Taliban Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Yönetim İslami olacak, geçmişteki tecrübeden ders aldık

Taliban Sözcüsü Naim Afganistan’ın başka bir devletin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir operasyonun çıkış noktası olmayacağını vurguladı.

Muhammed Naim (Getty Images)
Muhammed Naim (Getty Images)
TT

Taliban Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Yönetim İslami olacak, geçmişteki tecrübeden ders aldık

Muhammed Naim (Getty Images)
Muhammed Naim (Getty Images)

Taliban Hareketi Siyasi Büro Sözcüsü Dr. Muhammed Naim, hareketin bölgedeki ülkelere ve uluslararası topluma, Afganistan’ın başka bir devletin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir operasyonun çıkış noktası olmayacağına dair güven mesajları gönderdiğini belirtti. Ülkede Harekete karşı yıllardır savaşan ve Taliban’ın düşmanlarıyla ittifak yapan herkes için genel af çıkararak aynı güven mesajını Afgan kamuoyuna da verdiklerini söyleyen Naim, hareketin bu adımları atabilmesinin sahip olduğu güç, kudret ve imkandan kaynaklandığını ifade etti.
Taliban’ın siyasi müzakere üyesi Naim, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, hareketin eğer isteseydi düşmanlarını tutuklayarak onları yargılama yoluna gidebileceğini “ki bunu yapsaydı da adil bir davranış olacağını” ancak bunun yerine onları affettiğine işaret etti ve ekledi “zira affetmek bir fazilettir, fazilet ise adaletten üstündür”.
Naim, “(Taliban) Afgan kadınlarının eğitim almasını istediğini ve kadınların çalışma hakkına sahip olduğunu teyit etti. Fakat tüm bunlar şeriat hükümlerine göre olmalıdır. Hareketin yönetimi, Afganistanlı kadınlar için dünyanın sonu anlamına gelmiyor. Savaş bitti, barış dönemi başladı. Rejim İslami olacak ve Afgan halkının taleplerini ve beklentilerini karşılayacak. İslam Emirliği (Taliban) geçmiş tecrübelerinden ders aldı ve son 20 yıl içerisinde çeşitli alanlarda birçok tecrübe kazandı” ifadelerini kullandı.

İşte o röportajın tam metni:
Taliban Hareketi halihazırda otoritesini sağlamlaştırıyor, güven mesajları veriyor ve “genel af” çıkarıyor. Fakat sizin yönetiminizden duyulan endişe neden halen devam ediyor?
Afganistan’daki Emirlik, ülke kamuoyuna, bölgedeki ülkelere ve uluslararası topluma güven mesajları verdi ve yıllardır kendisine karşı savaşan, düşmanlarıyla ittifak kuran siyasi, askeri ve güvenlik bürokrasisini de kapsayacak şekilde Afganistan içinde genel af çıkardı. Bunu, sahip olduğu güç, kudret ve imkanla yaptı. Yapmayabilirdi de. Rakiplerini tutuklayıp onları yargılatabilirdi. Şayet bunu yapsaydı adaletli de olurdu fakat onları affetti. Affetmek bir fazilettir. Fazilet ise adaletten üstündür.
Emirlik bu adımla eski dönemi geride bırakmayı, geçmişteki çekişmelerin ve acıların aşılacağı yeni bir döneme geçmeyi ve İslami bir yönetimin inşasında tüm Afganların bir araya geleceği yeni ilişkiler kurmak istedi.
Hareket, bölgesel düzeyde ise geçmişi geride bırakarak, başkalarının içişlerine karışmayan ve iyi komşuluk ilişkisine dayalı karşılıklı ilişkiler kurmaya hazır olduğunu ifade etti.
Emirlik uluslararası düzeyde, 20 yıldır savaştığı ülkelerle bile normal diplomatik ilişkiler kurmayı arzuladığını vurguladı. İslam Emirliği bu kadar çok mesaj ve çeşitli yönelimleriyle, izlediği bu politikanın Emirlik’in asıl programının gerçek bir ifadesi ve başkalarıyla ilişkilerindeki sabit vizyonu olduğunu güçlü ve yetkin bir pozisyondan vurguluyor.

