İran’ın yeni Cumhurbaşkanı ABD’nin dikkatini yeniden Ortadoğu'ya çeker mi?

Tahran, Reisi döneminde daha agresif ve Washington ile çatışmaya eğilimli olacak

Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)
Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)
TT

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı ABD’nin dikkatini yeniden Ortadoğu'ya çeker mi?

Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)
Reisi, içerideki bir takım sorunlarla başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarı sağlanmasına ihtiyaç duysa da Ruhani'nin aksine Washington'ın ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeye kararlı olduğunu düşünüyor (Reuters)

Tarık eş-Şami
ABD’de İran’ın dini liderinin yerine geçmesi beklenen yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin yanı sıra İran Şura Meclisi ve Yargı Erki’ndeki diğer muhafazakar isimlerin sakinleşeceklerine ve içerideki bir takım meseleleri çözmek için nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak amacıyla ABD ile anlaşmaya ihtiyaçları olacağına dair tahminler dile getirilirken Umman Körfezi'nde birkaç gemiyi hedef alan son saldırılar, İsrail'in kuzeyinin bombalanması ve Washington'ın Irak'taki çıkarlarına yönelik önceki saldırılar, Tahran'daki muhafazakar akımın, ABD’nin bölgede gerileyen bir güç haline geldiği inancıyla, ülkeyi daha saldırgan bir çizgiye doğru ittiğini gösteriyor. Bu da ABD Başkanı Joe Biden'ın selefleri gibi Ortadoğu'nun stratejik önemini, tıpkı şimdi yapmaya çalıştığı gibi azaltamayacağı anlamına geliyor. Peki, Biden yönetimi böyle bir senaryoyla nasıl başa çıkacak?
Tansiyonu yükselten politikalar
İran'ın muhafazakar çizgideki yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos Perşembe günü Şura Meclisi’nde yemin etmeden önce bile, İran İslam Cumhuriyeti, Ortadoğu'daki çeşitli cephelerde açıkça bir gerginlik yaratma politikası izliyordu. Tahran, yerine getirilmesi imkansız taleplerde bulunarak Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinden çekildi. İranlılar, Basra Körfezi ve Umman Körfezi'nde ABD’ye ait hedeflere ve İsrail'e ait bir şirket tarafından işletilen bir petrol tankerine insansız hava aracıyla (SİHA) saldırılar düzenlediler. Başka gemilerde de korsanlık eylemlerine karıştıklarına dair şüpheler söz konusu. Bu davranış, Washington'daki bazı çevrelerce, İran'daki muhafazakarlar arasında ABD’nin dikkatini Çin ile rekabete ve artık stratejik odak noktası olan Hint-Pasifik bölgesine yönlendirdiğinden herhangi bir çatışmaya girmek istemediği Ortadoğu’da gerileyen bir güç haline geldiğine dair bir inancın körüklediği düşmanlık duygusundan kaynaklandığı şeklinde yorumlanıyor. Tüm bunlar, ABD Başkanı Joe Biden'ın, geçtiğimiz ay Irak-Suriye sınırında İran destekli milislere karşı ikinci hava saldırılarının başlatılması emrini vermesine rağmen Irak ve Afganistan'daki gerilimi durdurmak istediğini belirttiği gerçeğine dayanıyor. Biden ayrıca Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi'ye, ABD güçlerinin Irak güvenlik güçlerine eğitim, danışmanlık ve istihbarat sağlama gibi savaş dışı rollerini sürdüreceklerini, ancak muharip güçlerinin yıl sonuna kadar Irak'tan çekileceğini söyledi.
İran daha da saldırganlaşacak
Ancak Foreign Policy dergisine göre Biden’ın ABD’nin Ortadoğu'daki müdahalesini azaltma çabaları, ABD diplomasisindeki eski bir ironiyi hatırlatıyor. Çünkü onlarca yıldır ABD’nin neredeyse tüm yönetimleri, Ortadoğu'daki büyük ölçekli askeri operasyonlarda çıkmaza girmekten kaçınmaya ve başka yerlerden gelebilecek tehditlere odaklanmaya çalıştı. Buna karşın İran’da muhafazakarların seçimlerdeki zaferi ve Şura Meclisi, Yargı Erki ve hükümetin tüm eklemleri üzerindeki kontrolü, ülkeyi daha da saldırgan hale getirebilir.
ABD’nin eski Ortadoğu müzakerecisi Dennis Ross’un dediği gibi, eğer İranlılar ABD'yi görmezden gelmiyorlarsa Washington da onları görmezden gelmemelidir. Çünkü ABD’nin oynaması gereken rolü dayatmasındansa bu rolü şekillendirmesi daha iyidir.
Biden yönetimi, eski Başkan Donald Trump döneminde bölgede İran'la mücadele ABD tarafından başlatılan bir seferberliğin parçası olarak bir dizi Körfez ülkesinden Patriot füze bataryaları ve savaş uçaklarının yanı sıra yüzlerce askeri geri çekmesine rağmen, Biden’ın ekibinin ne düşündüğünü bilen diplomatlar, ABD yönetiminin, bölgedeki müttefiklerine, Washington'ın bölgeyle ilgilenmeye devam edeceği ve gerektiğinde İran'a sert bir şekilde yanıt vereceği konusunda güvence verdiğini söylüyorlar.
Karşı karşıya gelme ihtimalleri
Washington'daki çok sayıda Ortadoğu uzmanı, İran’ın dini lideri (Rehber) Ali Hamaney'in nükleer anlaşmaya dönerek ABD yaptırımlarından kurtulmak istemesinden ziyade rejimin bekasını koruyacağı ve İran rejiminin istikrarını sağlamanın en iyi yolunun ABD'ye karşı düşmanca bir politika izlemek olduğuna inandığı konusunda hemfikirler. Zira İran Şahı’nı deviren devrimin başladığı 1979 yılından beri rejimin bekası için en sağlam ideolojik sebep buydu.
Hamaney, kendisiyle aynı görüşe sahip olan İbrahim Reisi'yi cumhurbaşkanlığı için yarışmaya ikna ettikten sonra, rejimin artık ılımlılık rolü yapma ihtiyacı da kalmayacak. Çünkü Hamaney Batı'nın zaten İran'dan uzaklaştığını görüyor. Bunun için Reisi'nin cumhurbaşkanlığı da Hamaney için Batı ile İran arasındaki düşmanlık mirasını ve İran sınırları dışındaki vekalet savaşlarını güçlendirmenin yanı sıra içeride güç kullanarak ve muhalefeti ezerek devrimci yolda kalmak için kullanacağı bir araç olacaktır.
İsrail ile İran arasında büyük bir savaş çıkma ihtimali, en azından şu an için düşük olsa da vekiller aracılığıyla birçok cephede doğrudan veya dolaylı olarak ciddi çatışmaların çıkma ihtimali daha da artacaktır. Bu da, Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) olarak bilinen 2015 yılında İran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın canlandırılmasını daha da zorlaştırabilir.
Yeni bir dönem
İran'daki yeni gelişmelerin rejim tarihinde yeni bir dönem başlatmaya gebe olduğuna şüphe yok. Yeni Cumhurbaşkanı için önceliklerinden biri, Hamaney’in hükümetin idari kurumları üzerindeki kontrolünü daha da artırmak ve Hamaney'in ardından dini lider olması beklentisiyle birlikte muhtemel bir geçiş aşamasının önünü açmak olacaktır. Bu arada da son otuz yılda İran siyasetinde yer alan birçok lider ve hareket ortadan kaybolacaktır. Muhafazakar yönetim şimdi İran siyasetini ve toplumunu, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülke ekonomisi üzerindeki kontrolünü genişletecek, siyasi özgürlükleri daraltacak, halk tabanında İran milliyetçiliğini yayacak ve yaptıklarını Şii ve ABD karşıtı ideolojilere dayandıracak şekilde yeniden şekillendirme fırsatı yakalamış durumda.
