İnsansız hava araçları küresel politikanın istikrarını sarsıyor: Türk İHA'ları Libya'daki askeri tıkanıklığı da çözmede belirleyici bir rol oynadı

Basit yapıdaki araçlar çatışmaları cazip ve masrafsız hale getiriyor.

Nevada’daki Creech Hava Kuvvetleri Üssü'nde, ABD’ye ait bir İHA’nın Mayıs 2016’daki görüntüsü. (Josh Smith/Reuters)
Nevada’daki Creech Hava Kuvvetleri Üssü'nde, ABD’ye ait bir İHA’nın Mayıs 2016’daki görüntüsü. (Josh Smith/Reuters)
TT

İnsansız hava araçları küresel politikanın istikrarını sarsıyor: Türk İHA'ları Libya'daki askeri tıkanıklığı da çözmede belirleyici bir rol oynadı

Nevada’daki Creech Hava Kuvvetleri Üssü'nde, ABD’ye ait bir İHA’nın Mayıs 2016’daki görüntüsü. (Josh Smith/Reuters)
Nevada’daki Creech Hava Kuvvetleri Üssü'nde, ABD’ye ait bir İHA’nın Mayıs 2016’daki görüntüsü. (Josh Smith/Reuters)

Jason Lill
Dünya, İnsansız Hava Araçları (İHA/drone) savaşları çağına girdi. Son beş yılda devletler arasında çıkan dört büyük savaşta -Libya, Dağlık Karabağ, Suriye ve Ukrayna- Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) baskın ve belki de belirleyici bir rol oynadı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği habere göre İHA ile ilgili tartışmalarda halen bu araçların Taliban gibi devlet dışı gruplara karşı kullanımına veya ABD ile Çin gibi eşdeğer rakipler arasındaki savaşlardaki potansiyel rollerine odaklanılıyor.
Söz konusu tartışmalar birçok araştırmacının, İHA’ların kısıtlı kullanımı veya devletler arası savaşlarda uygunlukları açısından çok karmaşık ve tehlikeye açık olduğu sonucuna varmasına neden oldu. Bazı gözlemciler, İHA’ların uluslararası istikrarı bile güçlendirebileceğini savunuyor: Nitekim pilotlu bir uçak yerine bir SİHA düşürülürse, ülkelerin tansiyonu yükseltme olasılığı azalabilir.
Ancak gittikçe artan kanıtlar daha endişe verici bir eğilime işaret ediyor. Nitekim ucuz, öldürücü olmayan İHA'lar, bunları zırhlar ve toplar ile birlikte kullanan ordulara gerçek avantajlar sağlıyor. SİHA'ların boy gösterdiği son dört çatışma, mütevazı araçların bile askeri zaferler elde etmeye ve jeopolitiği (dengeleri) yeniden şekillendirmeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu. SİHA’ların daha fazla ülkenin cephaneliğine katılmasıyla (2015'te sekiz ülke varken bugün sayıları 20'ye çıkmış durumda) yeni aktörler, bu araçların toprakları ele geçirmek veya eski, donmuş çatışmaları (silahların sustuğu, ancak barışın sağlanamadığı bir çatışma) alevlendirmek için sundukları fırsatları değerlendirmeye hazırlanıyorlar. Bu yüzden hükümetlerin ve analistlerin, söz konusu silahların devletler arası şiddet riskini artırmada oynayabileceği rolü yeniden değerlendirmesi gerekiyor.

Tek kullanımlık filo
Bilim adamları uzun zamandır saldırı silahlarının istikrarı sarstığını savunuyorlar. Çünkü bu tür silahlar, potansiyel hedefleri arasında güvenlik konusunda endişe uyandırırken hücum maliyetlerini de düşürmüş oluyor. Aslında SİHA’lar bu fikri daha da ileri götürüyor. İHA’lar pilotlu uçaklardan çok daha az maliyetli. Ordular, askerlerini kaybetme korkusu duymadan bu araçları tehlikelerle dolu görevlere gönderebiliyorlar. Ayrıca İHA’lar ucuz olduğu için ülkeler bunlardan, düşmanlarının savunma güçlerini hızla köşeye sıkıştırmaya yetecek kadar çok sayıda satın alabilir. Son savaşlarda ordular onlarca İHA kullandılar. Bu orduların, gelecekte çıkabilecek savaşlarda düşman güçlerini karşılık vermeye fırsat bulamadan yok etmek veya zayıflatmak için on binlerce değilse de binlerce İHA konuşlandırmaları olası gözüküyor.
Dolayısıyla ucuz SİHA’lardan vazgeçmektense bunları kullanmayı sürdürmek ağır basıyor. Askeri güçler, ellerinde belirli hedefleri yok etmek için yeterli sayıda olduğu sürece bu İHA’lardan çok sayıda kaybetmeyi göze alabilir. Her İHA kendi başına savunmasız olsa d bunları toplu halde konuşlandırmak güvende olmalarını sağlar. Bu şekilde toplanmaları, en güçlü savunma güçlerini bile yerle bir edebilir.
Gözlemciler, Azerbaycan'ın yakın zamanda 1940'lardan kalma uzaktan çalıştırılabilen An-2 çift kanatlı uçakları kullandığı Dağlık Karabağ'da izlenen bu taktiği incelediler. Uçaklar Ermenilerin radar operatörlerini, sistemlerini açmaları için oltaya getirdi. Böylece Ermenilerin uçaklarının yerleri belli oldu ve Azeri pilotlar, İsrail yapımı Harop uçaklarıyla düşman uçaklarını uzaktan imha etmeyi başardı. Bu sırada Azerbaycan 11 An-2 uçağını kaybetse de yapılan strateji Ermenistan'ın hava savunmasında delikler açılmasını sağladı.

“Hükümetlerin, bu silahların devletler arası şiddet riskini artırmada oynayabileceği rolü yeniden düşünmesi gerekiyor.”

Son çatışmalardan elde edilen ilk gözlemler, basit SİHA’ların aslında ilk başlarda düşünüldüğünden daha dayanıklı olabileceklerini gösteriyor. S-300 ve kısa menzilli Pantsir gibi gelişmiş Rus hava savunma sistemleri, Libya, Dağlık Karabağ ve Suriye'de beklenmedik derecede zayıf olduklarını kanıtladılar. Nitekim SİHA’lar her durumda, daha büyük ve pilotlu uçaklarla mücadele etmek için inşa edilmiş eski sistemlerdeki kapsama boşluklarından yararlanarak radarlardan kaçmayı başardılar. Bu SİHA’lar Libya ve Suriye'de bazı Rus yapımı Pantsir'leri ve Ermenistan'daki eski hava savunma sistemlerini alt etmeyi başardılar.
Uzun süredir devam eden jeopolitik tıkanıklıkları açmaya çalışan devletler için nispeten ucuz, tek kullanımlık SİHA’ların öne çıkışı cazip bir fırsat sunuyor. Zira bu tür araçlar, devletlerin başkalarının topraklarını hızla ele geçirmesine, çok kısa bir sürede düşmanlarını yenmelerine ve gelecekte daha büyük yaptırımlarla onları tehdit etmelerine yardımcı olabilir.

Çığır açan araçlar
İHA’lar gerçek savaş alanlarında dengeleri değiştirmeyi başardıkları için gittikçe daha cezbedici bir hal almaya başladılar. Örneğin Türkiye, İHA’ları belli bir etki yaratmak için kullandı. Geçtiğimiz şubat ayında Suriye'nin kuzeyinde, İdlib kentinin yakınlarındaki 36 Türk askeri Suriye’nin yaptığı hava saldırısında hedef alındı. Ankara da buna misilleme olarak TB2 İHA’larını kullanarak onlarca tankı, hava savunmasını ve zırhlı aracı imha etti. Bunun sonucunda yüzlerce hatta muhtemelen binlerce Suriye askeri öldürüldü. Rusya, eli kolu bağlı olan Suriye adına ateşkes istedi. Türk TB2 İHA’ları, Barış Fırtınası Operasyonu sırasında Libya'daki askeri tıkanıklığı da çözmede belirleyici bir rol oynadı. TB2 İHA’larının ve kara kuvvetlerinin ortak gücü, Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçlerini Trablus’un ve Tarhuna'daki kalelerinin dışına püskürtmeyi başardı.
Ancak SİHA’lar tek başına çalışmadı. İnsansız çalışan sistemler, topçu ve uzun menzilli füzeler gibi geleneksel ekipmanlarla birlikte çalıştıkları veya taşınabilen kara birliklerini destekledikleri için güç seviyesini artırıp iki katına çıkarma konusunda daha etkili görülüyor. Örneğin Azerbaycan, İHA’larını Ermenilerin savunma mevzilerini açığa çıkarıp ardından topçu ve roketatarlardan dolaylı ateşi yönlendirmek için kullandı. Öyleyse İHA’ların artık geleneksel hava gücünün yerini alabileceğini ve bu ve diğer platformları daha öldürücü hale getirebileceğini söyleyebiliriz. Esasen İHA’ların savaş alanındaki varlıkları, neredeyse her karar alma düzeyinde hedeflenen tarafın hesaplarını değiştirir.

“SİHA’lara yatırım yapan ülkeler, bölgesel çatışmaları yeniden başlatmak için güçlü bir teşvikle karşı karşıya.”

Düşmanlarının İHA kullandığını bilen ordular, hava tehdidine karşı korunmak için davranışlarını değiştirmek zorunda kalıyorlar. Genellikle hem Libya'da hem de Dağlık Karabağ'da hareket eden zırhlı araçlar, havadan görünme derecelerini azaltıp kamufle olmak için tahkim edilmiş yerlerde saklanıyordu. Bu güçler savunma pozisyonlarını terk edemedikleri için saldırıları koordine edemedi. Böylece düşmanlarının ilerlemelerini engelleyemediler. LUO ve Ermeni kuvvetleri, savunmasız teşkilatlarını hava savunma sistemleriyle daha iyi bir şekilde entegre ederek koruyabilirlerdi. Ancak bunu, bu sistemlerin kapsamı ve kullanılabilirlik düzeyi tarafından kısıtlanmaları pahasına gerçekleştirebilirlerdi. Buna ilaveten, sözde güvenli olan arka bölgelerde aniden ortaya çıkan SİHA tehdidi, rezervlerin ve ekipmanların hareketini zorlaştırıyor.
Kısacası, İHA’lar modern savaş taktik tahtasını gerçek zamanlı olarak revize ediyor. Günümüzde nispeten basit araçlar bile bölgesel çatışmalarda güç dengelerini değiştirecek kadar ölümcül ve dayanıklı. Şaşırtıcı derecede sınırlı yetenekleri ile birlikte İHA’lar, devletlerin savaş meydanında yeni fırsatlar yakalamasına yardımcı olabiliyor.

