Suriye’nin güneyinde ‘Rus haritasını’ kurtarma girişimleri

Aranan iki isim, 4. Tümen şehirden geri çekilmeden önce ülkenin kuzeyine göç etmeyi reddetti.

Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)
Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)
TT

Suriye’nin güneyinde ‘Rus haritasını’ kurtarma girişimleri

Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)
Salı günü Dera el-Beled girişinde iki Rus polise ait kamyon (Ahrar Havran)

Dera’nın el-Balad bölgesindeki Merkezi Müzakere Komitesi’nin Suriye rejimi heyetiyle Rusya himayesinde vardığı anlaşmanın uygulanamaması üzerine ‘Rus haritasının’ kurtarılması için çalışmalar yoğunlaştı. Dera el-Beled’deki Merkezi Müzakere Komitesi resmi sözcüsü ve temsilcisi Adnan el-Masalma da 25 Ağustos’ta ‘sınır dışı edilmesi gereken 2 kişinin Dera el-Beled’i terk etmeyi reddetmesi sonrasında’ komitenin müzakere taraflarıyla vardığı anlaşmanın çöktüğünü duyurdu.
Söz konusu 2 şahıs, şehirdeki kabilelerin huzurunda, yerinden edilmeyi kabul edecekleri taahhüdünde bulunmuştu. Bu kabul, Rusya ve Güvenlik Komitesi ile bir anlaşmanın yolunu açmıştı. Ancak bu karardan ani şekilde geri adım atmaları, askeri eylemlerin yeniden başlamasına, şehrin bombalanmasına ve kuşatılmasının yanı sıra geçen salı günü öğleden sonra uygulanmasına başlanan anlaşmanın engellenmesine neden oldu. Rusya polisi ve Beşinci Kolordu, ateşkesi sağlamak ve anlaşmayı uygulamaya başlamak için Dera el-Beled bölgesine girdi.
Suriye’nin güneyindeki Dera el-Beled bölgesinde muhalif grupların iki eski lideri olan ‘Hafu’ lakaplı Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş adlı iki kişi, Suriye rejimi tarafından şehirde silahlı gruplar oluşturmakla suçlanıyor. Güvenlik Komitesi ve Rusya da anlaşmanın ön şartı olarak bu iki ismin yerinden edilmesini talep ediyor.
Sonuç olarak Rus polisi ve 5. Kolordu güçleri, geçen salı gecesi saat 10’da Dera el-Beled’deki kurdukları noktadan geri çekildi. Anlaşmaya göre ateşkes anlaşmasını takip için kalıcı bir noktanın oluşturulması, yerleşim merkezinin açılması, ailelerin yerleştirilmesi ve anlaşmanın geri kalan şartlarının tamamlanması gerekiyordu. Yerel kaynaklar, yerinden edilmesi istenenler tarafından çıkarılan bölünme halinin ardından Beşinci Kolordu’nun yeni çabalar sarf edeceğini belirtti.

İlk aşama
Dera el-Beled bölgesinde Rusya, müzakere komiteleri, Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş da dahil olmak üzere taraflar arasında üzerinde uzlaşı sağlanan anlaşmanın ilk aşaması, Dera el-Beled’deki askeri faaliyetlerin durdurulmasını, Rus askeri polisinin bölgeye girerek Dera el-Beled’de bir kontrol noktası kurmasını, daha sonra Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş’un da bulunduğun bir grubun bölgeden uzaklaştırılmasını içeriyordu. 5. Kolordu’ya bağlı 4. Tümen güçlerinin el-Beled’in güneyindeki kuşatılmış alan çekilmesini sağlaması da anlaşma kapsamında yer alıyordu.
Çarşamba günü yayınlanan bir açıklamada Dera el-Beled Komitesi, şehrin ileri gelenleri ve kabileleri, Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş’un bölgeyi koşulsuz olarak derhal terk etmeleri çağrısı yaptı. Aynı şekilde iki isim, Dera halkının arzularının hayata geçirilmesinde yaşanan gecikmeden sorumlu tutuldu.
Bu çerçevede Dera el-Beled Komitesi Milletvekili Adnan el-Masalma, yaptığı açıklamada “Kolordunun Rus polisiyle birlikte Dera çevresine girmesini gerektiren, kuşatma ve savaştan kaçınacağımız, onurumuzu ve güvenliğimizi koruyacağımız bir anlaşma sürecindeydik. Bombardıman tamamen duracaktı, ardından insanların giriş çıkışı için bir kontrol noktası kurulacaktı. Rejim tarafından kontrolsüz bir grup kurmakla suçlanan iki kişinin bölgeden ayrılması şartıyla bulunduğumuz duruma son verecektik. İki kabilenin ileri gelenlerinin arabuluculuğu ve söz konusu isimlerin gönüllü olarak ayrılmaya rıza göstermelerinin ardından bu iki ismin kararlarından vazgeçmesi, anlaşmanın çökmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Muhammed el-Masalma, bölgeden ayrılmayı reddettiğini söylerken, “Çünkü anlaşma, Dera el-Beled’den ayrılmamız karşılığında Suriye rejim güçlerinin de Dera el-Beled, Nahle’nin güneyi, eş-Şiyah ve ez-Zammal bölgelerinden geri çekilmeleri üzerine inşa edildi. Rejim güçleri ve 4. Tümen şehri terk etmeyerek şehri kuşatmaya devam etti. Bölgeden ayrılmamız sonrasında onların da geri çekileceğine dair bir güvence mevcut değil. Ayrıca 4. Tümen anlaşmayı ihlal etti, Beşinci Kolordu kuvvetleri ve Rus polisi tarafından açıldıktan sonra es-Saraya Yolu’nu yeniden kapattı. Şehre dönmek için toplanan insanlara ateş açıldı” diyerek, rejim güçlerinin ve 4. Tümen’in belirlenen bölgelerden çekilmesinden sonra kendi grubuyla pozisyonunu yeniden gözden geçireceğini vurguladı.

Eleştiriler
Muhammed el-Masalma, geçen salı günü bölgeden ayrılma şartını kabul etmesi sonrasında tutarsız tavrı nedeniyle birçok eleştiriye maruz kaldı. Anlaşma, Rus tarafının ve 5. Kolordu’nun garantörlüğünde 4. Tümen kuvvetlerinin geri çekilmesini içerirken, Masalma da ayrılmayı kabul etmek için bunu da şartları arasında aldı.
Mueyyed Harfuş, bölgeden ayrılması reddetmesinin ardından kendisine yöneltilen suçlamaya da ‘anlaşmayı engelleme amacı taşıdığı’ ifadeleriyle yanıt verdi. Harfuş, “4. Tümen, Dera el-Beled bölgesinden çekilme konusunda ciddi değil” dedi. Kendilerine yöneltilen tüm suçlamaları ve eleştirileri reddeden Harfuş, “Merkezi Komite ve bölgenin ileri gelenleri, 4. Tümen’in bazı noktalardan geri çekilmeye başlamasıyla bölgeden ayrılacağımızı içeren anlaşmayı reddetti” diyerek, 4. Tümen’in buraya girmesi engellemek üzere şehri İranlı milislere karşı savunduklarını belirtti.
Dera şehri aktivistleri tarafından yayınlanan bir videoda, Suriye rejim güçlerinin geçen salı akşamı Rus destekli Beşinci Kolordu tarafından açıldıktan sonra, Dera el-Mahatta ve Dera el-Beled arasındaki el-Saraya girişinde Dera el-Beled halkına ateş açtığı anlar görüldü. Kontrol noktası üyelerinden açılan ateş sonucu Dera el-Beled’den 1 genç öldü ve birçok kişi de yaralandı.

Geri çekilme
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada Suriye rejim güçlerinin bölge sakinlerine ateş açtıktan sonra sınırı tekrar kapattığını söyledi. Suriye ordusundan kaçanları Dera el-Beled’e taşıyan bir otobüs durduruldu. Kaynaklar, yerinden edilmek isteyen şehir sakinlerinin yanı sıra aranan iki ismin (Hafu lakaplı Muhammed el-Masalma ve Mueyyed Harfuş) bulunduğu otobüsün gelmesi beklendiği için söz konusu otobüsün durdurulduğunu belirtti. Daha sonra otobüsün, 5. Kolordu ve Rus Askeri Polisi’ne bağlı güçlerle birlikte Suriye’nin kuzeyine doğru yoluna devam ettiği ifade edildi.
Salı günü Dera’daki müzakere tarafları, söz konusu isimlerin sınır dışı edilmesi ve Rus polisinin ve Beşinci Kolordu’nun Dera el-Beled şehrindeki deniz bölgesinde ve Dera el-Mahatta ile Dera el-Beled arasındaki el-Saraya girişinde iki kontrol noktası kurması konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşma ‘4. Tümen kuvvetlerinin şehirden çekilmesini, şehir üzerindeki kuşatmanın kaldırılmasını ve yeni yerleşim birimlerinin inşasını’ da kapsıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.