WHO uzmanları, koronavirüsün Çin’deki kökeninin tespit edilmesi için acilen harekete geçme çağrısında bulundu

Çin’in Wuhan şehrinde bulunan bir laboratuvardaki iki virolog (AFP)
Çin’in Wuhan şehrinde bulunan bir laboratuvardaki iki virolog (AFP)
TT

WHO uzmanları, koronavirüsün Çin’deki kökeninin tespit edilmesi için acilen harekete geçme çağrısında bulundu

Çin’in Wuhan şehrinde bulunan bir laboratuvardaki iki virolog (AFP)
Çin’in Wuhan şehrinde bulunan bir laboratuvardaki iki virolog (AFP)

Bağımsız uzmanlar, yeni tip koronavirüsün Çin’deki kökeninin araştırılması için acilen harekete geçilmesinin gerektiğini belirttiler. Söz konusu uzmanlar, bu yılın başlarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından Çin’e gönderilen heyetin gerçekleştirdiği ilk araştırmada yer almışlardı.
11 bilim insanı, Nature bilim dergisinde, yapılacak araştırmanın durmuş bir sürecin ilk adımı olması gerektiğini belirterek araştırmalara devam edilmesi çağrısında bulundular.
Bilim adamları, bu kritik soruşturmayı gerçekleştirmeye yönelik fırsat penceresinin hızla kapandığını, dolayısıyla herhangi bir gecikmenin bazı araştırmaların yapılmasının biyolojik olarak imkansız hale getireceğini belirttiler.
Ortak bir raporda, bilim adamları 2019 yılının Aralık ayında Wuhan’da bir SARS-CoV-2 salgını olduğuna yönelik net kanıtların bulunduğu sonucuna vardılar.
Söz konusu raporda ayrıca Wuhan’daki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı’nın salgının ilk aşamalarında önemli bir rol oynadığı ve takip edilmesi gereken vahşi hayvan pazarları ile doğrulanmış bağlantıları olduğu sonucuna vardılar.
Koronavirüsün kökenine ilişkin araştırma konusunda bir anlaşmazlık çıktı. Çin, uluslararası uzmanlardan oluşan ekibinin Wuhan’ı ziyaretini birkaç ay ertelemiş ve şu ana kadar da yabancı uzmanlara virüs ile enfekte olan ilk 174 hastanın orijinal verilerine erişim izni vermeyi reddetti.
Yabancı uzmanlar Çin’de daha fazla çalışma yapılması tavsiyesinde bulunurken Pekin bunu kabul etmiyor.
ABD ve diğer ülkeler, WHO tarafından bir araya getirilen uzmanlarının hazırladığı raporda, virüsün sızmasına neden olabilecek bir laboratuvar kazası hipotezini ihtimal dışı görmesini eleştirdi. Bu teori Çin baskıları sebebiyle ihtimal dışı olarak değerlendirilmişti.
Bilim adamları Nature dergisinde yayınlanan araştırmalarında, bu hipotezi ihtimal dışı görmediklerini yinelediler.
Araştırmacılar “Açık bir şekilde, bir laboratuvardan sızıntı olduğu hipotezini destekleyen bilgilerin yayınlanmasını ve Dünya Sağlık Örgütü’ne verilmesini talep ettik. Ancak henüz bu yapılmadı” ifadelerini kullandılar.
Çin’in Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Chen Şu ise dün (Çarşamba) laboratuvardan sızıntı olduğu hipotezinin “tamamen olasılık dışı” olduğunu belirterek bu iddiayı bir kez daha reddetti.
Chen Şu yaptığı açıklamada, bunun yerine ABD’deki belirli laboratuvarlara yönelik araştırma yapılması gerektiğini belirtti ancak bu düşüncesine yönelik daha fazla detay vermedi.
WHO Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan, Chen’in açıklamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Ryan, bir laboratuvardaki virüsün dışarı sızmasına neden olan bir kaza olması hipotezinin olası görülmemesi ile aynı zamanda ABD laboratuvarlarında bir araştırma yapılmasının önerilmesi arasında bir çelişki olduğunu belirtti.
Ryan, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Bunun, anlaşılması zor bir düşünce olduğu kanaatindeyim” dedi.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.