Çocukken cinsel istismara uğrayanların dörtte üçü bunu sır olarak saklıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nden yapılan açıklamada her 13 erkekten birinin ergenlik döneminden sonra istismara uğradığını ancak bunu söyleyemediği vurgulandı.

Çocuğa karşı şiddetin birçok biçimi var. (AFP)
Çocuğa karşı şiddetin birçok biçimi var. (AFP)
TT

Çocukken cinsel istismara uğrayanların dörtte üçü bunu sır olarak saklıyor

Çocuğa karşı şiddetin birçok biçimi var. (AFP)
Çocuğa karşı şiddetin birçok biçimi var. (AFP)

Yasemin el-Ferdan
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ‘Çocuk İstismarı’ başlıklı raporu uluslararası toplumda tartışmaya neden oldu.. Araştırmalar ve çalışmalar, çocuklukta cinsel istismara uğrayanların dörtte üçünün bunu bildirmediğini, ömürleri boyunca sır olarak sakladığını ortaya koydu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği habere göre WHO tarafından raporla ilgili yapılan açıklamada, yetişkinlerin neredeyse dörtte birinin çocuklukta fiziksel istismar yaşadığı, ayrıca her beş kadından ve 13 erkekten birinin de çocukken cinsel istismara uğradığı belirtildi. Birçok çocuğun bazen psikolojik istismar ve ihmal olarak adlandırılan duygusal istismara maruz kaldığı belirtildi.
Örgüt birçok ülkede veri eksikliği olduğuna dikkat çekti.

Yüzde 30'u tekrar tacize uğruyor
Dammam'daki Irada Kompleksi'ndeki sivil ve cezai psikolojik komitenin başkanı olan Psikiyatrist Velid el-Mulhim, çocukluklarında istismara uğrayanların depresyon, yeme bozukluğu ve cinsel sorunlar gibi psikolojik bozukluklara karşı yaşıtlarından daha savunmasız olduklarını söyledi. Söz konusu kimselerin yüzde 30'unun tekrar istismara uğradığını, bu durumun da onları ciddi fiziksel yaralanmalara, psikolojik, duygusal ve fiziksel gelişimde gecikmelere karşı savunmasız hale getirdiğini vurguladı. Muhlim ayrıca depresyon ve anksiyete gibi psikolojik bozuklukların yanı sıra davranışsal sapmalara da maruz kaldıklarını kaydetti.
Psikiyatrist Velid el-Mulhim, cinsel istismara uğrayan çocuklara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bazıları gelecekte, kendileri de çocuklara cinsel istismarda bulunuyor. Bu duruma ferdi ilişkilerde ve cinsel yaşamda zorluklar eşlik ediyor. Bazılarının maruz kaldıkları cinsel istismara tepkisi zarar görme korkusundan kaynaklanıyor. Çocukluğunda istismara uğramalarına rağmen acı verici duygularının ve anılarının üstesinden gelebilen ve psikolojik rahatsızlıkları veya kişisel güçlükleri olmadan yaşayabilenler var. Bütün bunlar bireyin kendi içindeki sebeplerden kaynaklanıyor. Yani çocuk istismarının ortaya çıkması, gelecekte psikolojik zorluklara yol açacağı anlamına gelmeyebilir.”

Ev içi şiddet
Mulhim şiddeti, çoğu fiziksel istismarın ana referansı olarak nitelendiren bir İngiliz araştırmasının sonuçlarına atıfta bulundu.
Buna göre Avrupa ülkelerinde yasaklanmış ve suç teşkil eden eylemlerden biri olmasına ve 1986 yılında İngiliz okullarında yasaklanmasına rağmen insanların yüzde 95'i hayatının belirli bir döneminde çocuğunu dövüyor. Yüzde 75'i ise son bir yıl içinde fiziksel şiddet uyguladı.
Mulhim, İngiltere'deki sosyal hizmet birimlerinin istismara uğrayanların sayısına ilişkin yürüttüğü tahmine dair şunları söyledi:
“Dört yaşından küçük her bin çocuk için oran 4,2. Bu şiddet, kırık kemiklere, beyin içinde veya çevresinde kanamaya, iç yaralara veya hipnozla sonuçlanan yaralanmalara yol açıyor. Bu aşırı şiddete maruz kalanların toplamdaki oranı ise binde bir çocuk. Ancak çocukların büyük bir kısmı hastanelere veya sosyal hizmetlere ulaşamıyor.”
Velid el-Mulhim ayrıca çocukların şiddete maruz kalma nedenleri arasında bunun evde ya da okulda bir davranış biçimi olarak kabul edilmesi ve ebeveynlerin evlilik sorunlarının yanı sıra iletişim yöntemi olduğuna dikkat çekti. Bu durumun ebeveynlerin düşünce tarzı ve deneyim düzeylerine ek olarak, sinirlilik, dürtüsellik veya ebeveynlerin kendilerinin çocukluklarında fiziksel şiddet mağduru olmaları gibi kişilik özelliklerinden kaynaklandığını vurguladı.
Çocukların ihmal edilmesinin özellikle yoksulluk kesimlerdeki çocuklar için psikolojik ve sosyal destek eksikliğinin yanı sıra fiziksel gelişiminde gecikmeye neden olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Çocuk istismarı kurbanları
Psikiyatrist Abdullah el-Medyan da ABD Ulusal Adalet Enstitüsü'nün araştırmasının sonuçlarına dikkat çektiği açıklamasında çocuk istismarı konusundaki rehavete karşı uyarıda bulundu. Ayrıca çocuk istismarı ve ihmali mağdurlarının antisosyal davranışlar geliştirme ve başkalarıyla bağ kuramama olasılıklarının daha yüksek olduğunu belirtti.
Medyan ayrıca yaptığı çalışmalardan birinde çocuk istismarının erkekler ve kadınlarda farklı şekilde etkiler gösterdiğini, kadın davranışlarının daha çok içsel olarak etkilendiğini ve bunun endişe veya izolasyona yol açabileceğini gösterdiğini söyledi. Erkeklerin ise zorbalık veya saldırganlık gibi dışsal davranışlarda bulunduğunu kaydetti. Ayrıca istismar mağduru çocukların bazılarında, bilişsel becerilerde ve bilişsel yeteneklerde eksiklikler olduğunu, bunun da öğrenme güçlükleri, sosyal beceriler ve sınırlı ilişkiler ile sonuçlandığını gösterdiğini kaydetti.
Medyan, yaşam boyu süren fiziksel ve psikolojik hastalıkların belirmesini, eşlik eden sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla ilişkilendirdi. Bu durumun da yardım ve tedavi almayanlarda görüldüğünü söyledi.
Medyan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne yazık ki şiddete maruz kalan çocukların yetişkinlik dönemlerinde kendilerinin şiddetin sosyal ilişkilerin ve etkileşimlerin normal bir parçası olduğu fikrini kabul etme olasılıkları daha yüksek olabilir."

Karmaşık çalışmalar
Medyan, çocuk istismarını ülkeler ve araştırma yöntemleri bazında ele almanın zor olduğu konusunda Dünya Sağlık Örgütü ile aynı fikirde. Çocuk istismarı araştırma ve tahminlerindeki tutarsızlığın önemli bir nedeninin de kullanılan farklı tanımlar olduğu görüşünde.
Medyan “Çocuk istismarından bahsettiğimizde bu sadece fiziksel, sözlü veya cinsel şiddet anlamına gelmiyor. Çocukları ihmal etmek de zararlı, hatta şiddete eşdeğer olabilir” dedi.
Psikiyatrist, İngiliz İstatistik Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya dikkat çektiği açıklamasına şöyle devam etti:
“Her beş yetişkinden birinin ister duygusal ister fiziksel isterse cinsel açıdan olsun en az bir tür çocuk istismarı yaşadığı tahmin ediliyor.”
Medyan, British Institute'un birçok şiddet ve istismar vakasının kayıt altına alınmadığını veya bildirilmediğini, bu durumun da sorunun boyutunu belirlemeyi ve incelemeyi zorlaştırdığını ortaya koyduğuna dikkat çekti.
WHO’dan yapılan açıklamada ayrıca her yıl 15 yaş altı yaklaşık 41 bin çocuğun öldürüldüğü bilgisi paylaşıldı. Bu verinin sorunun gerçek boyutunu yansıtmadığı burgulanan açıklamada istismardan kaynaklanan çocuk ölümlerinin büyük bir kısmının düşme, yanma ve boğulma gibi nedenlere bağlı olduğu belirtildi.

