Yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları bir yılda yüzde 45 büyüdü

AA
AA
TT

Yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları bir yılda yüzde 45 büyüdü

AA
AA

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından hazırlanan temmuz ayı özet piyasa verilerine göre, yerli yatırımcıların finansal varlıkları son bir yılda yüzde 21 artarak temmuz sonu itibarıyla 5,8 trilyon liraya ulaşırken, hisse senedi varlıkları ise bir yılda yaklaşık yüzde 45 artarak 2021 temmuz ayı sonunda 396,3 milyar liraya çıktı.
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nce (TSPB) 2021 yılı temmuz ayı özet finansal piyasa verileri açıklandı.
Buna göre, 2020'nin temmuz ayı sonunda 4,8 trilyon lira olan yurt içi yerleşiklerin (yerli yatırımcılar) finansal varlıkları son bir yılda yüzde 21 artarak, 2021 yılı temmuz sonunda 5,8 trilyon liraya yükseldi.
TSPB’nin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kaynaklarından derleyerek hazırladığı özet finansal piyasa verilerine göre, aynı dönemde yurt dışı yerleşiklerin (yabancı yatırımcı) finansal varlıkları ise yüzde 1,5 artarak 573,6 milyar lira oldu.
TSPB verileri, 2021 yılı ocak-temmuz dönemini kapsayan 7 ayda yerli yatırımcıların finansal varlıklarının yüzde 10,4 arttığını, aynı dönemde yabancı yatırımcıların finansal varlıklarının ise yüzde 7 gerilediğini ortaya koydu.

Aktif yatırımcı sayısında sert düşüş
2020 yılı başından itibaren istikrarlı bir şekilde artan, 2021 yılının ilk dört ayında ise halka arzların eşit dağıtımlı olmasının da etkisiyle hızlanan ve nisan ayı sonu itibarıyla 2 milyon 674 bin gibi tarihi rekor seviyelere ulaşan Borsa İstanbul hisse senedi piyasasında bakiyeli yatırımcı sayısı, mayıs ve haziran aylarında olduğu gibi temmuz ayında da düşmeye devam etti.
2021 yılı temmuz sonu itibarıyla Borsa İstanbul hisse senedi piyasasında bakiyeli yatırımcı sayısı, 2,4 milyona geriledi.
TSPB verilerine göre, hisse senedi piyasasında ayda en az bir kez işlem yapan yatırımcı (aktif yatırımcı) sayısında ise mayıs-haziran aylarında sert bir düşüş yaşandı. Bu yılın nisan ayı sonunda 1 milyon 959 binin üzerine çıkarak tarihi rekor kıran hisse senedi piyasasındaki aktif yatırımcı sayısı, iki ayda 748 bin düşerek haziran sonu itibarıyla 1 milyon 211 bine geriledi.

Yerli yatırımcıların hisse senedi varlıklarında artış sürüyor
TSPB verilerine göre, yatırımcı sayılarında yaşanan gerilemeye rağmen, yerli yatırımcıların finansal varlıkları içerisinde yıllık bazda en yüksek artışın hisse senedi varlıklarında yaşandığını ortaya koydu.
Geçen yıl temmuz ayı sonunda 273,5 milyar lira olan yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları, bir yılda yaklaşık yüzde 45 artarak 2021 temmuz ayı sonunda 396,3 milyar liraya çıktı. Bu tutarın 172,6 milyar lirası kurumsal yatırımcılar ve tüzel kişilere, 223,7 milyar lirası ise bireysel yatırımcılara ait bulunuyor.
Diğer yandan yılın ilk çeyreğinde yaşanan hızlı artışa rağmen, yerli yatırımcıların hisse senedi varlıklarında 2021 yılının ilk 7 ayındaki artışın hız kestiği görülüyor. TSPB verileri, 2021 yılı ocak-temmuz döneminde yatırımcıların hisse senedi varlıklarında yüzde 4'lük sınırlı bir artışın yaşandığını ortaya koydu.

Yerli yatırımcıların varlıkları yüzde 21 büyüdü
TSPB verileri, Temmuz 2020 ve Temmuz 2021’i kapsayan bir yıllık bazda incelendiğinde, Türkiye’de yerleşik kurumsal, tüzel ve bireysel yatırımcıların finansal varlıklarının yüzde 21 büyüyerek 4 trilyon 818 milyar liradan, 5 trilyon 831 milyar liraya çıktığı görülüyor.
Son bir yılda yerli yatırımcıların finansal varlıklarında en yüksek büyüme yüzde 51,5 ile eurobond (kamu) varlıklarında yaşandı. Geçen yıl temmuz sonunda 202,8 milyar lira olan yerli yatırımcıları eurobond (kamu) varlıkları, bu yıl temmuz sonu itibarıyla 307,3 milyar liraya çıktı.
Aynı dönemde yerli yatırımcıların eurobond (özel) varlıkları ise yüzde 26 artarak 80,9 milyar liraya ulaştı. Geçen yıl temmuz sonunda 24,7 milyar lira olan yerli yatırımcıların varlığa dayalı menkul kıymet ve varlık teminatlı menkul kıymet varlıkları ise yüzde 48 artarak, 2021 temmuz ayı sonunda 36,7 milyar liraya çıktı.
Temmuz 2020 ve Temmuz 2021’i kapsayan bir yıllık dönemde, yerli yatırımcıların döviz tevdiat hesaplarındaki varlıkları yüzde 33 artarak 1 trilyon 968 milyar liraya, TL mevduatları ise yüzde 13 artarak 1 trilyon 716 milyar liraya çıktı.

Yabancı yatırımcıların hisse senedi varlıkları 7 ayda yüzde 21,5 geriledi
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği tarafından açıklanan 2021 yılı temmuz ayı özet finansal piyasa verilerine göre, yabancı yatırımcıların finansal varlıklarında ise bir yılda önemli bir değişim yaşanmadı.
2020 Temmuz sonunda 564,8 milyar lira olan yabancı yatırımcıların finansal varlıkları, 2021 Temmuz sonunda 573,6 milyar lira oldu. 2020 sonu itibarıyla 615,7 milyar lira olan yabancı yatırımcıların finansal varlıklarında bu yılın başından itibaren yaşanan düşüş temmuz ayında bir miktar toparlansa da 7 aydaki kayıp 42,2 (yüzde 6,8) milyar lira oldu.
2021 yılında yabancı yatırımcıların finansal varlıklarındaki en yüksek gerileme ise hisse senedi varlıklarında yaşandı. TSPB verilerine göre, geçen yıl temmuz ayı sonunda 329,6 milyar lira olan yabancı yatırımcıların hisse senedi varlıkları, yüzde 14 düşerek bu yılın temmuz ayı sonunda 283,8 milyar liraya geriledi.
Kasım ve aralık aylarında artışa geçen ve 2020 yılı sonu itibarıyla 361,7 milyar liraya ulaşan yabancı yatırımcıların hisse senedi varlıklarında, 2021 yılının ocak-temmuz dönemindeki düşüş ise yüzde 21,5 oldu.
TSPB verilerine göre, 2020 yılında yüzde 51 olan yabancı yatırımcıların toplam hisse senedi varlıkları içerisindeki payı, 2021 temmuz sonu itibariyle yüzde 42’ye geriledi.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times