İran Afganistan’daki Türk varlığına nasıl bakıyor?

Tahran, Rusya’nın Afganistan krizi ve Taliban’ın geri dönüşü ile ilgili tavrında temel aldığı çıkış noktalarından çok da uzak gözükmüyor

Geçtiğimiz yıllarda Afganistan'daki Türk varlığı, Afgan krizi hattında yer alan ülkeler için bir endişe kaynağı oluşturmuyordu (Reuters)
Geçtiğimiz yıllarda Afganistan'daki Türk varlığı, Afgan krizi hattında yer alan ülkeler için bir endişe kaynağı oluşturmuyordu (Reuters)
TT

İran Afganistan’daki Türk varlığına nasıl bakıyor?

Geçtiğimiz yıllarda Afganistan'daki Türk varlığı, Afgan krizi hattında yer alan ülkeler için bir endişe kaynağı oluşturmuyordu (Reuters)
Geçtiğimiz yıllarda Afganistan'daki Türk varlığı, Afgan krizi hattında yer alan ülkeler için bir endişe kaynağı oluşturmuyordu (Reuters)

Hasan Fahs
İranlı liderler, özellikle Ankara’nın Kabil Havaalanı’nın korunmasını, uluslararası havacılık yönetimini ve bu ülkeyi ziyaret edecek diplomatik misyon ve yetkililerin güvenliğini üstlenmek istediğini açıklamasından sonra Türkiye'nin İran'ın Afganistan'daki doğu sınırında mevzilerini güçlendirme hususundaki yeni hedeflerini büyük bir dikkatle izliyorlar. İran yönetimi, Türkiye’nin bu adımın arkasındaki hedeflerinin açıklanandan çok daha fazlası olduğunu düşünüyor.
Nitekim Türkiye'nin kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD'li mevkidaşı Joe Biden'ın ilan ettiği ve İran tarafının değerlendirmesine göre, ABD'nin 2021 Eylül ayı başlarında Afganistan'dan tamamen çıkma kararının ardından farklı bir siyasi gerçekliğe kapı aralayacak bir mutabakatın ardından geldi.
Türk-ABD mutabakatı, ABD yönetimi ile Taliban Hareketi arasında yapılan ve NATO kuvvetleri de dahil olmak üzere bütün kuvvetlerin ülkeden çekilmesini kabul eden Doha Anlaşması ile çelişiyor. Çünkü Türk kuvvetleri NATO’nun bir parçası sayılıyor. Bu yüzden Taliban, Afganistan’daki Türk varlığını işgalci güç olarak göreceğini açıkladı.
İran, Türkiye'nin attığı adıma karşı şüpheyle yaklaşıyor. Bu yüzden Kabil Havaalanı tesisinin yönetimi ve diplomatik ve siyasi misyonların korunması ile ilgili dışarıdan görünenlerin ve söylenenlerin ötesine bakarak Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya bölgesinde nüfuzunu genişletme hayalleri kapsamındaki arka planlarını ve hedeflerini inceliyor. Erdoğan, dünyanın kalbi olarak nitelendirilen bu stratejik bölgede rolünü ve konumunu güçlendirebilirse Türkiye’yi uluslararası emelleri olan bölgesel bir güce dönüştürmek amacıyla bu genişleme politikasını izliyor.
İran çevrelerine göre Türkiye’nin bu bölgedeki farklı ülkelere müdahale etme politikası, Batı Asya'da, özellikle de Orta Doğu'da başlayan bu politikaların tamamlanması kapsamında yapılıyor. Bu girişimler Afganistan kapılarında önemli ve hayati bir noktaya ulaştı. Nüfuz elde etme ve Güneybatı Asya bölgesini kontrol etme çabaları ve bu müdahalenin etkileri, Afganistan’daki ulusal ve mezhepsel çatışmaları artırabilir.
Bu çevreler, Türkiye'nin geçtiğimiz 10 yılda özellikle DEAŞ örgütünün nüfuzunu güçlendirmedeki rolünün yanı sıra Suriye, Libya ve Irak’taki rolünden sonra, bölgedeki (güneybatı Asya) teröristler ve militanlar için Suriye ve Irak'a açılan bir kapıya dönüştüğünü düşünüyor. Türkiye’nin oynadığı bu rol bu sınırda ya da seviyede kalmayıp, son zamanlarda Güney Kafkasya'da Ermenistan ile Azerbaycan arasında patlak veren savaşta Bakü'yü desteklemek üzere Suriye'den militan sevk etmeye kadar vardı. Bu yüzden Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nı yönetme ve bu bölgedeki kontrolünü ve güvenlik gücünü artırmak için Afganistan içlerine çeşitli ülkelerden militanların taşınmasını kolaylaştırma rolünden endişe ediliyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre geçtiğimiz onlarca yılda Afganistan, kendisini işgal etmeye ve kontrol etmeye çalışan ülkeler için birer krize dönüşürken, aynı zamanda çeşitli radikal, aşırılık yanlısı ve terörist grupları çeken bir ülkeye dönüştü.
Dolayısıyla Ankara’nın çabalarına yönelik olumsuz tutum, Türkiye yönetimine terör örgütlerinin destekçisi ve sığınağı haline geldiği yönünde yöneltilen suçlamanın bir parçası gibi görünüyor. Ayrıca Afganistan krizine doğrudan girme çabaları, aşırılık yanlılarını destekleme ve güçlendirme çerçevesinde yorumlanıyor. Nitekim Türkiye bir yandan Afganistan'da kendisine yeni bir üs sağlarken, diğer yandan da özellikle Suriye'deki aşırılık yanlısı grupların büyük bir bölümünü sınırlarından uzaklaştırabilir.
