Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan stratejik ortağımız… Suriye ile ilgili endişelerimiz var’

Motegi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda İran'ı bölgedeki tansiyonu düşürmeye çağırdı.

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.
TT

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan stratejik ortağımız… Suriye ile ilgili endişelerimiz var’

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu.

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Suudi Arabistan'ın sadece Ortadoğu'da istikrarın mihenk taşı değil, aynı zamanda Japonya'nın enerji güvenliği için de önemli bir ortak olduğunu söyledi. Motegi ayrıca Tokyo’nun, iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkta daha fazla ilerleme kaydetmeye devam edeceğine dikkat çekti.
Motegi yarın Mısır'dan yedi ülkeyi kapsayan bir Ortadoğu turuna başlayacak. Ziyaretleri bu ayın 24'üne kadar devam edecek. Yapılan açıklamada Motegi’nin tur kapsamında Ortadoğu ülkeleriyle güçlü ilişkiler kuran Japonya’nın bölgenin barışına ve refahına olan bağlılığını, hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası sistemin önemini ve koronavirüs salgınına karşı alınacak önlemleri gündeme getireceği kaydedildi. Dışişleri Bakanı Motegi açıklamasında “Bölgesel istikrar için iş birliği görüşmeleri yapmayı planlıyoruz. Bu tur ile aramızdaki eski ve köklü dostluğa dayanarak, Japonya için eşsiz ve özel bir diplomasi geliştirmek amacıyla bir dizi konuyu tartışacağız” dedi.
Dışişleri Bakanı Motegi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarına şöyle devam etti:
“Ziyaret programım kapsamında İran’la da görüşerek Ortadoğu’daki gerilimi düşürmek ve durumu istikrara kavuşturmak için Japonya’nın sürdürdüğü çabalar doğrultusunda adım atacağım. İran eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile yüz yüze ve telefonda altı görüşme yaptım. Kendisine bu husustaki davetimizi ilettim.”
Motegi, Suriye'ye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Suriye’deki durumdan, bölgedeki insani dramda iyileşme olmamasından ve siyasi süreçte ilerleme kaydedilmemesinden endişe duyduğunu söyledi. Arap ülkeleriyle samimi bir şekilde görüş alışverişinde bulunacağını belirten Japonya Dışişleri Bakanı, Suriye'deki durumu ve tüm bölgenin istikrarını iyileştirmenin yollarını tartışacağını kaydetti.
Japonya Dışişleri Bakanı, Şarku'l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda Suriye’den İran’a, Filistin meselesinden uluslararası arenanın gündeminde olan birçok bölgeye ve başlığa ilişkin açıklamalarda bulundu:

-Japonya'nın Ortadoğu'ya yönelik politikası nedir? Japonya bölgenin istikrara kavuşturulmasına nasıl yardımcı olabilir?
Ortadoğu, Japonya için enerji güvenliği açısından önemli bir bölge. Ortadoğu ile uzun yıllardır çeşitli alanlardaki iş birlikleri yoluyla iyi ilişkiler kurduk. Ve şimdi eski ve köklü dostluğumuza dayanarak Japonya için eşsiz ve özel bir diplomasi geliştirmek amacıyla Ortadoğu'yu ziyaret ediyorum.

-İsrailliler ve Filistinliler arasındaki barış süreci hakkındaki düşünceleriniz neler?
Önce Ortadoğu'daki barıştan bahsedeceğim. Kudüs, tarih boyunca çeşitli dini ve etnik çatışmaların devam ettiği ve bunun hiç bitmediği bir yer. Bu da bölge dışından ülkeler arasındaki çeşitli çatışmalardan kaynaklandı. Ortadoğu’da güven inşa edilmesini, bölgede olumsuz bir geçmişi olmayan Japonya'nın başarabileceğinden eminim. Bunu kanıtlayabilecek örnek, Japonya'nın İsrail ve Ürdün ile iş birliği içinde teşvik ettiği, özgün bir adım olan Barış ve Refah Koridoru girişimidir. Japonya, bu girişimin ana projesi olan Eriha Tarımsal Sanayi Şehri Projesi’ni (JAIP) desteklemektedir. Bu proje ile Filistin, kendisinden doğan güç ile güçlü bir ekonomiye kavuşacak., Filistinliler ve diğer milletler için istihdam fırsatları artacaktır.

-Peki, ya Suriye? Suriye'de yeniden yapılanma ve siyasi bir çözüm için en iyi yol nedir?
Suriye, Ortadoğu'da uzun süredir devam eden çatışmalar arasında bir diğer önemli sorundur. Şam, Orta Çağ'da Ortdoğu'nun merkezi olarak kabul edilirdi. Ancak Şam ve Suriye'nin kendisi bugün tamamen değişti. Suriye krizi, 2011'de Arap Baharı'nın başlamasından bu yana on birinci yılına girdi. Suriye'deki insani durumun düzelmemesi ve siyasi sürecin ilerleme kaydetmemesi nedeniyle mevcut durumun durgunluğundan ve hareketin gerilemesinden endişeliyim. Diyalog ve iş birliğine dayalı diplomatik çabaları yeniden tesis etmek için Ortadoğu'ya yaptığım bu ziyaret sırasında, Arap ülkeleriyle açık açık görüş alışverişinde bulunacağım. Suriye'deki durumu ve sonra da tüm bölgenin istikrarını iyileştirmenin yollarını tartışacağım.

-Japonya, Ortadoğu’daki ülkeler arasında irtibat kurulması için neler sunabilir?
Bölgedeki karşılıklı güvensizliği gidermek, gerilimi azaltmak ve istikrarı sağlamak için Ortadoğu ülkelerinin bize duyduğu güvene dayalı, sadece Japonya'nın yürütebileceği bir diplomasiye teşvik edeceğiz.

-Uluslararası güçlerin Ortadoğu'daki rolü nedir? Rusya, ABD ve Çin'in katılımını gördük. Ortadoğu'nun ve küresel güçlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ortadoğu'nun tarihi, Orta Çağ'dan bu yana bölge dışından büyük güçlerle olan ilişkileri üzerinden örülmüştür. Halihazırda bölgenin kendi içindeki yapı ve güç dengesi önemli değişikliklere uğrarken yoğun gerilimler ve çatışmalar da giderek daha belirgin hale gelmiştir. Diğer yandan “Tukidides tuzağı” olarak da adlandırıldığı üzere biz insanlar, her bir ülkenin güç ilişkilerinin, büyük güçler ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki mücadeleler yoluyla karmaşık bir şekilde birbiriyle rekabet ettiği bir dizi durumdan geçtik. Bu sadece Ortadoğu’ya has bir durum değil. Büyük güçlerin ve yükselen yönetimlerin birbirleriyle rekabet ettiği günümüzde en önemli şeyin “kuvvet” üzerinden belirli bir bakış açısını empoze etmeye çalışmak değil, daha ziyade uluslararası toplumun kurallarına uygun çözüm yolları aramak ve ekonomik, sosyal ve teknolojik yenilikler gibi değişimlere cevap verebilecek yeni kurallar inşa etmek olduğuna inanıyorum. Japon diplomasisinin hedeflemesi gereken yönün de bu olduğundan da eminim. Müslüman tüccarların denizleri özgürce ve güvenli bir şekilde geçmeleri nedeniyle Ortadoğu'nun tarihin başlangıcından itibaren bölgenin gelişimine katkı sağladığını söylememiz gerekir. Bugün de petrol ve doğalgaz dahil olmak üzere ithalat ve ihracat okyanuslar aracılığıyla taşınıyor. "Kuvvet"e değil, hukukun üstünlüğüne dayalı, özgür ve açık bir denizcilik sistemine ulaşmanın, bölgesel istikrarı ve daha fazla gelişmeyi sağlamanın anahtarı olduğuna inanıyorum.

- Japonya'nın buradaki rolü nedir?
-Japonya, Ortadoğu ülkeleri de dahil olmak üzere bu fikri paylaşan tüm yönetimlerle i şbirliği yapacak. Ortadoğu'da ve tüm dünyada barışa ve refaha katkıda bulunacaktır.

- Japonya, Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki birçok Körfez ülkesiyle ve İran’la iyi ilişkiler kurdu. Suudi Arabistan ile ilişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Evet, Japonya’nın Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle iyi ilişkileri var. Özellikle G20'de önemli bir rol oynayan Suudi Arabistan sadece Ortadoğu'da istikrarın mihenk taşı değil, aynı zamanda Japonya'nın enerji güvenliği için de önemli bir ortaktır. Japonya, petrole bağımlılığın ortadan kaldırılmasını, endüstriyel çeşitlendirmeyi ve "Japon-Suudi Vizyon 2030" çerçevesinde Suudi Arabistan Krallığı'nın teşvik ettiği kamu ve özel sektöre yönelik ekonomik ve sosyal reformları destekliyor. İki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla daha fazla alanda ilerleme sağlamak için çabalarımızı sürdüreceğiz.

-Japonya, İran meseleisnde nasıl bir rol üstleneblir?
Japonya, İran'la uzun süredir devam eden dostluğundan yararlanarak Tahran ile açıkça görüş alışverişinde bulunabilecek bir konumdadır. Örneğin eski Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Ortadoğu'da artan gerilimler sırasında İran'ı ziyaret ettiğinde doğrudan Dini Lider Ali Hamaney'i tansiyonu düşürmeye ve durumu istikrara kavuşturmaya çağırdı. O zamandan beri liderler ve dışişleri bakanları düzeyinde karşılıklı iletişim devam ediyor. Dışişleri bakanlığı görevini üstlendiğimden bu yana  İran dışişleri bakanı ile yüz yüze veya telefonla toplamda 6 görüşmem oldu. Japonya, benzersiz ve özel konumundan yararlanarak Ortadoğu'daki gerginliğin hafifletilmesine ve durumun istikrara kavuşturulmasına aktif olarak katkıda bulunmak için Suudi Arabistan ve İran da dahil olmak üzere ilgili ülkelerle yakın iş birliği yapmayı planlıyor.

 


Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe