Libya Hükümeti: Vatiyye Üssü’nde terörist yok

Libya’da 8 yeni siyasi parti kuruldu.

Abdulhamid Dibeybe ve Dünya Bankası heyeti arasında 23 Ağustos’ta Trablus’ta yapılan görüşme (Libya Başbakanlık Ofisi)
Abdulhamid Dibeybe ve Dünya Bankası heyeti arasında 23 Ağustos’ta Trablus’ta yapılan görüşme (Libya Başbakanlık Ofisi)
TT

Libya Hükümeti: Vatiyye Üssü’nde terörist yok

Abdulhamid Dibeybe ve Dünya Bankası heyeti arasında 23 Ağustos’ta Trablus’ta yapılan görüşme (Libya Başbakanlık Ofisi)
Abdulhamid Dibeybe ve Dünya Bankası heyeti arasında 23 Ağustos’ta Trablus’ta yapılan görüşme (Libya Başbakanlık Ofisi)

Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), Türkiye ile iş birliği içinde kendisine sadık güçler tarafından kontrol edilen Vatiyye Hava Üssü’nde 100 teröristin bulunduğuna dair iddiaları yalanladı.
Öte yandan bu yıl sonlanmadan yapılması planlanan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin arifesinde sekiz yeni partinin kurulduğunu ilan edilirken, yurtdışındaki büyükelçiliklere yönelik yeni hükümet atamaları listesi ise yurtiçinde birçok eleştiriye yol açtı.
Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Halid Mazen, 23 Ağustos’ta Arap ve Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (Interpol) başkanına gönderdiği bir mektupta, İçişleri Bakanlığı’ndaki tüm ilgili makamların, ‘geçen ay Tunus Interpol’dan kaynaklarından alınan ve Vatiyye üssünde bulunan yaklaşık yüz terörist unsurun Tunus’a sızma çabalarına değinen’ bilgilerin doğruluğunun kesin olarak reddedildiği konusunda hemfikir olduklarını açıkladı.
Vatiyye üssünün ‘Libya Savunma Bakanlığı’nın kontrolü altında’ olduğunu belirten Mazen, “Üssün hiçbir koşulda, ülkemizde güvenlik ve istikrarı bozacak, komşu ülkelere zarar verecek yıkıcı terör eylemlerinin gerçekleştirilmesi için bir platform olmasına izin verilmesi mümkün değildir” dedi.
Öte yandan uluslararası alanda aranan Salah Badi liderliğindeki sözde es-Samud Tugayı’na bağlı ‘36. Hareket’ taburu, Mitiga’da hapis cezalarını çeken DEAŞ unsurlarının serbest bırakılması ve Tunus’a nakledilmesi çağrısı yaptı. Dibeybe ise bu DEAŞ militanlarının, Tunus çölündeki sınıra nakledilmesi ve ülkelerine gitmeleri için serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Tunus makamları, Libya sınırlarının sürekli olarak kapalı olduğunu açıkladı. Makamlar, Tunus’un kuzeyinde Cumhurbaşkanı Kays Said’e suikast düzenlemeyi planlayan bir hücredeki DEAŞ unsurlarının gözaltına alındığını duyurdu.
Diğer taraftan askeri kaynaklar, Halife Hafter liderliğindeki Ulusal Ordu’ya (LUO) bağlı ‘Tuğgeneral Tarık bin Ziyad’ unsurlarının, ülkenin güneyindeki ‘Umm er-Aranib’ bölgesinde ordu güçlerine saldırı planı yapan teröristleri yakaladığını belirtti. Bu gelişme öncesinde ise ordu, geçen pazar günü Trablus’un güneybatısındaki Zillah kasabasında bulunan bir güvenlik noktasına yönelik intihar saldırısına yanıt verildiğini ve saldırıda hiçbir can kaybının yaşanmadığını açıkladı.
