Lübnan’da kanser ilacına ulaşmak hastalıkla savaşmaktan daha zor

Lübnan’daki kanser hastalarının yüzde 10’u son iki ay içinde tedavi görmedi.

Lübnan’da süren kanser ilacı krizi nedeniyle eylem düzenlendi. (Reuters)
Lübnan’da süren kanser ilacı krizi nedeniyle eylem düzenlendi. (Reuters)
TT

Lübnan’da kanser ilacına ulaşmak hastalıkla savaşmaktan daha zor

Lübnan’da süren kanser ilacı krizi nedeniyle eylem düzenlendi. (Reuters)
Lübnan’da süren kanser ilacı krizi nedeniyle eylem düzenlendi. (Reuters)

Lübnan’daki kanser hastalarının yüzde 10’u son iki ayda ilaçlarını alamadı. Lübnan Merkez Bankası’nın kanser ilaçlarını ithal etmek için gerekli kredileri açması umut ediliyor.
Beyrut’ta önceki gün düzenlenen ve Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü’nün de katıldığı oturma eyleminde Lübnan’daki kanser hastaları seslerini yükselterek hükümetin tedavi sağlamamasına tepki gösterdi.
Hastalardan biri sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir videoda “Tedavi için para ödemeye hazırım. Ama önce piyasada tedavi olacak ilaç bulunması gerekiyor” dedi.
Oturma eylemine katılan göstericiler, Merkez Bankası’ndan kredi açılamaması sonrasında eczanelerde ilaç kıtlığının yaşanmasına ilaç sübvansiyonlarının kaldırılmasına bağlı olarak başta Lübnan’daki binlerce kanser hastası olmak üzere on binlerce hastayı bekleyen büyük bir insani kriz olduğunu vurguladılar.
Merkez Bankası’nın akaryakıt, ilaç, tıbbi malzeme ve gıda maddeleri gibi temel ilaç sübvansiyonlu ürüünlerin ithalatına sağladığı döviz rezervlerinin azalması ve bunların büyük bir kısmına desteğini kesmesinin ardından kriz derinleşti. Kronik hastalık ilaçlarının ithalatına yönelik, kanser tedavileri de dahil olmak üzere, aylık 50 milyon dolarlık bir destek paketi ile döviz sağlamak için iki ay önce bir anlaşmaya varıldı.
Şarku’l Avsat’a bilgi veren Sağlık Bakanlığı kaynakları; kredilerin açılmasının Lübnan Merkez Bankası ile ilişkili olduğunu belirterek, dün yayınlanan genelgenin Lübnan Bankası Başkanı Riyad Selame’nin krizi çözmesi gerektiğine işaret ettiler. Söz konusu önlemin tedaviye yardımcı olacağını umduğunu kaydettiler.
Lübnan Halk Sağlığı Bakanı Hamad Hassan’ın medya ofisi tarafından yapılan açıklamada; güçlü bir takipten sonra Bakanlık Teftişi tarafından gerçekleştirilen baskınlar ilişkin bilgi verildi. Meselelerin merkezi kısmının çözüldüğü kaydedildi. Bakan Hassan dün, Lübnan Merkez Bankası’nın bir süre önce bakanlıktan bin 800 birikmiş faturaya izin ve onay vermeye başladığını bildirdi. Bakanlık ayrıca ithalatçı firmalara ‘dünden itibaren bloke ilaçları dağıtmaya ve sevk etmeye başlama’ çağrısında bulundu.
Kanser hastası olan 53 yalındaki Rita adlı vatandaş, tedavisine devam etmek için gerekli ilaçları sağlamanın kendisini üç yıl önce vücudunu harap eden hastalıktan daha fazla yoracağını aklına dahi getirmemişti.
Takma isim kullanmayı tercih eden Rita, AFP’ye yaptığı açıklamada “En çok kanser hastaları acı çekiyor. Tedavi, vücudunuza giren bir ateş gibidir.Ancak her şeyden önce ilaç bulmalıyız” dedi.
Reuters’a açıklamalarda bulunan ve sorunun acil olarak çözülmesi gerektiğini vurgulayan St. George Hastanesi Üniversitesi Tıp Merkezi Hematoloji ve Onkoloji Anabilim Dalı başkanı Dr. Joseph Makdissi; “Hastalarıma bir kriz olduğunu söyleyemem. Onlardan bu durum geçene kadar beklemelerini isteyemem. Çünkü.bu hastalıkta kaybedecek vakit yok” dedi. Kanser hastalarının yüzde 10’unun son iki ay içinde tedavi göremediği bilgisini paylaştı.  