‘Hayır’ ile reddetme
Suudi psikiyatrist, çocukların cinsel istismarını önlemeye yönelik programların, beden sahipliği, uygun ve uygunsuz biçimde dokunma arasındaki fark, istismar vakalarının tanınması, nasıl hayır denileceği ve istismarın güvenilir bir yetişkine nasıl anlatılacağının okullarda uygulanabilirliği hakkında yaptığı değerlendirme konunun bu alandaki programların içeriğine ve uygulandığı yere göre farklılık gösterdiğini vurguladı.
Medyan sözlerine şöyle devam etti:
"Bazen farklı şehirlerde verilen hizmetler ve içerikleri arasında bir tutarsızlık olduğunu görüyoruz. Ancak bunların önemli olduğu konusunda büyük bir görüş birliği var. Çocukların her türden şiddetin mağduru olmasını önlemek için farkındalık programları büyük önem arz ediyor. Ancak farkındalık programları da tek başına yeterli değil. Bu nedenle çocukları korumaya yönelik toplum hizmetinin hızlı müdahale programları, istismar veya tekrarından kaynaklanabilecek etkileri önemli ölçüde azaltmak için etkinleştirilmesi gerekiyor. İstismara uğrayan çocuklar nadiren yardım istiyor. Çünkü çoğu zaman ebeveynlerinden birinin şiddetine maruz kalıyor. Dolayısıyla onlara zarar verme korkusu ve ebeveynden çekinme baskın oluyor. Bu nedenle çocukların bilinçlendirilmesi ve istismar türlerinden birine maruz kaldıklarında yardım almanın önemini vurgulamak için okullarda bu tür programların yayılması oldukça önemli.”
*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Nolan'ın 20 yıllık dönem filmi yeniden gündemde: Yüzyılın en iyilerinden

Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)
Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)
TT

Nolan'ın 20 yıllık dönem filmi yeniden gündemde: Yüzyılın en iyilerinden

Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)
Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)

Şu sıralar vizyondaki Odyssey'le (The Odyssey) gişe rekorları kıran Christopher Nolan'ın benzersiz anlatımıyla şekillenen Prestij (The Prestige), gösterime girmesinin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen izleyicileri büyülemeyi sürdürüyor. 

Yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuyla 2006'da seyirciyle buluşan film, aradan geçen yıllara rağmen Netflix izleyicileri tarafından "başyapıt" diye anılıyor.

Christopher Nolan ve kardeşi Jonathan Nolan'ın, Christopher Priest'in 1995 tarihli aynı adlı romanından sinemaya uyarladığı film, Viktorya dönemi Londrası'nda geçiyor.

Hikayenin merkezinde Hugh Jackman ve Christian Bale'in canlandırdığı, birbirine rakip iki sahne sihirbazı yer alıyor.

Jackman'ın canlandırdığı Robert Angier, eşini bir gösteri sırasında kaybedince iki sihirbazın dostluğu düşmanlığa dönüşüyor.

Angier ve Bale'in hayat verdiği Alfred Borden, yıllar boyunca birbirlerinin gösterilerini sabote etmek için her türlü sınırı zorluyor.

Jackman ve Bale'e Michael Caine, Scarlett Johansson, Rebecca Hall, Andy Serkis ve David Bowie eşlik ediyor.

Birleşik Krallık merkezli köklü gazete Express, giderek yükselen gerilimi ve incelikle kurulan yapısı sayesinde filmin gerçek bir sihirbazlık numarası gibi işlediğini yazıyor:

Doğrusal olmayan, parçalı anlatısı izleyicinin dikkatini bir an bile ekrandan ayırmasına izin vermiyor.

Gösterime girdiği dönemde gişede başarı kazanan film, En İyi Sinematografi ve En İyi Sanat Yönetimi dallarında Oscar'a aday gösterilmişti.

Eleştirmenler ve sinemaseverler, Prestij'i bugün de Nolan'ın erken dönem başyapıtlarından biri olarak görüyor.

Bağımsız sinema platformu ve podcast The Take-Up'ın ekibi filmi "çatışan dünya görüşleriyle ortak saplantıların görkemli ve heyecan verici bir tasviri" diye nitelendirirken, izleyiciler de filmin incelikli kurgusunu, güçlü oyunculuklarını ve beklenmedik ters köşelerini övüyor.

IMDb'deki bir izleyici Prestij'i "Nolan'ın hak ettiği değeri görmemiş başyapıtı" diye nitelendiriyor. 

