Dünya Taliban ile meşgulken İran, nükleer projesinde ilerleme mi kaydediyor?

Afganistan’daki kaos, Viyana görüşmelerinin kaderi hakkında şüpheler uyandırıyor ve Tahran’ın teknolojik ilerlemeye giden yolu kısaltmak için bu kaosu kullandığına dair korkuları artırıyor

Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)
Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)
TT

Dünya Taliban ile meşgulken İran, nükleer projesinde ilerleme mi kaydediyor?

Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)
Gözlemciler, ABD güçlerinin Afganistan’dan ayrılmasını Tahran açısından iyi haber olarak nitelendiriyor (AP)

İnci Mecdi
ABD Başkanı Joe Biden, geçen cuma günü Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile yaptığı görüşmede şu açıklamada bulundu:
“İran, uranyum zenginleştirmeye ve nükleer silah üretim teknolojisinde ilerleme kaydetmeye devam ederken, diplomatik çabalar nükleer programı konusunda İran ile bir anlaşmaya varamazsa, ABD başka seçeneklere açık olacaktır.”
Geçen Nisan ayının başından bu yana Avusturya’nın başkenti Viyana, ABD ve İran’ı, Temmuz 2015’te altı uluslararası güç tarafından imzalanan nükleer anlaşmaya geri döndürmek için yürütülen dolaylı uluslararası görüşmelere ev sahipliği yapıyor. ‘Donald Trump başkanlığındaki eski ABD yönetimi, 2018 yılında anlaşmadan geri çekilmiş ve Tahran da anlaşmanın getirdiği nükleer yükümlülüklerinin çoğunu ihlal etmeye başlamıştı. Ancak geçen yılki seçim kampanyasından bu yana Biden, hükümlerini balistik füze programını içerecek şekilde genişletirken anlaşmaya geri dönme sözü verdi.
Rusya ve Çin’in yanı sıra Avrupa’nın da arabuluculuk yaptığı Viyana görüşmeleri, ‘2015 anlaşmasına geri dönüş veya yeni bir anlaşmanın kurulması’ sonucu vermeyen altı tura tanık oldu. Geçen Haziran ayının sonundan bu yana uluslararası müzakereciler, yedinci turun gerçekleşmesini bekliyor. Öyle ki Tahran, söz konusu turun yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Ağustos ayı başlarında göreve başlamasından sonraya ertelenmesini talep etmişti.
İlgililer yedinci turun yapılmasını beklerken, Afganistan’da Taliban’ın ülkeyi kontrol etmesi ve ardından Kabil havaalanındaki kanlı bombardıman sahnelerinin yol açtığı kaos, ABD yönetiminin kafasını karıştırdı ve uluslararası imajını zedeledi. Özellikle de güçlerini geri çekme süreci, hatalı yönetimi nedeniyle yaygın eleştirilerle karşılaştı. Bu durum, Afganistan hükümetinin hızla çökmesine ve radikalizm yanlısı hareketin unsurlarının iktidarı ele geçirmesine yol açtı.

Viyana görüşmelerinin akıbeti
Yerel ve uluslararası açıdan Biden yönetimi, Afganistan’daki sahne nedeniyle zor durumda. Sancısı, perşembe günü Kabil Havalimanı’nda DEAŞ-Horasan Eyaleti üyeleri tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırılarla arttı. Saldırılarda 13 ABD askeri ve onlarca Afgan sivil öldü. Eleştirmenler, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini, Vietnam Savaşı yenilgisinden 40 yıldan uzun bir süre önce Saygon’da (şu anki adıyla Ho Chi Minh) gerçekleşen geri çekilmeyle karşılaştırıyor. Kamuoyu anketleri de ABD Başkanının onay notunun, geçen yıl seçimlerdeki zaferinden bu yana ilk kez yüzde 50’nin altına düştüğünü gösteriyor.
Afganistan’da manzara, Viyana görüşmelerinin akıbeti hakkında şüpheler uyandırıyor. Hatta Tahran’ın, bu zaman boşluğunu teknolojik ilerlemeye giden yolu kısaltmak için kullanacağına dair korkuları artırıyor. Öyle ki İran, santrifüjleri etkinleştirmeye, saf uranyum stoklarını artırmaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerinin nükleer tesislerine girmesini engellemeye devam ediyor.


İran'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (AFP)

Beyaz Saray, çekilmenin mümkün olduğu kadar iyi yönetilmediğine dair zayıf argümanlar ortasında aylarca bu yansımanın etkilerini toparlamakla meşgul kalabilir. Gözlemciler, Biden yönetiminin İranlılarla iyi bir anlaşma yapma konusunda güvenini kaybettiğine dikkat çekiyor. Independent Arabia da nükleer müzakerelerin akıbeti hakkındaki görüşlerini öğrenmek için ABD ve Kanada’da İran konusunda uzmanlaşmış bir dizi araştırmacıyla görüştü. Ayrıca onlara şu soruyu yöneltti; “Washington’un Afganistan’daki kaosuyla meşgul olması çerçevesinde ilerleyen haftalardan ne sonuçlar doğabilir?”

İyi haberler
Gözlemciler, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin Tahran için iyi haber olduğu konusunda hemfikir. Washington’daki Atlantik Konseyi üyesi Sina Azudi, “Afganistan’da ABD kuvvetlerinin bulunmaması, İran’ın bölgedeki dış politikasını daha kararlı kılıyor” dedi. Azudi, İran’daki muhafazakarların, ‘Washington’un güvenilir olmadığını ve ABD taahhütlerinin hiçbir şey ifade etmediğini kanıtlamak için’ ABD’nin geri çekilmesinden yararlanabileceklerini söyledi. Ancak nükleer müzakerelerin ertelenmesinin, Afganistan’la ilgisi olmayan diğer meselelerden kaynaklandığını dile getirdi.
Washington’daki Demokrasileri Savunma Vakfı’nın üst düzey üyelerinden Ali Rıza Nadir, “Biden yönetiminin Afganistan’daki açık başarısızlığı, yalnızca Taliban ile iş ilişkisi bulunan Tahran’daki rejimi güçlendirecektir” dedi. Nadir, “Müzakereler için önümüzde çok zor bir yol görüyorum. Biden yönetimi, nükleer anlaşma konusunda oldukça hevesli görünüyor. Görünüşe bakılırsa Reisi’nin yeni yönetimi yavaşlayıp pazarlık yapmaya karar vermiş” şeklinde konuştu.
Cumartesi günü yeni Reisi hükümetiyle yaptığı ilk görüşmedeki konuşmasında rejim lideri “Rehber” Ayetullah Ali Hamaney, ‘İran nükleer dosyasına ilişkin müzakerelerin hızla yeniden başladığına dair herhangi bir belirti içermeyen bir hitapla’ ABD Başkanı Joe Biden’in Donald Trump’tan farklı olmadığını söyledi. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) göre Dini Lider, “Mevcut ABD yönetimi selefinden farklı değil, çünkü Trump’ın önerdiği şeyi başka bir şekilde sunuyor” dedi.

Zayıf Beyaz Saray
Kanada’daki Montreal Üniversitesi’nden İran uzmanı araştırma görevlisi Vahid Yücesoy, “İran’ın yeni bir nükleer anlaşma yoluyla, ekonomisi için acı verici ABD yaptırımlarının kaldırılmasına umutsuzca ihtiyacı olmasına rağmen Tahran, Biden yönetimini büyük ölçüde zayıf görüyor” dedi. Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Yücesoy, “Bu imaj, Biden’ın ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini düzgün bir şekilde organize edememesiyle de ortaya çıkıyor. Bu durum ise nükleer anlaşma söz konusu olduğunda Tahran’ı güçlü bir pozisyon aramaya itebilir” ifadelerini kullandı.
Vahid Yücesoy, “Biden, Tahran’ın müzakereler yoluyla nükleer programını durdurmayı kabul etmemesi halinde ABD yönetiminin başka seçeneklere açık olduğunu söylese de ne önlemler alacağını görmek için bekliyoruz. Biden’in yönetimi, Afganistan’da tökezledi, Irak’ı kontrol edemiyor. Ayrıca İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzunu da engelleyemiyor. Biden’ın sözleri şu anda Tahran tarafından ciddiye alınmıyor” dedi.


ABD Başkanı Joe Biden,  eleştirin hedefinde (Getty Images)

18 Ağustos’ta UAEA, İran’ın ‘uranyum zenginleştirmesini nükleer silah için gereken seviyeye yakın bir düzeye kadar hızlandırdığını’ söyledi. BM’ye bağlı ajans, geçen Mayıs ayında ise Tahran’ın, Natanz tesisindeki deneysel zenginleştirme istasyonunda uranyumu yüzde 60’a kadar zenginleştirmek için bir dizi gelişmiş santrifüj kullandığını belirtmişti. Ayrıca üye ülkelere de bu ay, İran’ın bu amaç için ikinci bir grup kullandığı bilgisi verildi.
2015 nükleer anlaşması (Kapsamlı Ortak Eylem Planı), İran’ın uranyum zenginleştirme açısından ulaşabileceği maksimum oranı yüzde 3,67 olarak belirledi. Rapora yanıt olarak Tahran, nükleer programının barışçıl olduğunu ve zenginleştirme faaliyetlerini UAEA’ya rapor ettiğini söyledi. İran resmi medyası, ABD’nin anlaşmaya dönmesi ve yaptırımları kaldırması durumunda ülkenin 2015 anlaşmasından vazgeçme uygulamalarından geri adım atılacağını duyurdu.

