pandeminin etkilerinin yanı sıra sel, çöl çekirgesi salgınları, ekonomik çöküş ve insani yardımlarda azalma konularına da dikkat çeken Bakan Bazib, “Savunmasız nüfuslar giderek krize daha da uyum sağlayamamaya başladı. 2021 İnsani Müdahale Planı ve Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırılması (IPC) raporu 16,2 milyon Yemenlinin açlık sorunu yaşadığını ortaya koyuyor. Rapora göre bunlardan yaklaşık 5 milyon Yemenli kıtlığın eşiğinde 50 bin Yemenli ise halihazırda kıtlık benzeri koşullarla karşı karşıya.”
Bakanlığın, Yemen limanlarını yüksek riskli olarak sınıflandıran gemilerin sigorta masraflarını karşılayan bir kredi garanti fonu kurmak için çaba sarf ettiğini söyleyen Bazib, “Bu, malların maliyetini, değerini ve fiyatlarını düşürecektir. Ayrıca Suudi Arabistan ve Arap Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu'ndaki kardeşlerimizle birlikte Aden, Hadramut ve El-Mahra'da hastaneler ve eğitim şehirleri kurmak için yeni projeler geliştirmek ve toplum fakülteleri kurmak için çalışıyoruz. Bu bağlamda Kuveyt Kalkınma Fonu ile on bir fakülte için hazırlık yapıyoruz.”

Mevcut zorluklar
Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Vaid Bazib, “Mevcut en önemli zorluklardan biri, uluslararası toplum ve büyük bağışçılar ile ortaklığı güçlendirmek ve geçici başkent Aden'den doğrudan faaliyetlerine yeniden başlamaları için onlara uygun ortamı sağlamaktır. Mevcut en önemli zorluklardan bir tanesi de ekonomik ve kalkınma durumunu ilerletmek için özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile yatırım fırsatları ve etkin ortaklıklar kurmak için çalışmaktır. Hükümetin Aden’e dönüşü ve siyasi istikrarın sağlanması, bağış yapan kuruluşların ve fonların Aden'e dönüşü için cezbedici bir ortamın yaratılmasını sağlayacak. Bağışçı kuruluşlar ve ülkeler, şartlarını azaltmalılar ve siyasi partilerin ülkeyi çalışmaya ve toparlanmaya hazırlamak için Riyad Anlaşmasının ruhuna geri dönmelerine yardımcı olmalılar. Çatışmayı gidermek ve taraflar arasındaki görüşleri yakınlaştırmak için şahsen çaba ve girişimlerde bulunuyorum.”

Bağışçıların parası
Hükümetin bağış fonlarından hiçbirini almadığını, bu fonların Birleşmiş Milletler ve yerel ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla dağıtıldığını belirten Bakan, “Bakanlığımız, bir yandan sahada uygulama yapan uluslararası kuruluşların çalışmalarını takip etmeye ve kolaylaştırmaya çalışırken, bir yandan da uygulayıcı kuruluşlarla bu sektörlerden bazılarının ihtiyaçlarına yönelik araştırmalar yapıyor.” dedi.
Bazib, “Bildiğiniz gibi, Birleşmiş Milletler ile İsveç ve İsviçre hükümetlerinin Mart 2021'in başında düzenlediği bağış konferansında, bağış yapan ülkeler bu yıl için 1,67 milyar dolar taahhütte bulundular. Bu fonun gıda güvenliği, tarım, beslenme, sağlık, su, çevre temizliği, yerinden edilmiş kişiler ve mülteci kampları için koruma ve destek konularında acil müdahalelerle ilgili sektörlere yönelik insani müdahale planının gerekliliklerine göre dağıtılması planlanmaktadır. Çatışma durumu nedeniyle üçüncü taraflar yerine doğrudan bağışçılar veya uluslararası kuruluşlarla iletişim kurabilmek için hükümete olan güveni yeniden sağlamaya çalışıyoruz. En azından ulusal kurumlarımızla ortaklık kurarak, kurum personelinin ve idari giderlerin masraflarını azaltmak için uygulama mekanizmalarını desteklemeye çalışıyoruz. Söz konusu masraflar bağışların üçte birinden fazla.”
Yemen'de faaliyet gösteren uluslararası örgütlerin birçoğuna yönelik eleştirilerde bulunan Bakan Bazib, "Biz onlara defalarca çağrıda bulunmamıza rağmen faaliyetlerine ilişkin raporları bize göndermiyorlar. Ayrıca yardım ve hibelerle ilgili nakit transferleri ve bankacılık işlemlerinin Merkez Bankası kanalıyla yapılması için defalarca çağrıda bulunduk. Bunu söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Diğer yandan, Merkez Bankası'na denetim raporlarının sunulması ve bağışçılar tarafından belirlenen diğer işlemler gibi kuruluşlardan bazı taleplerin istenmesini takdirle karşılıyoruz, ancak finansman ve transfer adımları, Yemen hükümeti tarafından garanti edilen bir şeffaflık ile başlayabilir. Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı'nda 20'den fazla ülkeye ait 90'dan fazla kayıtlı uluslararası STK bulunuyor. Bunun yanı sıra Dışişleri Bakanlığı ile yer anlaşması imzalayan 17'den fazla uluslararası kuruluş bulunuyor.