Türkiye'nin bu çabaları Afganistan sahnesi ve Orta Asya bölgesinden Kafkasya'ya kadar olan alanla ilgilenen diğer oyuncular tarafından hoş karşılanmıyor veya kabul görmüyor. Zira İran, Hindistan, Çin ve Rusya, bu Türk varlığını ve kendisine bağlı aşırılık yanlısı grupların güvenliklerine yönelik bir tehdit ve provokasyon kaynağı olarak görüyor. Çünkü bu grupların Afganistan'da, Çin ve Hindistan sınırlarında ve Rusya'nın güneyindeki bölgelerde bulunması, bu ülkelerin ekonomik çıkarları için bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca güvenliğe yönelik bir tehdit kaynağı olarak Erdoğan, bu grupları, uluslararası ve ekonomik sahadaki pozisyonunu güçlendirmek için kullanabilir.
Bu çerçevede Rusya’nın Taliban Hareketi’nin tekrar Afganistan’ı kontrol altına alması ve merkezi devletin aleyhine olacak şekilde Afganistan eyaletleri ve şehirleri üzerindeki hegemonyasını genişletmesine karşı tutumunda değişiklik olması şaşırtıcı olmayabilir.
Nitekim Moskova ABD’nin geri çekilme kararının masum olmadığını söyleyerek bunun Asya bölgesinin istikrarını sarsmayı ve ilgili devletlerin kafasını karıştırmayı hedeflediğini söylemişti.
Bu kararın bir sonucu olarak Afganistan’ın şiddet ve güvenlik ihlalleri dairesine dönüşeceğine dair uyarıda bulunan Rusya, daha sonra tutumunu değiştirerek bu hareketin tekrar iktidarı, rolünü ve nüfuzunu kazanmasını memnuniyetle karşılamıştı. Ancak bu memnuniyetin sebebi, boyutları ve sonuçları açısından aşikardı.
Nitekim Moskova, güvenliğine ve stratejik derinliğine yönelik oluşturduğu tehdit yüzünden kendisi için gerçek bir endişe oluşturan Afganistan’daki DEAŞ’ın yayılma veya nüfuzunu geri kazanma olasılığı karşısında bu hareketin oynayabileceği rolü çıkış noktası aldı.
Tahran, Rusya’nın Afganistan krizi ve Taliban’ın geri dönüşünü ele alırken temel aldığı çıkış noktalarından çok da uzak gözükmüyor. Nitekim İran vakit kaybetmeden Taliban Hareketi’nin liderleri ile diyalog kanalları açmaya girişti.
Ayrıca resmi Afganistan hükümetiyle ilişkilerinin mekanizmalarına ve bu geri dönüşün devletin aleyhine ve devlet kurumlarının çöküşünün bir etkeni olmamasına ilişkin Taliban ile uzlaşmaya çalıştı. Tahran’ın bu çabalarının arkasında gelişmelerin, kendisi ile Taliban arasında bir çatışmaya yol açma ihtimalini ve buna sebep olabilecek herhangi bir kafa karışıklığını azaltma amacı yatıyor. Zira gerek Nükleer Anlaşma hakkındaki diyalog ve müzakerelerle ilgili olsun, gerekse balistik füze programı ve Orta Doğu'daki bölgesel nüfuzu ile ilgili karşı karşıya olduğu baskılar olsun, İran yönetimi batı ve güney sınırlarında birçok karmaşık ve hayati dosyaya dalmış durumda.
Geçtiğimiz yıllarda Afganistan'daki Türk varlığı, Afgan krizi hattında yer alan ülkeler için bir endişe kaynağı oluşturmuyordu. Çünkü ülkede faaliyet gösteren NATO kuvvetlerinin bir parçası olarak Türk askerlerinin sayısı 500’ü geçmiyordu. Ancak Afganistan’ın komşu ülkelerini endişelendiren şey Türkiye’nin ABD ve NATO güçlerinin geri çekilmesinin ardından Türkiye’nin istediği misyonun daha fazla muharebe gücü gerektirmesi. Bu muharebe güçlerinin uluslararası çevrelerden ve Afganistan kriz hattına giren komşu ülkelerden onay alması ve bu güçlerin misyonunun lojistik destek ve güvenlik olması gerekiyor. Ancak endişelerin asıl sebebi bu sayının artmasından ziyade Ankara'nın ülkedeki iktidar boşluğundan yararlanarak Suriye ve Libya'da kendisine çalışan grupların unsurlarını çağırıp, bunların Afgan krizinin geleceğindeki rolünün şartlarını ve  bölgesel denklemler üzerindeki etkisini iyileştirmek için kullanma ihtimali.
Bu yüzden Tahran ve onunla birlikte bu kriz hattına giren ilgili devletler Türkiye’nin rolüne büyük bir şüphe ve endişe ile bakıyor. Başta Rusya ve İran olmak üzere bu ülkeler, İran-ABD uzlaşmasında elde edilebilecek şeyler çerçevesinde Irak'ın geleceğinde oynayabileceği olumsuz rolün yanı sıra, Suriye krizinde siyasi çözüme geçişi hızlandırma çabalarını sekteye uğratan Ankara’nın Orta Doğu’daki rolüne ilişkin tutumlarını henüz netleştirmedi.



Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

ABD'de yapılan yeni ankete göre evcil hayvan sahibi olmak, yaşlı Amerikalıların sağlık ve refahını iyileştirebiliyor.

50 ila 93 yaşındaki yaklaşık 2 bin 700 yetişkinin yarısından fazlası, evcil hayvan sahibi olmanın günlük yaşamlarını iyileştirdiğini, yüzde 44'ü daha aktif olmalarını sağladığını ve yüzde 63'ü de stresi azalttığını belirtti. Stres, sağlık sorunlarını genellikle daha da kötüleştirebiliyor.

Evcil hayvan sahibi olmak aynı zamanda ruh sağlığını da iyileştirebiliyor. Katılımcıların yüzde 83'ü evcil hayvan sahibi olmanın onlara bir amaç duygusu verdiğini, yüzde 63'ü sevildiklerini hissettirdiğini ve yüzde 35'i fiziksel veya duygusal semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyledi.

Yüzde 70 kadar büyük bir oranda katılımcı ise başkalarıyla daha fazla bağlantı kurduklarını belirtti. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre bu, hastalıkları geciktirmeye ve yaşam süresini uzatmaya katkı sunabilecek faydalı bir faktör.

Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör ve köpek sahibi olan Dr. Preeti Malani yaptığı açıklamada, sonuçların "hayvanların yaşlı yetişkinlerin yaşamlarında önemli rol oynayabileceğini ve sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunabilecek birçok fayda sağlayabileceğini açıkça gösterdiğini" belirtti.

Evcil hayvanlar yaşama anlam katıyor
Malani ve araştırmacılar, anket sonuçlarını, okulun 2018'de 50 ila 80 yaşındaki 2 bin 51 yetişkinle yaptığı başka bir ulusal anketle karşılaştırdı.