Aynı şekilde Başbakan Dibeybe, şu anda Trablus’u ziyaret eden Dünya Bankası’ndan bir heyet ile ‘Libya kurumları ile Dünya Bankası arasındaki iş birliğinin değerlendirilmesi ve Dünya Bankası tarafından Libya’da önerilen çalışma planının kabul edilmesi’ meselelerini ele alıyor. Dibeybe, etkin ve somut bir ortaklık ve iş birliğinin kurulmasında, ülke ekonomisini destekleyen iyi yatırım fırsatlarının oluşturulmasında Merkez Bankası, Libya Yatırım Otoritesi, ilgili bakanlıklar ve Dünya Bankası arasında iş birliği yapılması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan Birlik Hükümeti tarafından hazırlanan ve yurtdışındaki büyükelçiliklere yönelik yeni atamalara dair sızdırılan liste, ‘bazı silahlı milis liderlerinin, akrabalarının ve başbakan yardımcılarının isimlerinin varlığı’ gerekçesiyle ülkede sert eleştirilere yol açtı.
Yerel medya organları, hükümeti ‘Dışişleri Bakanı Necla el-Mankuş’un sunduğu, yeni büyükelçi ve diplomatların isimlerini içeren bir listeyi görmezden gelmek ve başka bir liste seçmek’ ile suçlarken, Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi de Mankuş’un ‘yeni büyükelçiler atamasına ve eski büyükelçilerin görevine son vermesine’ itiraz etti.
Bu bağlamda Başkanlık Konseyi ve Mankuş arasında bir tartışma patlak verdi. Mankuş, yetkilerini Libya yasalarına ve siyasi anlaşmaya uygun olarak kullandığını savundu.
Söz konusu tartışma, Yüksek Yargı Konseyi Hukuk Dairesi’nin kriz hattına müdahale etmesine neden oldu. Hukuk Dairesi, Başkanlık Konseyi’nin oluşturulan yol haritası hükümlerine uygun olarak büyükelçi atama yetkisine sahip olduğunu dile getirdi.
Başkanlık Konseyi ile Birlik Hükümeti arasında yetkiler konusunda yeni bir gizli çatışma yaşanırken, Menfi’ye gönderilen eski bir mesaja yanıt olarak ise yönetim, Başkanlık Konseyi’nin Başbakanın önerisi üzerine atama yetkisine sahip olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler (BM) misyonu tarafından desteklenen Siyasi Diyalog Forumu’nun bazı üyeleri, Başkanlık Konseyi’ni ‘ahlaki, ulusal ve siyasi sorumluluğunu’ üstlenmeye çağırdı. Profesyonel olmaktan uzak olduğunu söyledikleri hükümetin listesini, ‘kabaca bir pozisyon dağılımı’ olduğu gerekçesiyle reddetti.
Dibeybe’nin ‘görevlerinde devam etmesini sağlamak için akrabalar ve dostlar da dahil, bakanlık dışından büyükelçiler’ olarak tanımladığı duruma itiraz etmek üzere Dışişleri Bakanlığı çalışanları, yarın (25 Ağustos) başkent Trablus’taki hükümet binası önünde bir protesto gösterisi düzenlemeyi planlıyor. Temsilciler Meclisi üyeleri, bu meseleyle ilgili olarak gelecek pazartesi günü Tobruk’ta yapılacak oturumda Dibeybe ve hükümetine yönelik gensoruya hazırlanıyor.
Öte yandan Yüksek Yargı Konseyi’ne bağlı Siyasi Parti İşleri Komitesi, sekiz partiye siyasi çalışma yapma izni verdi. Komite, bu yılki üçüncü toplantısında, hukuken gerekli şartları sağlamayıp siyasi çalışma yapma izni verilen ve siyasi parti kurmak isteyen bazı partilerin, 13 talebinden 5’ini reddederek, dosyalarını sunarken ilgili mevzuatta belirtilen şartlara uymaları çağrısında bulundu.
Aynı şekilde 23 Ağustos’ta Kayıpları Arama ve Tespit Kurumu, ekiplerinin yeni bir mezarlıktan bir ceset çıkardığını açıkladı. Geçen pazar günü Tarhuna şehrinde tespit edilen ceset sonrasında, keşiflerin başlamasından bu yana bu şehirden ve banliyölerinden çıkarılan toplam ceset sayısı 187’ye yükseldi.



Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya Temsilciler Meclisi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin dosyayı, ülkedeki siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün yanı sıra 2011’den bu yana devam eden geçiş süreci nedeniyle “incelemede” tutmaya devam etti. Bu durum, deniz anlaşmalarının sonuçlandırılmasını ertelerken dosyanın hukuki ve teknik boyutların ötesine geçen iç uzlaşılar ve bölgesel hesaplamalara bağlı kalmasına yol açıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi konusu, Libya parlamentosunun Dışişleri Komisyonu üyelerinin geçen hafta sonu Atina’da Yunan parlamenterlerle yaptığı görüşmeler sırasında yeniden gündeme geldi. Libya tarafı, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların Bingazi’deki Temsilciler Meclisi bünyesinde hâlâ incelendiğini ve sınırları ilgilendiren tüm ülkelerin çıkarlarının ilgili hukuki çerçeveler doğrultusunda dikkate alındığını vurguladı.

Bu tutum, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin yanı sıra komşu ve Akdeniz ülkeleriyle sınırların belirlenmesine ilişkin meselelerin karmaşıklığı karşısında deniz sınırları dosyasının kurumsal bir süreç içinde tutulmasına yönelik parlamenter yaklaşımı yansıtıyor.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Hasan el-Bergusi, meclisin yayımladığı açıklamada bu yaklaşımı şöyle ifade etti: “Bu dosyaların ele alınması, ülkenin bunları sonuçlandırmaya imkân verecek daha istikrarlı bir aşamaya ulaşmasına kadar diyalog ve sükûnet gerektiriyor.”

Çıkarların kesişmesi

Konu, Libya’nın Türkiye, Yunanistan ve Mısır’la kesişen çıkarları nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Dosya aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri ile yatırım güzergâhlarıyla da bağlantılı.

Ülke içindeki bölünmüşlük, Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasını daha da zorlaştırıyor. Libya’da yetki, Trablus’ta Abdülhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükümeti arasında bölünmüş durumda.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi üyesi Abdüsselam Nasıye, deniz sınırları dosyasının sonuçlandırılması ve Libya’nın kaynaklarının korunmasının “öncelikle iç bölünmüşlüğün giderilmesi, devlet kurumlarının ve egemenlik kararının birleştirilmesiyle” başlayacağı görüşünü savunuyor.

rgty
Libya Temsilciler Meclisi’nin önceki oturumundan (Meclis Başkanı Akile Salih’in Basın Merkezi)

Nasıye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Uzun süren geçiş döneminde siyasi, güvenlik ve ekonomik koşulların kırılganlığı, Libya’yı bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir sahaya dönüştürdü” dedi.

Nasıye, Libya’nın Doğu Akdeniz konusundaki tutumunun Türkiye veya Yunanistan safında yer almaktan ziyade “Libya’nın yüksek ulusal çıkarları” temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Nasıye’ye göre devlet kurumlarının birleştirilmesi ve sınırları koruyup kaynakları yönetebilecek ulusal kapasitenin oluşturulması, Libya’nın denizcilik alanındaki çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmasını ve bölgesel gelişmelerle kendi kararını verebilen bir devlet olarak ilgilenmesini sağlayacak.

Hukuki ve siyasi karmaşıklıklar

Anlaşmazlığın kökeni, Trablus’taki savaşın sürdüğü 2019 yılında Libya’nın eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşmaya o dönemde Libya’nın doğusundaki yönetim karşı çıkarken Yunanistan da özellikle Girit olmak üzere Yunan adalarının haklarını etkilediğini savunarak mutabakatı reddetti. Ankara ise anlaşmanın hukuki sonuçlarının geçerli olduğunu savunuyor.

Son iki yılda doğu Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine paralel olarak deniz sınırlarının nasıl hesaplanacağı konusunda anlaşmazlıklar daha karmaşık bir boyut kazandı. Özellikle Sirte Körfezi ve adaların hukuki statüsünün deniz yetki alanlarına etkisi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Bu durum, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde arama sahaları ilan etmesinin ardından Haziran 2025’te gerilimin yükselmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu gelişme üzerine Hammad hükümeti itiraz ederek diyalog çağrısında bulundu ve anlaşmaların gözden geçirilmesini talep etti.

Dibeybe hükümeti ise daha önce deniz sınırları dosyasındaki anlaşmazlık noktalarını çözmek amacıyla Yunanistan tarafıyla bir dizi görüşmeye katılmıştı. Libya ve Yunanistan medyasında yer alan haberlerde bu görüşmelerin, müzakerelerin hızlı ilerlemesini engelleyen hukuki ve siyasi karmaşıklıklarla karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

Hukuki açıdan deniz sınırlarının belirlenmesi, Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin nihai bir tutum almadan önce kapsamlı bir hukuki, teknik ve siyasi inceleme yapmasını gerektiren karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Muhammed ez-Zübeydi de bu görüşü destekliyor.

Zübeydi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu karmaşıklıkların çözümünde temel adımın deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uluslararası deniz hukuku kurallarıyla, özellikle de 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle uyumunun incelenmesi olduğunu söyledi.

Zübeydi ayrıca anlaşmada yer alan koordinatların ve sınır çizgilerinin gözden geçirilmesi ve uluslararası hukuk ile deniz hukuku alanlarında uzmanlardan yararlanılması gerektiğini belirtti.

Zübeydi, deniz anlaşmalarının parlamentodan geçirilmesi senaryosunun “ülkeyi deniz anlaşmazlıklarına sürükleyebileceği ve bir ülkenin zarar görmesi halinde bu anlaşmazlıkların özellikle Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere uluslararası yargı veya tahkim mercilerine taşınabileceği” uyarısında bulundu.