Bir başka izleyici ise filmin 20 yıl sonra bile büyüsünü koruduğunu belirterek şu yorumu yapıyor:

Bu yüzyılın en iyi filmlerinden biri.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Listelerin zirvesindeki dizi tek sezonda iptal edildi

Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
TT

Listelerin zirvesindeki dizi tek sezonda iptal edildi

Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)

Prime Video, başrollerini Hannah Waddingham ve Octavia Spencer'ın paylaştığı Sür ya da Öl'ü (Ride or Die) ilk sezonunun ardından iptal etti. 

Yaz döneminin dijital yayıncılık alanındaki en başarılı yapımlarından birinin Prime Video'da devam etmeyecek olması sektörde şaşkınlık yarattı. 

Ancak Deadline'a göre dizinin başlıca yapımcılarından Paramount Television Studios, aksiyon ve komediyi buluşturan diziye yeni bir platform bulmak için görüşmelere başladı.

İlk kez Aralık 2023'te duyurulan ve bu yıl temmuzda izleyiciyle buluşan Sür ya da Öl, birbirini çok iyi tanıdığını düşünen iki yakın dostun hikayesini anlatıyor.

Octavia Spencer'ın canlandırdığı Debbie Claybourne'le Hannah Waddingham'ın hayat verdiği Judith Burton'ın sıradan yaşamları, Judith'in aslında uluslararası bir suikastçı olduğunun ortaya çıkmasıyla altüst oluyor.

Geçmişten gelen gizemli bir figürün ortaya çıkması ve bir suikast girişiminin ters gitmesi üzerine ikili, peşlerindeki güvenlik güçlerinden, profesyonel katillerden ve tehlikeli suçlulardan kaçarak Avrupa boyunca zamana karşı yarışıyor.

Yüksek bütçeli yapımları geride bıraktı

Yayın hayatına sessiz sedasız başlamasına rağmen kısa sürede ABD'nin günlük izlenme listelerinde zirveye çıkan dizi, Kainatın Hakimleri (Masters of the Universe) gibi yüksek bütçeli yapımları bile geride bırakmıştı. 

Luminate ve Nielsen verilerine göre ilk haftalarında dijital yayın listelerinin üst sıralarında yer alan yapım, yayımlandıktan sonraki ilk 14 günde Prime Video'nun ABD'de en çok izlenen yeni dizisi olmuştu.

Dünya genelinde de geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Sür ya da Öl, üç hafta boyunca Prime Video'nun en çok izlenen orijinal dizisi olmayı başarmıştı.

Dizi, yayımlanmasının üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ platformun küresel ilk 10 listesinde yer alıyor. İzleyicilerin sezonu tamamlama oranının da yeni sezon onayı alan diğer dizilerle benzer seviyede olduğu belirtiliyor.

Eleştirmenlerden ve izleyicilerden yüksek puan

Hem seyircilerin hem de televizyon yazarlarının beğenisini kazanan yapım, Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden yüzde 96, izleyicilerden ise yüzde 85 oranında olumlu değerlendirme aldı.

Variety eleştirmeni Aramide Tinubu, diziyle ilgili değerlendirmesinde şöyle yazmıştı:

Sür ya da Öl en çok Thelma ve Louise'in (Thelma & Louise) ruhunu yakaladığı anlarda parlıyor. Spencer ve Waddingham arasındaki muazzam uyum izleyiciye de geçiyor. Waddingham'ı tam anlamıyla bir aksiyon yıldızı olarak izlemek de harika.

Tessa Coates'un yarattığı Sür ya da Öl'ün dizi sorumluluğunu Matt Miller ve Peyton Reed birlikte üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Ed Skrein, Calam Lynch, Savannah Steyn, Jamie Parker ve Bill Nighy de yer alıyor.

Paramount Television Studios, Amazon MGM Studios, Double Dream ve Orit Entertainment imzalı dizinin devam edip etmeyeceği, başka bir platformun projeyi devralmasına bağlı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, TVLine


Tüm beklentileri aşan Resident Evil gişeyi fethetti

Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Tüm beklentileri aşan Resident Evil gişeyi fethetti

Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)

Silahlar'ın (Weapons) yönetmeni Zach Cregger, Resident Evil uyarlamasıyla gişeyi bir kez daha salladı. 