Pazarlık kartı
Gözlemciler, ekonomisine zarar veren yaptırımların kaldırılmasına umutsuzca ihtiyacı olan İran’ın, nükleer ilerlemesini ABD’den daha fazla taviz almak için kullanabileceğine inanıyor. Bu bağlamda Sina Azudi, mevcut bölgesel ortamda kendi çıkarlarına hizmet etmediğini göz önüne alındığında Tahran’ın şu anda bir nükleer silah elde etmeye çalışmadığını söylerken, nükleer ilerlemesini Washington ile müzakerelerde bir ‘pazarlık çipi’ olarak kullanacağını belirtti.
Yücesoy ise “İran, daha az taviz karşılığında ABD’den daha fazla taviz koparmaya çalışıyor. Bu, ABD yönetiminin daha fazla taviz vermesini beklerken, sıradan insanları etkileyen devam eden yaptırımlar ortasında manevra yapması olası olan bir senaryodur” dedi. Vahid Yücesoy, “Tabi ki, İran’daki ekonominin sefil durumu, rejimi daha fazla iç huzursuzluk olasılığına da maruz bırakıyor. Dolayısıyla İran rejiminin Washington’dan daha fazla taviz koparmak için daha fazla kamuoyu endişesini ne ölçüde riske atacağını göreceğiz” ifadelerini kullandı.
ABD yönetimi, Trump ve bölge ülkelerinin ‘birçok boşluk içerdiği’ konusunda hemfikir olduğu 2015 anlaşmasına geri dönmekle kalmayıp, nükleer anlaşmanın balistik füze programını da içerecek şekilde genişletilmesinde ısrar ediyor. Ancak bu, İran’ın nükleer yeteneklere ulaşmasını engellemeyecek. Aynı şekilde Tahran’ın, komşu ülkelerin iç işlerine müdahalesi ve bölgede hâkim oyuncu olma hırsına da engel olmayacak ve ayrıca anlaşma, yaptırımları kaldırarak, milyarlarca dolarlık donmuş varlıkları serbest bırakarak ve ekonomisini güçlendirerek İran’ın dış politika faaliyetlerini şiddetlendirecek. Tüm bunlar, Tahran’ın savunma yeteneklerini güçlendirmesine ve bölgedeki etkisini daha da genişletmesine izin verecek.
Öte yandan Yücesoy, “Özellikle Washington ve Avrupa Birliği’(AB) nin bölgeye daha fazla askeri müdahaleye ilişkin sessizliği göz önüne alındığında, Tahran ve Batı arasında nükleer program konusunda bir anlaşmaya varılsa bile, içeriğinin İran’ın bölgesel faaliyetlerini kapsaması olası değildir. Bu, rejimin bölgedeki nüfuzunu şu anda olduğu gibi koruyacak” değerlendirmesinde bulundu.



Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
TT

Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)

ABD Senatosu’ndaki iki sandalye için çekişmeli yarışlara giren iki Cumhuriyetçi aday, dün İran savaşının bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar, yakıt fiyatlarının yükselmesine ve özellikle motorin fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına yol açan savaş konusunda, koltuklarını kaybetme riski taşıyan adayların Başkan Donald Trump’tan uzaklaşmaya çalıştığının son işareti oldu.

Michigan’da Demokrat aday Abdul El-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers ile Iowa’da Demokrat Josh Tork’a karşı yakın bir yarışın içinde olan Ashley Hinson, daha önce Trump’ın Tahran’a saldırı düzenleme yetkisini desteklemiş olmalarına rağmen, dün İran konusunda daha yatıştırıcı bir söylem benimsedi.

Bu değişim, halen Temsilciler Meclisi’nde görev yapan Hinson açısından özellikle dikkat çekiciydi. Hinson, Trump’ın savaşı sürdürme yetkisini sınırlandırmayı amaçlayan Meclis girişimlerine altı kez karşı oy kullandı; bunlardan biri geçen hafta yapılan oylamaydı.

Hinson sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Iowalılar ekonomik baskı altında ve İran’daki savaşın maliyetini akaryakıt istasyonlarında ya da marketlerde ödemek zorunda kalmamalı” ifadelerini kullandı. Hinson, benzin vergilerinin askıya alınması, motorin ihracatının geçici olarak durdurulması ve başka önlemlerin alınmasının yanı sıra savaşın “başarıyla ve derhal” sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, yaklaşık yedi aydır devam eden çatışmanın kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi bir yüke dönüşmesinden endişe eden ve koltuklarını kaybetme riski bulunan bazı Cumhuriyetçi adayların artan kaygısını gösteriyor. Ara seçimler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik çoğunluklarını koruyup koruyamayacağını belirleyecek.

Enflasyonun yükselmeye devam ettiği bir dönemde Amerikalıların Trump’ın hem ekonomiyle hem de İran savaşıyla ilgili politikalarına yönelik memnuniyetsizliği de arttı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen ve sonuçları dün yayımlanan son ankete göre Trump’ın görev onayı yüzde 32’ye gerileyerek, siyasi kariyerindeki en düşük seviyeye indi.


Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.


ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.