-Taliban 20 yılın ardından stratejisini değiştirdi mi?
Emirliğin halihazırda ülke kamuoyuna, komşularına ve dünyaya verdiği güven mesajlarıyla göstermiş olduğu tavır esasında Taliban için yeni bir şey değil. Taliban Hareketi geçmiş dönemlerde buna hazır olduğunu daima ifade etmiştir. Fakat bunu reddeden onlardı. Hareketin, sahip olduğu ilkelerden ve programından vazgeçmesini ve işgale teslim olmasını isteyen onlardı.

-Tokalaşmanız, affetmeniz ve kan dökmemeniz, herkesin kurulmasına eşlik edeceği yeni bir dönemin başlangıcı anlamına mı geliyor?
Doğrusu bu durum, düşman medyası yüzünden birçok kişi için gizli kalmış olması muhtemel Emirlik figürünün bir parçasıdır. Hareket, halka, komşu ülkelere ve tüm dünyaya söz verdiği gibi verdiği sözleri de yerine getirecek.

Eski ve Yeni Taliban

-Taliban’ın şu anki fikirleri, 1996 yılında İslami Emirliği ilan ederek ilk kez ülkeyi yönettiğinde insanların gündelik hayatına katı kurallar koyan o dönemki hareketin fikirlerinden farklı mı?
Taliban’ın fikirlerinin özü din esasına dayanır. Hareket, şeriatla (İslam hukukuna göre) yönetmek, adaleti sağlamak, zulme son vermek, güven ortamı oluşturmak, ülkeyi birleştirmek, birliği sağlamak, Müslüman Afgan halkı arasında kardeşlik hukukunu güçlendirmek, herkesin hakkını korumak, sosyo-ekonomik refahı temin etmek ve tüm ülkelerle olumlu ilişkiler kurmak için bağımsız bir İslami rejim istemektedir. Bu hedeflerde herhangi bir değişiklik olmadı.
Hayat aslında tümüyle tecrübedir ve her insan hayatından bir şeyler öğrenir. Emirlik de aynı şekilde son 20 yılda siyasi, askeri, kültürel, eğitim ve toplumsal vb. çeşitli alanlarda birçok tecrübe edindi. Dünyanın dört bir yanında çeşitli alanlarda birçok değişim söz konusu. Emirlik 25 yıl önce yönetimde yeniydi şimdi ise birçok tecrübeye sahip.
Şer’i (dini) hukuk, mevcut durumu ilkeler ışığında ele alır. Buna binaen şer’i hukukun alanı geniş ve seçenekleri fazladır. Önemli olan ilkeleri ve amaçları korumak ve işleri önceliklere göre düzenlemektir.

Şeriat ne zaman?

‘Şeriat’ Afganistan genelinde ne zaman uygulanacak?
Şeriatı (İslam Hukukunu) tatbik etmek, hırsızlık ve şarap içmeye kısas uygulanması gibi şeriatın bir parçası olsa bile sadece kısasları uygulamak anlamına gelmez. Şeriatı uygulamak; insanların bireysel, toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel hayatındaki inanç, ibadet, ilişki, ahlak ve davranışlarda dini tümüyle hakim kılmaktır. Bu da Peygamberimizin (sav) “Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz idareniz altında bulunanlardan sorumlusunuz” hadisine dayanmaktadır.
Rejim, halkın güvenlik ve emniyetinden sorumludur ve ona tüm alanlarda uygun yaşam fırsatları sunar. Gelecek rejimin görevlerinin başında, Afgan halkının 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiği amacı, yani İslami bir rejim kurmak ve bu düzen içinde güvenli, huzurlu, saygın ve onurlu bir yaşam sürmeyi gerçekleştirmek geliyor.

-Sizce Eşref Gani başkanlığındaki Afgan hükümetinin hızlı çöküşünün sebebi neydi?
Kabil yönetimi, herkesin bildiği üzere, işgalle birlikte geldi ve öncesinde yoktu. Afgan halkı, kendisini yabancıların yönetmesini kabul etmez. Bu yüzden Afgan halkı tarih boyunca daima tüm işgalcilere karşı olmuştur. Ayrıca Kabil yönetimini koruyan askerler halkın bir bölümünden oluşuyordu. Afgan halkı doğuştan özgür ve Müslümandır. Onlar da bu gerçeğin farkındaydı. Fakat mücahitlere katılmalarını engelleyen bazı durumlar vardı. Yabancı güçler çekildiğinde ise halkın arasına döndüler. Buna ek olarak, Emirlikte toplanan iman gücü, cesaret, tecrübe ve halkın teveccühü, Kabil yönetiminin düşmesine yol açtı. Tüm bunlar her şeyden önce Allah’ın bir lütfudur.

Ortak Hükümet

-Afganistan’ın geri kalan bileşenleriyle genişletilmiş ortak bir hükümet kurmaya hazır mısınız? Dünya ülkeleriyle nasıl siyasi ilişkiler kuracaksınız?
Biz şu anda Müslüman Afgan halkının farklı bileşenlerini temsil edecek, beklentilerine cevap verecek ve verdiği mücadele ile yaptığı fedakarlıkların gerçek bir meyvesi olacak bir hükümet kurmaya çalışıyoruz. Afgan halkı siyasi, idari ve dini ilimler alanında birçok yeterliliğe, iman şevkine ve İslam onuruna sahip. Biz, bu yeterlilikten faydalanmayı ve iş birliği yapmayı istiyoruz.

-Meşruiyetinizi tanıyan ülkeler var mı? Arap ülkelerle ilişkileriniz bulunuyor mu?
Tüm İslam ve Arap ülkeleriyle güçlü ilişkiler ve tüm dünya ülkeleriyle dostluk ilişkileri kurmayı dört gözle bekliyoruz. Bizi Arap ve İslam devletleriyle birbirine bağlayan inanç, din, tarih, coğrafi bağlar ve ortak çıkarlar bulunuyor.
Suudi Arabistan vahyin indiği yer, risaletin kaynağı, Müslümanların kıblesi ve gönlümüzün sultanı gözümüzün nuru Rasulullah’ın (sav) vatanıdır. Orada İslam ümmetinin kalbindeki Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi bulunuyor. Dünya ülkeleri Emirliğe karşı olumlu mesajlar göndermeye başladı. Bunların arasında Çin, Rusya, Almanya ve bazı Avrupa ülkeleri bulunuyor. Bu durumu takdir ediyoruz.

-Taliban liderlerinin daha önce ziyaret ettiği ülkelerden olan Çin, Pakistan ve İran başta olmak üzere komşu ülkelerle kurmayı düşündüğünüz ilişkinin boyut ve kapsamı hakkında bir fikir vermeniz mümkün mü?
Tüm komşularımızla iyi ilişkilere sahibiz ve bu ilişkileri genişletip geliştirmek istiyoruz. Biz daha önce komşu ülkeler başta olmak üzere tüm ülkelerle doğal ilişkiler kurmak istediğimizi ilan etmiştik. Adı geçen ülkeler de komşu ülkelerdir ve onlardan Afganistan Emirliği’ne karşı olumlu mesajlar geldi. Bu da iyi bir şey.

-ABD’nin Afganistan’dan çekilme tekliflerinin ciddiyetine inanmış mıydınız?
Doğrusu, yabancıların kendilerine ait olmayan bir ülkede kalması mümkün değildir ki bu doğal bir şey. Yabancı güçlerin ülkemizden çıkacağına emindik ve bu halihazırda da oldu. Afganistan’dan çıkma tekliflerine gerçek bağlı kalacakları yönündeki zannımız buradan gelmektedir.

Taliban küresel teröre üs olmayacak

-Taliban ülkede kontrolü ele geçirdikten sonra El Kaide gibi radikal örgütlere karşı daha dikkatli bir yol izler mi?
Taliban, Afganistan’ın herhangi ülkenin güvenliğini tehdit edecek hiçbir bir operasyonun çıkış noktası olmayacağı konusunda bütün devletlere taahhüt verdi. Biz, bu taahhüte bağlıyız. Başkalarının iç işlerine karışmayacağız, başkalarının da iç işlerimize karışmasına izin vermeyeceğiz.

Kadınların eğitimi

-‘Emirliğin’ Afganistan’a geri dönmesi, Afgan kadınlar için eğitim ve çalışma noktasında ‘dünyanın sonu’ anlamına gelecek mi? Yoksa Hareket bu konuda daha mı esnek olacak?
Emirlik Afgan kadınlarının eğitim almasını istediğini ve çalışma hakkına sahip olduğunu teyit etti. Fakat tüm bunlar İslam hukukunun hükümlerine ve Afgan halkının ilke ve değerlerine göre olmalıdır. Doğrusu şu an Taliban’ın ülkede kontrolü ele almasının ardından bu oluyor. Kadın memur ve çalışanlar normal bir şekilde işlerini yapıyorlar. Hepimiz dinimizin ahlak ve hükümlerine bağlı kalmalıyız.

-Sizce Afgan halkı Taliban’a ve doktrinlerine alışacak mı?
Afgan halkı Müslüman bir halktır. İslam’ı ve hükümlerini bilir. Bu halk dinine, değerine, ahlakına ve vatanına düşkündür. İslam, halkımız için garip bir şey değil. Bilakis bu halk tarih boyunca ve özellikle de son zamanlarda İslam için fedakarlıklarda bulunmuştur. Bu herkesin bildiği bir şey. Emirlik, halkın değişik kesimlerinin ve farklı bileşenlerinin çoğundan büyük bir kabul görmektedir. Bunun kanıtı da Emirlik mücahitleri ve yetkililerinin Afganistan’ın şehirlerine girişleri sırasında onları sevinçle karşılayan halk topluluklarıdır.
İslam Emirliği’ni şeytanlaştıran düşmanlardır. Emirliğin imajına zarar vermeye çalışıyorlar. Daha önce onların sözlerine aldanan kişiler, hakikati gördüklerinde Emirliğe bakışları da değişiyor. Elhamdülillah.

-Taliban, Kabil dahil olmak üzere tüm Afganistan topraklarında kontrolü ele geçirdi. Savaş bitti mi? Kabil’deki yönetim biçimi ve şekli ne zaman netleşecek?
Evet, savaş bitti elhamdülillah. Barış dönemi başladı. Ortada bazı sorunlar var ama onlar da bitecek inşallah. Kabil’de kurulacak yönetim biçimine gelince, Müslüman Afgan halkının talep ve beklentilerini karşılayan, halka ve ülkeye hizmet etmek amacıyla fırsatlar oluşturan dürüst ve adil bir İslami rejim olacak. Önemli olan budur.

-Taliban Hareketi 1996-2001 arasında Afganistan’ı yönetirken toplulukların önünde idam cezası uygulamak, öldürene kadar recmetmek ve el kesmek gibi ağır cezalar uyguladı. Bu görüntüler tekrarlanacak mı yoksa geride mi kaldı?
Birincisi; Kitab (Kur’an-ı Kerim) ve Sünnet’te (Hz. Muhammed’in söz, fiil ve takrirleri) yer alan ve bu ümmetin alimlerinin üzerinde icma ettiği şeriat cezaları ‘ağır’ ve ‘gayri insani’ şeklinde nitelendirilemez. Allah’ın kullarına olan merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çoktur. Çünkü O, en merhametli olandır.
İkincisi; şeriat cezalarını farz kılan Emirlik değildir. Bu cezaları farz kılan Allah Subhânehû ve Teâlâ’dır. Bunun delilleri Kitabullah, Sünnet ve ümmet alimlerinin icma’ında bulunmaktadır.
Şeriat cezalarının uygulanması, İslam rejiminin görevinin ayrılmaz bir parçasıdır. Fakat bununun nasıl uygulanacağına dair sorumluluk yetkili yargılama mercilerine aittir.

-Dünyadaki Arap ve Müslüman okuyuculara bir mesaj vermek ister misiniz?
Evet, herkesten mazlum Afgan halkının yanında olmasını, ona yardım ve destek elini uzatmasını bekliyoruz. Şu an bunu yapma fırsatı oldukça mümkün çünkü daha önce bunun önünde savaş sorunu vardı. Artık savaş bitti, elhamdülillah. 20 yıldır ve hatta fazla bir süredir yıkıma uğrayan ülkemizi inşa edeceğiz. Bu nimet, güven ve huzur nimetidir. Allah bu nimeti bize nasip etti. Bunun için Allah’a şükrediyoruz.



İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.