İran'daki yenilikler onun dünyayla, özellikle de ABD ile olan ilişkisini yeniden şekillendirebilir. Yeni hükümet, DMO’nun desteğiyle ve muhalefetin ezilmesinden sonra sivil itaatsizlik ve içeriden sabotajda bulunulması korkusunun ortadan kalkmasıyla, ABD'den bekasına karşı olduğunu düşündüğü tehditlerle yüzleşmekten çekinmeyecektir. Yeni Cumhurbaşkanı Reisi, her ne kadar ülkede günden güne ağırlaşan ekonomik krizleri hafifletmek için nükleer anlaşmaya geri dönmeyi kabul etse de, yeni dış politika ekibi, önceki cumhurbaşkanlarının Batı ile yakınlaşma arzularını görmezden gelecek, bunun yerine birçok analizde de belirtildiği üzere rejim, Çin ve Rusya ile Ortadoğu odaklı stratejik ittifaklar kurmaya çalışacaktır. Aynı zamanda komşularıyla da ikili güvenlik ve ticaret anlaşmaları imzalamaya çalışması beklenen İran’ın Irak, Lübnan, Suriye, Yemen ve diğer ülkelerdeki vekil ağlarını güçlendirme çabalarını iki katına çıkaracağı tahmin ediliyor.
ABD’nin Teksas eyaletindeki A&M Üniversitesi Bush Devlet ve Kamu Hizmeti Okulu’nda uluslararası ilişkiler profesörü olan Muhammed Ayetullah Taber gibi bazı gözlemciler, ABD-İran ilişkilerinin acil güvenlik endişeleri etrafında döneceğini düşünüyorlar. Ayrıca aynı gözlemcilere göre iki taraf arasında daha kapsamlı bir yakınlaşma olmasına yönelik çekici vaat, Tahran’da verimli bir zemin bulamayacak. Çünkü iki ülke arasında büyük bir pazarlık yapılması ihtimali ortadan kalkmış olabilir.
Seleflerinin tam tersi
İran'ın önceki cumhurbaşkanları güvenli ve emniyetli bir İran şekillendirmenin en iyi yolunun ülkeyi küresel ekonominin bir parçası yapmak olduğuna inanmalarına rağmen bunun tam tersinin düşünen Reisi, seleflerinin Batı ile başarısız olan yakınlaşma arzularını tersine çevirmeye çalışacaktır. Yalnızca tartışmasız bölgesel nüfuza sahip güçlü bir İran'ın dış güçleri caydırabileceğine ve ekonomik refah elde edebileceğine inanan Reisi’nin bu yüzden ABD’nin baskısına karşı DMO’nun askeri yeteneklerini geliştirmesi bekleniyor. Bu da DMO’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü'nün Irak, Lübnan, Yemen ve ötesindeki vekil ağlarını güçlendirmesi anlamına geliyor.
Reisi, belki de içerideki bir takım meselelerle başa çıkmak için nükleer anlaşmada diplomatik başarıya ihtiyaç duyuyor olabilir. Ancak eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin aksine Reisi’ye göre ABD, ideolojik olarak İran İslam Cumhuriyeti'ni yok etmeye kararlı. Reisi, Washington'ın herhangi bir anlaşmayı, Trump'ın yaptığı gibi ya açıkça ya da kurnazca veya Obama yönetiminin İran'a yönelik mali yaptırımları olması gerektiği gibi kaldırmayarak geri almaya çalışacağını düşünüyor.
Çatışmaya giden yol
Yeni bir nükleer anlaşmanın imzalanması, Ortadoğu’daki sıcak havayı daha da ısıtabilir. Tahran, bu anlaşmanın ABD’ye bölgesel nüfuzunu sürdürmesini sağlayacak mutlak bir özgürlük vereceğinden korkarken Tahran'ın düşmanları, Washington'ın İran'a vekillerinin gücünü ve füze programını geliştirmek için daha fazla kaynak sağlamasından çekiniyor.
Mevcut güvenlik ikileminin, iki ülkenin Irak'ta ABD güçleri ve İran yanlısı milislerin ara sıra çatıştığı düşük seviyeli, fakat sürekli bir çatışmaya zaten bulaşmış olduklarından İran ve ABD arasındaki gerginliğin artması için olgunlaştığı açıkça görülüyor.
Reisi, bölgedeki gerilimi azaltmak için bölgesel güçlerle görüşülebileceği olasılığı üzerinde ısrar etse de, İran'ın muhafazakar çizgide yükselen yeni liderliği, kendisini daha iyi bir konumda görüyor. Ordusuna güveniyor ve uzun zamandır çatışmalarda nasıl başarılı olacağını ve müttefiklerinin sayısını nasıl artıracağını iyi biliyor. Bu nedenle İran ve ABD, bir çatışmaya doğru yol alıyor.



Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

ABD'de yapılan yeni ankete göre evcil hayvan sahibi olmak, yaşlı Amerikalıların sağlık ve refahını iyileştirebiliyor.

50 ila 93 yaşındaki yaklaşık 2 bin 700 yetişkinin yarısından fazlası, evcil hayvan sahibi olmanın günlük yaşamlarını iyileştirdiğini, yüzde 44'ü daha aktif olmalarını sağladığını ve yüzde 63'ü de stresi azalttığını belirtti. Stres, sağlık sorunlarını genellikle daha da kötüleştirebiliyor.

Evcil hayvan sahibi olmak aynı zamanda ruh sağlığını da iyileştirebiliyor. Katılımcıların yüzde 83'ü evcil hayvan sahibi olmanın onlara bir amaç duygusu verdiğini, yüzde 63'ü sevildiklerini hissettirdiğini ve yüzde 35'i fiziksel veya duygusal semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyledi.

Yüzde 70 kadar büyük bir oranda katılımcı ise başkalarıyla daha fazla bağlantı kurduklarını belirtti. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre bu, hastalıkları geciktirmeye ve yaşam süresini uzatmaya katkı sunabilecek faydalı bir faktör.

Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör ve köpek sahibi olan Dr. Preeti Malani yaptığı açıklamada, sonuçların "hayvanların yaşlı yetişkinlerin yaşamlarında önemli rol oynayabileceğini ve sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunabilecek birçok fayda sağlayabileceğini açıkça gösterdiğini" belirtti.

Evcil hayvanlar yaşama anlam katıyor
Malani ve araştırmacılar, anket sonuçlarını, okulun 2018'de 50 ila 80 yaşındaki 2 bin 51 yetişkinle yaptığı başka bir ulusal anketle karşılaştırdı.

Evcil hayvan sahibi yaşlı yetişkin yüzdesinde önemli bir değişiklik olmamasına rağmen, evcil hayvan beslemenin onlara bir amaç verdiğini söyleyen yetişkinlerin yüzdesinin 10 puan arttığını buldular.

Ancak evcil hayvanlarının fiziksel veya zihinsel semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyleyen yetişkinlerin yüzdesi 2018'deki yüzde 60'tan geçen yıl yüzde 34'e düştü.

Evcil hayvanlarının fiziksel bakımdan aktif olmalarına katkı sunduğunu bildirenlerde yüzde 20, evcil hayvanlarının stresi azaltmalarını sağladığını söyleyenlerde yüzde 16'lık düşüş görüldü.

İnsanın en iyi dostunun maliyeti
Amerikan Evcil Hayvan Ürünleri Derneği'ne göre ABD'de 94 milyon hanede en az bir evcil hayvan var ancak anket, maliyetler nedeniyle evcil hayvan sahibi olmamayı tercih edenlerin sayısının arttığını gösterdi.

