Tebbun, Cezayir’de ‘vicdan mahkumları’ olduğunu yalanladı

Ülkesinin Nahda Barajı girişiminin başarısı konusundaki iyimserliğini vurgulayan Tebbun “Tunus’un yanındayız’ dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.
TT

Tebbun, Cezayir’de ‘vicdan mahkumları’ olduğunu yalanladı

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, önceki gece devlet televizyonunda yayınlanan röportajında hükümetin kötüleşen ekonomik durumu ve sağlık krizini kontrol ettiğine dair güvence mesajları verdi. Cezayir’de ‘vicdan mahkumları’ olduğu iddialarını da yalanladı. Tebbun, dış siyasete ilşkin yaptığı açıklamalarda da ülkesinin ‘ciddi başlıklarda rolünü oynamaya geri döndüğünü’ vurguladı. Etiyopya Nahda (Rönesans) Barajı krizine arabuluculuk yapma ve Tunus’taki komşuların siyasi sorunlarını çözmelerine yardımcı olma konusundaki iyimserliğini dile getirdi.
Tebbun, bu yılın sonuna kadar yüzde 3,8’lik bir ekonomik büyüme ve petrol dışındaki ihracat değerinin 2,1 milyar dolar olmasını beklediğini ifade etti. Koronavirüs pandemisinin yansımaları sonrasında devlet şirketlerinin çoğunluğunun faaliyetlerinin durdurulmasına ve onlarca özel kuruluşun kapanmasına neden olan zorlu ekonomik koşullar ortasında döviz rezervinin 44 milyar dolar aralığına ulaştığına dikkat çekti.
Çok sayıda uzman, ekonomik durumun Tebbun’un belirttiği büyüme hızına asla izin vermediğine dikkati çekiyor. Aynı şekilde 750 milyon dolar (2020 istatistikleri) civarında olan petrol ve gaz dışında yapılan ithalatın açıklanan rakama ulaşmasının mümkün olmadığı vurgulanıyor.
Cumhurbaşkanı, basında ‘petrol fırtınası’ olarak anılan Vurkla vilayeti başta olmak üzere güney bölgeleri gençlerinin gerçekleştirdiği protestolara değindi. Geçen haftalarda gençleri protesto düzenlemeye iten bir kesimin varlığına dikkat çeken Tebbun, “Gençlerimizin siyaseten sömürülmesine izin vermeyeceğiz. Devlet, başta gençler olmak üzere tüm vatandaşların dertleriyle ilgilenmek için var. Çünkü Cezayir gençlerin ülkesidir” dedi.
Tebbun, özellikle ülkeleri ve halkları deviren dördüncü nesil savaşların ortaya çıkmasıyla birlikte perde arkasından gelen diktelere karşı da uyarıda bulundu. Koronavirüs krizinin yoğunlaşması ve hastanelerde tıbbi oksijen eksikliği çerçevesinde, sosyal medyada hükümetin sert eleştirilerine üstü kapalı bir gönderme yapan Tebbun, koronavirüsle enfekte olanların tedavisi için gerekli oksijen eksikliği hususunda yayınlanan ve yazılanların yanlış olduğunu savundu.
Tebbun, işsizlik ödeneğinin yükseltileceğini ve kararın Bakanlar Kurulu toplantısında alınacağını ancak bu bağışın hükümet destek sistemlerinde bulunmadığını söyledi. Abdulmecid Tebbun, işsizliği ortadan kaldırmaya söz verirken cumhurbaşkanlığı seçimlerine ‘halk, orta sınıf ve önceliklerinin ön saflarında yer alan gençler adına’ aday olduğunu açıkladı.
Tebbun, halk hareketi tutuklularına atıfta bulunarak vicdan mahkumlarının varlığını da yalanladı. Abdulmecid Tebbun, hapishanelerde hüküm giyen veya yargı takibatında olan onlarca kişinin ‘insanların onuruna hakarette ve tecavüzde’ bulunduğunu savundu.
Cezayir İnsan Haklarını Savunma Birliği, 9 Ağustos’ta Tebbun’a cevaben yaptığı açıklamada, halk hareketi kapsamında yaklaşık 200 tutuklunun birkaç aylık geçici gözaltından sonra halen yargılanmadığını, hakaret ile değil, fikirleriyle, siyasi ve sivil haklarını kullanmalarıyla ilgili suçlamalarla takibe alındıklarını vurguladı.

