Bu hafta 9 film sinemaseverlerin beğenisine sunulacak

Bir sabah hapishanede ölü bulunan 10 mahkumun hikayesini işleyen, Adil Valizade’nin yönettiği "Karanlık Şehir Hikayeleri: Kilit" vizyona giriyor.

AA
AA
TT

Bu hafta 9 film sinemaseverlerin beğenisine sunulacak

AA
AA

Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 9 film sinemaseverlerin beğenisine sunulacak.
Adil Valizade’nin yönettiği "Karanlık Şehir Hikayeleri: Kilit", bir sabah hapishanede ölü bulunan 10 mahkumun hikayesini işliyor.
Başrolleri, Mert Fırat, Melisa Aslı Pamuk, Timur Acar ve Asuman Dabak'ın paylaştığı yapımın konusu kısaca şöyle:
"Başgardiyan ve ekibinin cezaevindeki sabah sayımı sırasında her koğuşta birer ikişer ceset ortaya çıkar. On mahkum, yataklarında ölmüştür. Vücutlarında herhangi bir iz bulunmayan cesetler için diğer mahkumların da bir açıklaması yoktur. İstihbarat teşkilatından Selin ve cinayet bürodan Başkomiser Erol, olayın aydınlatılması için görevlendirilir. İkili, cezaevini karantinaya alır ve gardiyanlar dahil herkesi sorgular."

"Kar Kırmızı"
Yönetmen Atalay Taşdiken'in dram türündeki filmi "Kar Kırmızı"da, Mehmet Usta, Özge Gürel, Ahmet Mümtaz Taylan, Baran Seyhan ve Rıza Sönmez rol aldı.
Film, işlemediği bir suç yüzünden 9 yıl hapis yatan Yusuf'un, geri döndüğünde yaşadığı olayları ele alıyor.

"Yıl Dönümü"
Yönetmen koltuğuna Mohsen Rabiei'nin oturduğu "Yıl Dönümü" filminin dram sevenleri sinema salonlarına çekmesi bekleniyor.
Senem Ön, Emre Ön, Cansu Öztekin ve Caner Şimşek'in rol aldığı yapımın konusu şöyle:
"Eda ile Tekin yeni evli bir çifttir. Yoğun çalışan Tekin erkenden işe gitmekte, Eda ise gün boyu evde onu beklemektedir. Bir süre sonra monotonlaşan ilişkilerini canlandırmak isteyen Eda, evliliklerinin 2. yıl dönümünde Tekin'e sürpriz yapmak ister. Tüm dostlarını telefonla arayarak gece için onları hazırlayacağı partiye davet eder. Fakat aklında sürekli geçmişin hesaplaşmasını yapmaktadır. Kendini, evliliklerini, Tekin'i ve iş arkadaşlarını sorgularken bir yandan da hazırlık yapar. Akşam olduğunda onu acı bir sürpriz bekliyordur."
"Kızım Gibi Kokuyorsun"
İlk kez 10 Temmuz 2020'de sinema salonlarında gösterilen Türkiye, ABD ve Fransa ortak yapımı "Kızım Gibi Kokuyorsun", ikinci kez vizyona girecek.
Olgun Özdemir'in yazıp yönettiği filmde, Çağlar Ertuğrul, Yılşen Özdemir, Clemence Verniau, Şerif Sezer ve Tolga Güleç rol aldı.
Dram türündeki film, geçmişlerinde kayıplar yaşayan Beatrice, Hevi ve İbrahim'in Samandağ'da bulunan bir motelde tanışmaları sonrası yaşananları konu ediniyor.

"Düşler Ülkesi"
Margot Robbie, Finn Cole, Travis Fimmel ile Garrett Hedlund'un rol aldığı "Düşler Ülkesi" filminin yönetmenliğini Miles Joris Peyrafitte üstlendi.
Filmin konusu özetle şöyle:
"1930’ların Büyük Buhran dönemi Teksas’ında annesi ve üvey babasıyla bir çiftlik evinde yaşayan genç Eugene Evans, günlerini küçük suçlar işleyerek geçirmektedir. Kasabada gerçekleşen bir banka soygunu sonrası kaçan faillerden Allison Wells, Eugene’in ikamet ettiği çiftliğin ambarına saklanır. Güzel kadının etkisinde kalan Eugene, Allison’ın saklanmasına yardım etmekten kendini alamaz."

"Koş Saklan Dövüş"
Kyle Rankin'in senaryosunu yazıp yönettiği "Koş Saklan Dövüş", kendisini ve sınıf arkadaşlarını korumak için zorlu bir mücadeleye girişen genç bir kızın hikayesini konu ediyor.
ABD yapımı aksiyon türündeki filmde Isabel May, Thomas Jane ve Radha Mitchell rol aldı.

"Küçük Anne"
Celine Sciamma'nın yönettiği, Celine Sciamma'nın senaryosunu kaleme aldığı "Küçük Anne" filminde, Josephine Sanz, Gabrielle Sanz, Nina Meurisse rol aldı.
Film, annesinin çocukluğunun geçtiği eve gittiğinde, ağaç ev yapmakla uğraşan bir kızla tanışan 8 yaşındaki Nelly'nin yaşadıklarını konu ediyor.

"Şeytan Oyunu"
Korku filmi "Şeytan Oyunu"nu, Victor Catala, Brian Deane, Oliver Lee Garland, Guillermo Lockhart, Tony Morales, Nicolas Onetti, Nicholas Peterson, Daniel Rübesam ve Christopher West yönetti.
Yeni Zelanda yapımı filmde, Magui Bravi, Luz Champane, Amparo Espinola, Clara Kovacic ve Agustin Olcese başrolleri paylaştı.
Filmin konusu özetle şu şekilde:
"Korkunç bir oyunda korkularıyla yüzleşmek zorunda kalan bir grup arkadaş, 100 mumdan oluşan bir dairenin içinde oturarak, aldıkları her mumda bir hikaye anlatmak zorundadır. Hikayeler anlatılıp mumlar söndüğünde garip olaylar olmaya başlar. Gölgelerde gizlenen garip varlıkları hissederler fakat oyundan ayrılamamalarına sebep bir şey vardır."

"Şeker Adamın Laneti"
Korku, gerilim ve gizem türündeki ABD yapımı "Şeker Adam'ın Laneti" adli filmin yönetmenliğini Nia DaCosta üstlendi.
Başrolleri Yahya Abdul Mateen II, Teyonah Parris, Nathan Stewart Jarrett ve Colman Domingo'nun paylaştığı yapım, ayna karşısında adı 5 kez tekrar edildiğinde geldiğine inanılan şehir efsanesi Şeker Adam'ı (Candyman) modern bir hikayenin odağına alıyor.



Stonehenge'i inşa edenlerin yerini alan göçmenlerin kökeni ortaya çıktı

Yaz gündönümü kutlamaları sırasında Stonehenge'de güneş batıyor (Reuters)
Yaz gündönümü kutlamaları sırasında Stonehenge'de güneş batıyor (Reuters)
TT

Stonehenge'i inşa edenlerin yerini alan göçmenlerin kökeni ortaya çıktı

Yaz gündönümü kutlamaları sırasında Stonehenge'de güneş batıyor (Reuters)
Yaz gündönümü kutlamaları sırasında Stonehenge'de güneş batıyor (Reuters)

Arkeologlar, Britanya'ya göç ederek Neolitik Stonehenge'i inşa edenlerin yerini 100 yıl içinde alan, çan biçimli çömlek kültürüne (Bell Beaker) sahip halkın kökenlerini ortaya çıkardı.

DNA çalışmaları, çan biçimli çömlek kültürüyle bağlantılı topluluğun Britanya'ya göç etmesinin ardından, MÖ 2400 civarında Britanya'da büyük bir demografik değişim yaşandığını göstermişti. 

İsimlerini, yaptıkları son derece özgün çömleklerden alan bu göçmenler, bu dönemde Avrupa'ya hızla yayılmıştı ancak tam olarak nereden geldikleri ve nüfuslarının nasıl şekillendiği bugüne kadar bilinmiyordu.

Araştırmacılar yeni çalışmada MÖ 8500 ila MÖ 1700'de Hollanda, Belçika ve Almanya'nın batısında yaşamış 112 bireyin DNA'sını analiz ederek çan biçimli çömlek nüfusunun kökenlerini gözler önüne serdi.

Bilim insanları Ren-Maas sulak alanlarında yaşayan, büyük ölçüde avcı-toplayıcı soyundan gelen, kendine özgü niteliklere sahip bir topluluğun, çan biçimli çömlek kültürüyle bağlantılı insanlarla karıştığını saptadı.

Hakemli dergi Nature'da yayımlanan yeni araştırmaya göre, MÖ 2500 civarında gerçekleşen bu olay sonucu ortaya çıkan nüfus daha sonra Avrupa'nın kuzeybatısına yayıldı.

Önceki araştırmalar, çan biçimli çömlek kültürünün tek bir yerden ve çoğunlukla da günümüzün İspanya ve Portekizi'ni içeren İberya'dan çıkarak her yere yayıldığını ima ediyordu.

Ancak son DNA analizleri, yerel avcı-toplayıcıların torunlarıyla Avrupa'ya yeni gelen, bozkırlarla bağlantılı atalara sahip grupların karışımı sonucu çan biçimli çömlek kültürü nüfusunun ortaya çıktığını gösteriyor.

Çoğunlukla modern Hollanda, Belçika ve Batı Almanya'yı içeren Ren-Maas'ın aşağısındaki bölgede, birden fazla atadan gelen grupların karışımından oluşmuşlar.

Araştırmacılar, bozkır göçmenlerinin de MÖ 3000 civarında bu grup karışımına katıldığını söylüyor.

Çan biçimli çömlek kültürüyle ilişkili bu gruplar Britanya'ya geldiklerinde, bölgede Stonehenge'i inşa eden mevcut Neolitik çiftçilerin yerini neredeyse tamamen aldılar; bu, arkeolojik zaman ölçeğinde çarpıcı bir değişimdi.

Bilim insanları araştırmada şöyle yazıyor:

Daha sonra bölgeye yayılmaları, Avrupa'nın kuzeybatısının çok daha geniş bir kısmında, özellikle de yerel Neolitik ataların yüzde 90-100'ünün yerine geçtikleri Büyük Britanya'da, yıkıcı bir etki yarattı.

Bilim insanları, bu dönüşümün muhtemelen veba gibi bir hastalık tarafından tetiklendiğini ve Avrupa kıtasındaki insanlar bu hastalığa karşı bağışıklık gösterirken, Britanya'dakilerin gösterememiş olabileceğini düşünüyor.

Ancak çan biçimli çömlek kültürüyle ilişkili topluluklar yayıldıkça, bu yapıları inşa eden gruplar gitmiş olsa da Stonehenge ve Avebury gibi mevcut anıtları kullanmaya başladılar.

Çan biçimli çömlek kültürüyle bağlantılı topluluk metal işçiliği, okçuluk ve kendilerine özgü çömlek tarzlarını da Britanya'ya götürdü.

Huddersfield Üniversitesi'nden çalışmanın yazarı Maria Pala, "Antik DNA çalışmaları genellikle geçmişimizin beklenmedik sayfalarını gün ışığına çıkarır... Bu tür bulguların bizi hâlâ şaşırtabilmesi, antik DNA çalışmalarının gücünü kanıtlıyor" diyor.

Independent Türkçe


Antik Roma'nın kayıp oyunu yapay zekayla ortaya çıkarıldı

Bilim insanları 1500 yıllık taş levhanın oyun tahtası olduğunu söylüyor (Antiquity)
Bilim insanları 1500 yıllık taş levhanın oyun tahtası olduğunu söylüyor (Antiquity)
TT

Antik Roma'nın kayıp oyunu yapay zekayla ortaya çıkarıldı

Bilim insanları 1500 yıllık taş levhanın oyun tahtası olduğunu söylüyor (Antiquity)
Bilim insanları 1500 yıllık taş levhanın oyun tahtası olduğunu söylüyor (Antiquity)

Bilim insanları Antik Roma'dan kalma bir oyunun kurallarını yapay zeka yardımıyla çözdü. 

Hollanda'nın Heerlen kentindeki bir arkeolojik kazı alanında keşfedilen beyaz kireçtaşı levhanın ne amaçla kullanıldığı yıllardır merak konusuydu.

Bölge, İmparator Augustus'un (MÖ 27-MS 14) hükümdarlığı döneminde kurulan ve Batı Roma İmparatorluğu'nun MS 476'da yıkılmasına kadar varlığını sürdüren Coriovallum kasabasına ev sahipliği yapıyordu. Arkeologlar bu nedenle levhanın yaklaşık 1500 yıllık olduğunu tahmin ediyor.

Bazı uzmanlar kireçtaşı parçasının dekorasyon veya kaldırım taşı olarak kullanıldığını düşünürken, yeni çalışma daha keyifli bir işleve işaret ediyor.

Leiden Üniversitesi'nden Walter Crist ve ekibi, üç boyutlu görüntüleme tekniğinden yararlanarak levhaya oyulmuş çapraz ve düz çizgilerin bazılarının diğerlerinden daha derin olduğunu saptadı.

Araştırmacılar tahta üzerinde hareket ettirilen taşların buna yol açtığını düşünüyor.

Ekip daha sonra yapay zeka sistemi Ludii'ye binlerce olası kural setini test ettirerek levhadaki izlere en uygun versiyonu anlamaya çalıştı.

Ludii, iki sanal oyuncuyu karşı karşıya getirdiği binlerce senaryoda daha sonraki oyunlara dair bilgisinden yararlandı.

Crist, "Birçok farklı kombinasyon denedik: üç parçaya karşı iki parça, dört parçaya karşı iki parça veya iki parçaya karşı iki parça... Tahtadaki aşınmayı hangisinin ortaya çıkardığını test etmek istedik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Antiquity'te dün (11 Şubat) yayımlanan çalışmaya göre biri iki, diğeri 4 taşa sahip iki oyuncu taşlarını tahta üzerinde hareket ettirerek karşı tarafın hareketini sınırlamaya çalışıyor ve bunu ilk başaran oyunu kazanıyordu.

Ludus Coriovalli (Coriovallum Oyunu) adlı oyun internetten oynanabiliyor.

Bilim insanları bu tür engelleme oyunlarına Avrupa'da Ortaçağ'a kadar rastlanmadığını söylüyor. Go ve Domino bu tür oyunların bugün bilinen örnekleri arasında sayılabilir; ancak Ludus Coriovalli doğrudan bunlara benzemiyor.

Öte yandan oyunun Antik Roma'da gerçekten bu şekilde oynandığı da kesin bir şekilde söylenemiyor.

Çalışmanın yazarlarından Dennis Soemers şu ifadeleri kullanıyor: 

Ludii'ye bu levha üzerindeki gibi bir çizgi deseni sunulunca, her zaman oyun kurallarını bulacaktır. Bu nedenle Romalıların bunu tam olarak bu şekilde oynadığından emin olamayız.

Yine de yeni çalışma özellikle yapay zekayı kullanma biçimiyle önemli bir adıma işaret ediyor. Araştırmacılar bu yöntemin başka alanlarda da uygulanabileceğini düşünüyor.

Crist, "Yapay zekayla simüle edilen oyunun, bir kutu oyununu tanımlamak için arkeolojik yöntemlerle birlikte kullanıldığı ilk örnek bu" diyerek ekliyor: 

Bu araştırma, eski kültürlerden kalma alışılmadık oyunları tanımlamak için gereken araçları sunuyor. Çünkü mevcut tanımlama yöntemlerinde oyun yüzeyini oluşturan geometrik desenler, metinlerdeki referanslara veya sanatsal temsillerine dayanarak günümüzde bilinen oyunlarla ilişkilendiriliyor.

Independent Türkçe, Science Alert, IFLScience, Science News, Antiquity


Amerika'nın eski uygarlığı, yükselişini kuş dışkısına borçluymuş

Chincha Krallığı, deniz kuşlarının dışkısını kullanarak daha çok ürün elde etmeyi başarmış (Unsplash)
Chincha Krallığı, deniz kuşlarının dışkısını kullanarak daha çok ürün elde etmeyi başarmış (Unsplash)
TT

Amerika'nın eski uygarlığı, yükselişini kuş dışkısına borçluymuş

Chincha Krallığı, deniz kuşlarının dışkısını kullanarak daha çok ürün elde etmeyi başarmış (Unsplash)
Chincha Krallığı, deniz kuşlarının dışkısını kullanarak daha çok ürün elde etmeyi başarmış (Unsplash)

Amerika kıtasındaki eski uygarlıklardan birinin, kuş dışkısı sayesinde güç kazandığı ortaya çıktı.

Bugünkü Peru'nun güneyinde MS 900 civarında kurulduğu düşünülen Chincha Krallığı, 1480'de İnka İmparatorluğu'nun hakimiyetine girmişti.

Chincha bu tarihten önce İnkalarla mısır ticareti yaparak "chicha" adlı içkilerini ürettikleri hammaddeyi sağlıyordu.

Sidney Üniversitesi'nden Dr. Jacob Bongers ve ekibinin yeni çalışmasına göre Chincha halkı, ekonomilerini büyütmelerini sağlayan mısırı deniz kuşlarının dışkısı veya "guano" sayesinde yetiştiriyordu.

Bilim insanları, Chincha uygarlığı döneminde 100 bin kişinin yaşadığı düşünülen Chincha Vadisi'ndeki mezarlarda bulunan 35 mısır koçanı kalıntısını analiz etti.

Bulguları hakemli dergi PLOS One'da dün (11 Şubat) yayımlanan çalışmaya göre mısırlar son derece yüksek seviyede azot içeriyordu.

Deniz kuşlarının beslenme biçimi, dışkılarını azot bakımından zengin kılıyor; bu da Chincha'nın toprağı guanoyla verimlendirdiğine işaret ediyor.

Seramik, çömlek, duvar oymaları ve resimleri de inceleyen ekip,  deniz kuşlarıyla mısırın yan yana betimlendiğini ve Chincha toplumunda kültürel önem taşıdığını belirtiyor.

Kuş dışkısı, Chincha Krallığı'nın daha fazla mısır üretip ekonomilerini büyütmelerini, nüfuslarını artırmalarını ve Güney Amerika'da İnka öncesi refah düzeyi en yüksek toplumlardan biri haline gelmelerini sağlamıştı.

Dr. Bongers, "Deniz kuşu gübresi önemsiz görünebilir ancak çalışmamız bu güçlü kaynağın, And Dağları'nın Peru bölgesindeki sosyopolitik ve ekonomik değişimine önemli katkı sağladığına işaret ediyor" diyerek ekliyor: 

Eski And kültürlerinde gübre, güç demekti.

Araştırmacılar halkın kuş dışkılarını yakınlardaki Chincha Adaları'ndan topladığını tahmin ediyor.

Teksas A&M Üniversitesi'nden Dr. Jo Osborn, Chincha halkının bu kaynağa ulaşmasının ötesinde ekolojik bilgisinin, çalışmanın en ilginç kısmı olduğunu düşünüyor.

Makalenin ortak yazarı Dr. Osborn "Sahip oldukları geleneksel bilgi, deniz ve kara yaşamı arasındaki bağlantıyı görmelerini sağladı ve bu bilgiyi, krallıklarını kuran tarımsal üretim fazlasına dönüştürdüler" ifadelerini kullanıyor:

Sanatları bu bağlantıyı kutluyor ve bize güçlerinin sadece altın veya gümüşten değil, ekolojik bilgelikten kaynaklandığını gösteriyor.

Independent Türkçe, BBC Science Focus, Popular Science, PLOS One