Reisi’nin önceliği Rusya ve Çin iş birliğini güçlendirmek

Rusya ve Çin İran dış politikasında en önemli öncelik.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)
TT

Reisi’nin önceliği Rusya ve Çin iş birliğini güçlendirmek

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)

İran Meclisi, cumartesi günü yeni hükümet için güvenoyu oturumu yaptı. Reformistler, Zarif’i görevde tutmaya çalışırken İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney’in uygulamakta ısrar ettiği ‘Doğu’ya yönelme’ politikasına uygun olarak Moskova ve Pekin ile kapsamlı iş birliği anlaşmasının canlandırılmasında büyük adımlar atmak için sabırsızlanıyor.
Rehber Hamaney, ister Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) düzeyinde olsun, ister ekonomik yaptırımların uygulanması açısında olsun ABD baskısını ve Batılı müttefiklerini engellemek amacıyla bu yaklaşımı benimsiyor.
Reisi, Rus ve Çinli mevkidaşlarına geçen çarşamba günü ilk iki ayrı temasta, dış politika önceliğinin Moskova ve Pekin ile stratejik ilişkileri güçlendirmek olacağını söyledi.
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre Reisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e “İran ve Rusya arasındaki kapsamlı iş birliğine yönelik ciddi şekilde kararlıyız” dedi. Reisi, iki ülkenin ilişkilerini ‘komşuluk ilişkileri için başarılı bir model haline getirecek’ bir düzeye yükseltmeyi hedeflediğini vurgulayarak, Moskova’nın ‘Tahran’ın Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) nihai üyeliğine kapı açacak bir mekanizma başlatma’ girişiminden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İran, bu hususta son birkaç yıldır hiçbir ilerleme kaydedememişti.
İki lider, nükleer anlaşma umutlarını ve Nisan ayı başlarında başlayan altı turdan sonra 20 Haziran’da duraksayan yeniden canlanma yolunu ele aldı. Reisi, ABD’yi ‘siyasi ve medya oyunlarının ardından, günahkâr konumunda oturmak yerine davacı konumunda olmaya’ ve ‘şartları ihlal etme, haksız ve hukuka aykırı adımlardan sorumlu tutulmak yerine İran’ı sorumlu tutmaya’ çalışmakla suçladı. İran Cumhurbaşkanı, “İslam Cumhuriyeti, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması gibi uluslararası belgelere bağlıdır. Ayrıca barışçıl nükleer faaliyetler alanında insanların haklarını yerine getirmek, bu teknolojinin tüm barışçıl alanlarda faydalarından ve başarılarından yararlanmak konusunda ciddidir” dedi.
Rusya Sputnik Ajansı’nın haberine göre Kremlin, Putin’in ‘İran nükleer programıyla ilgili ortak eylem planının uygulanmasına devam edilmesini görüştüğünü’ bildirdi. İran cumhurbaşkanlığı Putin’in ifadelerinden alıntı yaparak, “Ortak Eylem Planı, nükleer anlaşmayla ilgili olmayan sorunlara rehin tutulamaz” dedi.
16 - 17 Eylül tarihlerinde Tacikistan’ın başkenti Duşanbe şehrinde gerçekleştirilecek olan Şanghay İşbirliği Zirvesi’nin oturum aralarında Putin ve Reisi’nin yüz yüze görüşmesi bekleniyor.
İran, Rusya ile her 5 yılda bir yenilenen ve Putin ile reformist eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi tarafından Mart 2001’de imzalanan iş birliği anlaşmasını yeniden gözden geçirmeyi ve güçlendirmeyi planlıyor.
Rusya’nın İran Büyükelçiliği tarafından İran topraklarının Sovyetler Birliği ve İngiltere işgali altında olduğu 1943 yılındaki Tahran Konferansı’nı hatırlatan bir fotoğrafı yayınlaması üzerine geçen çarşamba günü İran rejiminin Rusya’ya yönelik tepkisi sosyal medya organlarının dikkatini çekmişti. Bu gelişme sonrasında eski Meclis Başkanı Ali Mutahhari, duruma karşı uyarıda bulundu.
Hasan Ruhani hükümeti, 2015 yılında nükleer anlaşmaya varılmasının ardından rejim lideri Rehber Ali Hamaney’in hazırladığı politikanın bir parçası olarak Çin ile, direniş ekonomisi politikasının yanı sıra ‘Doğu’ya bakış’ veya ‘Doğu’ya yönelme’ başlığı altında 25 yıllık bir iş birliği anlaşması imzaladı. İki politika, bir yandan İran’a uluslararası ve ABD yaptırımlarına karşı bağışıklık kazandırma, diğer yandan da İran’ı Rusya ve Çin’in veto yetkisiyle BMGK’da korumayı amaçlıyor.
Daha önce Putin’in çağrısı üzerine Reisi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı telefon görüşmesinde hükümetin dış politika önceliğinin, ‘Çin ile iş birliği seviyesini yükseltmek ve ilişkileri geliştirmek’ olduğunu vurguladı. Çin’in Kuşak ve Yol projesi gibi stratejik projelerinin, İran’ın çıkarlarıyla tamamen uyumlu olduğunu ifade etti.

