Malezya siyaseti uçurumun kıyısında mı?

Kovid-19 salgını ve ekonomik baskıların ortasında Malezya siyaseti.

Malezya'nın eski Başbakanı Mahathir Muhammed (sağda) ve ana muhalefet lideri Enver İbrahim hükümet karşıtı yürütülen gösteri sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. (AFP)
Malezya'nın eski Başbakanı Mahathir Muhammed (sağda) ve ana muhalefet lideri Enver İbrahim hükümet karşıtı yürütülen gösteri sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. (AFP)
TT

Malezya siyaseti uçurumun kıyısında mı?

Malezya'nın eski Başbakanı Mahathir Muhammed (sağda) ve ana muhalefet lideri Enver İbrahim hükümet karşıtı yürütülen gösteri sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. (AFP)
Malezya'nın eski Başbakanı Mahathir Muhammed (sağda) ve ana muhalefet lideri Enver İbrahim hükümet karşıtı yürütülen gösteri sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. (AFP)

Muhammed Garavi (Gazeteci ve Yazar)
Malezya siyaset sahnesi, siyasi drama ve çok taraflı çatışmalarda yeni bir döneme girdi. Bu da ülkedeki mevcut durumu, özellikle koronavirüsün (Kovid-19) yeni bir varyantının ülkede görülmesinden sonra salgının daha önce görülmemiş bir krize dönüşmesi ile daha da karmaşık hale getirdi. Diğer yandan Başbakan Muhyiddin Yasin hükümeti, kurulduğu günden bu yana sürekli olarak meclis çoğunluğunu elde ettiğine ilişkin şüphelerle karşı karşıya kalırken, içeride ve dışarıda attığı büyük adımlarla daha uzun bir süre iktidarda kalma mücadelesi veriyor.

Seçilmeden iktidar olan hükümet
Malezya’nın siyaset sahnesindeki gerilim, eski Başbakan Mahathir Muhammed’in herhangi bir gerekçe göstermeden geçtiğimiz yıl şubat ayında aniden istifa etmesiyle başladı. Eski Başbakan, Umut İttifakı (PH) hükümetinin düştüğünü ve muhalefet saflarına geri döndüğünü duyurdu. Umut İttifakı’nda seks skandalı nedeniyle birkaç yıl hapiste kalan Enver İbrahim'in eski rakibi Mahathir’in kurucusu olduğu Birleşik Yerli Partisi’nin (PPBM) yanı sıra Enver İbrahim liderliğindeki Halkın Adaleti Partisi’ndeki (PKR) Enver karşıtı kanat, Demokratik Hareket Partisi (DAP) ve Milli Emanet Partisi (Amanah) yer alıyordu. 
2018'de gerçekleşen genel seçimler, ülkenin bağımsızlığını kazanmasından bu yana 60 yıldır ülkeyi yöneten Birleşik Malay Ulusal Örgütü (UMNO) için tarihi bir kayba neden oldu. Daha önce Mahathir Muhammed tarafından yönetilen ve yerine mevcut Başbakan Muhyiddin Yasin'in geçtiği PPBM partisi artık muhalefet partilerinin oluşturduğu Umut İttifakı’nın bir parçası değil. Bununla birlikte Mahathir, Muhyiddin’i kendisini ve hükümeti devirmeye çalışmakla suçladı.
Mahathir'in iktidara gelmesinden iki yıl sonra, seçimlerin kazanılmasında büyük rolü olan ortağı Enver İbrahim’e verdiği sözü yerine getirmek ve iktidarı devretmek zorundaydı. Ancak ani bir kararla istifa etti. Bunun üzerine uzun zamandır beklediği makamı elde etme fırsatını kaçıran Enver, başbakanlık makamını Muhyiddin Yasin'den daha fazla hak ettiğini kanıtlamak için mücadele etmek zorunda kaldı.
Malezya Kralı Sultan Abdullah Riayatuddin El-Mustafa Billah Şah, erken genel seçim çağrısı yapmak yerine Muhyiddin Yasin'i yeni bir hükümet kurmakla görevlendirdi. Mahathir ve Enver, söz konusu dönemde Muhyiddin'in kraliyet görevini yerine getirmek için gereken meclis çoğunluğuna sahip olmadığını iddia ettiler. Muhyiddin, Ulusal İttifakı ile birlikte mecliste ülkeyi yönetmeye yetecek çoğunluğa sahip olduğunu kanıtlamak için siyasi partileri ve bazı parlamenterleri bir araya getirmeye çalıştı. Ancak başbakanı olduğu mevcut hükümet şu ana kadar meclis çoğunluğunun desteğini aldığını kanıtlamayı başaramadı.
Muhyiddin hükümetini, Malezya İslam Partisi’nin (PAS) yanı sıra koalisyon içindeki en büyük blok olan UMNO ve Mahathir'in kurucusu olduğu ancak dört milletvekili ile birlikte ayrıldığı PPBM ile ittifak oluşturarak 2020 yılının mart ayı başlarında kurmayı başardı.
Meclis çalışmalarının askıya alınması için OHAL ilan edildi
Analistler, Malezya Kralı Sultan Abdullah Şah’ın Kovid-19 salgınının patlak vermesinin ardından geçtiğimiz yılın sonunda milletvekillerini hükümetin bütçesini desteklemeye çağırarak, ülkenin siyasi istikrarını korumaya çalıştığını düşünüyorlar. Malezya Kralı, Başbakan Muhyiddin'in geçtiğimiz ocak ayında olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesi talebini de onaylamıştı.
OHAL, muhalefet kanadı ve yakın zamana kadar UMNO liderleri tarafından yönetilen iktidardaki Ulusal İttifak'ın yanında yer alan partiler tarafından tepkiyle karşılandı. Birçoğu OHAL’in ilan edilmesini, Başbakan Muhyiddin’in şimdiye kadar iktidarda kalması için bir bahane olarak gördü. Ayrıca OHAL ile meclis çalışmalarının askıya alınması mevcut iktidarın başına da iş açtı. Günden güne güçlenen muhalefet kanadı, Başbakan Muhyiddin ve hükümetinin istifa taleplerine daha fazla destek bulmayı başardı.