Evcil hayvan bakmama nedeni olarak maliyeti gösterenlerin yüzdesi 2018'de yüzde 21'den 2025'te yüzde 33'e yükseldi.

Evcil hayvan bakımı için zamanlarının olmadığını veya sağlık durumlarının buna izin vermediğini söyleyenlerin yüzdesi de sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 4 arttı.

Anket ayrıca, evcil hayvan bakımının maliyetlerinin, 50 yaş üstü evcil hayvan sahiplerinin yüzde 30'undan fazlasının bütçesini zorladığını ortaya koydu.

Malani, "Ancak evcil hayvan bakmaktan en fazla faydayı görebilecek kişilerin, evcil hayvan sahipliğiyle ilgili maliyet zorlukları yaşayan kişiler de olabileceğini" belirtti.

Independent Türkçe


Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırma kararını büyük ölçüde, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın tavsiyeleri doğrultusunda vereceği bildirildi.

Geçen hafta Trump, perşembe günü Cenevre'de yapılacak ve son çare niteliğindeki nükleer anlaşma görüşmeleri öncesinde İran'a karşı hava saldırılarını ciddiyetle "değerlendirdiğini" söylemişti.

stemlerindeki düşük stok seviyesine ilişkin endişeleri nedeniyle Vance, İran'a yönelik saldırıların başarısına daha şüpheli yaklaşıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, General Caine'in "Görevi başkomutana tarafsız bilgi sağlamayı gerektiren ve bunu mükemmel bir şekilde yapan, son derece saygın bir profesyonel" olduğunu ve görüşmelerde kişisel görüşlerini dile getirmediğini söyledi.

fdbf
Dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Girit adasındaki Suda Körfezi'ne geldi (Reuters).

Bazı danışmanların saldırıların etkili olup olmayacağı konusunda şüphe duyması nedeniyle çeşitli seçenekler görüşülüyor. Diğer seçenekler arasında İran'ın tıbbi araştırma veya tedavi ve sivil enerji için sınırlı nükleer zenginleştirmeyi sürdürmesine izin vermek de yer alıyor.

Witkoff, Amerika'nın amacının sıfır zenginleştirme sağlamak olduğunu açıklasa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi daha sonra CBS'e ülkenin zenginleştirmeden vazgeçmeye hazır olmadığını söyledi.

Pazar günü Fox News'a konuşan Witkoff, Trump'ın ABD'nin bölgedeki askeri yığılması karşısında İran'ın neden "teslim olmadığını" anlamakta zorlandığını söylemişti.

"'Hayal kırıklığına uğramış' kelimesini kullanmak istemiyorum... Çünkü [Trump] birçok alternatifi olduğunu anlıyor ancak neden teslim olmadıklarını merak ediyor... 'Teslim' kelimesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadıklarını merak ediyor" demişti.

Her iki taraf da görüşmelerin başarısız olması durumunda savaşa hazır oldukları mesajını verdi. Ayetullah Ali Hamaney, uçak gemilerinin konuşlandırılmasına onları batırmakla tehdit ederek karşılık verdi.

Independent Türkçe


İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
TT

İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)

ABD’li ve Batılı yetkililer tarafından yapılan uyarılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı büyük çaplı askeri saldırılar başlatmaya karar vermesi halinde İran'ın, vekillerine Avrupa ve Ortadoğu'daki ABD hedeflerine misilleme saldırıları düzenlemeleri talimatını verebileceğine dair giderek endişe verici sinyaller veriyor.

New York Times (NYT) gazetesi tarafından yayınlanan bir rapora göre istihbarat kurumları, radikal unsurlar arasındaki elektronik iletişimin dinlenmesini ifade eden ve olası saldırılar için bir planlama ve koordinasyon olduğunu gösteren ‘sohbet’ olarak bilinen faaliyetlerde artış olduğunu gözlemledi, ancak şimdiye kadar herhangi bir somut plan tespit edilmedi.