Tebbun’dan dış politika vurgusu
Cezayir Cuhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un gündeminde ülkesinin dış politikadaki rolü de vardı. Nahda Barajı meselesinde çatışan taraflar arasında ülkesinin sarf ettiği çabaların başarısına dair iyimserliğini dile getiren Tebbun sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nahda Barajı krizini çözme girişimi tamamen Cezayir’e ait. Bu, bize herhangi bir parti tarafından dikte edilmedi. Dışişleri Bakanımızın bu ülkeyi ziyaretinden önce Etiyopya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüştüm. Etiyopya, Sudan ve Mısır olmak üzere üç ülkeden olumlu tepkiler aldığımızı teyit ederim. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, (BMGK) konuyla ilgili karar vermedi. Kararı, Afrika Birliği’ne sevk etti. Cezayir arabuluculuğunun başarısından eminiz. Afrika’nın istikrardan yararlanması ve uluslararası forumlara dönmesi için akıl ve mantık ortaya koyulmalıdır. Cezayir’in Nahda Barajı hususundaki arabuluculuğu, konu çözülene kadar durmayacak. Bu konuda görüşleri yakınlaştırma çabası dışında bu hedefimiz yok.”
Tunus’taki krizle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Tebbun, Cumhurbaşkanı Kays Said’in meclis faaliyetlerini dondurma ve hükümeti feshetme kararının ardından ülkesinin ‘kimsenin Tunus’a baskı yapmasını’ kabul etmeyeceğini ve Cezayir’in sonuna kadar Tunus’un yanında durduğunu vurguladı. Cezayir Cumhurbaşkanı, birkaç gün önce Tunuslu mevkidaşı Said ile yaptığı bir telefon görüşmesine atıfta bulunarak, “Kardeşim Said'in bana verdiği bilgilerin açık bir şekilde duyurulması mümkün değil” dedi. Tebbun konuya dair daha fazla ayrıntı vermedi. Ancak konunun, Nahda Partisi ve Meclis Başkanı Raşid Gannuşi hakkında olduğu muhtemel görünüyor.
Cumhurbaşkanı Tebbun, Fas Kralı 6. Muhammed’in ‘Fas’ın Cezayir sınırını yeniden açma arzusuna’ ilişkin son açıklamaları hakkında da şunları söyledi:
“Faslı bir diplomat geçtiğimiz günlerde oldukça ciddi açıklamalar yaptı. Bu, Rabat’taki büyükelçimizi geri çekmemize neden oldu. Açıklama talep ettik ve yanıt alamadık. Bu yüzden daha fazla yorum yapmayacağım. Batı Sahra sorunu Birleşmiş Milletler’in (BM) elinde ve biz taraf değil, sadece gözlemciyiz. Soruna çözüm bulmak için Polisario Cephesi ile Fas arasında bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazırız.”
Libya meselesine de değinen Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, “Cezayir, Libya’da arzusu olmayan tek ülke” dedi. Tebbun, “İyimseriz, ancak koşulların ve zamanın, bu yıl sona ermeden Libya’da seçimleri gerçekleştirmek için uygun olmayacağından korkuyoruz” ifadelerini kullandı.
Fransa’nın Sahel bölgesinden geri çekilmek üzere olduğunu açıklamasıyla ilgili olaraksa Cezayir Cumhurbaşkanı, “Fransa’nın kendi politikası var. Bizim de kendi politikamız var ve kimseyle bağlantımız yok. Terörle mücadele için tüm ülkelerle günlük temas halindeyiz. Cezayir Malili kardeşlerimizin yanındadır. Çözümün kardeşler arasında, Mali içeriden olması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.