ABD'li milletvekillerinden Salih ve Mesud'un Afgan liderleri olarak tanınması çağrısı

Kabil’de yaşananların ardından Biden’ın istifası istendi.

Pençşir Vadisi’ndeki Taliban karşıtı direnişçiler. (AFP)
Pençşir Vadisi’ndeki Taliban karşıtı direnişçiler. (AFP)
TT

ABD'li milletvekillerinden Salih ve Mesud'un Afgan liderleri olarak tanınması çağrısı

Pençşir Vadisi’ndeki Taliban karşıtı direnişçiler. (AFP)
Pençşir Vadisi’ndeki Taliban karşıtı direnişçiler. (AFP)

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Cumhuriyetçi Temsilci Mike Waltz, ABD yönetimini Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Emrullah Salih ve Pençşir Vadisi direniş lideri Ahmed Mesud'u resmi olarak Afganistan'ın meşru liderleri tanımaya, Taliban’ı terör listesine dahil etmeye çağırdı.
Söz konusu temsilciler, ABD Başkanı Joe Biden'a yolladıkları mesajda şu ifadelere yer verdiler:
“Bu iki lider, Afgan halkının özgürlüklerini savunmak ve militanlara karşı durmak için kalıp savaşmayı seçtiler. Afganistan'daki ABD’lileri, müttefiklerimizi ve Taliban yönetiminden kurtulmak isteyen herkesi korumak için Pençşir Vadisi'nde güvenli bir sığınak kurmayı başardık.”
Emrullah Salih ve Ahmed Mesud'un temsilcileriyle görüştüklerini belirten Graham ve Waltz, söz konusu iki ismin ABD’nin bölgeden çekilmesinin ardından Batı'ya yönelik saldırılar planlamaya devam edecek olan DEAŞ’a karşı mücadelede ön saflarda yer alacaklarını vurguladılar. Nitekim temsilciler Biden'dan Taliban'ın hükümetteki meşruiyetini tanımamasını ve bunun yerine Pençşir'deki muhalefet güçlerini desteklemesini istediler.
Kabil Havalimanı’nda gerçekleşen patlamanın ardında bıraktığı kanlı sahneler ABD’nin iç kesimlerinde yankılandı. Ardından ülkede geniş çaplı eleştiriler dile getirilmeye başlandı. Biden’ın ve Cumhuriyetçilerin görevlerinden alınması isteniyor. ABD güçlerinden kayıpların kaydedilmesiyle Kongre'de Başkan Joe Biden'ın sorumlu tutulması çağrıları da yapılıyor.
Mevcut yönetimin Afganistan'dan ‘felaket’ bir şekilde çekilmesinin bedelini ödeyeceğine söz veren Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Azınlık Lideri Kevin McCarthy, aynı zamanda öfkeli parti üyelerini de tüm ABD’liler Afganistan'dan güvenli bir şekilde tahliye edilene kadar görevden alma ve istifa çağrılarını azaltmaya çağırdı.
McCarthy, Cumhuriyetçilerin Senato ve Temsilciler Meclisi'nde sınırlı güce sahip olduğunu iyi biliyor. Zira Cumhuriyetçiler her iki mecliste de Biden'ı görevden almakla tehdit etmek için yeterli çoğunluğa sahip değiller. Bu nedenle kasım ayında yapılacak yasama seçimlerinde Demokratların çoğunluğunu ellerinden almak amacıyla yönetimin uygulamalarını araştırarak kamuoyuna açıklama yönünde bir strateji belirleyecek. Dolayısıyla son darbesini indirmeden önce sabırla beklemeyi seçtiler.
Ancak McCarthy, partisinin hemen hesap verilmesini isteyen çok sayıda öfkeli üyesiyle karşı karşıya. Söz konusu isimler yaptıkları açıklamalarda sık sık “Joe Biden, ellerini kana buladı” ifadelerini kullanıyorlar.
Cumhuriyetçi temsilci Elise Stefanik, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Joe Biden'ın elleri kan içinde. Ucu ulusal güvenliğimize değen bu korkunç insani felaket, Joe Biden'ın zayıf ve beceriksiz liderliğinin bir sonucudur. Kendisi başkomutan olmaya uygun değil” dedi.
Eski Başkan Donald Trump'ın görevden alınması yönünde oy kullanan Cumhuriyetçi Temsilci Tom Rice da Biden’ı istifa etmeye çağırarak “ABD halkına bir hizmetiniz dokunsun: İstifa edin. iktidarı görevi gerçekleştirebilecek olana verin” ifadelerini kullandı.
Açıklamalarda ayrıca Biden’ın ekibinin de istifa etmesi istendi. Cumhuriyetçi Senatör Marsha Blackburn, “Biden, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Genelkurmay Başkanı Mark Milley görevden alınma ile tehdit edilmeli ve istifa etmeliler” açıklamalarında bulundu.
Geri çekilme krizinden bu yana televizyon programlarına daha sık katılmaya başlayan Trump, yaşananları ABD'nin karşılaştığı en büyük utanç olarak nitelendirdi. Fox News sunucusu Sean Hannity ile gerçekleştirdiği sohbette “Genelde bunamışlara benziyoruz. Zayıfız, acınasıyız. Ne yaptıkları hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar tarafından yönetiliyoruz” ifadelerii kullanan Trump, geri çekilme stratejisini ‘akılsızca’ olarak nitelendirdi. “Bunun gerçekleşmesine izin vermek, önce orduyu geri çekerek sonra sivillerin geri çekileceğini ummak, ülkemiz tarihinde yapılmış en aptalca plandır” dedi.
Joe Biden’ın geri çekilme stratejisi üzerine araştırma yapacaklarına söz veren Cumhuriyetçiler, bazı Demokratlar ile birlikte bu stratejiyi eleştiriyor. Biden yönetimini sert bir şekilde eleştiren Demokrat Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez, “ABD'yi güvende tutmak için Taliban'a güvenemeyiz” ifadelerini kullandı. Menendez ve bazı meslektaşları, tahliyeleri bir an önce sona erdirmek için ABD güçlerini Kabil Havalimanı’nda güvenliğin kontrolünü ele geçirmeye çağırdı.
Bagram Hava Üssü’nün kapatılması konusuna dikkat çeken Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da Biden yönetimine askeri üssün temmuz ayında Taliban tarafından ele geçirilen kontrolünü yeniden sağlama çağrısında bulundu. Bunun tahliyeleri hızlandıracağını kaydeden Graham, “Tahliye için tek çıkış yolu olan Kabil Havalimanı’nı savunmanın çok zor olması dolayısıyla Bagram Hava Üssü’nün yeniden açılması için günlerdir çağrıda bulunuyorum” dedi.  Söz konusu üssün terk edilmesini ölümcül bir hata olarak nitelendiren Graham kararın üssü koruyamamaktan değil, orada kalma iradesinin yokluğundan kaynaklandığını vurguladı.  
Cumhuriyetçi kanattan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üst düzey temsilcisi Michael McCaul’ün görüşü, Kongre'de bu konuda ayrıntılı soruşturmalar yürütülmesi için geri çekilme ile ilgili tüm belgelerin ve raporların tutulması yönünde. McCaul, Biden yönetimine resmi talepler gönderdi. Yasama seçimlerinde çoğunluğu Demokratlardan alacaklarını umut eden Cumhuriyetçilerinşu anki yönetimi sorumlu tutmak istediği kaydediliyor.

 


Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yerel haberlere göre eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Malibu'daki evine, bir kadının davetsiz şekilde mülke girdiği ihbarının ardından polis çağrıldı.

Harris'in sözcüsünün, eski başkan yardımcısının güvenlik ekibinin mülke "yasadışı şekilde giren bir kişiyi eve ulaşmadan durdurduğunu" TMZ'ye doğruladığı bildirildi.

Sözcü, olay sırasında ne Harris'in ne de Emhoff'un evde olduğunu söyledi.

Sözcü, TMZ'ye "Harris ve Emhoff, hızla müdahale eden güvenlik görevlileriyle kolluk personeline minnettar" dedi.

Los Angeles County Şerif Departmanı (LASD), TMZ'ye olayın saat 22.30 sıralarında eski başkan yardımcısının evinde meydana geldiğini söyledi. LA Times da bu bilgiyi doğruladı.

Mülke izinsiz giren kadın, buradan kendi isteğiyle ayrılmayı kabul etti. Kolluk kuvvetlerine dayandırılan LA Times ve TMZ haberlerine göre kadın gözaltına alınmadı.

LASD Teğmeni Jason Duron, LA Times'a "Güvenliği sağlamak amacıyla mülk çevresindeki devriyeleri artırıyoruz" dedi.

Harris ve Emhoff, Malibu'daki evlerini geçen yıl satın aldı. Evin değerinin 8 milyon doların üzerinde olduğu bildirildi.

Eski başkan yardımcısı ve eşinin evlerine daha önce de davetsiz misafirler gelmişti.

KTLA'nın haberine göre Ocak 2025'te, Harris'in Brentwood'daki eski evinde olası bir hırsızlık ihbarının ardından sokağa çıkma yasağının uygulandığı saatlerde iki kişi gözaltına alınmıştı. Sokağa çıkma yasağı, o sırada kenti kasıp kavuran Palisades ve Eaton yangınları nedeniyle uygulanıyordu.

İki kişi de tutuklanmamış ve suç işlediklerini gösteren bir kanıt bulunamamıştı.

Independent Türkçe


Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
TT

Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)

Donald Trump'ın çocukluğunu geçirdiği ev tadilat gördükten sonra yaklaşık 2 milyon dolara satıldı. Tadilattan önce ev küf içinde kalmış bir kedi yuvasıydı.

ABD Başkanı 4 yaşına kadar New York'un Queens bölgesindeki bu Tudor tarzı evde yaşamıştı. Evi, müteahhit babası Fred Trump, 1940'ta varlıklıların yaşadığı Jamaica Estates semtinde inşa ettirmişti.

80 yaşındaki Başkan, şöhretini ve servetini siyasete taşımadan önce gayrimenkul sektöründe zenginleşmiş; Manhattan'da kendi adını taşıyan Trump Tower'ı inşa ettirip onlarca yıl orada yaşamıştı.

Başkanlık döneminde ise kendi konutunda da bir yenileme sürecini yönetiyor. Beyaz Saray'a devasa bir balo salonu ekletiyor ve Oval Ofis'i, kendi mülklerinin ve estetik anlayışının alameti farikası olan altın kaplama dekorasyon öğeleriyle donatıyor.

İsmi açıklanmayan bir alıcının temmuzda sözleşme imzalamasının ardından, 1,93 milyon dolarlık satış bedeli cuma günü emlak sitelerinde görüldü.

Evi satan Tommy Lin, 5 yatak odalı ve üç banyolu mülkü, yıllarca boş ve bakımsız kaldıktan sonra geçen yıl 835 bin dolara satın almıştı.

New York Post'un haberine göre müteahhit Lin; profesyonel donanımlı bir mutfak, balıksırtı desenli ahşap zeminler ve spa konforunda banyolar gibi özelliklerin eklendiği 8 aylık bir iç mekan yenileme çalışması için 500 bin dolar daha harcadı.

Zillow verilerine göre ev, son yıllarda birkaç kez el değiştirdi. Bu satışlardan biri, Trump'ın 2017'de başkan olmasından birkaç ay sonra 2,14 milyon dolara gerçekleşmişti.

Alıcı, Trump Birth Home LLC adlı bir şirketti ve ev kısa süreliğine Airbnb'de kiraya sunulmuştu. Airbnb ilanında evde Trump'ın gerçek boyutlu karton maketleri, Gökdelen İmparatoru Genç Milyarder Trump: İş Bitirme Sanatı (The Art of the Deal) adlı kitabının kopyaları ve Trump'ın yer aldığı çerçeveli bir People kapağı gibi eşyalar da bulunuyordu.

Ev 2019'da 2,9 milyon dolarlık bir fiyatla yeniden satışa çıkarılmış ancak Lin satın alana kadar alıcı bulamamıştı.

Post'un haberine göre bu süre zarfında ev bakımsız hale gelmişti. Patlayan bir boru nedeniyle su hasarı ve küf oluşmuş, Trump'ın ilk yıllarını geçirdiği yerde sokak kedileri mesken tutmuştu.

Independent Türkçe


Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
TT

Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)

Rus ordusu, dün Polonya sınırındaki Ukrayna topraklarında seyir halindeki bir yolcu trenine insansız hava aracıyla (İHA) saldırdı. Ukrayna Demiryolları şirketi daha sonra yaptığı açıklamada, saldırının hedefinde Batılı diplomatlar ve eski siyasetçilerin bulunmuş olabileceğini değerlendirdi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)

Polonya Başbakanı Donald Tusk, olayın ardından düzenlenen kriz yönetimi toplantısında yaptığı açıklamada, “Rusya tarafından gerçekleştirilen gerilim artık bir gerçek ve bunun örnekleri her zamankinden daha fazla sınırlarımıza yaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski ise X platformunda yaptığı paylaşımda, “Putin gerilimi artırıyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Demiryolları, Kiev’den Varşova’ya giden yolcu treninin lokomotifinin dün Yahodyn sınır istasyonunda saldırıya uğradığını bildirdi. Şirket, yolcuların zamanında tahliye edildiğini ve olayda kimsenin yaralanmadığını açıkladı. Ukrayna hava sahasının kapalı olması nedeniyle Kiev’e giden Batılı siyasetçiler de Polonya ile Ukrayna arasındaki demiryolu hattını kullanıyor.