Saldırı başı çekiyor
SİHA’lar yenilmez değil. Aslında elektronik sinyal karıştırmaya karşı savunmasız, hava üslerine bağlı ve genellikle kötü hava koşulları nedeniyle kalkış yapamayan sınırlı, hatta ilkel cihazlardır. Sadece orta yükte sevkiyatlar yapabilen TB2 tip İHA’lar, yer kontrol istasyonlarından veya yineleyici istasyonlardan sadece 93 mil uzağa gidebildikleri için kısa bir menzile sahipler. Azerbaycan'ın tüm başarılarına rağmen, Ermenistan’ın yerden açtığı ateşler sonucu çok sayıda TB2 kaybedildi. Aynısı Libya'da Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) oldu.
Analistler, SİHA’ların etkilerini abartma eğilimine direnmeli. Çünkü bu araçlar, çatışmaya sebep olmaktan daha çok bunun mümkün kılıyor ve fırsatlar yaratıyor. Bununla birlikte gözlemciler, İHA’ların istikrarsızlaştırıcı potansiyelini de gözardı etmemeli. Nitekim basit İHA’lar, devletlerin uzun süredir devam eden çıkmazlardan kurtulmalarına yardımcı oldu. Ticari sektördeki hızlı yeniliklerle donatılan geleceğin SİHA’ları, muhtemelen daha da etkili olacak. Zira Türkiye, sadece dört hafta önce Dağlık Karabağ'da kullanılan TB2'lerin menzilini genişletmek için şimdiden çalışmalara başladı. Uçak başına düşen üretim maliyetlerinin düşmesiyle birlikte seri üretilen İHA’lar yakın bir zamanda düşmanın savunma güçlerini köşeye sıkıştırabilecek. İleride bireysel güçlere sahip İHA’lar, savaş meydanında düşmanın zayıf noktalarından yararlanmak için avcı-imha ekipleri oluşturmak üzere bir araya gelebilir. Makul fiyatlı ulaşılabilir bu gibi teknolojilerin varlığıyla liderler, özellikle kurdukları üstünlüklerin geçici olduğunu düşünüyorlarsa donmuş savaşları yeniden alevlendirme ve hatta yenilerini çıkarma cazibesine direnmekte zorlanabilirler.
Şimdiden bazı ülkeler İHA’ları engelleyen sistemlere yatırım yapmaya başladı. Ancak bu teknolojiler henüz emekleme aşamasında. Zira savunma arayı kapatmaya çalışırken, hücüm neredeyse hedefine ulaşmış oluyor. En azından yakın bir zaman için kısa menzilli ve düşük seviyeli hava savunma sistemlerindeki boşlukları kapatmak zor olacak. Ayrıca saldırı teknolojisi daha ucuz: Rus yapımı S-400 Triumpf füze savunma sistemi 300 milyon dolar ve Pantsir sistemi ise yaklaşık 14 milyon dolar ediyor. Buna karşılık bir TB2’nin fiyatı sadece 5 milyon dolar. Dağlık Karabağ'da kullanılan ve arkasında yıkıcı bir etki bırakan MAM-L füzesinin fiyatının ise sadece 100 bin dolar olduğu belirtiliyor. Dikkat edilmesi gereken husus şu ki, eski ve pahalı savunma sistemlerine güvenen ülkeler, kendilerini ordularını koruyamaz veya savaş zamanında kayıplarını telafi edemez bir halde bulabilir. Nitekim savunma sistemleri İHA tabanlı karşı önlemlere geçinceye kadar, bu külfetli sistemlerin koruyuculuğunu sürdürememesi muhtemel.
SİHA’lara yatırım yapan ülkeler, yatışmış bölgesel çatışmaları yeniden körüklemek veya donma noktasına ulaşmış çatışmalarda yeni ganimetler aramak için güçlü bir dürtü ile karşı karşıya kalacaklar. Ürkütücü bir şekilde, SİHA’ları olacağı tahmin edilen bir sonraki 10 ülkeden dokuzu, uzun süredir devam eden bölgesel çatışmalarda veya iç savaşlarda saplanıp kaldı. Uluslararası sistem yakında SİHA’ların yaygınlaşmasının körükleyeceği yeni bir çatışma turuyla karşı karşıya kalabilir.

Jason Lyall: Dartmouth Koleji'nde James Wright Ulusötesi Çalışmalar Merkezi Başkanı ve “Bölünmüş Ordular: Modern Savaşta Eşitsizlik ve Savaş Meydanı Performansı” (Divided Armies: Inequality and Battlefield Performance in Modern War) adlı kitabın yazarı.

*Bu makale Foreign Affairs dergisinin Aralık 2020 sayısında yayınlandı ve Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.

