Suriye’nin güneyinde ‘Rus haritasını’ kurtarma girişimleri

Aranan iki isim, 4. Tümen şehirden geri çekilmeden önce ülkenin kuzeyine göç etmeyi reddetti.

Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)
Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)
TT

Suriye’nin güneyinde ‘Rus haritasını’ kurtarma girişimleri

Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)
Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)

Dera’nın el-Balad bölgesindeki Merkezi Müzakere Komitesi’nin Suriye rejimi heyetiyle Rusya himayesinde vardığı anlaşmanın uygulanamaması üzerine ‘Rus haritasının’ kurtarılması için çalışmalar yoğunlaştı. Dera el-Beled’deki Merkezi Müzakere Komitesi resmi sözcüsü ve temsilcisi Adnan el-Masalma da 25 Ağustos’ta ‘sınır dışı edilmesi gereken 2 kişinin Dera el-Beled’i terk etmeyi reddetmesi sonrasında’ komitenin müzakere taraflarıyla vardığı anlaşmanın çöktüğünü duyurdu.
Söz konusu 2 şahıs, şehirdeki kabilelerin huzurunda, yerinden edilmeyi kabul edecekleri taahhüdünde bulunmuştu. Bu kabul, Rusya ve Güvenlik Komitesi ile bir anlaşmanın yolunu açmıştı. Ancak bu karardan ani şekilde geri adım atmaları, askeri eylemlerin yeniden başlamasına, şehrin bombalanmasına ve kuşatılmasının yanı sıra geçen salı günü öğleden sonra uygulanmasına başlanan anlaşmanın engellenmesine neden oldu. Rusya polisi ve Beşinci Kolordu, ateşkesi sağlamak ve anlaşmayı uygulamaya başlamak için Dera el-Beled bölgesine girdi.
Suriye’nin güneyindeki Dera el-Beled bölgesinde muhalif grupların iki eski lideri olan ‘Hafu’ lakaplı Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş adlı iki kişi, Suriye rejimi tarafından şehirde silahlı gruplar oluşturmakla suçlanıyor. Güvenlik Komitesi ve Rusya da anlaşmanın ön şartı olarak bu iki ismin yerinden edilmesini talep ediyor.
Sonuç olarak Rus polisi ve 5. Kolordu güçleri, geçen salı gecesi saat 10’da Dera el-Beled’deki kurdukları noktadan geri çekildi. Anlaşmaya göre ateşkes anlaşmasını takip için kalıcı bir noktanın oluşturulması, yerleşim merkezinin açılması, ailelerin yerleştirilmesi ve anlaşmanın geri kalan şartlarının tamamlanması gerekiyordu. Yerel kaynaklar, yerinden edilmesi istenenler tarafından çıkarılan bölünme halinin ardından Beşinci Kolordu’nun yeni çabalar sarf edeceğini belirtti.

İlk aşama
Dera el-Beled bölgesinde Rusya, müzakere komiteleri, Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş da dahil olmak üzere taraflar arasında üzerinde uzlaşı sağlanan anlaşmanın ilk aşaması, Dera el-Beled’deki askeri faaliyetlerin durdurulmasını, Rus askeri polisinin bölgeye girerek Dera el-Beled’de bir kontrol noktası kurmasını, daha sonra Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş’un da bulunduğun bir grubun bölgeden uzaklaştırılmasını içeriyordu. 5. Kolordu’ya bağlı 4. Tümen güçlerinin el-Beled’in güneyindeki kuşatılmış alan çekilmesini sağlaması da anlaşma kapsamında yer alıyordu.
Çarşamba günü yayınlanan bir açıklamada Dera el-Beled Komitesi, şehrin ileri gelenleri ve kabileleri, Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş’un bölgeyi koşulsuz olarak derhal terk etmeleri çağrısı yaptı. Aynı şekilde iki isim, Dera halkının arzularının hayata geçirilmesinde yaşanan gecikmeden sorumlu tutuldu.
Bu çerçevede Dera el-Beled Komitesi Milletvekili Adnan el-Masalma, yaptığı açıklamada “Kolordunun Rus polisiyle birlikte Dera çevresine girmesini gerektiren, kuşatma ve savaştan kaçınacağımız, onurumuzu ve güvenliğimizi koruyacağımız bir anlaşma sürecindeydik. Bombardıman tamamen duracaktı, ardından insanların giriş çıkışı için bir kontrol noktası kurulacaktı. Rejim tarafından kontrolsüz bir grup kurmakla suçlanan iki kişinin bölgeden ayrılması şartıyla bulunduğumuz duruma son verecektik. İki kabilenin ileri gelenlerinin arabuluculuğu ve söz konusu isimlerin gönüllü olarak ayrılmaya rıza göstermelerinin ardından bu iki ismin kararlarından vazgeçmesi, anlaşmanın çökmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Muhammed el-Masalma, bölgeden ayrılmayı reddettiğini söylerken, “Çünkü anlaşma, Dera el-Beled’den ayrılmamız karşılığında Suriye rejim güçlerinin de Dera el-Beled, Nahle’nin güneyi, eş-Şiyah ve ez-Zammal bölgelerinden geri çekilmeleri üzerine inşa edildi. Rejim güçleri ve 4. Tümen şehri terk etmeyerek şehri kuşatmaya devam etti. Bölgeden ayrılmamız sonrasında onların da geri çekileceğine dair bir güvence mevcut değil. Ayrıca 4. Tümen anlaşmayı ihlal etti, Beşinci Kolordu kuvvetleri ve Rus polisi tarafından açıldıktan sonra es-Saraya Yolu’nu yeniden kapattı. Şehre dönmek için toplanan insanlara ateş açıldı” diyerek, rejim güçlerinin ve 4. Tümen’in belirlenen bölgelerden çekilmesinden sonra kendi grubuyla pozisyonunu yeniden gözden geçireceğini vurguladı.

Eleştiriler
Muhammed el-Masalma, geçen salı günü bölgeden ayrılma şartını kabul etmesi sonrasında tutarsız tavrı nedeniyle birçok eleştiriye maruz kaldı. Anlaşma, Rus tarafının ve 5. Kolordu’nun garantörlüğünde 4. Tümen kuvvetlerinin geri çekilmesini içerirken, Masalma da ayrılmayı kabul etmek için bunu da şartları arasında aldı.
Mueyyed Harfuş, bölgeden ayrılması reddetmesinin ardından kendisine yöneltilen suçlamaya da ‘anlaşmayı engelleme amacı taşıdığı’ ifadeleriyle yanıt verdi. Harfuş, “4. Tümen, Dera el-Beled bölgesinden çekilme konusunda ciddi değil” dedi. Kendilerine yöneltilen tüm suçlamaları ve eleştirileri reddeden Harfuş, “Merkezi Komite ve bölgenin ileri gelenleri, 4. Tümen’in bazı noktalardan geri çekilmeye başlamasıyla bölgeden ayrılacağımızı içeren anlaşmayı reddetti” diyerek, 4. Tümen’in buraya girmesi engellemek üzere şehri İranlı milislere karşı savunduklarını belirtti.
Dera şehri aktivistleri tarafından yayınlanan bir videoda, Suriye rejim güçlerinin geçen salı akşamı Rus destekli Beşinci Kolordu tarafından açıldıktan sonra, Dera el-Mahatta ve Dera el-Beled arasındaki el-Saraya girişinde Dera el-Beled halkına ateş açtığı anlar görüldü. Kontrol noktası üyelerinden açılan ateş sonucu Dera el-Beled’den 1 genç öldü ve birçok kişi de yaralandı.

Geri çekilme
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada Suriye rejim güçlerinin bölge sakinlerine ateş açtıktan sonra sınırı tekrar kapattığını söyledi. Suriye ordusundan kaçanları Dera el-Beled’e taşıyan bir otobüs durduruldu. Kaynaklar, yerinden edilmek isteyen şehir sakinlerinin yanı sıra aranan iki ismin (Hafu lakaplı Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş) bulunduğu otobüsün gelmesi beklendiği için söz konusu otobüsün durdurulduğunu belirtti. Daha sonra otobüsün, 5. Kolordu ve Rus Askeri Polisi’ne bağlı güçlerle birlikte Suriye’nin kuzeyine doğru yoluna devam ettiği ifade edildi.
Salı günü Dera’daki müzakere tarafları, söz konusu isimlerin sınır dışı edilmesi ve Rus polisinin ve Beşinci Kolordu’nun Dera el-Beled şehrindeki deniz bölgesinde ve Dera el-Mahatta ile Dera el-Beled arasındaki el-Saraya girişinde iki kontrol noktası kurması konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşma ‘4. Tümen kuvvetlerinin şehirden çekilmesini, şehir üzerindeki kuşatmanın kaldırılmasını ve yeni yerleşim birimlerinin inşasını’ da kapsıyor.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.