Tebbun, Cezayir’de ‘vicdan mahkumları’ olduğunu yalanladı

Ülkesinin Nahda Barajı girişiminin başarısı konusundaki iyimserliğini vurgulayan Tebbun “Tunus’un yanındayız’ dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.
TT

Tebbun, Cezayir’de ‘vicdan mahkumları’ olduğunu yalanladı

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, önceki gece devlet televizyonunda yayınlanan röportajında hükümetin kötüleşen ekonomik durumu ve sağlık krizini kontrol ettiğine dair güvence mesajları verdi. Cezayir’de ‘vicdan mahkumları’ olduğu iddialarını da yalanladı. Tebbun, dış siyasete ilşkin yaptığı açıklamalarda da ülkesinin ‘ciddi başlıklarda rolünü oynamaya geri döndüğünü’ vurguladı. Etiyopya Nahda (Rönesans) Barajı krizine arabuluculuk yapma ve Tunus’taki komşuların siyasi sorunlarını çözmelerine yardımcı olma konusundaki iyimserliğini dile getirdi.
Tebbun, bu yılın sonuna kadar yüzde 3,8’lik bir ekonomik büyüme ve petrol dışındaki ihracat değerinin 2,1 milyar dolar olmasını beklediğini ifade etti. Koronavirüs pandemisinin yansımaları sonrasında devlet şirketlerinin çoğunluğunun faaliyetlerinin durdurulmasına ve onlarca özel kuruluşun kapanmasına neden olan zorlu ekonomik koşullar ortasında döviz rezervinin 44 milyar dolar aralığına ulaştığına dikkat çekti.
Çok sayıda uzman, ekonomik durumun Tebbun’un belirttiği büyüme hızına asla izin vermediğine dikkati çekiyor. Aynı şekilde 750 milyon dolar (2020 istatistikleri) civarında olan petrol ve gaz dışında yapılan ithalatın açıklanan rakama ulaşmasının mümkün olmadığı vurgulanıyor.
Cumhurbaşkanı, basında ‘petrol fırtınası’ olarak anılan Vurkla vilayeti başta olmak üzere güney bölgeleri gençlerinin gerçekleştirdiği protestolara değindi. Geçen haftalarda gençleri protesto düzenlemeye iten bir kesimin varlığına dikkat çeken Tebbun, “Gençlerimizin siyaseten sömürülmesine izin vermeyeceğiz. Devlet, başta gençler olmak üzere tüm vatandaşların dertleriyle ilgilenmek için var. Çünkü Cezayir gençlerin ülkesidir” dedi.
Tebbun, özellikle ülkeleri ve halkları deviren dördüncü nesil savaşların ortaya çıkmasıyla birlikte perde arkasından gelen diktelere karşı da uyarıda bulundu. Koronavirüs krizinin yoğunlaşması ve hastanelerde tıbbi oksijen eksikliği çerçevesinde, sosyal medyada hükümetin sert eleştirilerine üstü kapalı bir gönderme yapan Tebbun, koronavirüsle enfekte olanların tedavisi için gerekli oksijen eksikliği hususunda yayınlanan ve yazılanların yanlış olduğunu savundu.
Tebbun, işsizlik ödeneğinin yükseltileceğini ve kararın Bakanlar Kurulu toplantısında alınacağını ancak bu bağışın hükümet destek sistemlerinde bulunmadığını söyledi. Abdulmecid Tebbun, işsizliği ortadan kaldırmaya söz verirken cumhurbaşkanlığı seçimlerine ‘halk, orta sınıf ve önceliklerinin ön saflarında yer alan gençler adına’ aday olduğunu açıkladı.
Tebbun, halk hareketi tutuklularına atıfta bulunarak vicdan mahkumlarının varlığını da yalanladı. Abdulmecid Tebbun, hapishanelerde hüküm giyen veya yargı takibatında olan onlarca kişinin ‘insanların onuruna hakarette ve tecavüzde’ bulunduğunu savundu.
Cezayir İnsan Haklarını Savunma Birliği, 9 Ağustos’ta Tebbun’a cevaben yaptığı açıklamada, halk hareketi kapsamında yaklaşık 200 tutuklunun birkaç aylık geçici gözaltından sonra halen yargılanmadığını, hakaret ile değil, fikirleriyle, siyasi ve sivil haklarını kullanmalarıyla ilgili suçlamalarla takibe alındıklarını vurguladı.

Tebbun’dan dış politika vurgusu
Cezayir Cuhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un gündeminde ülkesinin dış politikadaki rolü de vardı. Nahda Barajı meselesinde çatışan taraflar arasında ülkesinin sarf ettiği çabaların başarısına dair iyimserliğini dile getiren Tebbun sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nahda Barajı krizini çözme girişimi tamamen Cezayir’e ait. Bu, bize herhangi bir parti tarafından dikte edilmedi. Dışişleri Bakanımızın bu ülkeyi ziyaretinden önce Etiyopya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüştüm. Etiyopya, Sudan ve Mısır olmak üzere üç ülkeden olumlu tepkiler aldığımızı teyit ederim. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, (BMGK) konuyla ilgili karar vermedi. Kararı, Afrika Birliği’ne sevk etti. Cezayir arabuluculuğunun başarısından eminiz. Afrika’nın istikrardan yararlanması ve uluslararası forumlara dönmesi için akıl ve mantık ortaya koyulmalıdır. Cezayir’in Nahda Barajı hususundaki arabuluculuğu, konu çözülene kadar durmayacak. Bu konuda görüşleri yakınlaştırma çabası dışında bu hedefimiz yok.”
Tunus’taki krizle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Tebbun, Cumhurbaşkanı Kays Said’in meclis faaliyetlerini dondurma ve hükümeti feshetme kararının ardından ülkesinin ‘kimsenin Tunus’a baskı yapmasını’ kabul etmeyeceğini ve Cezayir’in sonuna kadar Tunus’un yanında durduğunu vurguladı. Cezayir Cumhurbaşkanı, birkaç gün önce Tunuslu mevkidaşı Said ile yaptığı bir telefon görüşmesine atıfta bulunarak, “Kardeşim Said'in bana verdiği bilgilerin açık bir şekilde duyurulması mümkün değil” dedi. Tebbun konuya dair daha fazla ayrıntı vermedi. Ancak konunun, Nahda Partisi ve Meclis Başkanı Raşid Gannuşi hakkında olduğu muhtemel görünüyor.
Cumhurbaşkanı Tebbun, Fas Kralı 6. Muhammed’in ‘Fas’ın Cezayir sınırını yeniden açma arzusuna’ ilişkin son açıklamaları hakkında da şunları söyledi:
“Faslı bir diplomat geçtiğimiz günlerde oldukça ciddi açıklamalar yaptı. Bu, Rabat’taki büyükelçimizi geri çekmemize neden oldu. Açıklama talep ettik ve yanıt alamadık. Bu yüzden daha fazla yorum yapmayacağım. Batı Sahra sorunu Birleşmiş Milletler’in (BM) elinde ve biz taraf değil, sadece gözlemciyiz. Soruna çözüm bulmak için Polisario Cephesi ile Fas arasında bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazırız.”
Libya meselesine de değinen Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, “Cezayir, Libya’da arzusu olmayan tek ülke” dedi. Tebbun, “İyimseriz, ancak koşulların ve zamanın, bu yıl sona ermeden Libya’da seçimleri gerçekleştirmek için uygun olmayacağından korkuyoruz” ifadelerini kullandı.
Fransa’nın Sahel bölgesinden geri çekilmek üzere olduğunu açıklamasıyla ilgili olaraksa Cezayir Cumhurbaşkanı, “Fransa’nın kendi politikası var. Bizim de kendi politikamız var ve kimseyle bağlantımız yok. Terörle mücadele için tüm ülkelerle günlük temas halindeyiz. Cezayir Malili kardeşlerimizin yanındadır. Çözümün kardeşler arasında, Mali içeriden olması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.