 
 


İran savaşı, Güney Asya ekonomilerini Rusya’ya yakınlaştırdı

İran savaşının yarattığı enerji krizi, Cakarta'daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşmasına yol açmıştı (Reuters)
İran savaşının yarattığı enerji krizi, Cakarta'daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşmasına yol açmıştı (Reuters)
TT

İran savaşı, Güney Asya ekonomilerini Rusya’ya yakınlaştırdı

İran savaşının yarattığı enerji krizi, Cakarta'daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşmasına yol açmıştı (Reuters)
İran savaşının yarattığı enerji krizi, Cakarta'daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşmasına yol açmıştı (Reuters)

Enerji ve gübrede büyük ölçüde Ortadoğu'ya bağımlı Güneydoğu Asya ülkeleri, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin yarattığı tedarik sıkıntısı sebebiyle oluşan açığı kapatmak için Rusya'ya yanaşıyor.

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Moskova'da Rusya lideri Vladimir Putin'le görüşmesinin ardından 150 milyon varile kadar Rus ham petrolü ithal edeceklerini açıkladı.

ABD müttefiki Filipinler de 5 yıl aradan sonra geçen ay Rusya'dan ilk petrol sevkıyatını tamamladı.

Tayland, Rusya'dan gübre alımı için görüşmeleri sürdürürken, Vietnam da İran savaşı öncesinde Kremlin'le imzaladığı nükleer santral anlaşmasıyla ilgili çalışmaları hızlandırdı.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ABD'nin Rus petrolüne yönelik yaptırımları geçici olarak gevşetmesi, Moskova'ya milyarlarca dolarlık gelir sağladı.

Guardian'ın analizine göre bu gelişmeler, Batı'nın Rusya'yı uluslararası alanda izole etme çabalarının sınırlı kaldığı yönündeki Kremlin söylemini de güçlendirdi.

Bölge genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları, Rusya ve Putin yönetimi hakkındaki olumlu algının sürdüğünü ortaya koyuyor. 2024'te yayımlanan bir ankete göre Endonezya ve Vietnam'da katılımcıların yüzde 50'den fazlası Rusya'nın Ukrayna savaşını kazanmasını istiyor. Pew Research'ün geçen yılki araştırmasında da Endonezyalıların yüzde 64'ünün Rusya'ya olumlu baktığı, aynı oranın ABD için yüzde 48'de kaldığı ortaya konmuştu.

Singapur merkezli düşünce kuruluşu ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü'nden araştırmacı Ian Storey, bölgede Moskova'nın imajına dair şunları söylüyor:

Putin, Batı'ya karşı duran güçlü lider ve geleneksel değerlerin savunucusu olarak görülüyor. Bu maço imajı, bölgedeki birçok ülkede çoğunlukla karşılık buluyor.

Analist ayrıca Rusya'nın, Vietnam ve Laos gibi komünist yönetimlerle tarihsel bağlara sahip olduğunu hatırlatarak, Kremlin'in İsrail'e karşı Filistin'e verdiği destek nedeniyle Müslüman dünyada da olumlu algılandığı yorumunu yapıyor. Çeçen savaşları ve Sovyetlerin Afganistan işgali gibi geçmiş olayların ise "büyük ölçüde unutulduğunu" savunuyor.

Bununla birlikte uzmanlara göre Rusya'nın bölgedeki etkisini artırma kapasitesinin sınırları var. Moskova'nın özellikle Çin yönetimine artan bağımlılığı, Güney Çin Denizi'nde Pekin'le sorun yaşayan ülkeleri temkinli davranmaya itebilir.

Avrupa Birliği (AB) ise bölgedeki gelişmeleri endişeyle takip ediyor. AB Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Brunei'de Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) dışişleri bakanlarıyla salı günü düzenlediği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, bölge ülkelerine "büyük resmi görme" çağrısında bulundu.

Kallas, Rus petrolünün satın alınmasının Moskova'nın Ukrayna'daki savaşı sürdürmesine katkı sağlayacağını vurguladı.

Independent Türkçe, Guardian, Jakarta Globe, Channel News Asia


Kral III. Charles’a Epstein tepkisi: Mağdurlarla görüşmeliydin

Kral Charles, Trump'ı doğrudan karşısına almadan NATO'nun birliğinin önemini de vurguladı (Reuters)
Kral Charles, Trump'ı doğrudan karşısına almadan NATO'nun birliğinin önemini de vurguladı (Reuters)
TT

Kral III. Charles’a Epstein tepkisi: Mağdurlarla görüşmeliydin

Kral Charles, Trump'ı doğrudan karşısına almadan NATO'nun birliğinin önemini de vurguladı (Reuters)
Kral Charles, Trump'ı doğrudan karşısına almadan NATO'nun birliğinin önemini de vurguladı (Reuters)

Britanya monarşisinin başındaki Kral III. Charles'ın ABD ziyaretinde Jeffrey Epstein mağdurlarıyla görüşmemesi tepki çekti.

Epstein'in pedofili ağına karşı mücadelenin önde gelen isimlerinden Virginia Giuffre'nin kardeşi Sky Roberts, Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'nın ortak yazarlarından Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna'nın düzenlediği etkinlikte şunları söyledi:

Mağdurlar burada Kongre üyeleriyle birlikte oturuyor, hâlâ seslerini duyurmak için mücadele ediyor, gerçek hesap verebilirlik için baskı yapıyorlar. Oysa bu sistemlerle bağlantılı birçok güçlü isim ulaşılamaz durumda ve mağdurlarla yüz yüze görüşmüyor. Kralın, mağdurların yanında olduğunu dünyaya duyurması için bu an uygun bir fırsattı.

Etkinliğe, Giufrre'nin yakınlarına ek olarak, Epstein mağdurları Sharlene Rochard ve Danielle Bensky'le insan hakları ve kadın hakları örgütlerinden temsilciler katıldı.

Demokrat siyasetçi Khanna, Kral III. Charles'a geçen ay gönderdiği mektupta, ABD ziyaretinde Epstein'in istismarına maruz kalan kişilerle görüşmesini talep etmişti.

Ancak Kral Charles ve Kraliçe Camilla'nın avukatı, böyle bir görüşmenin yapılmayacağını bildirmişti. Yanıt mektubunda Birleşik Krallık'ta "devam eden polis soruşturmalarına” atıfta bulunulmuş, Kral Charles'ın "kurbanlarla görüşemeyeceği veya soruşturma konusu olan meseleler hakkında doğrudan yorum yapamayacağı" ifade edilmişti.

Epstein dosyalarında adı geçen isimlerden biri de Kral III. Charles'ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor. Virginia Giuffre, 2021'de ABD'de açtığı davada, 17 yaşındayken Andrew'la cinsel ilişkiye zorlandığını öne sürmüştü. Birleşik Krallık Kraliyet Ailesi mensubu bu iddiaları reddetse de 2022'de Giuffre'yle uzlaşmaya da varmıştı.

Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına York Dükü dahil tüm unvanlarından feragat etmişti. Ancak geçen yılın son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde Kral Charles tarafından "Prens" unvanı da elinden alınmıştı.

Giuffre'nin kardeşi Sky Roberts, ABD Başkanı Donald Trump'ın da Epstein'le ilgili süreçte şeffaf davranmadığını vurguladı. Trump, dosyalarda kendisine yöneltilen tüm iddiaları reddetmişti.

ABD Adalet Bakanlığı, Epstein davasına ait yaklaşık 6 milyon belgenin sadece 3,5 milyonunu kamuoyuyla paylaştı.

Epstein olayı nedir?

En küçüğü 14 yaşında olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında Andrew Mountbatten-Windsor ve Trump'ın yanı sıra eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler var.

FBI, ABD Adalet Bakanlığı'yla yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını duyurmuştu. 

İstihbarat ajansı ayrıca hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının suçlarını örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

Independent Türkçe, CNN, Guardian


BAE’nin OPEC’ten ayrılması petrol piyasasını nasıl etkileyecek?

BAE, OPEC'ten ayrılma kararını Hürmüz krizi derinleşirken aldı (Reuters)
BAE, OPEC'ten ayrılma kararını Hürmüz krizi derinleşirken aldı (Reuters)
TT

BAE’nin OPEC’ten ayrılması petrol piyasasını nasıl etkileyecek?

