Dünya Taliban ile meşgulken İran, nükleer projesinde ilerleme mi kaydediyor?

Afganistan’daki kaos, Viyana görüşmelerinin kaderi hakkında şüpheler uyandırıyor ve Tahran’ın teknolojik ilerlemeye giden yolu kısaltmak için bu kaosu kullandığına dair korkuları artırıyor

Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)
Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)
TT

Dünya Taliban ile meşgulken İran, nükleer projesinde ilerleme mi kaydediyor?

Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)
Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)

İnci Mecdi
ABD Başkanı Joe Biden, geçen cuma günü Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile yaptığı görüşmede şu açıklamada bulundu:
“İran, uranyum zenginleştirmeye ve nükleer silah üretim teknolojisinde ilerleme kaydetmeye devam ederken, diplomatik çabalar nükleer programı konusunda İran ile bir anlaşmaya varamazsa, ABD başka seçeneklere açık olacaktır.”
Geçen Nisan ayının başından bu yana Avusturya’nın başkenti Viyana, ABD ve İran’ı, Temmuz 2015’te altı uluslararası güç tarafından imzalanan nükleer anlaşmaya geri döndürmek için yürütülen dolaylı uluslararası görüşmelere ev sahipliği yapıyor. ‘Donald Trump başkanlığındaki eski ABD yönetimi, 2018 yılında anlaşmadan geri çekilmiş ve Tahran da anlaşmanın getirdiği nükleer yükümlülüklerinin çoğunu ihlal etmeye başlamıştı. Ancak geçen yılki seçim kampanyasından bu yana Biden, hükümlerini balistik füze programını içerecek şekilde genişletirken anlaşmaya geri dönme sözü verdi.
Rusya ve Çin’in yanı sıra Avrupa’nın da arabuluculuk yaptığı Viyana görüşmeleri, ‘2015 anlaşmasına geri dönüş veya yeni bir anlaşmanın kurulması’ sonucu vermeyen altı tura tanık oldu. Geçen Haziran ayının sonundan bu yana uluslararası müzakereciler, yedinci turun gerçekleşmesini bekliyor. Öyle ki Tahran, söz konusu turun yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Ağustos ayı başlarında göreve başlamasından sonraya ertelenmesini talep etmişti.
İlgililer yedinci turun yapılmasını beklerken, Afganistan’da Taliban’ın ülkeyi kontrol etmesi ve ardından Kabil havaalanındaki kanlı bombardıman sahnelerinin yol açtığı kaos, ABD yönetiminin kafasını karıştırdı ve uluslararası imajını zedeledi. Özellikle de güçlerini geri çekme süreci, hatalı yönetimi nedeniyle yaygın eleştirilerle karşılaştı. Bu durum, Afganistan hükümetinin hızla çökmesine ve radikalizm yanlısı hareketin unsurlarının iktidarı ele geçirmesine yol açtı.

Viyana görüşmelerinin akıbeti
Yerel ve uluslararası açıdan Biden yönetimi, Afganistan’daki sahne nedeniyle zor durumda. Sancısı, perşembe günü Kabil Havalimanı’nda DEAŞ-Horasan Eyaleti üyeleri tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırılarla arttı. Saldırılarda 13 ABD askeri ve onlarca Afgan sivil öldü. Eleştirmenler, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini, Vietnam Savaşı yenilgisinden 40 yıldan uzun bir süre önce Saygon’da (şu anki adıyla Ho Chi Minh) gerçekleşen geri çekilmeyle karşılaştırıyor. Kamuoyu anketleri de ABD Başkanının onay notunun, geçen yıl seçimlerdeki zaferinden bu yana ilk kez yüzde 50’nin altına düştüğünü gösteriyor.
Afganistan’da manzara, Viyana görüşmelerinin akıbeti hakkında şüpheler uyandırıyor. Hatta Tahran’ın, bu zaman boşluğunu teknolojik ilerlemeye giden yolu kısaltmak için kullanacağına dair korkuları artırıyor. Öyle ki İran, santrifüjleri etkinleştirmeye, saf uranyum stoklarını artırmaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerinin nükleer tesislerine girmesini engellemeye devam ediyor.


İran'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (AFP)

Beyaz Saray, çekilmenin mümkün olduğu kadar iyi yönetilmediğine dair zayıf argümanlar ortasında aylarca bu yansımanın etkilerini toparlamakla meşgul kalabilir. Gözlemciler, Biden yönetiminin İranlılarla iyi bir anlaşma yapma konusunda güvenini kaybettiğine dikkat çekiyor. Independent Arabia da nükleer müzakerelerin akıbeti hakkındaki görüşlerini öğrenmek için ABD ve Kanada’da İran konusunda uzmanlaşmış bir dizi araştırmacıyla görüştü. Ayrıca onlara şu soruyu yöneltti; “Washington’un Afganistan’daki kaosuyla meşgul olması çerçevesinde ilerleyen haftalardan ne sonuçlar doğabilir?”

İyi haberler
Gözlemciler, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin Tahran için iyi haber olduğu konusunda hemfikir. Washington’daki Atlantik Konseyi üyesi Sina Azudi, “Afganistan’da ABD kuvvetlerinin bulunmaması, İran’ın bölgedeki dış politikasını daha kararlı kılıyor” dedi. Azudi, İran’daki muhafazakarların, ‘Washington’un güvenilir olmadığını ve ABD taahhütlerinin hiçbir şey ifade etmediğini kanıtlamak için’ ABD’nin geri çekilmesinden yararlanabileceklerini söyledi. Ancak nükleer müzakerelerin ertelenmesinin, Afganistan’la ilgisi olmayan diğer meselelerden kaynaklandığını dile getirdi.
Washington’daki Demokrasileri Savunma Vakfı’nın üst düzey üyelerinden Ali Rıza Nadir, “Biden yönetiminin Afganistan’daki açık başarısızlığı, yalnızca Taliban ile iş ilişkisi bulunan Tahran’daki rejimi güçlendirecektir” dedi. Nadir, “Müzakereler için önümüzde çok zor bir yol görüyorum. Biden yönetimi, nükleer anlaşma konusunda oldukça hevesli görünüyor. Görünüşe bakılırsa Reisi’nin yeni yönetimi yavaşlayıp pazarlık yapmaya karar vermiş” şeklinde konuştu.
Cumartesi günü yeni Reisi hükümetiyle yaptığı ilk görüşmedeki konuşmasında rejim lideri “Rehber” Ayetullah Ali Hamaney, ‘İran nükleer dosyasına ilişkin müzakerelerin hızla yeniden başladığına dair herhangi bir belirti içermeyen bir hitapla’ ABD Başkanı Joe Biden’in Donald Trump’tan farklı olmadığını söyledi. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) göre Dini Lider, “Mevcut ABD yönetimi selefinden farklı değil, çünkü Trump’ın önerdiği şeyi başka bir şekilde sunuyor” dedi.

Zayıf Beyaz Saray
Kanada’daki Montreal Üniversitesi’nden İran uzmanı araştırma görevlisi Vahid Yücesoy, “İran’ın yeni bir nükleer anlaşma yoluyla, ekonomisi için acı verici ABD yaptırımlarının kaldırılmasına umutsuzca ihtiyacı olmasına rağmen Tahran, Biden yönetimini büyük ölçüde zayıf görüyor” dedi. Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Yücesoy, “Bu imaj, Biden’ın ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini düzgün bir şekilde organize edememesiyle de ortaya çıkıyor. Bu durum ise nükleer anlaşma söz konusu olduğunda Tahran’ı güçlü bir pozisyon aramaya itebilir” ifadelerini kullandı.
Vahid Yücesoy, “Biden, Tahran’ın müzakereler yoluyla nükleer programını durdurmayı kabul etmemesi halinde ABD yönetiminin başka seçeneklere açık olduğunu söylese de ne önlemler alacağını görmek için bekliyoruz. Biden’in yönetimi, Afganistan’da tökezledi, Irak’ı kontrol edemiyor. Ayrıca İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzunu da engelleyemiyor. Biden’ın sözleri şu anda Tahran tarafından ciddiye alınmıyor” dedi.


ABD Başkanı Joe Biden,  eleştirin hedefinde (Getty Images)

18 Ağustos’ta UAEA, İran’ın ‘uranyum zenginleştirmesini nükleer silah için gereken seviyeye yakın bir düzeye kadar hızlandırdığını’ söyledi. BM’ye bağlı ajans, geçen Mayıs ayında ise Tahran’ın, Natanz tesisindeki deneysel zenginleştirme istasyonunda uranyumu yüzde 60’a kadar zenginleştirmek için bir dizi gelişmiş santrifüj kullandığını belirtmişti. Ayrıca üye ülkelere de bu ay, İran’ın bu amaç için ikinci bir grup kullandığı bilgisi verildi.
2015 nükleer anlaşması (Kapsamlı Ortak Eylem Planı), İran’ın uranyum zenginleştirme açısından ulaşabileceği maksimum oranı yüzde 3,67 olarak belirledi. Rapora yanıt olarak Tahran, nükleer programının barışçıl olduğunu ve zenginleştirme faaliyetlerini UAEA’ya rapor ettiğini söyledi. İran resmi medyası, ABD’nin anlaşmaya dönmesi ve yaptırımları kaldırması durumunda ülkenin 2015 anlaşmasından vazgeçme uygulamalarından geri adım atılacağını duyurdu.

Pazarlık kartı
Gözlemciler, ekonomisine zarar veren yaptırımların kaldırılmasına umutsuzca ihtiyacı olan İran’ın, nükleer ilerlemesini ABD’den daha fazla taviz almak için kullanabileceğine inanıyor. Bu bağlamda Sina Azudi, mevcut bölgesel ortamda kendi çıkarlarına hizmet etmediğini göz önüne alındığında Tahran’ın şu anda bir nükleer silah elde etmeye çalışmadığını söylerken, nükleer ilerlemesini Washington ile müzakerelerde bir ‘pazarlık çipi’ olarak kullanacağını belirtti.
Yücesoy ise “İran, daha az taviz karşılığında ABD’den daha fazla taviz koparmaya çalışıyor. Bu, ABD yönetiminin daha fazla taviz vermesini beklerken, sıradan insanları etkileyen devam eden yaptırımlar ortasında manevra yapması olası olan bir senaryodur” dedi. Vahid Yücesoy, “Tabi ki, İran’daki ekonominin sefil durumu, rejimi daha fazla iç huzursuzluk olasılığına da maruz bırakıyor. Dolayısıyla İran rejiminin Washington’dan daha fazla taviz koparmak için daha fazla kamuoyu endişesini ne ölçüde riske atacağını göreceğiz” ifadelerini kullandı.
ABD yönetimi, Trump ve bölge ülkelerinin ‘birçok boşluk içerdiği’ konusunda hemfikir olduğu 2015 anlaşmasına geri dönmekle kalmayıp, nükleer anlaşmanın balistik füze programını da içerecek şekilde genişletilmesinde ısrar ediyor. Ancak bu, İran’ın nükleer yeteneklere ulaşmasını engellemeyecek. Aynı şekilde Tahran’ın, komşu ülkelerin iç işlerine müdahalesi ve bölgede hâkim oyuncu olma hırsına da engel olmayacak ve ayrıca anlaşma, yaptırımları kaldırarak, milyarlarca dolarlık donmuş varlıkları serbest bırakarak ve ekonomisini güçlendirerek İran’ın dış politika faaliyetlerini şiddetlendirecek. Tüm bunlar, Tahran’ın savunma yeteneklerini güçlendirmesine ve bölgedeki etkisini daha da genişletmesine izin verecek.
Öte yandan Yücesoy, “Özellikle Washington ve Avrupa Birliği’(AB) nin bölgeye daha fazla askeri müdahaleye ilişkin sessizliği göz önüne alındığında, Tahran ve Batı arasında nükleer program konusunda bir anlaşmaya varılsa bile, içeriğinin İran’ın bölgesel faaliyetlerini kapsaması olası değildir. Bu, rejimin bölgedeki nüfuzunu şu anda olduğu gibi koruyacak” değerlendirmesinde bulundu.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.