Son 8 ayda 77 İsrail vatandaşı Filistinli öldürüldü

Hayatını kaybedenler arasında Cumartesi günü Tel el-Seba ve Lod'da öldürülen iki genç de bulunuyor.

Filistinli bir çocuk, Gazze'de bir gösteri sırasında işgal güçlerinin hedefi olan arkadaşı Hassan Ebu Nayil’in (12) cenazesinde ağlıyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze'de bir gösteri sırasında işgal güçlerinin hedefi olan arkadaşı Hassan Ebu Nayil’in (12) cenazesinde ağlıyor (AFP)
TT

Son 8 ayda 77 İsrail vatandaşı Filistinli öldürüldü

Filistinli bir çocuk, Gazze'de bir gösteri sırasında işgal güçlerinin hedefi olan arkadaşı Hassan Ebu Nayil’in (12) cenazesinde ağlıyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze'de bir gösteri sırasında işgal güçlerinin hedefi olan arkadaşı Hassan Ebu Nayil’in (12) cenazesinde ağlıyor (AFP)

İsrail'de yükselen suç oranına karşı tepkilerin artmasına rağmen İşgal güçleri, her geçen gün Arap toplumundan daha fazla kişinin canına kıymaya devam ediyor. Öte yandan İsrail polisi, silahlı çetelerle işbirliği yapmakla suçlanıyor.
İki farklı bölgede iki genç öldürüldü. "Tel el-Seba"da gerçeklen olayda otuzlu yaşlarındaki olan İbrahim Nasır Ebu Amra, evinin yakınında vurulduktan sonra Beerşeba'daki (Bir’us-Seba) Soroka Hastanesi'ne sevk edildi ve orada öldüğü açıklandı. “Lod'da (Lid) ise 18 yaşındaki Enes Talal Vahvah isimli genç adam şehrin Ulu Camii yakınında vuruldu. Sağlık durumu kritik bir halde Safad Hastanesi’ne kaldırılan genç hayata tutunamadı. Polis olayla ilgili soruşturma başlattıklarını söyledi.
Lod’da işlenen suç, Tel el-Seba kasabasından genç Ebu Amra'nın (30) öldürülmesinden saatler sonra meydana geldi. İsrail polisi, gencin ölümüyle ilgili hastaneden gelen raporun ardından olayla ilgili soruşturma başlattıklarını ve olay yerinden delil toplandığını söyledi.
Bu suçlar, İsrail içerisinde yaşayan Filistinlilere karşı şiddetin düzeyine bir kez daha ışık tuttu. Bu suçla birlikte, bu yılın başından bu yana Arap toplumunda şiddet mağduru sayısı 11'i kadın olmak üzere 77'ye yükseldi.
Arap İzleme Komitesi'nin yaygın protestolarına rağmen Arap toplumuna karşı şiddet uygulanmaya devam ediyor.
İsrailli yetkililerin şiddeti teşvik ederek Arapların devletle ilişkilerini baltalamasından sonra artan şiddet olayları karşısında Araplar, İsrail polisinin, Arap toplumuna ve kültürüne saldırmak yerine sert önlemler alarak suç ve şiddete son vermesini istiyor.
Yeni hükümetteki İç Güvenlik Bakanı Omar Barlev'in bununla yüzleşme sözü vermesine rağmen Arap toplumuna karşı suç ve şiddet olayları devam ediyor.
Barlev daha önce "Arap toplumuna karşı suçların polisin karşı karşıya olduğu en büyük zorluk olduğunu" vurgulamış ve “Bu durumla başa çıkılabilir, ancak zaman alır" demişti.
İç Güvenlik Bakanı Barlev, birbirini izleyen İsrail hükümetleri tarafından uzun yıllar ihmal edildikten sonra Arap topluluklarına karşı şiddeti azaltmaya yönelik tedbirler alacaklarını açıkça belirtti. İsrail Polis Teşkilatı suçla mücadele için hazırladığı plan dahilinde önümüzdeki üç yıl içinde Arap toplumundan gelen Müslüman polis sayısının 2500'e çıkarılması hedefleniyor. Günümüzde teşkilat içinde yaklaşık 800 Müslüman polis bulunuyor.
Kan TV kanalına göre, Polis Müfettişi General Yakub Şebtai bu hafta üst düzey memurlarına polis gücünü geliştirme, sanal bir polis karakolu kurma ve Etiyopya asıllı, Arap toplumunun vatandaşları, Ortodoks Yahudiler veya engelli insanlar için bir bölüm oluşturma planlarını da içeren çok yıllı bir planlama programı sundu. Program dahilinde sahadaki polislere yaklaşmayı yasaklayan kanunlar çıkarılması ve muhtemel suç bölgelerini tespit edebilecek akıllı sistemler kurulması da hedefleniyor.
Ülke nüfusunun 9 milyona ulaştığı İsrail’de nüfusun yaklaşık 2 milyonunun "İsrailli Araplar" olarak tanımlanan İsrail vatandaşı Filistinlilerden oluştuğu belirtiliyor.
İsrail vatandaşı Filistinliler ülke nüfusunun yüzde 20'sine tekabül ediyor. Tel Aviv rejiminin "İsrailli Araplar" olarak tanımladığı vatandaşlar, 1948'deki savaş ve sonrasında yaşanan işgale rağmen yurtlarında kalarak İsrail vatandaşı olan Filistinlilerden oluşuyor. Bu nüfusun dışında kalan ve İsrail vatandaşı olmayan Filistinliler ise Gazze ve Batı Şeria’da yaşıyor.



Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.


Suriye, Baniyas Terminali üzerinden Irak’a benzin sevkiyatına başladı

Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
TT

Suriye, Baniyas Terminali üzerinden Irak’a benzin sevkiyatına başladı

Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)

Suriye makamları, yaptıkları açıklamada, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksamasının ardından, bu hafta Irak adına ithal edilen benzinin Irak’a sevkiyatına başladıklarını duyurdu.

Suriye Arap Haber Ajansı’nın (SANA) haberine göre Suriye Petrol Şirketi, Irak adına tedarik edilen benzinin Baniyas petrol terminali üzerinden taşınmasına başladı.

Ajans, bu adımın “Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksadığı bir dönemde enerji tedarikini güvence altına almak amacıyla imzalanan, üç aylık ve yenilenebilir bir anlaşma” kapsamında atıldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat'ın SANA’dan aktardığına göre Suriye Petrol Şirketi Ulaştırma ve Depolama Birimi Genel Müdür Yardımcısı mühendis Ahmed Kubbeçi yaptığı açıklamada, Irak’a benzin sevkiyatının perşembe günü ilk etapta 57 tankerle başladığını belirtti. Kubbeçi, Tenef Sınır Kapısı üzerinden günlük sevkiyat kapasitesinin yaklaşık 200 tankere çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Kubbeçi, Katarlı UCC şirketinin benzini dünyanın çeşitli kaynaklarından satın aldığını, Suriye tarafının ise yakıtın taşınmasını transit geçiş ücretleri karşılığında üstlendiğini kaydetti.

Transit taşımacılığın şirket ve devlet için gelir sağladığını belirten Kubbeçi, bunun aynı zamanda Suriye’nin bölge ülkeleri arasında ithalat, ihracat, mal ve enerji taşımacılığında bir geçiş güzergâhı olarak rolünü desteklediğini kaydetti.

Irak, nisan ayının başında Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle petrolü ihraç etmek amacıyla Suriye toprakları üzerinden tankerlerle taşımaya başladığını açıklamıştı.

Kubbeçi, dün yaptığı açıklamada, hâlihazırda taşınan tanker sayısının günlük 1.000 ile bin 200 arasında değiştiğini söyledi.

Suriye’de yeni yönetim, Beşşar Esed’in 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından iktidara gelmesinden sonra, on yılı aşkın süren savaşta ağır hasar gören ülke ekonomisini canlandırmaya ve altyapıyı yeniden inşa etmeye çalışıyor.

Suriyeli yetkililer, Irak tarafıyla Kerkük-Baniyas petrol hattıyla ilgili bir mutabakat zaptı imzalandığını ve bu mutabakatın sözleşmeye dönüştürülmesi için yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini bildirdi. Yetkililer, sürecin tamamlanmasının ardından sahadaki uygulama çalışmalarının başlatılmasının planlandığını belirtti.