BAE, OPEC'ten ayrılma kararını Hürmüz krizi derinleşirken aldı (Reuters)
BAE, OPEC'ten ayrılma kararını Hürmüz krizi derinleşirken aldı (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ üyeliğinden çekilme kararının yankıları sürüyor.

BAE yönetiminden dün yapılan açıklamada, Körfez devinin 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+ üyeliğini sonlandıracağı duyuruldu.

Reuters'ın analizinde, bu hamlenin OPEC'in küresel petrol arzı üzerindeki kontrolünü zayıflatacağına dikkat çekiliyor. Ayrıca BAE'yle OPEC'in fiili lideri Suudi Arabistan arasında "uçurumun derinleşebileceği" ifade ediliyor.

BAE Enerji Bakanı Süheyl Muhammed el Mazravi, ajansa açıklamasında, kararı almadan önce herhangi bir ülkeye danışmadıklarını belirterek şunları söyledi:

Bu bir politika kararıdır; üretim seviyesiyle ilgili mevcut ve gelecekteki politikalar dikkatle incelendikten sonra alınmıştır.

Analize göre BAE'nin gruptan ayrılması, 2018'de BMGK'deki konuşmasında OPEC'i petrol fiyatlarını şişirerek "dünyanın geri kalanını dolandırmakla" suçlayan ABD Başkanı Donald Trump için zafer anlamına geliyor.

İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizin çözülmesinin ardından BAE artık OPEC kotalarına tabi olmayacağı için üretimini artırma imkanı da bulabilir. Uzmanlara göre bu, piyasalar ve küresel ekonomi açısından olumlu bir gelişme.

Ancak Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, BAE'nin kararının OPEC'in petrol piyasasını yönetme kapasitesine ciddi darbe vuracağına dikkat çekiliyor.

Danışmanlık şirketi Rystad Energy'den Jorge Leon, "Günde 4,8 milyon varil üretim kapasitesine sahip ve daha fazla üretim yapma hedefi güden bir üyeyi kaybetmek, grubun önemli bir aracı da kaybettiğini gösteriyor" diyor.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre, BAE'nin üyelikten çıkmasıyla OPEC'in üretim kapasitesinin yüzde 13'ü ortadan kalkacak.

İran, savaşta İsrail'in yanı sıra ABD'nin müttefiki Körfez ülkelerine misilleme yapmıştı. İran ordusu, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta BAE'ye en az 2 bin 200 füze ve drone fırlattı.

Uzmanlar, savaşın BAE'nin OPEC'ten çıkışını hızlandırdığını ancak Abu Dabi yönetiminin bir süredir zaten örgütten uzaklaştığını belirtiyor.

Guardian'ın analizinde, BAE'nin hamlesinin "Suudi Arabistan'ın itibarını zedeleyebileceği ve ABD'nin bölgedeki konumunu güçlendirebileceği" yazılıyor. Riyad yönetiminin petrol fiyatları üzerindeki kontrolünün zayıflayabileceği ve BAE'nin, uzun süredir OPEC'i eleştiren Trump yönetimine yaklaşarak ABD'yle ilişkilerini kuvvetlendirebileceği ifade ediliyor.

Ayrıca İran savaşı karşısında Körfez ülkelerinin birlik olamamasının da BAE'nin kararında önemli rol oynadığı vurgulanıyor.

WSJ ve Financial Times'ın analizlerinde, BAE'nin hamlesinin "OPEC için sonun başlangıcı olduğu" yorumu da paylaşılıyor.

14 Eylül 1960'ta petrol üreticisi ülkelerin arz politikalarını koordine etmek amacıyla kurulan OPEC'te Suudi Arabistan ve BAE'ye ek olarak Cezayir, Kongo, Ekvator Ginesi, Gabon, İran, Irak, Kuveyt, Libya, Nijerya ve Venezuela olmak üzere 12 üye yer alıyor.

2016'da yapılan anlaşmalarla daha esnek bir yapıya sahip OPEC+'ta Rusya ve Azerbaycan'ın yanı sıra 9 ülke daha var.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Financial Times, Guardian