Yeni Hükümet’e güvenoyu
İran parlamentosu, yarın (21 Ağustos) cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferinden iki ay sonra yeni cumhurbaşkanı tarafından önerilen 19 bakan için güven oylamasına başlayacak.
Reisi, yasa koyucuların önündeki ilk testinde kolay bir görevle karşı karşıya ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine en düşük katılımın sağlandığı tartışmalı seçimlerin ardından, görev süresinin başında meclisteki muhafazakâr çoğunluktan geniş destek almak üzere. Seçimler, yönetici kurumun ülke işlerini yönetme yaklaşımı konusundaki bölünmeyi takiben genişleyen iç anlaşmazlıklar boyutunu da ortaya çıkarmıştı. İlk güvenoyu oturumu, iki buçuk saat boyunca önerilen yapının genel bir savunmasında yeni cumhurbaşkanının gündemini ve politikasının ana hatlarını açıklamasıyla başlayacak.
Resmi IRNA haber ajansının Parlamento Başkanlığı Sözcüsü Nizamuddin Musavi’den aktardığına göre önerilen bakanlarla ilgili nihai oylamanın salı günü yapılması bekleniyor.
Parlamento sözcüsü, İran’daki bazı internet sitelerinde isimleri kabineye girmesi için önerilen bazı bakanların geri çekilme olasılığına ilişkin haberleri yalanlamadı veya doğrulamadı.
Ayrıca Aşura günü tatili münasebetiyle koronavirüsün yayılmasını engellemek üzere ülkede genel bir karantina uygulandı.

