İran Dışişleri Bakanı adayı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın açıklamalarını kınayan Yemen: Tahran kaos ihraç ediyor

Yemen Enformasyon Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani (Arşiv)
Yemen Enformasyon Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani (Arşiv)
TT

İran Dışişleri Bakanı adayı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın açıklamalarını kınayan Yemen: Tahran kaos ihraç ediyor

Yemen Enformasyon Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani (Arşiv)
Yemen Enformasyon Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani (Arşiv)

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani, İran Dışişleri Bakanı adayı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın kendi dış politikasına ilişkin son açıklamalarını kınayarak Tahran'daki iktidar rejimini son kırk yılda bölgeye kaos ihraç etmekle suçladı.
Abdullahiyan, 2020 yılı başlarında Bağdat Havalimanı'nda düzenenen bir ABD saldırısında öldürülen Kudüs Gücü eski Komutanı Kasım Süleymani'nin dış politika yaklaşımını benimsemeyi amaçladığını belirtmişti.
Yemenli Bakan İryani ise Abdullahiyan’ın bölgedeki mezhepçi milislere desteğini vurguladığı açıklamalarını İran rejiminin bölgenin güvenliği ve istikrarına yönelik düşmanca politikalarını ve istikrarsızlaştırıcı müdahalelerini artırma eğiliminin tehlikeli bir göstergesi olarak yorumladı.
Resmi açıklamada bulunan İryani, Tahran'daki rejimin Humeyni devriminden bu yana 40 yıldır devrim kisvesi altında kaos ve terör ihraç etme, Arap ülkeleri güvenlik ve istikrarını bozmak için mezhepçi milisler oluşturarak bunları finanse etme, müdahalede bulunmak ve yayılmacı gündemi ile emellerini uygulamak için elverişli koşullar sağlama ideolojisini benimsediğini açıkladı.
On binlerce ölü ve yaralının kaydedilmesine, altyapı ve ekonominin çökmesine, tarihin en ağır insanlık trajedisini sebep olan Husi darbesine ve arkasında bıraktığı savaşa destek olmak gibi İran müdahaleleri sebebiyle Yemen vatandaşlarının ağır bedeller ödediğini vurgulayan Yemenli Bakan, uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler’i (BM) ve Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuk hükümleri mucibince yasal sorumluluklarını yerine getirmeye, Yemen işlerine müdahalesini çekmesi, krizi barışçıl yollarla çözme çabalarını engellemede oynadığı rolü bitirmesi yönünde Tahran rejimine baskı yapmaya çağırdı.
Pazartesi günü gerçekleştirilen güvenlik toplantısında Yemenin ülkedeki insani krize neden olan ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan çatışmayı sona erdirme kararlılığını yenileyen Yemen BM Daimi Temsilcisi Abdullah es-Saadi, “Hükümet, Yemen'in güvenliği, birliği ve istikrarını koruma yolunda tüm barış seçeneklerine ve çabalarına, savaşı sona erdirme, insanların acılarını hafifletme çabalarına bir cevap verdi. Aynı zamanda Körfez Girişimi’nin sunduğu üç referansın, uygulama mekanizmasının, ulusal diyalog çıktıları ve BMGK’nın 2216 sayılı kararının baz alınacağı siyasi çözüme ilişkin görev tanımına uygun olarak kapsamlı bir siyasi çözüme varılması yönünde tavizler verdi” ifadelerine başvurdu.
Yemenli temsilci, Husileri İran'ın desteğiyle ülkenin kapasitesi ve sosyal dokusuna yönelik saldırgan ve yıkıcı davranışlarını sürdürmek, kapsamlı ve sürdürülebilir barışı sağlama yönündeki tüm bölgesel ve uluslararası çözüm ve girişimleri reddetmek, şehirlere yerinden edilenlerin kaldığı kamplara karşı askeri tırmanışları ve Suudi Arabistan Krallığı'ndaki sivil nesneleri hedef almakla suçladı.
Aynı zamanda “Husilerin bombalı tekneler, deniz mayınları ve korsanlık faaliyetleri ile Hudeyde şehri ve limanlarını hedef alması, Kızıldeniz ve Babu'l Mendeb Boğazı'ndaki en önemli uluslararası deniz yollarından birinde uluslararası denizcilik hatlarını, ticaret hareketini ve küresel enerji güvenliğini benzeri görülmemiş bir şekilde hedeflemesi, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe karşı bir tehdit haline geldi” ifadelerine başvurdu.
Husi milislerinin Marib’e yönelik devam eden saldırısının, yerinden edilmişlerin kaldığı kampları, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere sivilleri balistik füzeler, insansız hava araçları ve ağır silahlarla sistematik olarak hedef almasının, Taiz’deki yerleşim bölgelerini bombalı saldırılar dahil olmak üzere ağır ve orta silahlarla hedeflemesinin yerinden edilmiş en az 2 milyon insanın acılarını körüklediğini de vurguladı.

 


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.