Dera’da uzlaşı görüşmeleri

Suriye’nin güneyinde, rejime ait askeri bir araca müzakerelerle eş zamanlı olarak saldırı düzenlendi.

Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)
Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)
TT

Dera’da uzlaşı görüşmeleri

Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)
Dera’daki Rus heyetini taşıyan araçlar. (Havran Topluluğu)

Dera’da Suriye rejimi ve müzakere heyetleri arasında nihai bir anlaşmaya varılamadı. Suriye’nin güneyindeki Dera’da korku ve gerilimin hakim olduğu bir zamanda bir Rus yetkili tarafından verilen bilgiler, Moskova’nın da bölgede barışçıl çözüm aradığı yönünde.  
Rejim, yakın zamanda mevzilerine yönelik hareketliliğinin arttığı alanları bombaladı. Suriye’nin güneyinde işleri daha karmaşık hale getiren ise el-Balad bölgesinde olduğu gibi  rejimin kendi isteklerine uymayan tüm müzakere önerilerini kabul etmemesi ve bölgelere tam ve etkin kontrolünü dayatmasıydı. Aynı şekilde Dera’daki rejim komitesi, el-Balad’da bulunan müzakere komitesinin tüm önerilerini kabul etmezken şehrin askeri kontrolüne dair ısrarını da sürdürdü.
Dera’dan yerel kaynaklar, bölgenin doğu ve batı kırsalındaki tüm müzakere komitelerinin ve Suriye’nin güneyindeki Beşinci Kolordu Komutanlığı’nın dün öğleden sonra Dera’nın batı kırsalındaki Tafas kasabasında kapsamlı bir toplantı yaptığını aktardılar. Toplantının ‘çabaları ve söylemleri birleştirmeyi, müzakere kanalları veya başka yollarla el-Balad bölgesini koruyan bir toplu sözleşmeye ulaşmayı’ amaçladığı kaydedildi.
Kaynaklar bu sabah yerel savaşçıların, el-Balad bölgesinde devam eden askeri gerilime yanıt olarak Suriye rejim güçlerine ait bir askeri aracı hedef aldığını belirttiler. Saldırının, Dera’nın kuzeydoğu kırsalındaki Busr el-Harir, Nahtah ve Melihit el-Ataş bölgeleri yakınlarından geçen, es-Suveyda ve İzra arasındaki yolda gerçekleştirildiği bilgisi verildi. Askeri araçtaki unsurlar arasında yaralıların ve ölülerin olduğu kaydedildi.
Suriye rejim güçleri, olay yerine ve Nahtah, Busr el-Harir ve Melihit el-Ataş kasabalarının eteklerine askeri araç ve tanklarla desteklenen askeri takviyeler gönderdi. Söz konusu kasabalar, havan topları ve bombalarla hedef alınırken bölge, Suriye rejim güçlerinin saldırılarından korkan bir insan göçüne tanık oldu.
Dera’nın batı kırsalındaki el-Bakkar bölgesinde bulunan bir kontrol noktasında konuşlanmış rejim güçleri ile yerel savaşçılar arasında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından dün gece, Zayzun ve el-Acmi bölgeleri de topçu ateşine maruz kaldı. El-Balad bölgesindeki sürekli gerilime ek olarak yerleşim alanları bombalandı, Dördüncü Tümen güçleri tarafından saldırı girişiminde bulunuldu.
El-Balad şehri ileri gelenlerinden ve müzakere komitesi üyesi Faysal Abazid, batı kırsalı merkez komitesinin bölge sakinleri, ileri gelenleri ve el-Balad komitesi tarafından onaylanan müzakere için bir çözüm sunduğunu söyledi. Abazid, önerilerin Dera’ya götürüldüğünü, rejimin güvenlik komitesi ile görüşüldüğünü ancak komitenin önerileri kabul etmediğini belirtti. Yanıt ise tüm muhalifleri ve Suriye ordusuyla karşı karşıya kalan el-Balad’daki savaşçıları kovmak oldu.
Abazid, Suriye rejiminin Dera’daki güvenlik komitesi başkanı Tümgeneral Hüsam Louka’nın uzlaşmazlığına, şehirden gelen taleplere yönelik ısrarına, el-Balad’dan talepleri yerine getirilmeyen anlaşma ve müzakerelerin aksamasına dikkat çekti. Suriye rejimine bağlı bir subayın, bu durumu açıkça söylediğini belirten Faysal Abazid, “El-Balad’ı Havran’da ders alacağız” diyerek Dera ve Havran halkını el-Balad’ın yanında olmaya ve onu savunmaya çağırdı.