Abdullahyan, en şanslı
Parlamento Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Sözcüsü Milletvekili Mahmud Abbaszade Meşkini, yapı için önerilen bakanlardan 5’inin, ezici bir çoğunlukla karşılaşacağını dile getirdi. Meşkini, Dışişleri Bakanlığı adayı Emir Hüseyin Abdullahyan’ın ‘Dışişleri bakanlığını üstlenmek üzere yüksek oy alacak kişilerden biri” olduğunu vurguladı.
Reisi, nükleer meselenin yönetimi hususunda ve anlaşmayı canlandırmayı ve ABD yaptırımlarını kaldırmayı amaçlayan Viyana müzakerelerine nasıl dönüleceğini konusunda bir strateji açıklamadı. Analistler, Reisi’nin nükleer müzakere yönetimini, karar alma düzenlemelerinde hükümet ve dışişlerinden daha yukarı bir organ olan Ulusal Güvenlik Yüksek Kurulu’na geri teslim etme kararı alabileceği kanaatinde.
Ulusal Güvenlik Komitesi’nin bir üyesi olan Milletvekili Zehra el-Lahyan, 19 Ağustos’ta ‘Mehr’ haber ajansına yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı müzakerelere devam etmeyi kabul edecek. Ama müzakere yöntemini de kesinlikle değiştirecek” dedi. Aynı şekilde Lahyan, nükleer anlaşmanın geleceğinin ‘rejimdeki üst düzey yetkililer tarafından kararlaştırılacak bir mesele’ olduğunu dile getirdi.
“Cumhurbaşkanı, müzakerelerin boşa gitmemesi gerektiğine inanıyor” diyen Milletvekili Zehra el-Lahyan, Abdullahyan’ın ‘Rehber ve Cumhurbaşkanının vizyonuyla tutarlı müzakereler’ görüşünü, olumlu ve yapıcı olarak nitelendirdi. Milletvekili, geçen hafta Ulusal Güvenlik Komitesi tarafından gözden geçirilen planının ‘kapsamlı bir plan’ olduğuna dikkati çekerken, önceliğinin ‘ekonomik diplomasiyi güçlendirmek ve yaptırımları kaldırmak’ olduğunu vurguladı. Lahyan, “Milletvekilleri bunların, takip edilmesi gereken konular olduğuna inanıyor” dedi.
Abdullahyan’ın atanması, Zarif’in nükleer anlaşma yaklaşımının destekçileri arasında endişelere yol açıyor. Öyle ki Reformist Cephe Merkezi Komitesi üyesi Hasan Resuli, ‘Haber Online’a yaptığı açıklamada “Abdullahyan ile Zarif arasında büyük bir uçurum var. Çünkü Zarif, uluslararası gruplarda tanınan bir yüz. Bunun yanı sıra ülke ulusal güvenlikle ilgili en önemli mesele, yani nükleer meselede ilerlemenin zirvesinde” şeklinde konuştu.
Reformist politikacı, Zarif’in dışişleri bakanlığı görevinde kalmasını istiyor. Bu olmazsa da Resuli’ye göre Dışişleri Bakanlığı'nın ana kadrosunu, Dışişleri Bakanı Yardımcısı ve nükleer baş müzakereci Abbas Arakçi’den, İran’ın BM daimi büyükelçisi Mecid Taht Ravançi’den ya da nükleer anlaşma sürecinin karmaşıklığına katılan isimlerden oluşturmak daha iyi.
Öte yandan Milletvekili Abbaszade Meşkini, topun ABD ve Batı’nın sahasında olduğunu unutmamak gerektiğine inanıyor. Meşkini, bu tarafın ‘eksiklikleri, kayıpları ve verilen sözleri yerine getirmemeyi telafi etmek için’ anlaşmaya dönmesi gerektiğini söyledi. Meşkini ayrıca, İslam Cumhuriyeti’nin nükleer anlaşmada öngörülen tüm taahhütlerini yerine getirdiğini vurguladı.
Milletvekili Abbaszade Meşkini, “Yeni hükümetin nükleer anlaşmadaki stratejisinin de aynı doğrultuda olmasını bekliyoruz. Karşı taraf yükümlülüklerini yerine getirmemeye karar verir ve baskı uygularsa, İran’ın ulusal çıkarlar çerçevesinde yeni bir strateji takip etmesi ve karşı tarafı daha önceki asabi tavırlarla karşı karşıya getirmemesi gerekir” dedi.



İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.


ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi koalisyonunun seçim zaferinden dolayı tebrik etti ve ‘iktidar yoluyla barışa dayalı muhafazakar programını uygulamada büyük başarılar’ diledi.

Japonya'nın ilk kadın başbakanı olan Takaiçi, pazar günü yapılan seçimlerde ezici bir zafer elde ederek, finansal piyasaları tedirgin eden vergi indirimleri ve Çin'e karşı askeri harcamaları artırma vaatlerini yerine getirmesinin önünü açtı.

Gönderisinde “Sizi desteklemekten onur duyuyorum” diye yazan Trump, cuma günü Takaiçi’ye desteğini açıklamıştı.

ABD Başkanı, söz konusu paylaşımda şunları da yazdı:

“O (Takaiçi) çok saygın ve popüler bir lider ve seçim çağrısı yapma konusundaki cesur ve akıllıca kararı büyük bir başarıya ulaştı.”


Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
TT

Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yayınlanan bir röportajda, yıl sonuna doğru Çinli mevkidaşı Şi Cinping'i Beyaz Saray'da ağırlayacağını ve başta ticaret olmak üzere çeşitli konuları görüşeceğini söyledi.

NBC ile yaptığı ve dün yayımlanan röportajda Trump, "(Şi) yıl sonuna doğru Beyaz Saray'a gelecek (...) Bu iki ülke (Amerika Birleşik Devletleri ve Çin) dünyanın en güçlüleri ve çok iyi bir ilişkimiz var" diyerek nisan ayında Çin'i ziyaret edeceğini doğruladı.