Ukrayna Demiryolları: Diplomatları taşıyan tren de yakındaydı

Ukrayna Demiryolları dün yaptığı açıklamada, diplomatları taşıyan bir trenin saldırıdan kısa süre önce Yahodyn istasyonunda durduğunu bildirdi. Trende, aralarında bazı Avrupa Birliği ülkelerinden güvenlik danışmanlarının yanı sıra eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın da bulunduğu önde gelen Avrupalı eski siyasetçilerin yer aldığı belirtildi. Johnson, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalini başlattığı Şubat 2022’de İngiltere Başbakanı olarak görev yapıyordu. Söz konusu grup, bir gün önce Kiev’de düzenlenen bir konferansa katılmıştı.

Saldırı sırasında istasyonda bulunan bir başka trende ise ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü David Petraeus’un bulunduğu öne sürüldü.

Ukrayna Demiryolları, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Rus İHA’sının asıl hedefinin diplomatları taşıyan tren olması da tamamen mümkün” değerlendirmesinde bulundu. Şirket, trenin Rus saldırısı tehdidi nedeniyle sefer tarifelerinde yapılan acil değişiklikler kapsamında planlanandan daha erken istasyondan ayrıldığını belirtti. Ukrayna Demiryolları, savaş nedeniyle tren seferlerinin zaman çizelgelerinin sürekli olarak değiştirildiğini kaydetti.

Boris Johnson ise Rus saldırısının Moskova’nın savaşta izlediği yaklaşımın bir başka örneği olduğunu söyledi.

Johnson, X platformundaki paylaşımında, “Putin’i bu sabah Polonya sınırında duran Ukrayna lokomotifini havaya uçurmaya iten çarpık mantığın ne olduğunu bilmiyorum. Ancak kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, bu tür rastgele ve anlamsız saldırıların Ukraynalıların her gün maruz kaldığı saldırılar olduğudur” ifadelerini kullandı.

Moskova saldırıları doğruladı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın batısındaki demiryolu altyapısına yönelik saldırılar düzenlendiğini doğruladı. Moskova, söz konusu altyapının Avrupa ülkelerinden Ukrayna’ya askeri sevkiyatların yapılmasını kolaylaştırdığını savundu.

Hava saldırısı tehdidi nedeniyle Polonya tarafındaki iki sınır kapısında işlemler geçici olarak durduruldu. Birkaç yüz kişi kısa süreliğine tahliye edildi. Öğle saatlerine gelindiğinde ise sınırdaki durum yeniden normale döndü.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy daha önce yaptığı açıklamada, Rusya’nın Polonya-Ukrayna sınırı yakınındaki Volın bölgesine düzenlediği saldırıların bir lokomotifin alev almasına ve bir akaryakıt istasyonunun zarar görmesine yol açtığını bildirmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha da Moskova’ya karşı daha ağır sonuçlar uygulanması çağrısında bulundu. Sibiha, X platformunda yaptığı paylaşımda, Polonya-Ukrayna sınırına yönelik Rus saldırılarının yalnızca Ukrayna’nın uluslararası sınırlarına yönelik saldırıların devamı olmadığını belirtti.

Sibiha, “Bu, Putin’in Avrupa Birliği ve NATO’nun kapısını doğrudan çalan terörüdür. Rus barbarlar kapınızda, sevgili ortaklarımız” ifadelerini kullandı.

Johnson ise Batılı ülkeleri, Ukrayna’ya verdiği desteğin yetersiz olduğunu düşündüğü gerekçesiyle eleştirdi.

İngiltere Eski Başbakanı, “Onlara ihtiyaç duydukları hava savunma sistemlerini ne zaman vereceğiz? Putin’in dondurulmuş varlıklarını neden serbest bırakıp Ukrayna’ya vermiyoruz? Belçika’daki bir banka hesabında 140 milyar avrodan (163 milyar dolar) fazla, Londra’da ise yaklaşık 10 milyar sterlin (13,5 milyar dolar) bulunuyor. İngiltere bu konuda öncülük edebilir” dedi.

Ukrayna, Batılı ülkelerin desteğiyle dört buçuk yılı aşkın süredir Rusya’nın işgaline karşı mücadele ediyor. Rusya’nın saldırıları, demiryolu hatlarında ve istasyonlarda sık sık can kayıplarına ve hasara yol açıyor.