Türkiye, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı 35. sırada tamamladı: 73 yıllık rekor kırıldı

Türk sporcular, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı 2'si altın, 2'si gümüş olmak üzere toplam 13 madalya ile tamamladı / Fotoğraf: @TMOK_Olimpiyat
Türk sporcular, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı 2'si altın, 2'si gümüş olmak üzere toplam 13 madalya ile tamamladı / Fotoğraf: @TMOK_Olimpiyat
TT

Türkiye, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı 35. sırada tamamladı: 73 yıllık rekor kırıldı

Türk sporcular, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı 2'si altın, 2'si gümüş olmak üzere toplam 13 madalya ile tamamladı / Fotoğraf: @TMOK_Olimpiyat
Türk sporcular, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nı 2'si altın, 2'si gümüş olmak üzere toplam 13 madalya ile tamamladı / Fotoğraf: @TMOK_Olimpiyat

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bu yıla ertelenen 2020 Tokyo Olimpiyatları, dün akşam Japonya'da düzenlenen törenle perdeyi kapattı.
23 Temmuz'da başlayan organizasyonda, 50'den fazla ülkeden katılan 10 binden fazla sporcu madalya mücadelesi verdi.
Bu yıl 32. kez düzenlenen Yaz Olimpiyat Oyunları birçok tarihi ana sahne oldu. Türk sporcular da sergilediği performansla 73 yıllık rekoru kırmayı başardı.
Olimpiyatlarda Türkiye, 18 branşta toplam 108 sporcuyla temsil edildi. Türkiye, toplamda kazandığı 13 madalya ile 1948 Londra Olimpiyatları'ndaki 12 madalyalık rekoru kırmayı başararak tarihi bir sonuçla organizasyonu noktaladı.
Oyunlara Türkiye'den bisiklet, halter ve okçulukta 2'şer, badminton, eskrim, kürek ve modern pentatlonda ise 1'er sporcu katıldı. 
Ayrıca atletizmde 25, yüzmede 11, güreşte 9, yelkende 8, karatede 7, boks ve judoda 6, tekvando ile artistik jimnastikte 5, atıcılıkta 4 milli sporcu boy gösterdi.
Türkiye'yi olimpiyatlarda takım sporlarında temsil eden tek takım ise A Milli Kadın Voleybol Takımı oldu.

Okçuluk ve boksta altın, en fazla madalya karateden geldi
Türkiye, 32. yaz olimpiyatlarında 6 branşta madalya kazanmayı başardı.
Olimpiyatlarda bugüne kadar 5 farklı branşta madalya almayı başaran milli sporcular, bu kez 6 farklı branşta kürsüye çıktı.
Türkiye, 2020 Tokyo Olimpiyatları'ndan 2 altın, 2 gümüş ve 9 bronz madalya ile dönerek sayısal anlamda tarihteki en iyi derecesini elde etti.
Okçulukta Mete Gazoz, boksta ise Busenaz Sürmeneli ile altın madalya kazanan Türkiye, bu branşlarda bir ilke imza attı.

Türkiye, karatede Eray Şamdan, boksta ise Buse Naz Çakıroğlu ile gümüş madalya kazanarak yine bir ilke imza attı. Çakıroğlu ve Şamdan, Türkiye'nin olimpiyat tarihinde söz konusu branşlarda madalya kazanan ilk sporcuları olarak tarihe geçti.
Yasemin Adar, Taha Akgül ve Rıza Kayaalp güreşte bronz madalya kazandı. Adar, Türkiye adına olimpiyatlarda derece elde eden ilk kadın güreşçi oldu.
Türkiye, İbrahim Çolak, Ahmet Önder, Ferhat Arıcan, Adem Asil ile mücadele ettiği jimnastikte ise Arıcan ile bronz madalyaya uzandı.
Tokyo 2020'de Türkiye adına tekvando branşında mücadele eden Hatice Kübra İlgün ile Hakan Reçber bronz madalya ile yurda döndü.
Türkiye, 2020 Olimpiyatları'nda en çok madalyayı karate branşında kazandı.
Karatede Eray Şamdan gümüş madalya alan sporcu olarak tarihe geçerken, Ali Sofuoğlu, Merve Çoban ve Uğur Aktaş bronz madalya ile tarihe geçti.

