Tunus Cumhurbaşkanı Devrim Anayasası’na ne yapacak?

Gözlemciler "anayasanın işleyişinin askıya alınması" senaryosunda hemfikir, ancak ülkenin baskıcı bir rejime kaymasından korkuyorlar

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said üzerinde birtakım değişiklikler yaptıktan sonra 1959 Anayasası’nı tekrar yürürlüğe koymak istiyor (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said üzerinde birtakım değişiklikler yaptıktan sonra 1959 Anayasası’nı tekrar yürürlüğe koymak istiyor (AFP)
TT

Tunus Cumhurbaşkanı Devrim Anayasası’na ne yapacak?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said üzerinde birtakım değişiklikler yaptıktan sonra 1959 Anayasası’nı tekrar yürürlüğe koymak istiyor (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said üzerinde birtakım değişiklikler yaptıktan sonra 1959 Anayasası’nı tekrar yürürlüğe koymak istiyor (AFP)

Hamadi Muammeri/Gazeteci
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz'da açıkladığı olağanüstü tedbirler, ülkenin siyasi sahnesi ve demokratik süreci için bir dönüm noktası oldu.
Tunusluların çoğu, iktidar kavgası durumuna, sağlık krizinin şiddetlenmesine ve ekonomik ve sosyal durumun kötüleşmesine son veren bu tedbirler karşısında duydukları memnuniyeti dile getirirken, bazı hukukçular ve Tunus’taki genel durumu takip edenler ülkenin, siyasi ufkun belirsizliği ortasında baskıcı bir rejime doğru kaymasından endişe duyuyor.
Tunuslular, başta demokrasi yolu, özgürlükler ve Tunuslu kadınların kazanımları olmak üzere bir dizi dosya hakkındaki görüşleri netleştirmek için Cumhurbaşkanı Said’in önümüzdeki dönem sunacağı programı bekliyorlar.
2014 Anayasası hak ve özgürlükler anayasası olarak tanımlanıyor. Bazı anayasa hukuku profesörleri, bu anayasanın işleyişinin ya da bir kısmının askıya alınıp revize edilene kadar iktidarı tanzim etmek için geçici bir sistemin (küçük bir anayasa) kurulmasından yada 1959 Anayasası’na dönülmesinden ve referanduma gidilerek yönetim biçiminin değiştirilmesinden korkuyorlar. Kays Said anayasanın işleyişini askıya alacak mı? Bu adım ne gibi tehlikeler yaratabilir?

Habersiz bir şekilde askıya alma
Herhangi bir ülkede anayasa, en yüksek ve en yüce yasa olarak kabul edilir. Anayasa devletin biçimini, yönetim şeklini, otoritelerin yapısını, ihtisaslarını ve her birinin yetkilerini belirler. Anayasanın işleyişinin askıya alınması, hüküm ve kurallarının işleyişinin belirli bir süreliğine askıya alınması demektir. Tunus’un durumu hakkında yorum yapan Anayasa Hukuku Profesörü Abdurrezzak Muhtar, Tunus Anayasası’nın 80. maddesinin uygulanması hususunda sınırın aşılmasından ötürü Tunus’ta anayasanın işleyişinin habersiz bir şekilde askıya alındığını söyledi. Muhtar “Cumhurbaşkanı bu maddenin dışına çıktı. Bu da anayasanın ihlali ya da haber etmeden anayasanın işleyişini askıya almak demektir” dedi.
Anayasa Hukuku Profesörü konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kays Said'in 80. maddeyi uyguladığını kabul edersek, bu madde anayasanın askıya alınmasını öngörmüyor. Ayrıca olağanüstü tedbirlere göre anayasanın işleyişinin askıya alınması mümkün değil. Anayasada, hak ve özgürlüklerle ilgili her şeyin yanı sıra kurumlarla ilgili kısım veya anayasa hukukunda Kurumlar Anayasası olarak adlandırılan kısımla ilgili olarak saygı duyulması gereken sağlam bir çekirdek var.”

Belirsiz bir aşama
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Muhtar, Kays Said’in Tunus sokaklarında bir nevi kabul görmesi ve anayasanın gözden geçirilmesi için referanduma gitmeden önce olağanüstü tedbirler başlığı altında yetkililer için geçici bir düzen oluşturulması ışığında anayasanın haklar ve özgürlükler şeklindeki temel çekirdeğinin korunarak bir kısmının askıya alınmasının muhtemel olduğunu söyledi.
Siyasi durumu saran belirsizlikten ötürü Tunus’ta ileride olacaklar karşısında duyduğu korkuyu gizlemeyen Muhtar, Cumhurbaşkanı Said’e, 2011 sonrasında gelen başarısızlıkları kıracak yeni bir toplumsal proje için dürüst niteliklere pay verme çağrısında bulundu.

Hak ve özgürlük kazanımları
Tunus'taki sivil toplum kuruluşları, hak ve özgürlük kazanımlarından yavaş yavaş vazgeçileceği korkusunu paylaşıyor. Tunus İnsan Hakları Savunma Birliği (LTDH) Genel Başkanı Cemal Muslim olağanüstü tedbirlerin sonuçlarına ilişkin korkularını dile getirdi. Bununla birlikte Muslim LTDH’nin birden fazla etkinlikte yolsuzluk yapanların yakalanması ve devletin her biriminde yolsuzluğun yayılmasının engellenmesi gerektiğini dile getirdiğini söyledi.
Muslim Cumhurbaşkanı Said’in anayasanın işleyişini askıya almasının olası olduğunu ifade ederek Tunus'taki hak ve özgürlük kazanımlarına hiçbir şekilde dokunulamayacağını söyledi. Muslim, çok sayıda milletvekili ve siyasi yetkiliyi kapsayan ev hapsi durumuyla ilgili yönetimin aldığı kararların gerekçelendirilmesi gerektiğini söyleyerek intikam alma ya da hesapların ödenmesini engellemek için bu alanda yargının rolüne güvenerek her sanık için adil bir yargılama sağlanmasının zaruri olduğunu dile getirdi. Özgürlüklerin uluslararası anlaşmalar tarafından hala garanti altında olduğunu belirterek, insan hakları kazanımlarının korunması için garantiler verilmesi çağrısında bulundu.

Başarısızlık suçlaması
Buna karşılık Kays Said’in anayasayı değerlendirme hususunda yaptığı seçimleri savunan Anayasa Hukuku Profesörü Emin Mahfuz, yaptığı bir basın açıklamasında “Anayasa metninin demokratik geçiş dönemi içerisinde faydalı bir şekilde yorumlanması, hiç şüphesiz demokrasinin kurulmasında başarının temellerinin atılmasını sağlayacaktır. 2014 Anayasası, devrimin temel amacı olan demokrasiyi inşa etmeyi ve adaleti tesis etmeyi başaramadı” şeklinde konuştu.
Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) Genel Sekreteri Nureddin et-Tabbubi geçtiğimiz haziran ayında Kays Said’in, üzerinde birtakım değişiklikler yaptıktan ve referandumuna sunduktan sonra 1959 yasasını tekrar uygulamak istediğini söylemişti.
2014 Anayasası ya da diğer adıyla “Devrim Anayasası”, Ulusal Kurucu Meclis üyeleri tarafından büyük bir çoğunluk ile kabul edilmiş ve hazırlanması üç yıl sürmüştü.

 


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.