Evcil hayvan sahibi yaşlı yetişkin yüzdesinde önemli bir değişiklik olmamasına rağmen, evcil hayvan beslemenin onlara bir amaç verdiğini söyleyen yetişkinlerin yüzdesinin 10 puan arttığını buldular.

Ancak evcil hayvanlarının fiziksel veya zihinsel semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyleyen yetişkinlerin yüzdesi 2018'deki yüzde 60'tan geçen yıl yüzde 34'e düştü.

Evcil hayvanlarının fiziksel bakımdan aktif olmalarına katkı sunduğunu bildirenlerde yüzde 20, evcil hayvanlarının stresi azaltmalarını sağladığını söyleyenlerde yüzde 16'lık düşüş görüldü.

İnsanın en iyi dostunun maliyeti
Amerikan Evcil Hayvan Ürünleri Derneği'ne göre ABD'de 94 milyon hanede en az bir evcil hayvan var ancak anket, maliyetler nedeniyle evcil hayvan sahibi olmamayı tercih edenlerin sayısının arttığını gösterdi.

Evcil hayvan bakmama nedeni olarak maliyeti gösterenlerin yüzdesi 2018'de yüzde 21'den 2025'te yüzde 33'e yükseldi.

Evcil hayvan bakımı için zamanlarının olmadığını veya sağlık durumlarının buna izin vermediğini söyleyenlerin yüzdesi de sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 4 arttı.

Anket ayrıca, evcil hayvan bakımının maliyetlerinin, 50 yaş üstü evcil hayvan sahiplerinin yüzde 30'undan fazlasının bütçesini zorladığını ortaya koydu.

Malani, "Ancak evcil hayvan bakmaktan en fazla faydayı görebilecek kişilerin, evcil hayvan sahipliğiyle ilgili maliyet zorlukları yaşayan kişiler de olabileceğini" belirtti.

Independent Türkçe


Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırma kararını büyük ölçüde, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın tavsiyeleri doğrultusunda vereceği bildirildi.

Geçen hafta Trump, perşembe günü Cenevre'de yapılacak ve son çare niteliğindeki nükleer anlaşma görüşmeleri öncesinde İran'a karşı hava saldırılarını ciddiyetle "değerlendirdiğini" söylemişti.

stemlerindeki düşük stok seviyesine ilişkin endişeleri nedeniyle Vance, İran'a yönelik saldırıların başarısına daha şüpheli yaklaşıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, General Caine'in "Görevi başkomutana tarafsız bilgi sağlamayı gerektiren ve bunu mükemmel bir şekilde yapan, son derece saygın bir profesyonel" olduğunu ve görüşmelerde kişisel görüşlerini dile getirmediğini söyledi.

fdbf
Dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Girit adasındaki Suda Körfezi'ne geldi (Reuters).

Bazı danışmanların saldırıların etkili olup olmayacağı konusunda şüphe duyması nedeniyle çeşitli seçenekler görüşülüyor. Diğer seçenekler arasında İran'ın tıbbi araştırma veya tedavi ve sivil enerji için sınırlı nükleer zenginleştirmeyi sürdürmesine izin vermek de yer alıyor.

Witkoff, Amerika'nın amacının sıfır zenginleştirme sağlamak olduğunu açıklasa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi daha sonra CBS'e ülkenin zenginleştirmeden vazgeçmeye hazır olmadığını söyledi.

Pazar günü Fox News'a konuşan Witkoff, Trump'ın ABD'nin bölgedeki askeri yığılması karşısında İran'ın neden "teslim olmadığını" anlamakta zorlandığını söylemişti.

"'Hayal kırıklığına uğramış' kelimesini kullanmak istemiyorum... Çünkü [Trump] birçok alternatifi olduğunu anlıyor ancak neden teslim olmadıklarını merak ediyor... 'Teslim' kelimesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadıklarını merak ediyor" demişti.

Her iki taraf da görüşmelerin başarısız olması durumunda savaşa hazır oldukları mesajını verdi. Ayetullah Ali Hamaney, uçak gemilerinin konuşlandırılmasına onları batırmakla tehdit ederek karşılık verdi.

Independent Türkçe


İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
TT

İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)

ABD’li ve Batılı yetkililer tarafından yapılan uyarılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı büyük çaplı askeri saldırılar başlatmaya karar vermesi halinde İran'ın, vekillerine Avrupa ve Ortadoğu'daki ABD hedeflerine misilleme saldırıları düzenlemeleri talimatını verebileceğine dair giderek endişe verici sinyaller veriyor.

