Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan stratejik ortağımız… Suriye ile ilgili endişelerimiz var’

Motegi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda İran'ı bölgedeki tansiyonu düşürmeye çağırdı.

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.
TT

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan stratejik ortağımız… Suriye ile ilgili endişelerimiz var’

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Suudi Arabistan'ın sadece Ortadoğu'da istikrarın mihenk taşı değil, aynı zamanda Japonya'nın enerji güvenliği için de önemli bir ortak olduğunu söyledi. Motegi ayrıca Tokyo’nun, iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkta daha fazla ilerleme kaydetmeye devam edeceğine dikkat çekti.
Motegi yarın Mısır'dan yedi ülkeyi kapsayan bir Ortadoğu turuna başlayacak. Ziyaretleri bu ayın 24'üne kadar devam edecek. Yapılan açıklamada Motegi’nin tur kapsamında Ortadoğu ülkeleriyle güçlü ilişkiler kuran Japonya’nın bölgenin barışına ve refahına olan bağlılığını, hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası sistemin önemini ve koronavirüs salgınına karşı alınacak önlemleri gündeme getireceği kaydedildi. Dışişleri Bakanı Motegi açıklamasında “Bölgesel istikrar için iş birliği görüşmeleri yapmayı planlıyoruz. Bu tur ile aramızdaki eski ve köklü dostluğa dayanarak, Japonya için eşsiz ve özel bir diplomasi geliştirmek amacıyla bir dizi konuyu tartışacağız” dedi.
Dışişleri Bakanı Motegi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarına şöyle devam etti:
“Ziyaret programım kapsamında İran’la da görüşerek Ortadoğu’daki gerilimi düşürmek ve durumu istikrara kavuşturmak için Japonya’nın sürdürdüğü çabalar doğrultusunda adım atacağım. İran eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile yüz yüze ve telefonda altı görüşme yaptım. Kendisine bu husustaki davetimizi ilettim.”
Motegi, Suriye'ye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Suriye’deki durumdan, bölgedeki insani dramda iyileşme olmamasından ve siyasi süreçte ilerleme kaydedilmemesinden endişe duyduğunu söyledi. Arap ülkeleriyle samimi bir şekilde görüş alışverişinde bulunacağını belirten Japonya Dışişleri Bakanı, Suriye'deki durumu ve tüm bölgenin istikrarını iyileştirmenin yollarını tartışacağını kaydetti.
Japonya Dışişleri Bakanı, Şarku'l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda Suriye’den İran’a, Filistin meselesinden uluslararası arenanın gündeminde olan birçok bölgeye ve başlığa ilişkin açıklamalarda bulundu:

-Japonya'nın Ortadoğu'ya yönelik politikası nedir? Japonya bölgenin istikrara kavuşturulmasına nasıl yardımcı olabilir?
Ortadoğu, Japonya için enerji güvenliği açısından önemli bir bölge. Ortadoğu ile uzun yıllardır çeşitli alanlardaki iş birlikleri yoluyla iyi ilişkiler kurduk. Ve şimdi eski ve köklü dostluğumuza dayanarak Japonya için eşsiz ve özel bir diplomasi geliştirmek amacıyla Ortadoğu'yu ziyaret ediyorum.

-İsrailliler ve Filistinliler arasındaki barış süreci hakkındaki düşünceleriniz neler?
Önce Ortadoğu'daki barıştan bahsedeceğim. Kudüs, tarih boyunca çeşitli dini ve etnik çatışmaların devam ettiği ve bunun hiç bitmediği bir yer. Bu da bölge dışından ülkeler arasındaki çeşitli çatışmalardan kaynaklandı. Ortadoğu’da güven inşa edilmesini, bölgede olumsuz bir geçmişi olmayan Japonya'nın başarabileceğinden eminim. Bunu kanıtlayabilecek örnek, Japonya'nın İsrail ve Ürdün ile iş birliği içinde teşvik ettiği, özgün bir adım olan Barış ve Refah Koridoru girişimidir. Japonya, bu girişimin ana projesi olan Eriha Tarımsal Sanayi Şehri Projesi’ni (JAIP) desteklemektedir. Bu proje ile Filistin, kendisinden doğan güç ile güçlü bir ekonomiye kavuşacak., Filistinliler ve diğer milletler için istihdam fırsatları artacaktır.

-Peki, ya Suriye? Suriye'de yeniden yapılanma ve siyasi bir çözüm için en iyi yol nedir?
Suriye, Ortadoğu'da uzun süredir devam eden çatışmalar arasında bir diğer önemli sorundur. Şam, Orta Çağ'da Ortdoğu'nun merkezi olarak kabul edilirdi. Ancak Şam ve Suriye'nin kendisi bugün tamamen değişti. Suriye krizi, 2011'de Arap Baharı'nın başlamasından bu yana on birinci yılına girdi. Suriye'deki insani durumun düzelmemesi ve siyasi sürecin ilerleme kaydetmemesi nedeniyle mevcut durumun durgunluğundan ve hareketin gerilemesinden endişeliyim. Diyalog ve iş birliğine dayalı diplomatik çabaları yeniden tesis etmek için Ortadoğu'ya yaptığım bu ziyaret sırasında, Arap ülkeleriyle açık açık görüş alışverişinde bulunacağım. Suriye'deki durumu ve sonra da tüm bölgenin istikrarını iyileştirmenin yollarını tartışacağım.

