Afrin’e füze saldırısı: Muhalefet, SDG’yi suçluyor

18 Ağustos’ta Afrin’in hedef alınmasının ardından bir benzin istasyonunda meydana gelen patlamaya dair sosyal medya organlarında dolaşan bir fotoğraf
18 Ağustos’ta Afrin’in hedef alınmasının ardından bir benzin istasyonunda meydana gelen patlamaya dair sosyal medya organlarında dolaşan bir fotoğraf
TT

Afrin’e füze saldırısı: Muhalefet, SDG’yi suçluyor

18 Ağustos’ta Afrin’in hedef alınmasının ardından bir benzin istasyonunda meydana gelen patlamaya dair sosyal medya organlarında dolaşan bir fotoğraf
18 Ağustos’ta Afrin’in hedef alınmasının ardından bir benzin istasyonunda meydana gelen patlamaya dair sosyal medya organlarında dolaşan bir fotoğraf

Suriye’nin kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve TSK ile ortak hareket eden muhalif grupların kontrolündeki Afrin kentinde el-Filah Caddesi’nde patlama meydana geldi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre (SOHR) patlama sonrasında bölgede büyük bir yangın çıktı ve ön sonuçlara göre 3 sivil öldü, birçok kişi de yaralandı.
Muhalif kaynaklar, Türkiye’nin kontrolündeki Afrin kentine ve Ankara destekli Suriye Milli Ordusu’na (SMO) yönelik füze saldırılarında aralarında çocukların da bulunduğu 4 sivilin öldüğünü, 6 kişinin de yaralandığını bildirdi. TSK ve SMO, Afrin’in güneyindeki PYD öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mevziilerine benzer bir bombardımanla yanıt verdi.
Afrin’deki Suriye sivil savunma kuruluşu Beyaz Baretliler yetkilisi Ahmed Arabi, Halep’in kuzeybatısındaki Afrin’in güneyinde konuşlu SDG tarafından, Afrin’deki Mazot Yolu ve el-Filat Caddesi’ne roketli saldırı düzenlendiğini, saldırının 1’i çocuk ve 1’i kadın 4 kişinin ölmesine ve 7’den fazla sivilin ağır şekilde yaralanmasına yol açtığını söyledi. Arabi, bölgede yangın çıktığını ve hedef bölgesinde bir benzin istasyonunu ateş aldığını söyledi.
Bir saatten kısa bir süre sonra SDG’nin, Afrin’e yeni bir füze fırlatarak şehre yeniden saldırdığını açıkladı. Aralarında 1 çocuk da olmak üzere 4 sivilin bir aracın ateşe verilmesi sonucu sivillerin ağır yaralandığı ve hastanelere kaldırıldığı ifade edildi. Siviller arasına korku ve panik hâkim olurken, SDG’nin şehirdeki yerleşim bölgelerine füze atışlarının sıklığının artmasından endişe duyulduğu belirtildi. Hedeflenen bölgelerin ‘sivil’ olduğuna ve askeri karargahlardan veya silahlı faaliyetlerden tamamen yoksun olduğuna dikkat çekildi.
SMO’dan Tuğgeneral Ahmed Hamadeh ise şehre yönelik ikinci saldırıya yanıt olarak TSK ve SMO mensuplarının, Afrin şehrinin güneyinde bulunan SDG’ye ait saldırı kaynaklarına füze ve topçu ateşi ile karşılık verdiğini söyledi. Verilen yanıtla eş zamanlı olarak Türk keşif uçakları, bölge üzerinde yoğun bir uçuş gerçekleştirdi. Hamadeh, SDG’nin SMO kontrolündeki bölgeleri sürekli top ve füzelerle bombalayarak, sivillerin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğunu vurguladı. Tuğgeneral Ahmed Hamadeh, SDG’nin 12 Haziran’da Şifa Hastanesi’ni hedef aldığını, aralarında çocukların, sağlık ve insani yardım sektörü çalışanlarının da bulunduğu 20’den fazla sivilin öldürüldüğünü hatırlattı.
Öte yandan SOHR, Ankara destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) gruplarının, son birkaç gün içinde Afrin’de ve şehre bağlı bölgelerde aralarında kadınların da bulunduğu 9 PYD mensubu çeşitli suçlamalarla gözaltına alındı. Aynı şekilde 12 Ağustos’ta Cinderes kentindeki Kafr Safra köyünden Afrin’e giden bir genç de kendisine yöneltilen suçlamalardan habersiz bir şekilde gözaltına alındı. Şam Kolordusu, Halep’in kuzeyindeki Afrin kırsalında bulunan diğer bölgelerde de Kürt Özerk Yönetimi’nde görev yapmak suçlamasıyla, Cindires kentinden 3 kişiyi İska köyü hapishanesine nakledilmek üzere gözaltına aldı.
Aynı şekilde SMO Sözcüsü Binbaşı Yusuf Hammudi, SMO’nun kontrolündeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde terör operasyonları ve bomba yüklü araçlarla saldırı planı yapan bir hücrenin yakalandığını bildirdi. Hammudi ayrıca, terör eylemlerine karışmamış herhangi bir kişinin gözaltına alınmadığını söylerken, bunların akrabalarının para karşılığında serbest bırakılmalarını önerdiği söylentilerini de sert bir dille yalanladı.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.