“Kanser ilaçları halen sübvanse ediliyor. Bu da ajanların rezervleri tükenen bir merkez bankası tarafından ithal edilecek fonu beklemeleri gerektiği anlamına geliyor” diyen Dr. Makdissi kanser ilaçlarına verilen sübvansiyonların azaltılmasının hastalarının sorununu çözeceği konusunda ise iyimser değil.
Makdissi açıklamasını şöyşe sürdürüyor:
“Kemoterapide kullanılan ve seans başına fiyatı 5 bin dolara kadar çıkabilen bazı ilaçlar şu an sübvanse ediliyor. Bu, hastanın yaklaşık 400 dolar ödediği ve maliyetin geri kalanının devlet tarafından karşılanacağı anlamına gelir. İlaç sağlamak için bu sübvansiyonu artırsalar bile birçok hasta bu maliyeti karşılayamaz.”
Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Kanser Monitörü tarafından geçen mart ayında yayınlanan bir raporda, Lübnan’ın son beş yıl içinde 11 bin 600’ü 2020’de olmak üzere 28 bin 764 kanser vakası kaydettiği belgelendi. Ancak doktorlar, bazı hastaların tedavi süresinin yıllarca uzayabileceği düşünüldüğünde, tedavi gören kişi sayısının bu sayıyı aştığını açıklıyor.
Lübnan Hematologlar Derneği başkanı Profesör Ahmed İbrahim, Fransız basınına verdiği demeçte Lübnan’da her yıl yaklaşık 2 bin ila 2 bin 500 lösemi ve lenfatik hastalık vakasının kaydedildiğini ve şu an tedavide kullanılan sadece birkaç ilaç olduğunu söyledi.
Söz konusu hastaların tedavilerine periyodik olarak devam edilmezse bazılarının öleceği uyarısında bulunan İbrahim “Bazı hastalar iyileşme aşamasındaydı ve tedavinin bitmesine yakın bir aşamaya geldiler. Ama aniden ilaçları kesildi” dedi.
Bakan Hamad Hassan mevcut kriz ile ilgili çarşamba günü yaptığı açıklamada, Dünya Bankası ve uluslararası kuruluşların Lübnanlılara sağlamak için kronik hastalıkların tedavisinde kullanılacak ilaçları satın almak için 25 milyon dolar tahsis etme niyetini açıkladı.
Kanser hastalarını destekleyen Barbara Nassar Derneği de dahil olmak üzere çeşitli girişim ve dernekler seslerini yükseltmeye devam ediyor.
Bu bağlamda perşembe günü Beyrut’ta kanser ilaçlarının sigortalanmasını talep etmek için onlarca hastanın katıldığı bir
protesto düzenlendi.
“Devlet krizi kontrol edemiyorsa hastanın suçu ne?” diye soran Barbara Nassar Derneği Nassar, “Lübnan’da bir kanser hastasının tüm endişeleriyle sokağa çıkıp ilaç talep ettiğini hayal edin” dedi. Tehlikenin boyutlarına dikkat çeken Nassar, bazı hastaların kendilerini kanserin ilerlemesine karşı koruyan ilaçları almamaları halinde ölebileceklerini vurguladı.  
Reuters haberinde Kristen Tohme adlı hastanın üçüncü derece kolon kanseri olduğunu ve doktorların altı seans kemoterapi reçete ettiğini aktardı. Ama Tohme şimdiye kadar sadece üç seans tedavi alabildi. Lenf bezlerine yayılan kanserle mücadele eden Kristen, tedavisini tamamlayamazsa sadece birkaç ay hayatta kalabileceğinden endişeli.
Barbara Nassar Kanser Hastalarını Destekleme Derneği, eski hastalardan ayni bağışlarla 2020 yılında 1,5 milyon dolar tutarında ilaç sağladı. Ancak Nassar, ülkedeki siyasi çekişmenin krizi hafifletme çabalarını engellediğini vurguladığı açıklamasında “Merkez Bankası sübvansiyonu kaldırmak istiyor. Ama Sağlık Bakanlığı istemiyor. İkisi arasındaki mücadelede hastalar tedavisiz kalıyor” dedi.



İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.


ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.