Lübnan’dan ekonomik çöküşün insan hikayeleri

Lübnanlılar, havaalanında çocuklarıyla vedalaştı ve geri dönmemeleri için onlara yalvardı

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndan ayrılan kalabalık (Twitter)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndan ayrılan kalabalık (Twitter)
TT

Lübnan’dan ekonomik çöküşün insan hikayeleri

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndan ayrılan kalabalık (Twitter)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndan ayrılan kalabalık (Twitter)

52 yaşındaki Marun Taya, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndaki yolcu salonuna girmeden önce kızını kucaklıyor ve ona tavsiyede bulunuyor: “Bu ülkeye geri dönme, geleceğini yurtdışında ara”. Ardından diğer çocuklarına dönüp, yine aynı tavsiyede bulunuyor: “Burada geleceğe yer yok”. Taya ayrıca, “Bankalar ve devlet hayatımızı elimizden aldıktan sonra, ilaç ve arabalarımıza yakıt ararken aşağılanıyoruz” şeklinde konuştu.
Şarku’l Avsat’ın tanık olduğu Taya’nın yaşamı, çalışan ve çocuklarını eğitmek, onlara iş, güvenlik ve istikrar sağlamak isteyen yüz binlerce Lübnanlı gibi normal bir hızla ilerliyordu. Son aylarda ise kendilerini çaresizlik içinde buldular. Temel ihtiyaçlarını sağlarken aşağılanmaya maruz kaldılar. Ekonomik koşulları kötüleşti, bir gaz tüpü arayışı günlük bir acı haline geldi. Ev elektriği sağlamak için mazot arayışı, karaborsa ve ‘vicdansız’ bayilerle temaslar gerektirdi. İlaç arayışı ise günlerce devam etti ve evde iniltileri duyulan hastaların ağrılarını dindirmek için vatandaşların işten izin alınmaları gerekmeye başladı.

Orduda olağanüstü önlemler
Kriz, tüm gruplara, hatta çalışanlarına geçim kaynağı sağlayabilmesi gereken devlet kurumlarına bile yayıldı. Ordunun konuşlandığı, güvenlik gerginlikleriyle ve soruşturmalarla meşgul olan Lübnan’ın doğusundaki Bekaa’da halk, kendilerine yeterli gıdayı sağlayan askeri noktaların yakınlarında bir bölgede görev yapan askerlerden söz etti. Askerlerin, işlerinden döndükten sonra ekinlerle ilgilendiklerini söyleyen bölge sakinleri ayrıca, askerlerin askeri merkezlerin yakınında kümes hayvanları yetiştirdiğini, (Deyr el-Ahmed ve Baalbek arasındaki) Iaat kasabasında, (Baalbek’in batısındaki) Majdaloun’da ve kuzeydeki Bekaa’da hizmet merkezlerine yakın tarım arazilerinde çalıştıklarını söyledi.
Askeri düzen inlerken, General Joseph Avn da baskıyı hafifletmek için çıkış arayışı içinde yurtdışı turları yapıyor. Nitekim ziyaretler, tıbbi ve gıda yardımı ile geri döndü. Ama maaş krizine gelince lira kurundaki değer düşüşle birlikte kurum, mağduriyeti hafifletmek için istisnai tedbirlerle uğraşıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan askeri kaynaklar, ordu komutanlığının ‘hizmet koşulları ve döngüleriyle ilgili yakın çözümler aradığını’ söyledi. Kaynaklar, sarf edilen çabanın ise ‘devlet bir çözüm bulana kadar koşullara uyum sağlama girişimi’ olduğunu dile getirdi.

Zenginlerin ve fakirlerin acıları
Zenginler de fakirler de elektrik ışığı, ilaç ve yakıta ihtiyaç duyarken, hepsi yaşanılan koşullardan eşit şekilde acı çekiyor. Öyle ki kriz, Lübnanlılar arasında sınıf farklılaşmasına yer bırakmadı. Yakıt kıtlığı, tüm bir ekonomik döngüyü bozdu. Akaryakıt krizi, 21 yaşındaki Ali’yi evlere sipariş taşıdığı motosikletini 5 gün boyunca kullanmaya mecbur etti. Balıkçı Muhammed Yunus, 4 gün boyunca aracını durdurmak zorunda kaldı. Sebze satıcılarının durumu da aynıydı. Fırınlardan köylerdeki küçük dükkânlara ekmek götüren arabanın benzini olmayınca süpermarketler ekmekler tükendi.
Yakıt krizi ilk yardım araçlarını, Kızıl Haç’ı ve cenaze araçlarını da etkiledi. Mazot kıtlığı nedeniyle çiftçiler mahsullerini toplayamadı. Diğer vatandaşlar da dalları kurumaya başlayan meyve bahçelerini sulamak için malzeme satın alamadı.
Benzin istasyonunun önünde iki kilometrelik kuyruklar oluştu. Benzin fiyatlarında artış yaşandı. 5 saat boyunca kuyrukta bekleyen bir hemşire, işinden izin aldığı için şikâyet ediyor. Başka bir kadın da iki çocuğunu evde yalnız bırakmak zorunda kaldığından şikayetçi. Bir taksi şoförü, ertesi gün çalışabilmek amacıyla deposunu doldurmak için tüm gün arabasıyla istasyonun önünde beklediğini söylüyor. Buradaki herkes, öfkesini dile getirirken, bir araç veya motosiklet sırasının dışına çıktığında ise çığlıklar yükseliyor. 60 yaşlarındaki bir adam, “Devletin istediği bu. Bu ülkenin halkı, geçimlerinin sağlamak için mücadele etsin, onların yolsuzluklarına dikkat kesilmesin” dedi.

Çıkış aranıyor
Lübnanlılar ‘devletin sağlayamadığı’ çıkışlar bulmaya çalışıyor. Rima İbrahim, elektrik kesintisi krizini aşmak için güneş enerjisinden elektrik üretim sistemi kurma kararı aldı. İbrahim, yaptığı açıklamada “Kocam yurt dışında çalıştığı ve parasını karşılayabildiği için bunu yapabilirim” dedi. Rima İbrahim, ekonomik sıkıntının, kız kardeşini geceleri aydınlatma sağlamak için mum stoklamak zorunda bıraktığını vurguladı. İlaç sıkıntısı çerçevesinde Lübnanlı gurbetçiler, akraba ve arkadaşlarına kronik ve tedavisi olmayan hastalıkların tedavisi için gerekli ilaçları yurt dışından sağlıyor.
Lübnanlılar maaşlarındaki devalüasyon krizini de atlatmaya çalışıyor. Öyle ki iç güvenlik güçlerinden emekli bir asker olan Mecdi, ticari bir kuruluşta ‘depo bekçisi’ olmaya çalışıyor. Bir meslektaşı, ailesinin ihtiyaçlarını sağlayabilmek için geceleri özel bir güvenlik şirketinde güvenlik görevlisi olarak görev yapıyor. Onlarca yeni mezun yurt dışında, özellikle de Körfez Arap ve Afrika ülkelerinde iş ararken, birçok aile de Kanada, Avustralya ve diğer ülkelere göç etmek için başvuru yapıyor.
Lübnanlılar, hayal kırıklığına mahkûm olmuş durumda. Ülkenin, eski ihtişamına geri döneceğine dair umutlar azaldı. Gurbetçilerin Beyrut’taki tatillerinden dönüş sezonunun ardından, yolcu salonları yoğun bir kalabalığa tanık olan havaalanında Marun Taya, tıp okumak için Fransa’ya giden kızına veda ediyor. Liseyi bitirdiğinde kız kardeşinin de ona katılmasını istiyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Taya, “Bu ülke, bizim değil” dedi. Taya ayrıca, “Otuz yıldır inşa ettiğim kurumu tasfiye etmem için birkaç yılım var. Ondan, çocuklarımmış gibi ayrılıyorum. Benim yaşadığım aşağılanma ve zulmü onların yaşamasını, devletin ve bankaların mallarımıza el koymasını, haydutların banka ya da devlet kredisi alarak yaşamlarımızdan istifade etmesini istemiyorum. Malların değerlerinin onda birinden daha azını ödüyorlar” dedi. Finansal çöküş yeni krizleri doğuruyor
Son 3 yıldır Lübnan’da yaşanan ekonomik kriz, 1975 ile 1990 yılları arasında yaşanan iç savaştan bu yana ülkenin tanık olduğu en kötü çöküş olarak kabul ediliyor.
Ülkedeki kriz kritik bir noktaya ulaşırken, hastaneler ve fırınlar gibi temel hizmetler kapılarını kapatmak veya kapasitelerini azaltmak zorunda kaldı.
Akaryakıt krizi, Merkez Bankası’nın artık yakıt ithalatını büyük ölçüde sübvanse edilen döviz kurlarıyla finanse edemeyeceğini açıklamasıyla bu ay daha da kötüleşti.
2019'dan bu yana Lübnan, benzeri görülmemiş bir ekonomik ve finansal krize tanık oluyor. Dolarda likidite eksikliği ve çoğu sektörün çöküşüne yol açan ulusal para biriminin değerinde rekor düşüş yaşandı. Beyrut Amerikan Üniversitesi'ndeki Kriz Gözlemevi, "Lübnan'ın başarısız devletler arasında düşme tehlikesi gerçek oldu. Beş yılda 36 sıra geriledikten sonra ülke, 2021'de 179 ülke arasında en başarısız 34 ülke arasında yer alıyor" dedi.
Lübnan'da yakıt krizinin devam etmesi ve dizel yakıt yetersizliği çok sayıda hayati sektör için tehdit oluşturuyor. Özellikle de hastane ve fırınlar stoklarının tükenmek üzere olduğu konusunda uyarılarda bulundu. Bu durum, devletin elektriği karne ile dağıtmasıyla birlikte yüzlerce hastanın hayatını riske atıyor.
Lübnan'daki ilaç sıkıntısının nedeni, döviz rezervlerindeki düşüş nedeniyle ithalat yapan firmaların ilaç üreticilerine karşı biriken 600 milyon doları aşkın borçları ve geçen Mayıs ayında alınan bir karar uyarınca Lübnan Merkez Bankası’nın bu firmalara yeniden ithalat için önceden onay vermemesi olarak biliniyor.
Merkez Bankası, bir süredir Lübnan hükümetine ithalat faturalarının yüzde 85'ini 1500 Lübnan lirası (lbp) resmi döviz kuru üzerinden sağlayan ilaçlara yönelik sübvansiyonları artışlara uyumlu hale getirme planını onaylaması için çağrıda bulunuyor. Karaborsada ise bugün dolar 25 bin lbp üzerinden işlem görüyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.