New York Times (NYT) gazetesi tarafından yayınlanan bir rapora göre istihbarat kurumları, radikal unsurlar arasındaki elektronik iletişimin dinlenmesini ifade eden ve olası saldırılar için bir planlama ve koordinasyon olduğunu gösteren ‘sohbet’ olarak bilinen faaliyetlerde artış olduğunu gözlemledi, ancak şimdiye kadar herhangi bir somut plan tespit edilmedi.

Hibrit tepkiler

Olası senaryolar arasında Yemen'deki Husilere Kızıldeniz'de Batılı ülkelerin gemilerini hedef almaya devam etmeleri talimatı verilmesi, Hizbullah’ın Avrupa'daki uyuyan hücrelerinin harekete geçirilmesi ve El Kaide veya ona bağlı örgütlerin ABD üslerine ve büyükelçiliklerine saldırı düzenlemesi yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre New York'taki Soufan Araştırma Merkezi (TSC) İcra Direktörü Colin P. Clarke, İran'ın, vekilleri aracılığıyla terörist saldırılar düzenleyerek ABD'nin askeri harekatının maliyetini artırabileceğini söyledi.

NYT’nin haberine göre Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, ister askeri tesislere yönelik sınırlı saldırılar olsun, ister İran rejimini devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çaba olsun, Tahran'ı herhangi bir saldırıyı varoluşsal bir tehdit olarak görmeye itebilir ve bu da 2020 yılı başlarında Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla Tahran'ın yanıtının kapsamını genişletebilir.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu'da konuşlu 30 ila 40 bin ABD askerini korumak için bölgeye Patriot bataryaları ve diğer hava savunma sistemleri takviyesinde bulundu. Ancak güvenlik yetkilileri, olası saldırıların büyükelçilikler veya ekonomik çıkarlar gibi daha az korunan yerleri hedef alabileceğine inanıyor. Bununla birlikte üst düzey Batılı bir yetkili, İran'ın terörist operasyonlar veya dolaylı saldırılar da dahil olmak üzere karma tepkilere başvurabileceği konusunda uyardı. ABD, Avrupa ve Ortadoğu'daki istihbarat kurumlarının tehdit raporlarını sürekli olarak gözden geçirdiğini açıkladı.

Bölgesel savaş

ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Jack Reed, İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırının daha geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebileceği, Ortadoğu'da konuşlu ABD askerlerini tehlikeye atabileceği ve küresel piyasaları istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu.

Reed, Başkan Trump'tan olası bir askeri harekatın hedeflerini netleştirmesi, risklerini ve maliyetlerini açıklaması ve net sonuca ulaşacak açık bir strateji sunmasını istedi.

Haberde, 2025 yılında Hamas'tan Hizbullah'a ve Husilere kadar İran'ın bazı bölgesel müttefiklerinin kapasitelerinde bir düşüş olduğu belirtilse de bu örgütlerin geri kalanı, özellikle Irak ve Yemen'de ABD'nin çıkarları için hala ciddi tehdit oluşturuyor.

Bu endişeler, El Kaide'nin Avrupa'da varlığını yeniden kazanmak için büyük bir saldırı düzenlemeye çalıştığına dair haberlerle örtüşüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede, El Kaide’nin yurtdışı eylemler düzenleme hedefinin ‘hala yüksek olduğu ve artıyor olabileceği’ belirtildi.

BMGK’nın raporuna göre İran'dan El Kaide'yi yönettiği düşünülen Seyful Adil, Irak, Suriye, Libya ve Avrupa'daki hücreleri yeniden faaliyete geçirme emri verdi. Bu da örgütün yurtdışında eylemlerde bulunma niyetinin uzun vadeli olduğunu gösteriyor.

NYT’nin haberi, İran'ın vekilleri aracılığıyla geleneksel olmayan yöntemlere başvurma olasılığının, Washington'ın sınırlı saldırılardan Ortadoğu'nun ötesine yayılabilecek daha geniş çaplı çatışmaya kadar çeşitli senaryolara hazırlandığı bir dönemde, ABD'nin askeri olarak gerilimi artırma kararını zorlaştırdığı sonucuna varıyor.