1990'lardan günümüze uzanan efsanevi korku oyunu serisinin yeni sinema uyarlaması, açılış hafta sonunda Kuzey Amerika'da 60 milyon dolar hasılat elde etti. Beklentileri fazlasıyla aşan bu sonuç, 24 yıllık korku serisinin en büyük açılışı olarak kayıtlara geçti.

Serinin önceki açılış rekoru, 26 milyon dolarla Milla Jovovich'in başrolünde yer aldığı 2010 yapımı Ölümcül Deney: Ölümden Sonra'ya (Resident Evil: Afterlife) aitti.

Uluslararası pazarlarda 48,3 milyon dolar kazanan yeni Resident Evil, dünya genelinde toplam 108,3 milyon dolarlık güçlü bir açılış yaptı.

Gişe tahminlerinin üst sınırının 10 milyon dolar üzerine çıkt

Hafta sonu öncesinde filmden Kuzey Amerika gişesinde 40 ila 50 milyon dolarlık bir açılış yapması bekleniyordu.

Sony'nin Resident Evil serisini yeniden canlandıran ve sinemadaki 8. halkası olan yapım olumlu eleştiriler, izleyiciler arasında kulaktan kulağa yayılan övgüler ve Cregger'a duyulan güven sayesinde tahminleri aşmayı başardı.

2022 yapımı düşük bütçeli Barbarian'la dikkatleri üzerine çeken Cregger, geçen yıl 43 milyon dolarla açılış yapan Silahlar sayesinde korku sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri haline gelmişti.

38 milyon dolarlık bütçeyle çekilen Silahlar, dünya genelinde 270 milyon dolar hasılat elde etmiş ve Amy Madigan'a Oscar kazandırmıştı.

Rentrak Piyasa Trendleri Başkanı ve gişe analisti Paul Dergarabedian, sonucu şöyle değerlendirdi:

Zach Cregger'ı Resident Evil gibi büyük bir serinin başına getirmek, tanıdık bir hikayenin izleyicilere yeniden taze ve özgün görünmesini sağladı. Z kuşağı da gişeyi sürükleyen başlıca güçlerden biri haline geldi ve korku filmlerine büyük ilgi gösteriyor.

Sony'den 75 milyon dolarlık yeni başlangıç

Sony, önceki yeniden başlatma girişiminden 5 yıl sonra seriyi canlandırmak için yeni filme 75 milyon dolar ayırdı. 

Stüdyonun 2021'deki önceki yeniden başlatma girişimi Resident Evil: Raccoon Şehri (Resident Evil: Welcome to Raccoon City), 25 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya genelinde yalnızca 42 milyon dolar kazanarak hem eleştirmenler hem de gişe açısından hayal kırıklığı yaratmıştı.

1996'da video oyunu serisi olarak başlayan Resident Evil, ilk kez 2002'de Milla Jovovich'in başrolünde sinemaya uyarlanmıştı. Jovovich, eski güvenlik görevlisi Alice rolünü 2000'ler ve 2010'lar boyunca 5 devam filminde daha canlandırmıştı.

Önceki filmler yaklaşık 20 milyon dolarlık açılışlar yaparken, Ölümcül Deney: Son Bölüm (Resident Evil: The Final Chapter) dünya genelinde elde ettiği 314 milyon dolarla hâlâ serinin dünya genelinde en yüksek hasılata ulaşan filmi.

2026'nın en yüksek puanlı korku filmi

Yeni Resident Evil'da Cregger, Silahlar'da rol alan Austin Abrams'la yeniden bir araya geliyor. Abrams, Raccoon Şehri'nde virüsün yarattığı canavarların arasında hayatta kalmaya çalışan bir tıbbi kuryeyi canlandırıyor.

Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden yüzde 96 oranında olumlu yorum alan ve CinemaScore sinema çıkış anketlerinden "B+" alan film, Cregger'ın kariyerindeki en yüksek olumlu eleştiri oranına ulaşarak Silahlar'ı geride bıraktı.

Yapım aynı zamanda Rotten Tomatoes verilerine göre 2026'nın en yüksek olumlu eleştiri oranına sahip korku filmi oldu.

FranchiseRe bülteninin yayıncısı David A. Gross değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Pandemi döneminde bocalayan önceki filmin ardından bu, seri için muazzam bir geri dönüş. Eleştiriler olağanüstü, izleyici puanları da korku türü için son derece güçlü.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Hollywood Reporter