Dera’da muhalif siyasi isimlerin ve güçlerin yaptığı açıklamalara ve çağrılara göre İran’ın Suriye’nin güneyi meselesine katılımı açık bir şekilde görülüyor. Söz konusu çağrı ve açıklamalar, Suriye’nin güneyi üzerindeki ‘İran hegemonyası’ projesine karşı da uyarıda bulundu. Müzakere heyetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye rejiminin güvenlik komitesinin mevcut uzlaşmazlığının, her türlü vizyonlarını aşan dış düzenlerin varlığını belirginleştirdiğini söyledi. Kaynaklara göre daha önce yaşananların aksine her müzakere oturumunda Şam liderliğini bilgilendirme bahanesiyle yanıtın oturumun bitiminden birkaç saat veya bir gün sonraya ertelenmesini talep ettiler. Kaynaklar tarafından duruma dair şu açıklamada bulunduldu:
“İran ve milislerinin Suriye’nin güneyinden uzaklaştırılmasını öngören yerleşim anlaşmasında geçtiğimiz yıllarında, Dera’daki yerleşim bölgelerinde meydana gelen her olayda tüm tarafları memnun edecek çözümlere ulaşıyorduk. Ancak rejim görevlilerinin bu aşamadaki uzlaşmazlığı ve ısrarı yeni bir şey gösteriyor. Yeni emirler, Tahran’ın İran destekli milislerin katılımı sayesinde Dördüncü Tümen yanında el-Balad’daki son askeri gerilime dahil olduğunu gösteriyor.”
Diğer yandan Dera’daki aktivistler, Hizbullah ve İran unsurlarının Dördüncü Tümen’in yanında Dera’daki son askeri operasyonlara katıldığını gösteren fotoğraflar ve videolar yayınladılar.
Dera meselesinin önemli isimlerinden Suriyeli muhalif  Dr. Halid el-Mahamid, Şarku’l Avsat’ın sorusuna verdiği yanıtta“Suriye’nin güneyinde İran’ın rolü yıllardır açık” dedi. 2018 ortalarındaki güney anlaşmasına atıfta bulunan Mahamid, İran Devrim Muhafızları’nın Dera vilayetinden çıkmalarını öngören Dera Anlaşması’na ilk karşı çıkan taraf olduğunu belirtti. Suriyeli muhalif, Rusya’nın artık ‘rejimin, garantör olduğu bir anlaşmayı ihlal etmesine sessiz kalmak’ ve ‘deneyip başaramadığını iddia etmek’ olmak üzere çifte söyleminin olduğunu vurguladı.
Dera’dan gazeteci Basil el-Gazavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde yaşananların Rusya’nın iradesi ve idaresi altında, İran’ın Suriye’nin güney sınırına yaklaşmasıyla bir Rusya- İran mutabakatı sonucu olduğunu dile getirdi. Gazavi’ye göre bu adımlarla hem Rusya hem de İran, Suriye dışı konularda bile gelecekte herhangi bir müzakere sürecine yardımcı olacak baskı kartlarına kavuşacak.
İran ile Rusya arasında hiçbir fark olmadığını ancak Dera örneğinde Rusya’nın, İranlı unsurları Golan sınırına yerleştirirken İran’ı bir baskı kartı haline getirmeye çalıştığını belirten Basil el-Gazavi, Rusya’nın Suriye’de yüzlerce savaş suçu işlediğini vurguladı. Gazavi, Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi nedeniyle halen uluslararası toplumun baskısı altında olduğunu belirtirken Dera’da tüm anlaşmazlıklarda veya anlaşmalarda bedel ödeyenlerin, Havran halkı olduğuna dikkat çekti.
Gözlemciler, Dera meselesinin, özellikle Rusya’dan Suriye’ye gelen son mesajın ardından Moskova ve Şam arasındaki görüş farklılıklarının boyutunu belirginleştirdiğini aktardılar.  Gözlemciler, Suriye güçlerinin şu an insan kaynakları, ekonomik krizler ve yabancı orduların dış müdahaleleri gibi nedenlerle ülkenin tüm bölgelerini kontrol edemediğini ancak Şam’daki hesapların farklı olduğunu vurguladılar. Suriye liderliği, devletin tüm sembollerinin bulunduğu bir bölgede cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım yönteminden ve sayısından memnun. Rejim, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra ve özellikle kendi yandaşlarının önünde yemin etmesinin ardından sonra zafer arıyor. Ancak bu durum şu an ülkenin kuzeybatısında Ankara ile Moskova arasındaki anlayış nedeniyle zor. AyrıcaWashington-Moskova anlaşması nedeniyle de gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.
Dördüncü Tümen dün şafak vakti, el-Balad’a ve Ömer Camii’ne girişe hazırlık olarak bölgeye yönelik bombalı saldırılarına başladı. Diğer yandan ise müzakere oturumları, Rusya’nın Dera’nın mahremiyetini koruma arzusunu gösterirken Şam’ın ‘egemen ülke olduğunu ve askeri güçlerle değişim sağlayabileceğini kanıtlamak için’ tam çözüm ısrarını da gözler önüne serdi.

 


Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.