Hükümet tutumunu korurken halk protesto gösterileri düzenliyor
Malezya, son birkaç gündür hükümet karşıtı eylemcilerin ve milletvekillerinin yanı sıra doktorların düzenlediği protesto gösterilerine tanık oldu. Genç eylemciler, hükümete olan öfkelerini ifade etmek için ‘Kara Bayraklar’ adlı gösteriler düzenlediler ve Başbakan Muhyiddin’in istifasını istediler. Ayrıca bir buçuk yılı aşkın bir süredir devam eden kapanma çerçevesinde sözleşmeli çok sayıda doktor, daha fazla ayrıcalık ve kadrolu doktorlarla eşitlik talep etmek için bir grev düzenledi.
Buna karşın hükümet, kapsamlı yurt dışı ziyaretleriyle uluslararası meşruiyetini aramaya çalışarak tutumunu koruyor. Hükümet, yaklaşık 600 günlük karantina nedeniyle çöküşün eşiğinde olan ekonomisine destek aramak için dost ve zengin ülkelerden yabancı yatırım çekmeye yönelik ziyaretlerle özellikle Ortadoğu'daki eski müttefiklerine yöneldi.
Muhyiddin Yasin, dikkati özellikle teşvik paketleri aracılığıyla küresel pandemiyle mücadeleye, ekonomiyi canlandırmaya ve salgının önünü kesmek için hareketleri kısıtlayan yasaların uygulanmasına verdi. Ancak muhalefet, tamamen kapanmanın ekonominin çarkını felç ettiğine, bunun salgının yayılmasını engelleyemediğine ve kapanmanın arkasındaki asıl amacın hükümetin ömrünü uzatmak olduğuna inanıyor.

Sarayla karşı karşıya
Malezya Kralı Sultan Abdullah Şah’tan meclis oturumlarının yeniden başlamasını gerektiren açık ve doğrudan bir talep gelirken saray, OHAL süresinin uzatılmasına gerek olmadığını duyurdu. Hükümet, milletvekillerinin hararetli tartışmalara sahne olan meclise dönmelerine izin verdi. Ancak milletvekilleri ve meclis çalışanları arasında Kovid-19 vakalarındaki artış nedeniyle iki oturumdan sonra geri adım atan hükümet, meclis çalışmalarını süresiz olarak askıya aldı. Hükümetin kararı, saraydan yapılan ve Sultan Abdullah Şah’ın, Parlamento ve Hukuk Bakanı Takiyuddin Hasan’ın, olağanüstü meclis oturumunda, hükümetin OHAL'in uzatılmayacağı yönünde tek başına karar alabileceğini söylemesinden rahatsızlık duyduğunu belirtilen açıklamasının hemen ardından geri çekildi. Açıklamada Kral’ın, bakanın açıklamasından duyduğu memnuniyetsizlik dile getirilirken ‘milletvekillerini yanıltan bu karara’ katılmadığı vurgulandı.
Gözlemciler, Başbakan Muhyiddin’in meclis toplanmadan önce UMNO partisi lehine bir kabine değişikliği yaparak Malezya’nın en büyük siyasi partisini meclisin önüne geçirme girişimlerinin parti sekreteryasını ve önde gelen isimlerini tatmin etmediğine inanıyorlar. Buna karşın iktidar koalisyonu üyesi partilerden UMNO hükümet koalisyonuna verdiği desteği çektiğini açıkladı.

Siyasi krizin geleceği
Başbakan Muhyiddin ve hükümetin bu kararla krala saygısızlık yaptığı gerekçesiyle istifa çağrıları yapılsa da Muhyiddin Yasin'in hükümeti kısa vadede ayakta kalabilecek durumda. Hükümet, anayasaya olan bağlılığını ve 1 Ağustos'tan sonra OHAL yasalarını yürürlükten kaldırma yetkisinin artık kralın elinde olmadığını vurguladı.
Bu durum, Malezya Kralı'nın Bakan Takiyuddin’in açıklamasına karşı öfkesini alenen ifade etmesine rağmen hükümeti görevden alma yetkisine sahip olmadığı gerçeğiyle destekleniyor. Bu nedenle, geçen hafta yapılmaya çalışılan gensoru önergesi ile hükümeti devirme yetkisine sahip olan kurumun ülkenin meclisi olduğu vurgulandı. Başbakan tarafından yapılan açıklamaya göre şartlar uygun olursa meclis toplantılarının en erken önümüzdeki eylül ayında başlaması planlanıyor.
Anayasa uzmanları, UMNO’nun hükümet koalisyonuna desteğini geri çekmesinin, milletvekilleri tarafından Kral’a gönderilen yazılı mektuplarla (yasal beyannameler) doğrulanması gerektiğini belirttiler. Burada ‘Muhyiddin hükümetinin düşmesi durumunda Malezya erken genel seçimlere gidebilir mi?’ sorusu ortaya çıkıyor. Saravak, OHAL’in bu ayın başlarında biter bitmez altmış gün içinde eyalet seçimleri yapmaya hazır olduğunu duyurdu.
Ancak pandemi sırasında rekor sayıda vaka kaydedilen Sabah eyaletinde seçimlerin düzenlenmesi halen uzak bir ihtimal olarak görülüyor. Malezya şu an bir milyonu aşkın vaka ve tehlikeli delta varyantının yayılmasıyla daha önce tanık olmadığı bir sağlık krizinden geçiyor. Bu durum, takımadaları etkileyen salgın krizi sona erene kadar ülkede erken seçimlerin yapılması düşüncesini güçleştiriyor.

 


Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

ABD'de yapılan yeni ankete göre evcil hayvan sahibi olmak, yaşlı Amerikalıların sağlık ve refahını iyileştirebiliyor.

50 ila 93 yaşındaki yaklaşık 2 bin 700 yetişkinin yarısından fazlası, evcil hayvan sahibi olmanın günlük yaşamlarını iyileştirdiğini, yüzde 44'ü daha aktif olmalarını sağladığını ve yüzde 63'ü de stresi azalttığını belirtti. Stres, sağlık sorunlarını genellikle daha da kötüleştirebiliyor.

Evcil hayvan sahibi olmak aynı zamanda ruh sağlığını da iyileştirebiliyor. Katılımcıların yüzde 83'ü evcil hayvan sahibi olmanın onlara bir amaç duygusu verdiğini, yüzde 63'ü sevildiklerini hissettirdiğini ve yüzde 35'i fiziksel veya duygusal semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyledi.

Yüzde 70 kadar büyük bir oranda katılımcı ise başkalarıyla daha fazla bağlantı kurduklarını belirtti. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre bu, hastalıkları geciktirmeye ve yaşam süresini uzatmaya katkı sunabilecek faydalı bir faktör.

Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör ve köpek sahibi olan Dr. Preeti Malani yaptığı açıklamada, sonuçların "hayvanların yaşlı yetişkinlerin yaşamlarında önemli rol oynayabileceğini ve sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunabilecek birçok fayda sağlayabileceğini açıkça gösterdiğini" belirtti.

Evcil hayvanlar yaşama anlam katıyor
Malani ve araştırmacılar, anket sonuçlarını, okulun 2018'de 50 ila 80 yaşındaki 2 bin 51 yetişkinle yaptığı başka bir ulusal anketle karşılaştırdı.

Evcil hayvan sahibi yaşlı yetişkin yüzdesinde önemli bir değişiklik olmamasına rağmen, evcil hayvan beslemenin onlara bir amaç verdiğini söyleyen yetişkinlerin yüzdesinin 10 puan arttığını buldular.

Ancak evcil hayvanlarının fiziksel veya zihinsel semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyleyen yetişkinlerin yüzdesi 2018'deki yüzde 60'tan geçen yıl yüzde 34'e düştü.

Evcil hayvanlarının fiziksel bakımdan aktif olmalarına katkı sunduğunu bildirenlerde yüzde 20, evcil hayvanlarının stresi azaltmalarını sağladığını söyleyenlerde yüzde 16'lık düşüş görüldü.

İnsanın en iyi dostunun maliyeti
Amerikan Evcil Hayvan Ürünleri Derneği'ne göre ABD'de 94 milyon hanede en az bir evcil hayvan var ancak anket, maliyetler nedeniyle evcil hayvan sahibi olmamayı tercih edenlerin sayısının arttığını gösterdi.

Evcil hayvan bakmama nedeni olarak maliyeti gösterenlerin yüzdesi 2018'de yüzde 21'den 2025'te yüzde 33'e yükseldi.

Evcil hayvan bakımı için zamanlarının olmadığını veya sağlık durumlarının buna izin vermediğini söyleyenlerin yüzdesi de sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 4 arttı.

Anket ayrıca, evcil hayvan bakımının maliyetlerinin, 50 yaş üstü evcil hayvan sahiplerinin yüzde 30'undan fazlasının bütçesini zorladığını ortaya koydu.

Malani, "Ancak evcil hayvan bakmaktan en fazla faydayı görebilecek kişilerin, evcil hayvan sahipliğiyle ilgili maliyet zorlukları yaşayan kişiler de olabileceğini" belirtti.

Independent Türkçe


Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırma kararını büyük ölçüde, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın tavsiyeleri doğrultusunda vereceği bildirildi.

Geçen hafta Trump, perşembe günü Cenevre'de yapılacak ve son çare niteliğindeki nükleer anlaşma görüşmeleri öncesinde İran'a karşı hava saldırılarını ciddiyetle "değerlendirdiğini" söylemişti.

stemlerindeki düşük stok seviyesine ilişkin endişeleri nedeniyle Vance, İran'a yönelik saldırıların başarısına daha şüpheli yaklaşıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, General Caine'in "Görevi başkomutana tarafsız bilgi sağlamayı gerektiren ve bunu mükemmel bir şekilde yapan, son derece saygın bir profesyonel" olduğunu ve görüşmelerde kişisel görüşlerini dile getirmediğini söyledi.

fdbf
Dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Girit adasındaki Suda Körfezi'ne geldi (Reuters).

Bazı danışmanların saldırıların etkili olup olmayacağı konusunda şüphe duyması nedeniyle çeşitli seçenekler görüşülüyor. Diğer seçenekler arasında İran'ın tıbbi araştırma veya tedavi ve sivil enerji için sınırlı nükleer zenginleştirmeyi sürdürmesine izin vermek de yer alıyor.

Witkoff, Amerika'nın amacının sıfır zenginleştirme sağlamak olduğunu açıklasa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi daha sonra CBS'e ülkenin zenginleştirmeden vazgeçmeye hazır olmadığını söyledi.

Pazar günü Fox News'a konuşan Witkoff, Trump'ın ABD'nin bölgedeki askeri yığılması karşısında İran'ın neden "teslim olmadığını" anlamakta zorlandığını söylemişti.

"'Hayal kırıklığına uğramış' kelimesini kullanmak istemiyorum... Çünkü [Trump] birçok alternatifi olduğunu anlıyor ancak neden teslim olmadıklarını merak ediyor... 'Teslim' kelimesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadıklarını merak ediyor" demişti.

Her iki taraf da görüşmelerin başarısız olması durumunda savaşa hazır oldukları mesajını verdi. Ayetullah Ali Hamaney, uçak gemilerinin konuşlandırılmasına onları batırmakla tehdit ederek karşılık verdi.

Independent Türkçe


İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
TT

İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)

ABD’li ve Batılı yetkililer tarafından yapılan uyarılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı büyük çaplı askeri saldırılar başlatmaya karar vermesi halinde İran'ın, vekillerine Avrupa ve Ortadoğu'daki ABD hedeflerine misilleme saldırıları düzenlemeleri talimatını verebileceğine dair giderek endişe verici sinyaller veriyor.

New York Times (NYT) gazetesi tarafından yayınlanan bir rapora göre istihbarat kurumları, radikal unsurlar arasındaki elektronik iletişimin dinlenmesini ifade eden ve olası saldırılar için bir planlama ve koordinasyon olduğunu gösteren ‘sohbet’ olarak bilinen faaliyetlerde artış olduğunu gözlemledi, ancak şimdiye kadar herhangi bir somut plan tespit edilmedi.

Hibrit tepkiler

Olası senaryolar arasında Yemen'deki Husilere Kızıldeniz'de Batılı ülkelerin gemilerini hedef almaya devam etmeleri talimatı verilmesi, Hizbullah’ın Avrupa'daki uyuyan hücrelerinin harekete geçirilmesi ve El Kaide veya ona bağlı örgütlerin ABD üslerine ve büyükelçiliklerine saldırı düzenlemesi yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre New York'taki Soufan Araştırma Merkezi (TSC) İcra Direktörü Colin P. Clarke, İran'ın, vekilleri aracılığıyla terörist saldırılar düzenleyerek ABD'nin askeri harekatının maliyetini artırabileceğini söyledi.

NYT’nin haberine göre Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, ister askeri tesislere yönelik sınırlı saldırılar olsun, ister İran rejimini devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çaba olsun, Tahran'ı herhangi bir saldırıyı varoluşsal bir tehdit olarak görmeye itebilir ve bu da 2020 yılı başlarında Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla Tahran'ın yanıtının kapsamını genişletebilir.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu'da konuşlu 30 ila 40 bin ABD askerini korumak için bölgeye Patriot bataryaları ve diğer hava savunma sistemleri takviyesinde bulundu. Ancak güvenlik yetkilileri, olası saldırıların büyükelçilikler veya ekonomik çıkarlar gibi daha az korunan yerleri hedef alabileceğine inanıyor. Bununla birlikte üst düzey Batılı bir yetkili, İran'ın terörist operasyonlar veya dolaylı saldırılar da dahil olmak üzere karma tepkilere başvurabileceği konusunda uyardı. ABD, Avrupa ve Ortadoğu'daki istihbarat kurumlarının tehdit raporlarını sürekli olarak gözden geçirdiğini açıkladı.

Bölgesel savaş

ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Jack Reed, İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırının daha geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebileceği, Ortadoğu'da konuşlu ABD askerlerini tehlikeye atabileceği ve küresel piyasaları istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu.

Reed, Başkan Trump'tan olası bir askeri harekatın hedeflerini netleştirmesi, risklerini ve maliyetlerini açıklaması ve net sonuca ulaşacak açık bir strateji sunmasını istedi.

Haberde, 2025 yılında Hamas'tan Hizbullah'a ve Husilere kadar İran'ın bazı bölgesel müttefiklerinin kapasitelerinde bir düşüş olduğu belirtilse de bu örgütlerin geri kalanı, özellikle Irak ve Yemen'de ABD'nin çıkarları için hala ciddi tehdit oluşturuyor.

Bu endişeler, El Kaide'nin Avrupa'da varlığını yeniden kazanmak için büyük bir saldırı düzenlemeye çalıştığına dair haberlerle örtüşüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede, El Kaide’nin yurtdışı eylemler düzenleme hedefinin ‘hala yüksek olduğu ve artıyor olabileceği’ belirtildi.

BMGK’nın raporuna göre İran'dan El Kaide'yi yönettiği düşünülen Seyful Adil, Irak, Suriye, Libya ve Avrupa'daki hücreleri yeniden faaliyete geçirme emri verdi. Bu da örgütün yurtdışında eylemlerde bulunma niyetinin uzun vadeli olduğunu gösteriyor.

NYT’nin haberi, İran'ın vekilleri aracılığıyla geleneksel olmayan yöntemlere başvurma olasılığının, Washington'ın sınırlı saldırılardan Ortadoğu'nun ötesine yayılabilecek daha geniş çaplı çatışmaya kadar çeşitli senaryolara hazırlandığı bir dönemde, ABD'nin askeri olarak gerilimi artırma kararını zorlaştırdığı sonucuna varıyor.