Kürsüye çok yaklaşanlar, ilki başaranlar
2020 Tokyo Olimpiyatları'nda madalyaya çok yaklaşmasına rağmen mutlu sona ulaşamayan isimler de oldu.
Atletizmde sırıkla atlamada Ersu Şaşma, 5,65 metre atlayışıyla en iyi 12 sporcu arasına girse de kürsüye çıkamadı.
Üç adım atlamada Necati Er 17,13'lük atlayışıyla finale kalmayı başardı ancak madalya elde edemedi.
5. kez olimpiyatlara katılan milli çekiççi Eşref Apak da kürsüyü kıl payı kaçıran isimlerden.
Apak, müsabakalarda finale kalsa da kürsüye çıkamadı.
Atıcılıkta Ömer Akgün, Türkiye adına yarışlarda yer alan ilk sporcu oldu ve organizasyonu dördüncü sırada bitirdi.
Ciritte Eda Tuğsuz 62,31m derece yaptı ve bu alanda finale kalarak tarihi bir başarıya imza attı ancak sonunda madalya gelmedi.

Eskrimde flörede yarışan İrem Karamete, bu alanda yarışmalara katılan ilk sporcu olarak tarihe geçti.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, Türkiye tarihinde olimpiyatlarda ilk kez çeyrek finale kalma başarısı gösterdi. Turnuvanın favorileri arasında yer alan "Filenin Sultanları" çeyrek finalde Güney Kore'ye yenilerek organizasyonu beşinci sırada tamamladı.
Yelkende Beste Kaynakçı ve Okyanus Arıkan ile 470 sınıfında ilk kotayı alan milli sporcular madalya kazanamadı. Erkeklerde ise 470 sınıfında Deniz Çınar ve Ateş Çınar, Finn sınıfında ise Alican Kaynar, bu alanda ilk kez finallere kalarak madalya mücadelesi verdi.
Yüzmede kadınlar 4X200 serbest bayrak takımı, Türkiye tarihinde ilk kez olimpiyat deneyimi yaşadı. 

Madalya alan sporcular ne kadar kazandı?
16 gün süren 32. olimpiyat oyunlarında kürsüye çıkan sporcular sadece madalya ile ödüllendirilirken, her ülke başarı elde eden sporcusunu maddi yönden de ödüllendiriyor.
Olimpiyatlarda sporcularına en yüksek ödülü Singapur, en az para ödülünü ise Avustralya veriyor.
Singapur yönetimi, altın madalya kazanan sporcularına yaklaşık 6 milyon 300 bin, gümüşe 3 milyon, bronz madalyaya işe yaklaşık 2 buçuk milyon lira ile ödüllendiriyor. Avustralya ise altına 130 bin, gümüşe 95 bin, bronza ise yaklaşık 60 bin lira dağıtıyor.
Türkiye ise olimpiyatlarda madalya kazanan sporcularını cumhuriyet altınıyla ödüllendiriyor.

Altın madalya kazanan Türk sporcular bin, gümüş madalya kazananlar 600 ve bronz madalya alanlar ise 300 cumhuriyet altını ile ödüllendiriliyor.
Buna göre 2020 Tokyo Olimpiyatları'ndan altın madalya ile dönen Mete Gazoz ve Busenaz Sürmeneli biner, gümüş madalya kazanan Eray Şamdan ve Buse Naz Çakıroğlu ise 600'er cumhuriyet altını ödülü kazandı.
Öte yandan bronz madalya kazanan Yasemin Adar, Taha Akgül, Rıza Kayaalp, Ferhat Arıcan, Hatice Kübra İlgün, Hakan Reçber, Ali Sofuoğlu, Merve Çoban ve Uğur Aktaş da 300'er cumhuriyet altını ile ödüllendirilecek.
Cumhuriyet altınının güncel değeri 3 bin 190 lira civarında işlem görüyor.

Olimpiyatın en başarılısı ABD oldu
2020 Tokyo Olimpiyatları sona ererken organizasyonun en başarılı ekipleri de belli oldu.
Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat Takımı, 39 altın, 41 gümüş ve 33 bronz madalya ile toplamda 113 kez kürsüye çıktı ve bu alanda zirvede yer aldı.
ABD'nin ardından 38 altın, 32 gümüş ve 18 bronz madalya kazanan Çin, toplam 88 kürsü ile ikinci oldu. Çin'in ardından 27'si altın, 14'ü gümüş ve 17'si bronz olmak üzere toplam 58 kez kürsüye çıkan ev sahibi Japonya geldi.
Türkiye ise 2 altın, 2 gümüş ve 9 bronz olmak üzere toplam 13 madalyasıyla 35. sırada yer aldı.

2020 Tokyo Olimpiyatları'nda ilk 10 sıralama şöyle:

Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM