İran’da Taliban ve ABD konularında kafa karışıklığı yaşanıyor

Biden yönetiminin ve NATO’nun Afganistan’daki doğu kanadından çekilme kararından en fazla memnun olan tarafın Tahran olduğu belirtiliyor.

Fotoğraf (Haroon Sabawoon/AA)
Fotoğraf (Haroon Sabawoon/AA)
TT

İran’da Taliban ve ABD konularında kafa karışıklığı yaşanıyor

Fotoğraf (Haroon Sabawoon/AA)
Fotoğraf (Haroon Sabawoon/AA)

Hasan Fahs
İranlı siyasetçilerin Afganistan’daki gelişmeleri yakından takip ettiğine şüphe yok. Taliban hareketi liderlerinin tüm Afgan topraklarını kontrol ettikten sonra başkent Kabil’e girişi, ABD ve NATO güçlerinin bu ülkeden çekilmesi sürecine eşlik eden yansımalar, Taliban’ın geri dönüşünden kaynaklanan zorluklar ile ilgili tartışmalar sürüyor. Başta Rusya ve Çin olmak üzere Orta Asya bölgesi, Pakistan ve Hindistan gibi ilgili ülkelerin uluslararası toplumun pozisyonları üzerindeki etkisi, Taliban unsurlarının ortak sınırlar boyunca yayılması, sınır bölgelerine akın edenler ve İran topraklarına geçen mülteci dalgaları İran’ın karşı karşıya olduğu zorluklar arasında. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği habere göre tüm bu meseleler, İran’ın gündeminin üst sıralarında yer alıyor.
Belki de en çok Tahran, ABD yönetiminin ve NATO’nun Afganistan’daki doğu kanadından çekilme kararından memnun. Zira belki de bu memnuniyet, özellikle ‘Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin 3 Ocak 2020 sabahı Bağdat Havaalanı yakınında öldürülmesine yanıt olarak, rejimin Dini Lideri’nin sunduğu vizyon veya strateji bağlamına ve ABD güçlerinin, özellikle Afganistan, Irak ve Suriye olmak üzere Batı Asya bölgesinden çıkarılmasına dayalı. Söz konusu geri çekilme ile bu yılın sonunda ikinci aşamanın tamamlanması ve ABD savaş güçlerinin Irak’tan çekilmesinin başlaması beklentisiyle oluşturulan stratejinin ilk aşaması gerçekleştiriliyor. Öyle ki sonuç olarak İran’ın çabaları, ABD’nin Suriye’den geri çekilmesiyle üçüncü aşamasına geçilecek olan süreçte de devam edecek. Bu iki aşamada İran tarafı için önemli olan, tam bir geri çekilmeye bağlılık olmayacak. Aksine savaş gücünün, söz konusu iki ülkeyi (Irak ve Suriye) kısa veya uzun vadede terk edecek olması İran açısından oldukça önemli.
Bunların yanı sıra Tahran, en çok Afganistan’dan çekilmenin yansımaları ve bunun Batı Asya bölgesindeki duruma ve dikkatle kurduğu dengelere olan etkileri konusunda endişeli olabilir. Özellikle çekilme kararından bu yana ilgili ülkelerle yaptığı ittifakların ve ilişkilerin derinliği ve bu bölgedeki olayları etkileyen yansımaları önemli. Bu, planlanan tarihten önce Afgan başkentinde meydana gelen dramatik olaylar; planlanan ve beklenen bağlamların dışındaki her türlü gelişmeyi engellemek için ipliklerini örmeye çalışan İran’ın hesaplarını karıştırabilir. İran’daki siyasi ve askeri liderler, Taliban hareketinin iktidara geri dönüşünü bir şekilde memnuniyetle karşılayan, sert olmayan tutumlarını pazarlamaya ve haklı çıkarmaya çalışmaktan vazgeçmediler.
İran’daki karar çevreleri, Afganistan’daki gelişmeleri ve ABD’nin bu ülkedeki yirmi yıllık varlığının bir sonucu olarak siyaset sahnesine hâkim olan kaosu seyrediyorlar. Bu çevreler, söz konusu varlığın Afgan halkına etnik, ulusal ve mezhepsel sosyal bileşenler arasında anlayışlar oluşturabilecek güçlü bir devlet inşa etmede yardımcı olmadığı görüşündeler. Öyle ki onlara göre bu varlık, ülkenin altyapısını ve ekonomisini yok etmenin yanı sıra Afganistan’a yalnızca daha fazla kargaşa, istikrarsızlık, güvensizlik ve süren çatışmalar getirdi.
Taliban hareketi ile ABD yönetimi arasındaki müzakerelere Afgan hükümetini de dahil etme ve Doha müzakereleri dışında iki Afgan tarafı arasında arabulucu rolü oynama çabalarının başarısız olmasına rağmen Tahran, Taliban liderliği ile aralarındaki ilişkinin geleceğine dair anlayışlar sağlamayı ve ABD güçleriyle açık savaş yıllarında bu hareketle kurduğu kanallardan yararlanmayı başardı. Ayrıca bir noktada birleşen karşılıklı hizmetler çerçevesinde ABD güçlerini zayıflatmak ve bu ülkeden çekilmeye zorlamak için çalıştılar.
Bunların ortasında Afganistan’daki son bilgilere göre Taliban liderlerinin ve unsurlarının Kabil’deki saraya girişi ile Devlet Başkanı Eşref Gani’nin ‘ülkeyi siyasi ve anayasal bir boşlukta, bir kaos halinde ve devlet kurumlarının yokluğunda bırakarak’ önce Tacikistan’a, oradan da Umman Sultanlığı’na gidişine şahit olundu. Bu, bölgesel ve uluslararası hamleler ve yeni durumla ilgili Afgan taraflarını geçici bir hükümet kurmaya ikna etme çabalarıyla bağlantılı olarak gelişti.
Taliban’ın hızlı ama beklenen yükselişi, İran rejimi liderliğinin gerginliğini yok etmedi. Aksine rejimi, hareketin bir sonraki aşamadaki stratejisini anlamaya çalışmaya itti. Tahran’da bu stratejinin ‘savaş ve barış’ ilkesine dayandığına, yani siyasi taraftaki müzakere yeteneklerini geliştirmek için ‘Afgan toprakları üzerinde ilerleme ve saha kontrolünü kullanma’ seçeneğine inanılıyor. Bu durum, hareketin yürüttüğü kademeli askeri faaliyetler ve bölgelerin kademeli olarak kemirilmesi, başkentin kuşatılması, ardından da devlet kurumlarına el koyulması ve Eşref Gani hükümetinin düşüşünün ilan edilmesiyle ortaya çıktı. Bunlar harekete üstünlük, çözüm ve diyalog önerileri ve hatta kabul edilmemesi halinde koşullarını dayatma gücü verdi.
Tahran’a göre Taliban stratejisinin diğer boyutu, iktidarda en büyük payı elde etmesine dayanıyor. Bu da kendisini temsil eden tek renkli bir hükümet kurmaya gitmeyeceği inancına yol açıyor. Çünkü hareketin liderleri, böyle bir seçeneğe gitmenin (yani tek renkli bir hükümet kurmanın) kendilerine yardım etmeyeceğini veya uluslararası açıdan tanınmışlık elde etme çabalarını kolaylaştırmayacağını biliyor. Aynı şekilde bu seçeneğin, ülke içinde karşılaşabilecekleri güçlükleri çoğaltması, kendilerine karşı rekabet eden ya da karşı çıkan tarafların ve güçlerin düşmanlığını artırması muhtemel görünüyor. Bu nedenle Taliban’ın en büyük paya, güce ve etkiye sahip olacağı bir koalisyon hükümeti seçeneğine gitmesi bekleniyor.
Tahran, Taliban liderliğinin geçtiğimiz günlerde kurulduğu açıklanan Koordinasyon Komitesi ile olumlu bir şekilde ilgileneceğini olası görüyor. Komite, eski Devlet Başkanı Hamid Karzai, Başkan Yardımcısı ve Ulusal Uzlaşma Komitesi yetkilisi Abdullah Abdullah ve Hizb-i İslami partisinin lideri Gulbeddin Hikmetyar’ı içeriyor. Ayrıca komitenin, Afganistan içindeki diğer aktif siyasi akımları içerecek şekilde genişletilmesi, misyonu gerçek ve kalıcı bir hükümetin doğuşunu kolaylaştırmak olan bir geçici hükümet için çalışması bekleniyor. Aynı şekilde Taliban liderliğinin ortaya koyulan tavırları, hareketin iktidardaki varlığına ulusal meşruiyet kazandırmak ve uluslararası topluma entegrasyon sürecini kolaylaştırmak için diğer Afgan güçleriyle bir ortaklık kurma çabasını da doğruluyor.
Afganistan’daki olayların gelişimi tüm olasılıklara açık. Bu aşamada şu an veya belirginleşme sürecinde olan üzerinde durmak mümkün değil. Bu nedenle birçok iç aktörün mevcut gelişmelere katılımlarını, rollerini ve etkilerini sağlamlaştırmaya çalışması nedeniyle Afgan arenasının gelecekte geniş dönüşümlere ve gelişmelere tanık olması bekleniyor. Söz konusu aktörler, olanlarda bu uzun vadeli hedeflere ulaşma fırsatı görüyor. Bunların yanı sıra bölgesel ve uluslararası oyuncular, bu ülkenin geleceğinde ve Orta Asya bölgesine yönelik uzantılarında daha büyük bir role ve daha geniş bir etkiye sahip olmaya çalışacaklar.
* Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe