Suriye: Dera el-Beled kentinde ‘apartmanlar arası çatışmalar’ yaşanırken, Hama’da rejime beklenmedik bir saldırı düzenlendi

Suriye’nin güneyindeki siviller Ürdün sınırına göç ediyor.

Temmuz ayı sonlarında Dera şehrinde 4. Tümen askerleri (Şarku'l Avsat)
Temmuz ayı sonlarında Dera şehrinde 4. Tümen askerleri (Şarku'l Avsat)
TT

Suriye: Dera el-Beled kentinde ‘apartmanlar arası çatışmalar’ yaşanırken, Hama’da rejime beklenmedik bir saldırı düzenlendi

Temmuz ayı sonlarında Dera şehrinde 4. Tümen askerleri (Şarku'l Avsat)
Temmuz ayı sonlarında Dera şehrinde 4. Tümen askerleri (Şarku'l Avsat)

Suriye’nin orta kesiminde yer alan Hama kentinde rejime bağlı iki polis memuru beklenmedik bir saldırı sonucu hayatını kaybederken, ülkenin güneyindeki Dera el-Beled kentinde ise apartmanlara mevzilenen rejim güçleri ile yerel savaşçılar arasındaki çatışmaların sürdüğü bir ortamda siviller Ürdün sınırına göç ediyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden (SOHR) dün yapılan açıklamada, “Dera’nın batı kırsalındaki bölgelerden yüzlerce ailenin Suriye-Ürdün sınırındaki Yermuk Havzası’nda yer alan bölgelere doğru göçü sürüyor. Bu göç, bombardıman alanının Tafas, Muzeyra, Celin ve Mesakin Celin bölgelerine doğru genişlemesinin ardından başladı” ifadelerine yer verildi.
Dera el-Beled’deki cephelerde, Suriye rejim güçlerinin ilk etapta yoğun saldırılar düzenleyip ardından Dera el-Beled’in mahallelerine girmeye çalıştığı bir ortamda rejim milislerinin desteklediği 4. Tümen güçleri ile kentteki yerel savaşçılar arasında yaşanan çatışmalar geçtiğimiz günlerde de devam etti. Dera el-Beled mahallelerini roket ve top atışlarıyla bombalamaya devam eden rejim güçleri, Dera el-Beled’deki El-Bihar cephesinde bulunan bazı apartmanları ele geçirerek ilerleme kaydetti. Ancak aktarılan bilgilere göre rejim bu ilerleyişin ardından geri çekildi. Gözlemevi aktivistleri, Dera el-Beled’de rejim güçleriyle çatışmaya giren yerel savaşçılardan birinin hayatını kaybettiğini belgeledi.
Dera el-Beled’deki Merkez Müzakere Komitesi, pazar akşamı yaptığı açıklamada, Suriye ile yürütülen müzakerelerin çöktüğünü ve durduğunu bildirdi. Komite Sözcüsü, açıklamasında, “Müzakereler, rejimin inat etmesi, Rusların önerilerine cevap vermemesi, ağır şartlar dayatma çabasını sürdürmesi, ateşkese bağlı kalmaması, 4. Tümen milislerinin ilerlemesi ve birden fazla cepheden Dera kentine girmeye çalışması sebebiyle çöktü” dedi. 4. Tümen güçleri 3 cepheden kente girmeye çalışıyor. 4. Tümen’in bu amaç doğrultusunda geçtiğimiz saatlerde ilk etapta bölgeyi karadan karaya yaklaşık 20 adet ‘Fil’ tipi roket ile vurarak gerçekleştirdiği ön ateş, Dera kentinin kuşatılan mahallelerine yönelik askeri operasyonun başlamasından bu yana en ağır hamle olarak kabul ediliyor. Zira kentteki aktivistlere göre bu saldırıların sonucunda Dera el-Beled’de bir genç hayatını kaybederken, kentteki binalarda büyük hasar meydana geldi.
Dera’da rejim güçlerinin kontrol ettiği ve ‘Güvenlik Karesi’ ismiyle bilinen bölgeye pazartesi sabah saatlerinde havan mermilerinin düştüğü ve bazı sivillerin yaralandığı bildirildi.
Dera’daki Merkez Müzakere Komitesi, pazartesi günü Havran bölgesi sakinlerine gönderdiği ve ‘paniğe yol açan’ mektupta, “Es-Sed ve Kamp mahalleleri ve Dera el-Beled’in evlatları kentteki tüm cephelerde gösterdiği azim ve kararlılıkla kahramanlığın en güzel destanlarını yazıyorlar. Her türden ağır silahla yapılan bombardıman ve yıkım çılgınlık seviyesine ulaştı ve güvendeki sivillerin evleri ile camilerin yıkılmasına neden oldu.