-Japonya, Ortadoğu’daki ülkeler arasında irtibat kurulması için neler sunabilir?
Bölgedeki karşılıklı güvensizliği gidermek, gerilimi azaltmak ve istikrarı sağlamak için Ortadoğu ülkelerinin bize duyduğu güvene dayalı, sadece Japonya'nın yürütebileceği bir diplomasiye teşvik edeceğiz.

-Uluslararası güçlerin Ortadoğu'daki rolü nedir? Rusya, ABD ve Çin'in katılımını gördük. Ortadoğu'nun ve küresel güçlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ortadoğu'nun tarihi, Orta Çağ'dan bu yana bölge dışından büyük güçlerle olan ilişkileri üzerinden örülmüştür. Halihazırda bölgenin kendi içindeki yapı ve güç dengesi önemli değişikliklere uğrarken yoğun gerilimler ve çatışmalar da giderek daha belirgin hale gelmiştir. Diğer yandan “Tukidides tuzağı” olarak da adlandırıldığı üzere biz insanlar, her bir ülkenin güç ilişkilerinin, büyük güçler ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki mücadeleler yoluyla karmaşık bir şekilde birbiriyle rekabet ettiği bir dizi durumdan geçtik. Bu sadece Ortadoğu’ya has bir durum değil. Büyük güçlerin ve yükselen yönetimlerin birbirleriyle rekabet ettiği günümüzde en önemli şeyin “kuvvet” üzerinden belirli bir bakış açısını empoze etmeye çalışmak değil, daha ziyade uluslararası toplumun kurallarına uygun çözüm yolları aramak ve ekonomik, sosyal ve teknolojik yenilikler gibi değişimlere cevap verebilecek yeni kurallar inşa etmek olduğuna inanıyorum. Japon diplomasisinin hedeflemesi gereken yönün de bu olduğundan da eminim. Müslüman tüccarların denizleri özgürce ve güvenli bir şekilde geçmeleri nedeniyle Ortadoğu'nun tarihin başlangıcından itibaren bölgenin gelişimine katkı sağladığını söylememiz gerekir. Bugün de petrol ve doğalgaz dahil olmak üzere ithalat ve ihracat okyanuslar aracılığıyla taşınıyor. "Kuvvet"e değil, hukukun üstünlüğüne dayalı, özgür ve açık bir denizcilik sistemine ulaşmanın, bölgesel istikrarı ve daha fazla gelişmeyi sağlamanın anahtarı olduğuna inanıyorum.

- Japonya'nın buradaki rolü nedir?
-Japonya, Ortadoğu ülkeleri de dahil olmak üzere bu fikri paylaşan tüm yönetimlerle i şbirliği yapacak. Ortadoğu'da ve tüm dünyada barışa ve refaha katkıda bulunacaktır.

- Japonya, Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki birçok Körfez ülkesiyle ve İran’la iyi ilişkiler kurdu. Suudi Arabistan ile ilişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Evet, Japonya’nın Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle iyi ilişkileri var. Özellikle G20'de önemli bir rol oynayan Suudi Arabistan sadece Ortadoğu'da istikrarın mihenk taşı değil, aynı zamanda Japonya'nın enerji güvenliği için de önemli bir ortaktır. Japonya, petrole bağımlılığın ortadan kaldırılmasını, endüstriyel çeşitlendirmeyi ve "Japon-Suudi Vizyon 2030" çerçevesinde Suudi Arabistan Krallığı'nın teşvik ettiği kamu ve özel sektöre yönelik ekonomik ve sosyal reformları destekliyor. İki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla daha fazla alanda ilerleme sağlamak için çabalarımızı sürdüreceğiz.

-Japonya, İran meseleisnde nasıl bir rol üstleneblir?
Japonya, İran'la uzun süredir devam eden dostluğundan yararlanarak Tahran ile açıkça görüş alışverişinde bulunabilecek bir konumdadır. Örneğin eski Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Ortadoğu'da artan gerilimler sırasında İran'ı ziyaret ettiğinde doğrudan Dini Lider Ali Hamaney'i tansiyonu düşürmeye ve durumu istikrara kavuşturmaya çağırdı. O zamandan beri liderler ve dışişleri bakanları düzeyinde karşılıklı iletişim devam ediyor. Dışişleri bakanlığı görevini üstlendiğimden bu yana  İran dışişleri bakanı ile yüz yüze veya telefonla toplamda 6 görüşmem oldu. Japonya, benzersiz ve özel konumundan yararlanarak Ortadoğu'daki gerginliğin hafifletilmesine ve durumun istikrara kavuşturulmasına aktif olarak katkıda bulunmak için Suudi Arabistan ve İran da dahil olmak üzere ilgili ülkelerle yakın iş birliği yapmayı planlıyor.

 


İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.