Hibrit tepkiler

Olası senaryolar arasında Yemen'deki Husilere Kızıldeniz'de Batılı ülkelerin gemilerini hedef almaya devam etmeleri talimatı verilmesi, Hizbullah’ın Avrupa'daki uyuyan hücrelerinin harekete geçirilmesi ve El Kaide veya ona bağlı örgütlerin ABD üslerine ve büyükelçiliklerine saldırı düzenlemesi yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre New York'taki Soufan Araştırma Merkezi (TSC) İcra Direktörü Colin P. Clarke, İran'ın, vekilleri aracılığıyla terörist saldırılar düzenleyerek ABD'nin askeri harekatının maliyetini artırabileceğini söyledi.

NYT’nin haberine göre Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, ister askeri tesislere yönelik sınırlı saldırılar olsun, ister İran rejimini devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çaba olsun, Tahran'ı herhangi bir saldırıyı varoluşsal bir tehdit olarak görmeye itebilir ve bu da 2020 yılı başlarında Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla Tahran'ın yanıtının kapsamını genişletebilir.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu'da konuşlu 30 ila 40 bin ABD askerini korumak için bölgeye Patriot bataryaları ve diğer hava savunma sistemleri takviyesinde bulundu. Ancak güvenlik yetkilileri, olası saldırıların büyükelçilikler veya ekonomik çıkarlar gibi daha az korunan yerleri hedef alabileceğine inanıyor. Bununla birlikte üst düzey Batılı bir yetkili, İran'ın terörist operasyonlar veya dolaylı saldırılar da dahil olmak üzere karma tepkilere başvurabileceği konusunda uyardı. ABD, Avrupa ve Ortadoğu'daki istihbarat kurumlarının tehdit raporlarını sürekli olarak gözden geçirdiğini açıkladı.

Bölgesel savaş

ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Jack Reed, İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırının daha geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebileceği, Ortadoğu'da konuşlu ABD askerlerini tehlikeye atabileceği ve küresel piyasaları istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu.

Reed, Başkan Trump'tan olası bir askeri harekatın hedeflerini netleştirmesi, risklerini ve maliyetlerini açıklaması ve net sonuca ulaşacak açık bir strateji sunmasını istedi.

Haberde, 2025 yılında Hamas'tan Hizbullah'a ve Husilere kadar İran'ın bazı bölgesel müttefiklerinin kapasitelerinde bir düşüş olduğu belirtilse de bu örgütlerin geri kalanı, özellikle Irak ve Yemen'de ABD'nin çıkarları için hala ciddi tehdit oluşturuyor.

Bu endişeler, El Kaide'nin Avrupa'da varlığını yeniden kazanmak için büyük bir saldırı düzenlemeye çalıştığına dair haberlerle örtüşüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede, El Kaide’nin yurtdışı eylemler düzenleme hedefinin ‘hala yüksek olduğu ve artıyor olabileceği’ belirtildi.

BMGK’nın raporuna göre İran'dan El Kaide'yi yönettiği düşünülen Seyful Adil, Irak, Suriye, Libya ve Avrupa'daki hücreleri yeniden faaliyete geçirme emri verdi. Bu da örgütün yurtdışında eylemlerde bulunma niyetinin uzun vadeli olduğunu gösteriyor.

NYT’nin haberi, İran'ın vekilleri aracılığıyla geleneksel olmayan yöntemlere başvurma olasılığının, Washington'ın sınırlı saldırılardan Ortadoğu'nun ötesine yayılabilecek daha geniş çaplı çatışmaya kadar çeşitli senaryolara hazırlandığı bir dönemde, ABD'nin askeri olarak gerilimi artırma kararını zorlaştırdığı sonucuna varıyor.