Kuruluşların performans raporları
Yemen dışındaki bağışçıların doğrudan gözetim ve değerlendirme mekanizmalarının zayıf olduğunu kaydeden Bakan, “Yemen'de faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar tarafından temsil edilen program ve projelerini uygulamak için üçüncü şahıslara yetki verilmesi yararlanıcılara sağlanan programların etkinliğinin zayıflığına, yolsuzluk vakalarının ortaya çıkmasına ve idari ücretlerin yüksek yüzdede gelmesine yol açtı. Geçtiğimiz yıllarda yolsuzluk olaylarının birçok BM kuruluşu tarafından açığa çıkarılmasına ve bu konuda BM kuruluşlarıyla sürekli yazışmalarımıza rağmen, çoğu proje için denetim raporu sunulmamakta ve proje üzerindeki incelemeler hükümetle paylaşılmamaktadır. Gerekçe olarak ise bu projelerin güncelliğini yitirmiş olduğu ve yenilenmesi gerektiği öne sürülmektedir. Bahsettiğim durumlar, yüksek idari ücretler ve bağışçı ile Yemen hükümeti arasında önceden koordinasyon sağlanamaması nedeniyle en önemlileri yerel ve ulusal kurumlar olan ve dürüstlüğü ve bağımsızlığı ile herkes tarafından bilinen alternatifler bulmak için birçok bağışçı ile koordinasyon kurmaya başladık.” açıklamalarında bulundu.
İnsani müdahale planı ile ilgili çabalara değinen Bakan, “Söz konusu planın etkinliği Yemenlilere temel ihtiyaçların ve hizmetlerin sağlanma yeteneğiyle ilgilidir. Bu plan istihdam yaratmayı destekleyen kapsayıcı bir ekonomik büyüme modeline sahiptir. Ortaklıkların genişlemesi ile yerel kurumları ve özel sektörü, özellikle gıda güvenliğini artırmaya yönelik önlemlere dahil etmek ve Yemen'in tüm bölgelerinde vatandaşlara makul fiyatlarla temel gıda ürünleri sağlamak mümkün olacak. Şu anda Aden'deki Merkez Bankası'nın gözetiminde uluslararası kuruluşların hesaplarındaki dolarlar ve Yemen riyalleri kaynak olarak kullanılmaya başlandı. Böylece bu kuruluşlar piyasadaki en iyi fiyatları alabilecek.” açıklamalarında bulundu.

Suudi programı ile iş birliği
Suudi Arabistan tarafından başlatılan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Programı (SDRPY) aracılığıyla sağlanan kalkınma desteğine övgülerde bulunan Bazib, “Yemen'in kalkınması ve yeniden inşası için entegre bir kapsamlı destek sistemini hayata geçirmek üzere SDRPY ile birlikte çalışıyoruz. Suudi Arabistan, Yemen’de kalkınmayı gerçekleştirmek, insani, ekonomik ve hizmet alanlarında entegre bir kapsamlı destek sistemini uygulamak, para birimi istikrarını desteklemek ve ülkeye yakıt sağlamak için çalışıyor” diye konuştu.

Liman desteği
Yardım malzemeleri ile gıda ve ilacın gelişini kolaylaştırmak ve savaş nedeniyle limanların hareketi üzerindeki baskıların üstesinden gelmek için uluslararası toplumu karayolu ve liman sektörünü desteklemeye çağıran Bakan, “Aden limanı ve Mukalla limanı için acil ve istisnai destek talep ediyoruz” dedi.

Koronavirüs aşıları
Koronavirüs aşılarının yaygınlaştırılması ve dağıtılması için kapsamlı bir ulusal plan hazırlığının yapıldığından ve aşılanacak öncelikli grupların ve gerekli aşı dozlarının belirlenmesi için çalışma yürütüldüğünden bahseden Yemenli bakan, “Covax girişimi, nüfusun yaklaşık yüzde 20'sine (yaklaşık 7 milyon doz) aşı sağlamaya başladı ve 360 bin aşılık ilk parti geçen Mart ayında geldi. Aşılama işlemleri Nisan ayının başında başladı. Dünya Bankası 2 milyon aşı için 6 milyon dolarlık idari masrafları karşıladı. ABD, yakında Covax girişimi yoluyla gelecek olan 504 bin doz aşı sağladı. Halihazırda nüfusun geri kalan yüzde 80'i için aşıya ihtiyaç var.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.