Iraklı partiler Sadr’ın seçimlere yönelik boykotuna büyük bir baskı uyguluyor

Sadr’ın önde gelen rakipleri, geri çekilmesi veya her hangi bir ön şart olmaksızın siyaset sahnesine geri dönmesi arasında seçim yapmasını istedi

Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr (Reuters)
Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr (Reuters)
TT

Iraklı partiler Sadr’ın seçimlere yönelik boykotuna büyük bir baskı uyguluyor

Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr (Reuters)
Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr (Reuters)

Şii siyasi partiler, Şii politikacı ve din adamı Mukteda es-Sadr’a Ekim ayında yapılması planlanan seçim yarışına ön koşulsuz bir şekilde geri dönmesi için baskı uyguluyorlar. Uygulanan baskı en üst seviyeye ulaşırken rakip Şii partiler arabulucular aracılığıyla sık sık Sadr'ın yokluğunda seçimlere katılmaktan ve yeni bir hükümet kurmaktan çekinmediklerini belirten mesajlar gönderdiler.
Rakip taraflar, Sadr’ın 10 Ekim’den itibaren hükümet ve parlamentodaki nüfuzunu kaybedeceğine dair ‘gözdağı kartıyla’ manevra yapmaya çalışıyorlar.
Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir siyasi danışman, Sadr’ın yakın zamanda ‘tarafsız arabuluculuk’ yoluyla aldığı iki mesajdan söz etti. Danışman, söz konusu mesajlarda, Sadr’ın ya seçimlere yönelik boykotu sonuna kadar sürdürmesinin ya da bir an evvel seçim yarışına ön koşulsuz olarak geri dönmesinin istendiğini belirtti.
Ancak Sadr’ın yakın çevresine göre Sadr’ın etrafında Şii kesimdeki siyasi muhaliflerinden gelen mesajların yanı sıra çok fazla çelişkili beklenti söz konusu.  Aynı zamanda sahneden çekilmesinin pahalıya patlayacağı güvenlik yansımaları olacağına dair bir takım ipuçları var. Fakat Şii partilerin liderleri, böyle bir senaryoyu hafife alacak kadar uzak bir ihtimal olarak görüyorlar.
Tüm mesajlar, 6 Şii partisinin liderlerinin ve temsilcilerinin, seçimlerin ertelenmesi çağrılarına ilişkin tutumlarını görüşmek üzere geçtiğimiz hafta içinde en az 4 kez bir araya geldikleri, siyaset sahnesindeki baş döndürücü trafikle aynı zamana denk geldi.
Eski Başbakan Haydar el-İbadi liderliğindeki Zafer İttifakı’nın net bir tutum sergileme konusunda tereddüt ettiği görülse de, söz konusu partilarin liderleri ‘seçim tarihini gecikmeden belirleme’ konusunda anlaştılar. Kaynaklar, İbadi’nin ‘Sadr ile görüşmek ve onu geri dönmesi için ikna etmek istediğini’ söylediler.
Bir diğer eski Başbakan Nuri el-Maliki ve Hadi el-Amiri gibi önde gelen liderler ise ‘seçimlerin güvenli ve sorunsuz bir ortamda yapılabilmesi için Sadr’a ihtiyaç duyulduğundan’ Sadr’ın katılımı olmadan siyasi sürecin yürütülememesinden şikayet ediyorlar. Sadr'dan kurtularak seçimlere gitme olasılığı, bu partiler için kendilerini ispat etme arzusunu uyandırabilir. Seçim kampanyalarını hazırlayanlar, Sadr'ın kendi etki alanlarında bırakacağı boşluktan yararlanma konusunda daha agresif hale geldiler. Sadr'ın yarıştığı güneydeki bir şehirde bir seçim kampanyasının yöneticisi, "Bu bizim için altın fırsat. Bunu neden kullanmıyoruz?” ifadelerini kullandı.
Ancak bu durum, Şii partilerin liderlerinin Sadr’ın yokluğunun Şii sistemdeki ‘terör dengesini’ tamamen bozacağı endişesini gidermiyor. Aynı zamanda Sadr'ın halkın desteğiyle muhalefeti karşısında dayanıp dayanamayacaklarını da bilmiyorlar. Şii partilerin toplantılarına aşina olan bir kaynak, Nuri el-Maliki’nin temsilcilerinin, ‘ortaklarının Sadr’ın baskılara vereceği tepkilere ve hatta seçimlere katılmamasının neden olabileceğine dair endişeleri birçok kez reddettiklerini’ söyledi.
Sadr’ın yakın çevresi ise sessizliklerini korurken parti konseylerinin, Mukteda es-Sadr’ın lideri olduğu Sadr Hareketi’nin siyasi geri çekilmeye devam etmesi halinde olacaklara dair hipotezlere ilişkin tartışmalar karşısında çok rahat görünüyorlar. Söz konusu hipotezler arasında ‘kitlelerin çatışması’ ya da Sadr’ın takipçileri tarafından protesto hareketlerinin yeniden canlandırılması da bulunuyor.
Şii partilerin toplantılarını düzenleyenlerden biri olan Iraklı bir siyasi danışman, bu gelişmelerin liderlerin seçim tarihiyle ilgili olarak Iraklı Şiilerin en yüksek dini otoritesi Büyük Ayetullah Ali es-Sistani'nin Necef’teki ofisine bazı sorular gönderdiklerini ve net bir cevap aldıklarını belirterek, “Önümüzdeki Ekim ayında seçimlerin düzenlenmesini destekliyoruz” dedi.
Ancak bu iddialar, Sistani'ye yakın olan üç din adamının tutumuyla çelişiyor. Söz konusu din adamları, mevcut siyasi tartışmalarda belirli bir tutum olmadığını, seçim tarihinin ise halkın isteğine ve ilgili tarafların üzerinde mutabık olduğu kararlara bırakıldığını belirttiler.
Ayetullah Ali es-Sistani, geçtiğimiz yılın Ağustos ayında, seçimlerin ertelenmesine karşı uyarıda bulunmuş, ancak uygun şartlar sağlamadan seçimleri düzenlemenin de ülkenin birliğini ve çocuklarının geleceğini tehdit eden bir duruma sürükleyebileceğini vurgulamıştı.
Muhaliflerinin baskısı altında olan Sadr, şimdiye kadar sessizliğini bozmadığından bir sonraki hamlesini tahmin etmek ve önümüzdeki ay seçim yarışına mı döneceğini yoksa Şii evinde haritayı yeniden çizecek yeni bir kart mı elde edeceğini kestirmek güç.



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.