Dera el-Beled’in batı bölümü ise gerilim ve göçe tanık oldu. Zira Dera’nın batı kırsalında yer aşan Celin köyü, Mesakin Celin, Mazraiyye ve Tel Şihab beldeleri ve Tafas kenti rejim güçleri tarafından bombalandı. Sivillerin hayatlarını kaybettiği saldırılar sonucu bölge sakinleri Ürdün sınırına doğru göç etmeye başladı. Bu gelişmeyle eşzamanlı olarak kentin batı bölgesinde ve Dera’nın kuzey kırsalındaki Sanmin kentinde yer alan rejime bağlı askeri noktalara farklı aralıklarla saldırılar düzenlendi. Yerel savaşçılar bu saldırıların ardından Dera’nın batısındaki Yermuk Havzası bölgesinde yer alan Şeyh Sad ve Mesakin Celin beldelerinin arasında yer alan 4’lü kontrol noktasını ele geçirdi. Nitekim bu kontrol noktalarında daha önce Suriye ordusu ve 4. Tümen güçleri bulunuyordu.
Dera el-Beled’deki savaşçılar ayrıca El-Bihar Mahallesi’nde kontrolü yeniden ele geçirdi. İranlı milislerle desteklenen 4. Tümen pazar sabahı mahallede ilerleme kaydetmişti. İlerleyiş sırasında çıkan çatışmalarda 4. Tümen güçleri arasında ölen ve yaralanan unsurların olduğu bildirildi.
Diğer taraftan, Suriye’nin güneyindeki bazı uzlaşı bölgelerinde Dera el-Beled’e yönelik askeri saldırıları protesto etmek amacıyla akşam vakitleri gösteriler düzenlendi. Gösteriler sırasında yollar kapatıldı. Göstericiler Dera el-Beled’deki askeri operasyonların durdurulması ve kente uygulanan ablukanın kaldırılmasını talep ettiler.
Merkez Müzakere Komite’nin bir üyesi, dün Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “4. Tümen’in son iki gündür Dera el-Beled’in meskûn mahallelerinde yoğun ve benzeri görülmemiş bir şekilde gerilimi tırmandırmayı sürdürmesi, kuşatılan mahallelere girmeye çalışması, Merkez Komite’nin daha önce sunduğu tüm önerileri ve hatta Rusların önerilerini bile reddetmesi nedeniyle müzakerelerin çöktüğünü ilan ettik. Sabah müzakere yapıyorduk akşam vakti bombalama ve baskın operasyonları başlıyordu. Bu, karşı tarafın Dera el-Beled halkı nezdinde güvenirliğini kaybetmesine yol açtı. Bu sebeple, kent sakinlerinden hiçbiri geçtiğimiz günlerde Es-Seraya bölümündeki Çözüm Merkezi’ne gelmediği gibi kent üzerindeki abluka kaldırılmadan ve müzakerelerin ciddiyeti kanıtlanmadan göç etmeyi reddediyorlar” diye konuştu.
Komite üyesi, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Komite’yi, Suriye’deki devlet başkanlığı seçimlerinin meşruiyetini kabul etmeye veya ülkenin koruyucu otoritesi olarak Suriye ordusunu tanımaya davet eden son mesajlar, karşı tarafın (rejimin) gerçeklikten tümüyle uzaklaştığını olduğunu gösteriyor. Suriye ordusuna bağlı bir askeri güç tarafından 60 günü aşkın bir süredir kuşatılan, bombalanan, son 10 yıldır savaş felaketinin sıkıntısını çeken, şehit veren ve evleri yıkılan bir şehir nasıl Suriye’deki seçimleri tanısın?”
Suriye rejimine bağlı Güvenlik Komitesi, Dera’daki Müzakere Komitesi ile pazar günü yaptığı görüşmede “kuşatılan mahallelere yönelik askeri operasyona son verme karşılığında, Rus askeri polislerin ve rejimin Askeri Güvenlik unsurlarının kuşatılan mahallelere girmesini, tüm silahların teslim edilmesini, devlet dairelerine Suriye bayrağının asılmasını” teklif etmişti.
Öte yandan Suriye resmi haber ajansı SANA, Hama Emniyet Müdürlüğü’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı 2 polis memurunun “Hama’nın El-Murabit Mahallesi’ndeki bir güvenlik noktasına düzenlenen silahlı terör saldırısı sonucu” öldüğünü bildirdi. SANA’ya bilgi veren kaynak, “Motosikletli ve yüzleri maskeli iki kişinin, makineli tüfekle güvenlik noktasına açtı ve İç Güvenlik Güçlerine bağlı 2 unsur hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.
Alman haber ajansı DPA’ya konuşan Hama sakinleri sabahın erken saatlerinde kent merkezindeki El-Murabıt mahallesinde silah sesleri duyduklarını belirtti.
Hükümet güçlerinin iki yıl önce Hama kırsalında kontrolü ele geçirmesinden bu yana Hama kentinde istikrar ve sükûnet ortamı hâkim.



Suriye Ordusu: SDG mayınları ve el yapımı patlayıcılar sonucu çok sayıda sivil ve askeri personel hayatını kaybetti

Suriye güvenlik güçleri, Haseke'de SDG’nin çekilmesinin ardından El-Hol kampının kontrolünü ele geçirdi- Syria Today (Reuters)
Suriye güvenlik güçleri, Haseke'de SDG’nin çekilmesinin ardından El-Hol kampının kontrolünü ele geçirdi- Syria Today (Reuters)
TT

Suriye Ordusu: SDG mayınları ve el yapımı patlayıcılar sonucu çok sayıda sivil ve askeri personel hayatını kaybetti

Suriye güvenlik güçleri, Haseke'de SDG’nin çekilmesinin ardından El-Hol kampının kontrolünü ele geçirdi- Syria Today (Reuters)
Suriye güvenlik güçleri, Haseke'de SDG’nin çekilmesinin ardından El-Hol kampının kontrolünü ele geçirdi- Syria Today (Reuters)

Suriye Arap Ordusu Operasyon Komutanlığı bugün yaptığı açıklamada, Rakka, Deyrizor ve Doğu Halep vilayetlerinde SDG ve PKK teröristleri tarafından yerleştirilen mayınlar ve el yapımı patlayıcılar (EYP) nedeniyle çok sayıda sivil ve askerin öldüğünü duyurdu.

Komutanlık yayınladığı basın açıklamasında, "Rakka, Deyrizor ve Doğu Halep vilayetlerindeki sivil halkımızı SDG mevzilerine veya tünellerine girmemeye çağırıyoruz" ifadelerini kullandı.

Açıklama şöyle devam etti: “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve PKK (Kürdistan İşçi Partisi) teröristleri, kapıları, koridorları ve tünelleri tuzakladılar ve kaya ve yapı tuğlası şeklinde patlayıcılar yerleştirdiler… ayrıca konuşlandıkları evlerin yanı sıra halka açık yolların yakınındaki eski yerlerinin çoğunda ev eşyalarına ve arabalara da tuzaklar kurdular.”

Açıklamada, "SDG'nin camilere ve Kur’an-ı Kerim nüshalarına yerleştirdiği mayınlar, camileri de etkiledi; birçok nüsha mayınlanmış ve uygunsuz yerlere yerleştirilmiş halde bulundu. Bu mayınlar ve el yapımı patlayıcılar nedeniyle çok sayıda sivil ve askeri personel hayatını kaybetti" denildi.

Komutanlık, sakinlerden şüpheli herhangi bir nesne veya yerinden oynatılmış mobilya bulduklarında derhal bildirmelerini ve konuşlandırılmış askeri ve güvenlik birimleriyle iletişime geçmelerini istedi.

DEFGTH

Suriye resmi haber kanalı El-İhbariye, internet sitesinde, Haseke kırsalındaki el-Ya'rubiye kasabasında, SDG’nin bölgeden çekilmeden önce mayın döşediği bir mühimmat deposunun patladığını bildirdi.

Bu bağlamda, Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Haseke'nin doğusundaki el-Hol kampı ve güvenlik güçlerinin son zamanlarda konuşlandırıldığı güvenlik hapishanelerinin "kısıtlı güvenlik bölgeleri" olarak kabul edildiğini ve bu bölgelere yaklaşmanın kesinlikle yasak olduğunu belirtti.

Bakanlık açıklamasında, el-Hol kampı ve güvenlik hapishanelerinin bulunduğu alanların şu anda güven altına alındığını, "kaçan DEAŞ mahkumlarının aranmasının devam ettiğini ve el-Hol kampı ile diğer benzer merkezlerdeki güvenlik durumunu kontrol altına almak için gerekli verilerin toplanmasının tamamlandığını" ifade ettti.

SDCFGT
SDG’nin çekilmesinin ardından Suriye hükümetinin kontrolü ele geçirdiği Haseke'deki el-Hol kampında toplanan bir grup tutuklu, kapıdan içeri bakıyor (Reuters)

SDG dün günü yaptığı açıklamada, Irak sınırına yakın el-Hol kampından, DEAŞ militanlarının ailelerinin kaldığı kamptan, hükümet güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından çekilmek zorunda kaldıklarını duyurdu. Bu arada, Suriye hükümeti SDG'yi, örgüte ait hapishanelerin ve kampların teslimini kasten "geciktirmekle" suçladı.

Suriye İçişleri Bakanlığı, SDG'yi onlarca DEAŞ mahkumunu ve ailelerini hapishanelerden serbest bırakmakla suçladı ve dün yaptığı açıklamada, el-Hol kampını korumakla görevli SDG savaşçılarının, hükümet veya uluslararası koalisyonla koordinasyon kurmadan geri çekildiğini, bunun "terörle mücadele dosyası konusunda hükümete baskı kurmayı amaçlayan bir hareket" olduğunu ifade etti.


Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
TT

Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)

Suriye güvenlik güçleri bugün, ülkenin kuzeydoğusundaki el-Hol Kampı’na girdi. Kamp, terör örgütü DEAŞ mensuplarının ailelerini barındırıyor. AFP muhabirinin aktardığına göre bu gelişme, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kampı terk ettiklerini duyurmasının hemen ardından gerçekleşti.

AFP muhabiri, kampın çevresinde görev yapan onlarca güvenlik görevlisinin demir bir kapıyı açıp araçlarıyla içeri girdiğini, bazı güvenlik mensuplarının ise kampı gözetim altında tuttuğunu bildirdi.

SDG, salı günü 24 binden fazla kişinin yaşadığı el-Hol Kampı’ndan çekildiğini açıkladı. Kamp sakinleri arasında 15 bin Suriyeli, 3 bin 500 Iraklı ve 6 bin 200 yabancı bulunuyor ve sıkı güvenlik önlemleri altında tutuluyordu. Suriye Savunma Bakanlığı ise el-Hol Kampı ve DEAŞ’a ait tüm hapishaneleri devralmaya hazır olduğunu duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı da dün, SDG ile ‘Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin bazı konularda’ yeni bir ‘ortak anlayış’ sağlandığını açıkladı. Anlaşma gereği SDG’ye ‘alanların fiilen entegrasyonuna yönelik detaylı planı hazırlamak için dört günlük bir süre’ tanındı. Bununla eş zamanlı olarak dört günlük ateşkes ilan edildi. SDG de ateşkese uyacağını ve anlaşmanın ‘istikrarı destekleyecek şekilde’ uygulanmasına hazır olduğunu bildirdi.

Diğer yandan SDG lideri Mazlum Abdi dün, ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nu (DMUK), Kürt savaşçıların bazı bölgelerden çekilmesinin ardından Suriye’de DEAŞ mensuplarının tutulduğu tesislerin korunmasında sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.

Washington ise Kürtlerin DEAŞ’a karşı görevlerinin sona erdiğini belirtti; ABD, yıllarca destek verdiği Kürt güçlerin artık bu rolü üstlenmediğini açıkladı.

Suriye’deki Kürt yetkililer ve yerel makamlar ise dün yeni bir ateşkese uyacaklarını duyurdu. Bu ateşkes, Kürt güçlerinin hükümet kurumlarıyla entegrasyonuna yönelik görüşmelerin tamamlanmasının ön hazırlığı olarak ilan edildi.

Bu ayın 6’sında Halep’te başlayan askeri gerilimin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, pazar günü SDG ile bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Anlaşma, ateşkes ve özerk yönetim kurumlarının Suriye devleti bünyesinde kapsamlı entegrasyonunu öngörüyor.

Taraflar arasında ateşkesi ihlal suçlamalarının yükselmesiyle birlikte hükümet güçleri, SDG kontrolündeki Arap çoğunluğa sahip bölgelere ilerledi. Hükümet dün, Hasake kentine takviye birlikler gönderirken, Kürt yetkililer Şam ile görüşmelerin çöktüğünü duyurdu.

Anlaşmanın açıklanmasının ardından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X platformunda paylaştığı mesajda, SDG’nin ‘DEAŞ’a karşı sahadaki başlıca güç’ rolünün büyük ölçüde sona erdiğini belirtti. Barrack, Şam’ın artık güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye yetkin olduğunu ve bunun örgüt mensuplarının tutulduğu hapishaneler ile ailelerini barındıran kampları da kapsadığını ifade etti.

ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden ve bu süreçte örgütü Suriye’de neredeyse tamamen yok etmeyi başaran SDG, Arap savaşçıları da bünyesinde barındırarak yıllar boyunca Suriye iç savaşında kritik bir rol oynadı. Bu başarısı sayesinde kuzey ve doğu Suriye’de geniş alanlarda kontrol sağladı, büyük petrol sahalarını kapsayan bu bölgelerde özerk bir yönetim kurdu.

Ancak Esed sonrası dönemde yeni yönetim, ülkeyi hükümet güçlerinin kontrolü altında birleştirme kararlılığını ilan etti ve Kürtlerle, güçlerini ve kurumlarını devlet yapısına entegre etmek üzere müzakerelere başladı.

Son günlerde hükümet güçlerinin ilerleyişiyle SDG, kuzey ve doğuda kontrol ettiği alanların önemli bir bölümünü kaybetti.


Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.