Jeopolitik boyutlar

Meselenin yalnızca hukuki boyutla sınırlı olmadığı görülüyor. Zübeydi’ye göre konu, Libya’nın Akdeniz’in merkezindeki konumu ve denizcilik alanındaki çıkarlarının bölge ülkeleriyle iç içe geçmesi nedeniyle siyasi ve jeopolitik boyutlar da taşıyor.

Özellikle Mısır, Yunanistan, Malta ve Türkiye ile denizcilik alanındaki çıkarların kesiştiğine dikkat çeken Zübeydi, “Libya ile Türkiye arasında yapılacak herhangi bir deniz düzenlemesi, diğer ülkelerin çıkarları üzerinde de etkiler yaratabilir” dedi.

Zübeydi, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki askeri nüfuzu nedeniyle deniz mutabakatının parlamentodan geçirilmesi yönünde sürekli baskı bulunduğunu belirtti. Ancak kararın ertelenmesinin dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aksine Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasına imkân verecek daha istikrarlı siyasi koşullar oluşana kadar dosyanın inceleme ve değerlendirme aşamasında tutulması anlamına geldiğini ifade etti.

Zübeydi ve Libyalı diplomatların değerlendirmelerine göre Libya’nın çıkarları, meselenin “günübirlik siyasi hesaplara indirgenmemesini”, hukuki ve teknik unsurların Libya’nın komşu ve Akdeniz ülkeleriyle ilişkileriyle birlikte dengelenmesini gerektiriyor.


Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
TT

Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)

İstanbul'dan Libya'ya giden özel jet Misrata Havalimanı’nda iniş sırasında pistten çıkarak alev almıştı. Libya Başsavcılığı, kazadan yara almadan kurtulan pilot ve yardımcı pilotun olay sırasında alkollü olduğunu açıkladı. İki pilotun gözaltına alınmasına karar verildiğini duyuran başsavcılık olayda can kaybının yaşanmadığı bildirildi.

Başsavcılık pilotların kimliklerini açıklamazken, özel Libya el-Ahrar televizyonu, uçağın kaptanının Alman, yardımcısının ise Türk olduğunu bildirdi.

Türkiye merkezli bir şirket tarafından işletilen özel uçağın, pazartesi günü Misrata Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıktığı ve ardından alev aldığı bildirildi.

Televizyon kanalı, Türk vatandaşı bir kabin görevlisinin uçaktaki tek yolcu olduğunu aktardı.

Başsavcılık, soruşturmayı yürüten savcının iki pilotun uçağı “alkollü halde kullandıkları” yönündeki tespitiyle şüphelilerin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

gthyju
İtfaiye ekipleri, 14 Eylül 2026'da Misrata Uluslararası Havalimanı’nda düşen uçağın ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. Görüntü sosyal medyadan alınmıştır (Reuters)

Başsavcılık, iki pilotun “kendi can güvenlikleri ve uçağın güvenliği açısından kesin bir tehlike, havalimanı ve kullanıcıları açısından potansiyel bir tehlike oluşturduğunu” ve ayrıca “uçağın geçtiği hava sahasının güvenliğini tehdit ettiğini” kaydetti.

Açıklamada, soruşturmayı yürüten savcının, olayla ilgili incelemeleri “ulusal ve uluslararası ilgili kurallar doğrultusunda” sürdürdüğü belirtildi.

İnternette yayılan görüntülerde, uçağın kokpit bölümü dışında tamamının alevler içinde kaldığı görüldü.


Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
TT

Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)

Libya Yüksek Devlet Konseyi üyeleri, bugün yapılan ikinci turda Muhammed Takala’yı yeni başkanları olarak seçti.

Şarku’l Avsat’ın, Libya merkezli Al-Ahrar kanalından alıntı yapan DPA’dan aktardığı habere göre, Muhammed Takala, bugünkü oylamada Yüksek Devlet Konseyi eski Başkanı Halid Mişri’yi geride bırakarak yeni başkan olarak seçildi.

Yüksek Devlet Konseyi başkanlığı için her yıl seçimler düzenleniyor. Şu ana kadar, Abdurrahman Suveyhili ve Halid Mişri konseye başkanlık eden isimler oldu.

2015 tarihli bir siyasi anlaşmanın şartları uyarınca önemli siyasi konularda söz sahibi olan Yüksek Devlet Konseyi ve ülkenin doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi, başbakanı seçmek, önerilen bütçe hakkında yorum yapmak ve egemenlik pozisyonlarını seçmek dahil olmak üzere çeşitli yetkileri paylaşıyor.