Suriye… Büyük hayal kırıklıklarının küçük ayrıntıları

Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında, yerinden edilmiş kişilerin futbol oynadığı saha. (AFP)
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında, yerinden edilmiş kişilerin futbol oynadığı saha. (AFP)
TT

Suriye… Büyük hayal kırıklıklarının küçük ayrıntıları

Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında, yerinden edilmiş kişilerin futbol oynadığı saha. (AFP)
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında, yerinden edilmiş kişilerin futbol oynadığı saha. (AFP)

Suriye’ye ilişkin Şam, Dera ve Suveyda’daki üç küçük detay, büyük sonuçlara yol açacak nitelikte bir iplikle birbirine bağlanıyor. Suriye trajedisinin ikinci on yılının başlamasıyla birlikte yerel “oyuncular”, yeni Suriye dokusunu ve bunun yapısını şekillendirmek için yarışan dış “aktörler” tarafından desteklenen ve yıllardır devam eden çöküşlerin ve kırılmaların gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye alışmaya başladılar.
Şam'ın detaylarında karanlık, “buz kuyrukları” ve göç düşüncesi yatıyor. Suriye’nin başkenti yüz yıldır ilk defa zifiri karanlıkta uyuyor. Şam'ın kadim üst düzey yetkililerinin ve yeni "savaş zenginlerinin" oturduğu en varlıklı mahallelerinde gün içerisinde sadece iki saat elektrik sağlanabiliyor.
Gıda fiyatlarındaki artış, akaryakıt eksikliği ve ekmek ile benzin kuyrukları yeni olmasa da “buz kuyrukları” öyle. İnsanlar sıcaklığı engelleyecek ve yemeklerin bozulmasını önleyecek buz kalıpları arayışında.
Hükümetin derinden değişip günlük sorunlara yanıt verilmesine öncelik vereceği ve yolsuzluk, idari hareketsizlik, sokak hareketi ve kaldırımlar ile ilgili meseleler için çözümler veya çözümlere yönelik girişimler sunacağına dair bir bahis vardı. Ancak hükümetin oluşumu ve değişiminin derinliği, günlük kaygılara dokunmakta yetersiz kalarak halkı hayal kırıklığına uğrattı.
Öyleyse; ufukta ne doğalgaz tüpleri ve ekmek paketleri aramaya yönelik günlük koşuşturmalarda bir dinginlik, ne enerji ve döviz kuru krizi için bir çözüm ne de üç-dört nüfuz bölgesine bölünmüş Suriye’de siyasi bir atılım gözüküyor. Özellikle “normalleşmeye” hevesli olan Araplar “zamanın bozduğu bir şeyi attarın düzeltmesinin zor” olduğuna inanmak üzereyken, yaptırımlar ve ağır varlığı ile iyice yerleşen Batı izolasyonu çerçevesinde her gün masada var olan şeylerle başa çıkmak ve yorucu günlük ayrıntılar ve karar mercilerinin kayıtsızlığı ile birlikte yaşamak gerekiyor.
Buna ilaveten Şam’da yeni olan şey göçten söz edilmesi. Eskiden duvarların arkasında ofislerde fısıltı ile bundan söz edilirken şimdi caddelerde ve misafirlerin önünde bundan bahsediliyor. Hicri yılbaşının Suriyelilerin göçmenlik talebi ile ilgili birbirlerine nükteler anlattığı bir etkinliğe dönüşmesi tesadüf değil. Aynı şekilde Suriye merkezli bir insan hakları örgütünün, Suriye’deki vatandaşların dışarıdakilerin ülkeye geri dönmemelerini tavsiye ettiğini; çünkü içeridekilerin göç etmek istediklerini söylemesi de şaşırtıcı değil.
Bununla birlikte Dera el-Beled halkı, muhaliflerin 10 yıl kadar önce “devrimin beşiği” olarak gördüğü Şam’ın mahallerine hizmetin değil de askeri bir dönüşün olmasını istemeleri karşısında şaşkına döndü. Bu geri dönüş eğiliminin arkasında Dera ve mahallelerinin ötesine uzanan bir bağ var. Nitekim Şam, İran'ın güney Suriye, güney Lübnan, Irak, Gazze ve başka ülkelerde "stratejik cepheler" kurma çabasının bir parçası olarak, Tahran'ın desteğiyle Ürdün sınırlarına ve onun gerisinde Körfez'e ve İsrail'in işgali altında olan Golan Tepeleri'ndeki ateşkes hattına geri dönmek istiyor.
Moskova’ya gelince; kendisinin başka bir tutumu ve farklı hesapları var. Zira Moskova halen Dera’da Beşinci Kolordu’ya liderlik eden müttefiki Ahmed el-Avde ile uzlaşarak “devlet kontrolünün” tekrar sağlanmasını istiyor. Ayrıca 2018 yılında güneyde imzalanan Rusya-ABD-Ürdün anlaşmasının korunması, hükümetin geri dönmesi ve yerel bir temsilcilik oluşumunun kalması karşılığında terörün kökünün kazınması ve İran destekli grupların ülkeden çıkarılması için yeterli olacak düzenlemeler peşinde.
Moskova bu düzenlemelerin Arap ülkelerinin “normalleşme” konusunda hevesli olmalarını ve Suriye'deki Rus modelini ve imar planlarını desteklemelerini sağlayacağını savunuyor. Moskova, Suriye'nin güneybatısındaki askeri kararı ertelemeyi başardı. Ancak Ankara ile yaptığı uzlaşma sayesinde kuzeybatıda, Washington ile uzlaşısı sonucu kuzeydoğuda yaptığı gibi bu askeri kararı tamamen iptal ettirmeyi başaramadı.
Dera’da her gün çatışmalar, suikastlar, ablukalar, müzakereler ve yeni bir uzlaşma ile başka bir saldırı arasında git-geller yaşanıyor. Havran Ovası'ndaki bu git-gellerin yanı sıra Rusya'nın rolünün sınırları ve Suriye'deki garantileri koruma ve hizmet sağlama gücü sorgulanırken, Suveyda’daki Cebel el-Arab’ta birden silahlı bir grup tarafından desteklenen, üyeleri üniforma giymiş ve aynı zamanda şaşırtıcı bir eğitim almış Dürzi gençlerden oluşan siyasi bir parti ortaya çıktı. Bu siyasi partinin adı “Suriye Tugayı Partisi”. Silahlı kanadı ise her unsur ve liderler için cazip maaşların olduğu 2 bin 500 kişilik savaşçıdan oluşan “Terörle Mücadele Gücü”.
Geçen ay kurulan iki örgüt ortak bir söylemi benimsiyor. Örgütün biri “özel komutanlığı olan, hepsi Suveyda kentinden olmak üzere unsurları kendisine bağlı, Suveyda’daki güvenlik boşluğunu kapatmayı amaçlayan bağımsız askeri bir güç” olarak kendisini tanıtıyor. Diğeri ise “devlet kurumlarının çökmesi ve tamir edilemez bir yolsuzluk sistemi ışığında ekmek, ilaç, elektrik, su ve gerekli ihtiyaçların hiçbirini sağlayamamasından ötürü, Suveyda’ya Suriye ve hatta Arap sahnesinde gurur duyulan eski siyasi tarihi rolünü geri kazandırma hayallerini gerçekleştirmek üzere uluslararası ve bölgesel çevrelerle iş birliği yapılarak kurulan siyasi bir parti” olarak kendisini tanıtıyor.
Bu grup iki bloğa eklenmek üzere ortaya çıktı. İlki Şam, Tahran ve Hizbullah destekli Ulusal Savunma Güçleri’ni, ikincisi de muhalefete bağlı Haysiyet Adamları Hareketi’ni içeriyor.
Suveyda her gün adam kaçırma vakaları, güç merkezleri, gençleri silah altına toplama girişimleri, çatışmalar ve komşu ülkelere uyuşturucu ve esrar kaçakçılığı yapılması gibi küçük ayrıntılarla uğraşıyor. Bu, yurt dışı destekli nüfuz bölgeleri inşa etmekle ilgili ancak aynı zamanda finansal kaynakların ele geçirilmesi ve yeni "savaş zenginleri" arasındaki rekabetle de ilgili olan bir çatışma.
Türk ve Rus askerlerinin Fırat’ın doğusunda elektriğe karşılık su takası uzlaşısı ve iki tarafın bir Türk şirketin İdlib’te elektrik sağlaması anlaşması gibi, bu günlük olayları yorumlamaya yardımcı olacak başka detaylar da mevcut.
Suriye'nin dört bir yanındaki ayrıntıların ipleri halen başkent Şam'da mı? Bu, cevabı bulunursa ülkenin içinde ve dışında birçok Suriyeliyi hayal kırıklığına uğratacak ve şok edecek bir soru.



Amerikan desteğiyle Irak-Suriye ittifakı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün Şam havaalanına gelişinde Dışişleri Bakanı Esad al-Şeybani tarafından karşılandı (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün Şam havaalanına gelişinde Dışişleri Bakanı Esad al-Şeybani tarafından karşılandı (AFP)
TT

Amerikan desteğiyle Irak-Suriye ittifakı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün Şam havaalanına gelişinde Dışişleri Bakanı Esad al-Şeybani tarafından karşılandı (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün Şam havaalanına gelişinde Dışişleri Bakanı Esad al-Şeybani tarafından karşılandı (AFP)

Dün edinilen bilgilere göre Bağdat ve Şam, ABD’nin himayesinde bir ekonomik iş birliği anlaşması imzalamaya hazırlanıyor. Anlaşmanın, Irak Başbakanı Ali El-Zeydi’nin temmuz ayı ortasında Washington’a gerçekleştireceği ziyaretin hemen ardından imzalanması bekleniyor. Bu hamlenin, bölgede "ABD karşıtı kamptan uzaklaşan" yeni bir Levant ittifakının önünü açabileceği değerlendiriliyor.

Konuyla ilgili Şarku'l Avsat'a konuşan Suriyeli bir kaynak, Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani'nin temmuz ortasında Washington'a gideceğini ve burada Başbakan el-Zeydi veya kendisine eşlik eden Iraklı yetkililerle bir araya geleceğini doğruladı.

Söz konusu kaynağa göre, Bağdat ile Şam arasındaki anlaşmaya ABD Özel Temsilcisi Tom Brack öncülük edecek. Anlaşmaya ilerleyen süreçte diğer Arap ülkelerinin de dahil olma ihtimali bulunuyor.

Eski hükümette görev yapan bir siyasi danışman, "El-Zeydi ekibinin, Suriye'yi de kapsayan bölgesel bir ekonomik anlaşma imzalamak için özel hazırlıklar yürüttüğünü" belirtti.

Başbakan el-Zeydi’nin Washington ziyareti, Irak’ın bölgesel konumunu yeniden belirlemesi açısından bir geçiş noktası olabilir. Bu durum, Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’nın Kasım 2025’te Beyaz Saray’a gerçekleştirdiği ve Suriye’nin Batı kampına geçişinde dönüm noktası olarak kabul edilen ziyaretin bir benzeri niteliğinde görülüyor.


Macron 17 yıl sonra Şam'da… Fransa'dan özgür ve çoğulcu Suriye mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
TT

Macron 17 yıl sonra Şam'da… Fransa'dan özgür ve çoğulcu Suriye mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u taşıyan uçak, pazartesi akşamı Şam Havalimanı'na indi. Bu ziyaret, 17 yıl aradan sonra bir Avrupa liderinin Suriye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Güvenlik gerekçeleri nedeniyle Macron'a eşlik eden bakanlar ve iş insanlarından oluşan heyetin programı ayrıntılı olarak açıklanmadı.

Ziyaretin niteliği ve Suriye'deki gelişmeler konusunda çeşitli soruları beraberinde getirmesi nedeniyle Élysée Sarayı kaynakları, ziyaretin bir mesaj taşıdığını ancak bunun “safça verilmiş bir mesaj ya da Cumhurbaşkanı'nın yeni Suriye yönetimine sunduğu açık çek olmadığını” vurguladı.

Élysée'ye göre Macron'un Şam'da vereceği mesaj, “özgür, çoğulcu, tüm bileşenlerine saygı gösteren ve bölgede hak ettiği rolü üstlenebilen bir Suriye'ye yönelik kararlı ve uzun vadeli bağlılığımızın teyidi” olacak. Fransa, Suriye'nin taraflar arasında köprü kuran, gerilimlerin azaltılmasına katkı sağlayan ve Avrupa Birliği ülkeleriyle, özellikle de Fransa ile ortaklık geliştiren bir ülke olmasını istiyor.

scdfb
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılamak üzere pazartesi günü Şam Uluslararası Havalimanı'nda bekliyor (AFP)

Paris yönetimi ziyareti “önemli” olarak nitelendirirken, amacın yalnızca Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve diğer Suriyeli yetkililerle görüşmek olmadığını belirtti. Fransa, ziyaret aracılığıyla “Suriye halkının cesaretine duyduğu hayranlığı ifade etmeyi ve yeni yönetimin halkın beklentilerini karşılaması, sorumlu ve katılımcı bir yaklaşım benimsemesi yönündeki beklentilerini dile getirmeyi” hedefliyor. Paris, bunun hem Suriye'nin birliği ve refahı hem de Avrupa ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkiler açısından önemli olduğunu düşünüyor.

Fransa, Suriye'deki durumun hâlâ “karmaşık” ve “kırılgan” olduğunu kabul etmekle birlikte, olumlu gelişmelerin mümkün olduğunu savunuyor. Paris'e göre bu ziyaret aynı zamanda “cesur bir ziyaret” niteliği taşıyor. Çünkü Macron'un ülkede uzun süre kalması ve yalnızca birkaç saatlik sembolik bir ziyaretle yetinmemesi planlanıyor. Ayrıca Fransız liderin, Suriye'nin farklı toplumsal kesimleri, mezhepleri ve beklentileriyle doğrudan temas kurmakta ısrarcı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Macron'un ziyareti yalnızca cumhurbaşkanlığı sarayıyla sınırlı olmayacak; Şam kentini ve halkını da kapsayacak.

dfbrgtbn
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u taşıyan uçak, 6 Temmuz 2026'da Şam Uluslararası Havalimanı'na iniş yaptı (AFP)

Paris, geçmişte Suriye halkının ayaklanmasını desteklemesinin “idealist” nedenlerden değil, sahadaki gerçekçi değerlendirmelerden kaynaklandığını savunuyor. Élysée Sarayı, Macron'un ziyaretini “Suriye'nin tamamıyla buluşma ve aynı zamanda yeni yönetime yönelik net taleplerle daha iyi bir geleceğe bağlılığı sürdürme fırsatı” olarak tanımlıyor.

Fransa, yalnızca sözler ve vaatlerle yetinmek istemediğini belirtiyor. Paris, eğitim, araştırma, kültür ve teknik iş birliği alanlarında Fransız-Suriye ilişkilerinin köklü geçmişine dayanarak yeni yönetimle birlikte Suriye kurumlarının yeniden inşasına katkı sağlamayı hedefliyor. Amaç, tüm toplumsal kesimleri temsil eden çoğulcu kurumların oluşturulması.

Ayrıca Fransa, ekonomik ve ticari iş birliğini yeniden canlandırmayı ve yeniden imar sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Fransız Kalkınma Ajansı, finans kuruluşları, Fransız şirketlerinin uzmanlığı ve bankacılık sektörünün imkânlarına güveniliyor. Paris, özellikle bankacılık sektörü ve ekonominin finansmanı alanındaki reformların hızlandırılması halinde bu sürecin daha da ivme kazanabileceğini belirtiyor.

sdbrfb
Fransa ve Suriye bayrakları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yeni Suriye yönetiminin göreve gelmesinden bu yana Batı Avrupa'dan bir devlet başkanı olarak gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında 6 Temmuz Pazartesi günü ulaştığı Şam Uluslararası Havalimanı'nda dalgalanıyor (AFP)

Élysée Sarayı, Fransa'nın Suriyelilerin “meşru beklentilerine” bağlı olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşımın iddialı ancak uygulanabilir bir program oluşturduğunu belirten Fransız yönetimi, Fransız kurumları ve şirketlerinin de bu sürece katkı sunmasını umuyor.

Bu amaçla Macron'a, Suriye pazarına ilgi duyan şirketlerin yöneticileri de eşlik ediyor. Heyette enerji devi Total, konteyner taşımacılığı şirketi CMA CGM'nin Lübnan asıllı Fransız Başkanı Rodolphe Saadé ile ulusal matbaa kuruluşunun temsilcileri yer alıyor. Söz konusu kurumun para ve pasaport basımında görev alabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.

sd
Şam'daki Emevi Meydanı, pazartesi günü böyle görüntülendi (Reuters)

Ziyaret programına ilişkin ayrıntılar ise sınırlı tutuldu. Élysée'nin verdiği bilgiye göre Macron, salı günkü resmi program öncesinde pazartesi akşamı Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile dar kapsamlı bir görüşme gerçekleştirecek. Resmî görüşmeler salı günü cumhurbaşkanlığı sarayında yapılacak ve Macron öğleden sonra bir basın toplantısı düzenleyecek.

Ancak güvenlik nedenleriyle Macron'un daha sonraki programı açıklanmadı. Fransız kaynaklar, Macron'un çok sayıda Suriyeli grup ve temsilciyle görüşmek istediğini belirtirken, bu isimlerin listesini paylaşmadı.

Paris'in benimsediği temel yaklaşım, “Yeni Suriye ancak çoğulculuğu dikkate aldığı takdirde ortağımız olabilir” anlayışına dayanıyor. Fransa böylece, geçen yıl mayıs ayında Ahmed eş-Şara'nın Paris'te ağırlanması sırasında ve daha önce Şubat ayında düzenlenen Suriye Halkını Destekleme Konferansı'nda dile getirilen şartları yeniden vurgulamış oluyor.

Fransız kaynaklara göre Paris ve birçok ortağı, “dışlayıcı bir yönetimin yerini başka bir dışlayıcı yönetimin almaması” gerektiği konusunda kararlı. Fransa, bunun gerçekleşmeyeceğine inandığını belirtirken, Suriye'nin geleceği açısından “hayati öneme sahip” gördüğü geçiş dönemi adaletinin sağlanmasını da talep ediyor.

sdbfrb
Şam'ın Bab Tuma Mahallesi ve tarihi kent dokusunun havadan görünümü, pazartesi günü çekildi (Reuters)

Paris yönetimi, Macron'un ziyaretinin hem Fransa içinde hem de uluslararası alanda, hatta Suriye'nin kendi içinde çok sayıda soru işareti yarattığının farkında. Ancak Fransa, Ortadoğu'nun merkezî ülkelerinden biri olan Suriye'den uzak kalamayacağını da düşünüyor. Çünkü Suriye'deki gelişmelerin bölge üzerinde, özellikle de Lübnan üzerinde doğrudan etkileri bulunuyor.

Fransa ayrıca Suriye ile ABD arasında son dönemde sağlanan yakınlaşmayı, Suriye ekonomisinin ihtiyaçlarını ve olası yeniden imar sürecini yakından takip ediyor. Ekonominin açılması ve yeniden inşanın başlaması hâlinde bunun Fransız ekonomisi ve şirketleri için önemli fırsatlar yaratabileceği değerlendirilirken, Paris bu sürecin dışında kalmak istemiyor.


Hamas, Gazze Şeridi’ndeki hükümetinin feshedildiğini duyurdu

Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’ndeki hükümetinin feshedildiğini duyurdu

Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)

Hamas, fiili Gazze yönetimi konumundaki Hükümet Acil Durum Komitesi’ni feshettiğini ve Komite Başkanı’nın istifa ettiğini açıkladı. Kararın, idari yetkilerin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesi amacıyla alındığı belirtildi.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi tarafından bugün yayımlanan açıklamada, Gazze’deki resmi kurumların önceki süreç boyunca yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine hazır olduklarını defalarca ilan ettiği belirtilerek, bu taahhüdün artık sahada somut adımlarla hayata geçirildiği ifade edildi.

Açıklamada, Gazze’deki hükümet yapısının devralınması ve devredilmesine ilişkin tüm idari ve hukuki hazırlıkların tamamlandığı, bu düzenlemelerin Filistinli siyasi grupları temsil eden ulusal heyet, aşiretler ve kabileler yüksek komitesi, sivil toplum kuruluşları ile Birleşmiş Milletler’in (BM) gözlemci temsilcisinin katılımıyla resmi ve şeffaf biçimde paylaşıldığı kaydedildi.

Hamas kaynakları dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareket yönetiminin yaklaşık 20 yıldır Gazze’nin fiili hükümeti olarak görev yapan Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi’ni feshetmeye hazırlandığını doğrulamıştı.

Açıklamada ayrıca, Hükümet Acil Durum Komitesi Başkanı ve vekaleten Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı Muhammed Abdulhalik el-Ferra’nın görevinden resmi olarak istifa ettiği ve komitenin feshedildiği duyuruldu. Bu adımın, alınan kararların uygulanması ve idari geçiş sürecinin kolaylaştırılması amacıyla atıldığı ifade edildi.

Hükümet Medya Ofisi, hükümet yapısında görevine devam edenlerin yalnızca teknik ve mesleki düzeydeki personelden oluşacağını, bu personelin Filistin halkına hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi ve idari ya da teknik boşluk oluşmasının önlenmesi amacıyla görevlerini sürdüreceğini bildirdi. Bunun, Filistinli grupların Kahire’de üzerinde uzlaştığı yol haritası doğrultusunda gerçekleştirileceği belirtildi.

Açıklamada, söz konusu kararın ulusal iradeye bağlılığın göstergesi olduğu, Gazze’deki yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine yönelik sürecin başarıya ulaşması amacıyla atıldığı ifade edildi. Ayrıca adımın, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları, yeniden imar sürecindeki gecikmeler, abluka ve sınır kapılarının kapalı tutulması ile İsrail ordusunun bölgeden çekilmemesi nedeniyle ağır insani koşullar altında yaşayan Filistinlilerin yaşadığı sıkıntıları hafifletmeyi hedeflediği kaydedildi.

Açıklamada, kamu hizmetlerinin sunulmasında görev yapan tüm personelin ‘devlet memuru’ statüsünde olduğu belirtilerek, söz konusu personelin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin sorumluluğu altında çalışmaya ve komitenin talimatları ile kararlarına uymaya hazır olduğu ifade edildi.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas da bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın Gazze’deki fiili hükümetini feshettiğini duyurmasının ardından komitenin Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmaya hazır olduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı açıklamada Şaas, “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin, görevini yerine getirebilmesi için gerekli imkânların sağlanmasının ardından ulusal sorumluluklarını üstlenmeye tamamen hazır olduğunu teyit ediyoruz” dedi. Şaas, açıklamasının, Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı’nın istifası, Hükümet Acil Durum Komitesi’nin feshedilmesi ve idari görevlerin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine yönelik hazırlıkların tamamlandığının ilan edilmesinin ardından yapıldığını belirtti.

Ekim ayında Gazze Şeridi’nde Hamas ile İsrail arasında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Hamas, Gazze’nin yönetiminden çekilmeye ve idareyi bağımsız teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devretmeye hazır olduğunu birçok kez açıklamıştı.

Söz konusu adım, Hamas’ın 2007 yılında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki rakip Fetih Hareketi ile yaşanan silahlı çatışmaların ardından Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana attığı en dikkat çekici siyasi adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

İsrail’in Mart 2025’te Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı İsam ed-Daalis’i öldürmesinin ardından, daha önce Yerel Yönetimler Bakanlığı görevini yürüten Muhammed el-Ferra, 20 üyeden oluşan hükümet komitesinin başkanlığına getirilmişti.