ABD’nin geri çekilmesi… İki uçak ve iki manzara

1975 Vietnamı’ndan 2021 Afganistanı’na kadar şu soru pekişti: Çıkarlar nerede başlayıp nerede biter?

ABD’nin geri çekilmesi… İki uçak ve iki manzara
TT

ABD’nin geri çekilmesi… İki uçak ve iki manzara

ABD’nin geri çekilmesi… İki uçak ve iki manzara

Fidel Spiti
Taliban Hareketi’nin son ABD askerinin ülkeyi terk etmesini beklemeden Afganistan’ı ve başkent Kabil’i kontrol altına almayı başarması sebebiyle dünyayı kasıp kavuran şokun boyutu bir yana, Afganların kendilerini deneyimli, eli kanlı ve köktenci Taliban yönetiminden uzak herhangi bir yere götüreceği umuduyla havaalanından kalkan uçaklar ile ülkelerinden kaçma girişimleri ve yaşananlar, ABD ordusunun 1975'te Güney Vietnam'ın başkenti Saygon'dan çıkışına benzetildi. İki fotoğraf dünya çapında büyük ses getirdi. Bunlardan ilki Saygon'daki ABD istihbarat merkezi üzerinde helikoptere tutunmaya çalışan Vietnam vatandaşlarına ait eski bir fotoğraf. İkincisi de Kabil Havaalanı’nda Batı ülkelerinin vatandaşlarını Afganistan’ın başkentinden tahliye eden uçaklara tutunmaya ve asılmaya çalışan Afganlara ait yeni bir fotoğraf. Tabiki bu, bir yandan ABD’nin geri çekilmesinin bir hezimeti andırdığını ve diğer yandan da ABD’lilerin demokrasiyi sağlama ve ilerleme kaydeden ve insan haklarına saygı gösteren rejimler ve hükümetler kurma bahanesiyle işgal ettikleri halkların çıkarlarının önüne kendi çıkarlarını koyduklarını göstermeyi amaçlayan siyasi ve askeri hedefleri olan bir kıyaslama.

Tarih komedi olarak tekerrür ediyor
29 Nisan 1975'te çekilen ilk fotoğrafta görülen olaylar, Saygon'daki ABD Kuvvetleri Radyosu'nun “Saygon'da hava sıcaklığı 105 dereceye ulaştı ve yükseliyor” haberini yayınlamasının ardından başladı. Bu haber, Vietnam'da askeri durumun tamamen kontrolden çıktığını ve ülkede kalan tüm ABD'lileri hızlı bir şekilde tahliye etme sürecinin başladığı anlamına gelen şifreli bir mesajdı. Nitekim bunun öncesinde ABD 1973 yılında Paris Barış Anlaşması’nı imzaladıktan sonra diplomatlar, denizciler, paralı askerler ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) çalışanları da dahil olmak üzere yaklaşık 5 bin ABD’liyi ülkede bırakarak muharebe güçlerini geri çekmişti. Ancak ani ve hızlı bir şekilde gelen bu uyarının nedeni, ABD Başkanı Richard Nixon'ın “Watergate” skandalı nedeniyle istifa etmesiydi. Zira Nixon’ın Güney Vietnamlılara onları Kuzey'den gelecek saldırılara karşı koruma sözü vermesine rağmen istifa etmesi, Kuzey Vietnam ordusunu Mart 1975'te büyük bir saldırı başlatmaya itti.

“Last Men Out: The True Story of America's Heroic Final Hours in Vietnam” kitabının yazarlarından Tom Clavin “Kuzey Vietnam hiçbir şekilde 1973 yılında imzalanan anlaşmaya uyma niyetinde değildi. Nihai hedefi ülkeyi birleştirmekti” ifadelerini kullanıyor. Bu, Taliban Hareketi’nin de uzun bir süredir dile getirdiği niyetin aynısı. Ancak sosyoekonomi filozofu Karl Marx'ın dediği gibi “Tarihte olaylar ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak tekerrür eder.”
Kuzey Vietnam ordusu güneyi işgal ettiği sırada, çok az bir direnişle karşılaştı ve kalan ABD askerlerinden kendisine bir karşılık verilmedi. Güney Vietnam'ın en büyük ikinci şehri olan Da Nang'ın düşüşünden sonra, komünist ordunun egemenliği karşısında korkan, çaresiz kalan ve intikam eylemlerinde bulunma olasılığından tedirgin olan Vietnamlıların kitlesel göç dalgası başladı. Amerikan Havayolları’na ait bir uçağının arka merdivenlerine tutunan Vietnamlılardan bazıları uçağın havalanmasının ardından yere düştü. Güney Vietnam Devlet Başkanı Nguyen Van Thieu ise istifa ederek, 150 bin komünist askerin Saygon kıyılarında durduğu ülkesinden kaçtı.

Çıkarlar nerede başlayıp nerede bitiyor?
Aynı sahne Afganistan'da tekerrür etti. Ancak Vietnam yıllarındaki durumun aksine 21. yüzyıldaki fotoğraf anında dünyanın dört bir yanına aktarıldı ve milyarlarca insan tarafından görüldü. Buna rağmen Vietnam fotoğrafı, “özgür dünya” ve ABD üzerinde büyük bir etki bıraktı. Özgür dünya meseleyi ABD’lilerle müttefik olan Vietnamlılara yapılmış bir ihanet olarak gördü ve ABD’nin Vietnamlıları vahşi düşmanlarının lehine terk ettiğini savundu. Bununla birlikte Afganistan fotoğrafı da aynı etkiyi bıraktı ancak bu sefer daha büyük bir şekilde. Bu durum İngiltere Başbakanı Boris Johnson’u olayı “felaket” olarak tanımlamaya itti. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise bunu Batı'nın alnına sürülmüş kara bir leke olarak nitelendirdi. Hatta Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki demokratlar, tek taraflı geri çekilme hareketini ve bu kadar ani bir senaryoyu beklemeyen istihbarat raporlarını eleştirmek zorunda kaldılar. Dünyanın dört bir yanındaki analistler ve politikacılar, sonuçta Taliban Hareketi iktidara döndüyse yani başlangıç noktasına dönüldüyse, büyük savaşın ve ardından ABD’li ve Avrupalı ​​vergi mükelleflerinin paralarından 1 trilyon dolar harcanan 20 yıllık işgalin ne faydası olduğunu sorguladılar.

Kabil Havaalanı’nda uçağa binmeye çalışan Afganlar (AFP)

Dünya, Afganistan ve bölge için bir dönüm noktası olan bu anı, Brown Üniversitesi'ne bağlı olarak yürütülen Savaş Maliyetleri Projesi'ne göre ABD'nin Taliban döneminin sonsuza dek kapandığını sanan Afgan halkının çoğunun kurulmasını beklediği bir Afganistan devleti için en ufak bir temel dahi atmadan Afganistan’da geçirdiği ve en az 2,261 trilyon dolar harcadığı 20 yıla karşı bir öfke ve hüzün karışımıyla hatırlayacak.

Kıyaslama konusuna dönüş
Vietnam'daki ve Güney Vietnam başkentinin içindeki kriz sırasında, o dönem ABD’nin Vietnam Büyükelçisi olan Graham Martin tekrar tekrar yapılan tahliye çağrılarını reddetti. Zira Martin şehirde panik yaratmaktan korkuyordu ve Nixon tarafından kendisine Güney Vietnam’ın varlığını koruması için verilen görevi yerine getirmek istiyordu. Afganistan durumunda ise ABD Büyükelçisi önünde tahliyenin gerekliliğini ilan etmekten başka seçeneği olmadığından ötürü açıklama yapamadı. Problem, beklentilerin içinde gizli. Nitekim ABD ordusunun geri çekilmesinin Taliban’ın ülkeyi ele geçirilmesine yol açacağını kimse beklemiyordu. Çünkü ABD hükümeti Afgan ordusunun ülkeyi savunmak için gerekli finansmanı ve eğitimi aldığına inanıyordu. Ancak tabi ki bu isabetli bir tahmin değildi.


Nisan 1975'te ABD’ye ait bir helikoptere tırmanmaya çalışan sıra olmuş Vietnamlılar (AP)

Vietnam’ın Saygon şehrindeki Tan Son Nhut Hava Üssü'nün Kuzey Vietnam kuvvetleri tarafından bombalanması, Savunma Ataşesi Ofisi (DAO) kompleksini koruyan iki ABD deniz piyadesinin ölümüyle sonuçlanmıştı. Deniz Piyade Onbaşı Charles McMahon ve Kıdemli Onbaşı Darwin Judge, Vietnam Savaşı'nda hayatını kaybeden 58 bin ABD askerinin sonuncularıydı. Tan Son Nhut Hava Üssü’nün aldığı hasarı araştırdıktan sonra Graham Martin, Saygon'dan ayrılma zamanının geldiğini anladı. Ancak deniz yolları kapalı olduğu ve ticari ve askeri uçaklar ülkeye iniş yapamadığı için helikopterler ile hava ikmalinin gerçekleştirilmesi gerekiyordu. ABD’liler ve Vietnamlı müttefikleri, otobüslere ve ardından helikoptere bindirilmek üzere önceden belirlenen mevkilerde toplandılar. Yolcular Güney Çin Denizi'ndeki 40 mil uzaklıkta bulunan ABD Donanması’na ait gemilere götürülecekti. Başlangıçta plan yalnızca ABD'lileri tahliye etmek üzerine yapılmıştı. Ancak Büyükelçi Vietnam hükümet ve askeri yetkililerin yanı sıra destek personelini de tahliye etmekte ısrar etti. Çünkü çoğu kişi gibi o da Kuzey Vietnamlıların şehre girer girmez ortalığı kana bulayacağına inanıyordu.
Helikopterler ile hava ikmali başlatılan DAO’nun dışında kıyamet koparken yaklaşık on bin kişi toplandı. ABD Deniz Piyadeleri’nin önünde, kimi kurtarıp kimi arkalarında bırakacaklarına dair tatsız bir görev vardı.
Bu sırada Güney Vietnam Hava Kuvvetleri pilotları çok sayıda helikopteri ele geçirdi. Ailelerini ve alabildikleri herkesi helikopterlere bindirdiler ve onları okyanusun ortasında bekleyen ABD uçak gemilerinin güvertesine indirdiler. Uçakların sayısının fazla olmasından ötürü, bu gemilerin güvertesinde çalışan askerler, inmesi gereken diğer uçaklara yer açmak için helikopterleri denize itmek zorunda kaldılar.
Saygon'daki büyükelçiliği tahliye eden son ABD Deniz Piyadeleri, kaçmayı başaramayan binlerce Vietnamlıyı arkalarında bırakarak 30 Nisan şafak vaktinden sonra ülkeden ayrıldı. En nihayetinde tahliye sürecinin sonucunda rekor rakamlar ortaya çıktı. Nitekim 5 bin 500'ü Vietnamlı olmak üzere 7 bin kişi 24 saatten kısa bir süre içerisinde tahliye edilmişti.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.