İsrail-Filistin ilişkilerinde dönüm noktası: Abbas Gantz’ı kabul etti

Gantz, on senenin ardından Ramallah’ta ilk defa Abbas tarafından kabul edildi

Gantz'ın Ramallah'ta Abbas ile İsrail-Filistin ilişkileri konusunda on yıldan fazla bir süredir ilk görüşmesi
Gantz'ın Ramallah'ta Abbas ile İsrail-Filistin ilişkileri konusunda on yıldan fazla bir süredir ilk görüşmesi
TT

İsrail-Filistin ilişkilerinde dönüm noktası: Abbas Gantz’ı kabul etti

Gantz'ın Ramallah'ta Abbas ile İsrail-Filistin ilişkileri konusunda on yıldan fazla bir süredir ilk görüşmesi
Gantz'ın Ramallah'ta Abbas ile İsrail-Filistin ilişkileri konusunda on yıldan fazla bir süredir ilk görüşmesi

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, on senenin ardından Ramallah’ta ilk defa Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından kabul edildi.
Tel Aviv'den üst düzey bir siyasi kaynak dün yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arasında gerçekleşen ve Filistin Otoritesi dahili ve İsrail'de yaygın eleştirilere yol açan ani görüşmenin İsrail ile Filistin ilişkilerinde bir dönüm noktası sayıldığını doğruladı.
Söz konusu görüşme iki devletli çözüme ilişkin siyasi müzakerelerin yeniden başlamasına yol açmayacak olsa dahi, son on yılda hakim olan olumsuz atmosferin yerini alacak olumlu bir atmosfere kapı aralıyor. Tel Aviv ve Ramallah'taki kaynakların belirttiğine göre Abbas ve Gantz, tam güvenlik koordinasyonunun kademeli olarak yeniden tesis edileceği, İsrail ordusunun işgal altındaki topraklarda Filistinlilere karşı uyguladığı baskıyı hafifletecek bir dizi uygulama üzerinde anlaştı. Aynı zamanda İsrail'deki Filistinli işçiler için çalışma izinlerinin 100 binden 140 bine çıkarılmasıyla ekonomik işbirliğinin genişletilmesi, yüzlerce Filistin ekonomik projesi üzerinde çalışmaya devam edilmesi, işgal altındaki Batı Şeria’daki C Bölgesi'nde ve diğer yerlerde Filistinlilere binlerce inşaat ruhsatı verilmesi yönünde anlaşmaya vardı.
Siyasi kaynakların belirttiğine göre Gantz ve diğer İsrailli bakanların Abbas ile görüşme taleplerini son iki aydır onaylamayan Başbakan Naftali Bennett, ABD Başkanı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşmesi ardından fikrini değiştirdi. Zirâ Biden ve Blinken, ABD yönetiminin bu tür toplantıları teşvik ettiğini, bu toplantıların düzenlenmesinden kaçılmasının nedenini anlamadığını belirtmişti.
Pazar günü Ramallah'taki Filistin Devlet Başkanlığı karargahında gizlice yapılan ve Gantz Tel Aviv'e dönene kadar ifşa edilmeyen toplantıya İsrail hükümetinin Batı Şeria ve Gazze topraklarındaki faaliyetlerinin koordinatörü Gassan Alyan da katıldı. İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; bir dizi güvenlik, siyasi, sivil ve ekonomik meseleyi ele alan Gantz ve Abbas’ın çeşitli konularda iletişime devam etme konusunda anlaştığı belirtildi. İkilinin aynı zamanda Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki güvenlik, sivil ve ekonomik durumun yeniden şekillendirilmesi üzerine görüştüğü, Gantz’ın İsrail'in Filistin Otoritesi’nin ekonomisini güçlendirecek bir dizi önlem almaya hazır olduğunu ifade ettiği bildirildi.
Görüşmeye katılan İstihbarat Başkanı Macid Ferec ve Filistin Sivil İşler Genel Kurulu Başkanı Hüseyin eş-Şeyh de Ramallah'ta bir araya gelen Abbas ve Gantz’ın Filistin-İsrail ilişkilerini tüm yönleriyle ele aldıklarını bildirdi. Ancak daha fazla ayrıntı vermedi.
Sol kanattaki Meretz Partisi'nden Bölgesel İşbirliği Bakanı Issawi Frej ise olumlu bir yola başlangıç sayılan toplantının bir dönüm noktası olarak kabul edilebileceğini belirtti. Frej aynı zamanda şu ifadelere başvurdu:
“Bennett hükümeti, değişim hükümetidir. Yapısı nedeniyle şu anda bir Filistin devletinin kurulmasını müzakere edemeyecek olduğu doğru; ancak, İsrail ile Filistin arasında bu düzeyde bir toplantının yapılmadığı 11 yıl iki hükümet arasında kaydedilen anlaşmazlığı tersine döndürmekle, Binyamin Netanyahu'nun iletişim kesikliğine neden olan politikasını değiştirmekle, Filistinlilerin acılarını dindiren ve güveni tazeleyen ufukların açılmasıyla ilgileniyor. Eylül 2010 itibariyle Filistin Otoritesi ile görüşmeleri kesen Netanyahu hükümeti, sürekli olarak Hamas ile temastaydı. Normal olamayan bu durum, iki halkın yararına da olmadı.”
Muhalif İsrail sağı, Gantz'ın Abbas ile görüşmesini eleştirdi. Dini Siyonizm Listesi lideri Bezalel Smotrich, görüşmenin Batı Şeria'da Ebu Mazen liderliğindeki Fetih adamlarının saldırılarına maruz kalan yerleşimcileri sırtından bıçakladığını öne sürdü.
Filistinli gruplar ise kendi deyimleriyle Filistinlileri sırtından vuran bu görüşmenin Filistin dahilindeki bölünmeyi derinleştireceğini, durumu daha da karmaşıklaştıracağını vurguladı. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, şu açıklamalarda bulundu:
“Filistin Otoritesi Başkanı Mahmud Abbas'ın Siyonist Savaş Bakanı Benny Gantz ile görüşmesi tüm yurtseverler tarafından kınanıyor ve reddediliyor. Filistin halkımızın ulusal ruhuna aykırılık teşkil ediyor. Bu tür toplantılar, Ramallah'taki Otorite liderliğinin Filistin halkı için her şeyi başarma olasılığı konusunda bıraktığı olumsuz izlenimi koruyor. Filistin'deki siyasi bölünmeyi derinleştiren bu yaklaşım, Filistin'deki durumu karmaşıklaştırıyor. Otorite liderliği ile işgal arasındaki bu görüşmeler, işgal üzerinden normalleşmek isteyen bazı tarafları cesaretlendiriyor; Filistin'in normalleşmeyi reddeden konumunu zayıflatıyor.”
Filistin İslami Cihad hareketinin sözcüsü Tarık Selmi ise “İşgalci İsrail’in suç işlediği, kuşatmada bulunduğu ve saldırganlık yaptığı sırada gerçekleşen bu toplantı, halkımızın sırtında bir bıçak darbesi sayılıyor. Gantz'ın emriyle işgal ordusu tarafından öldürülen çocukların kanı hala yerde ve bu kanlar henüz kurumadı. Otorite ve liderliği, ulusal uzlaşmaya ve işgale hizmet eden koşulların belirlenmesine sırtını dönüyor” vurgusunda bulundu.
Abbas'ın başkanlığındaki Kurtuluş Örgütü'nden gruplar da söz konusu toplantıyı eleştirdi. Toplantıyı çatışmayı çözmenin tek yolu olarak ekonomik çözüme odaklanan ABD destekli İsrail vizyonuna boyun eğiş olarak değerlendiren Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, “Bu toplantı, işgalci İsrail ile imzalanan anlaşmalardan çekilerek, İsrail ile her türlü siyasi, güvenlik ve ekonomik ilişkileri durdurarak ulusal ve merkez konseyler tarafından, genel sekreterler toplantılarında verilen ulusal kararları ihlal ediyor” açıklamalarına başvurdu.
Cephe, toplantının İsrail Başbakanı Naftali Bennett ABD ziyareti öncesi ve sırasında Filistinlilerin herhangi bir siyasi hakkını ve bir Filistin devletinin varlığını reddettiği, yerleşimciği genişletmeye vurgu yaptığı sırada geldiğini doğruladı.
Filistin Halk Partisi (HŞF) Siyasi Büro Üyesi Velid el-Avad ise siyasi çözüm yerine ekonomik çözüme gidişi temsil ettiğini vurguladığı söz konusu toplantının özellikle Eylül ayı sonlarında Birleşmiş Milletler'e (BM) gidilmesi öncesinde Filistin tutumunu zayıflattığını vurguladı.



Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bugün İstanbul’da mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylamayı kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Abdülati, ülkesinin bu konudaki tutumunu bir kez daha vurguladı.

Kahire yönetimi, çarşamba günü Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin onaylanan anlaşmayı reddetmiş ve söz konusu onayın “Mısır açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını” açıklamıştı.

Salı günü kabul edilen anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz alanları üzerindeki egemenlik iddiaları ile enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkarılmasına ilişkin haklar konusunda yıllardır devam eden anlaşmazlığın bir parçasını oluşturuyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, Abdülati’nin, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine uyulmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, bu sürecin devletler arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasına göre iki bakan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldı. Abdülati, Mısır’ın Libya’nın birliğini, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen; ayrıca Libya devlet kurumlarının güçlendirilmesini savunan tutumunu yineledi.

Görüşme, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yanı sıra Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya’nın katıldığı dörtlü mekanizma toplantıları kapsamında gerçekleştirildi.

Açıklamada, Hakan Fidan’ın Libya’daki gelişmelere ilişkin Mısır’ın kaygılarını anladığını belirttiği; bu kaygıların ele alınması ve Libya’da güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla istişare, koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.

Libya’nın batısındaki Trablus merkezli hükümet, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı ilk olarak 2019 yılında imzalamıştı. Ancak Halife Hafter liderliğindeki doğu merkezli yönetim, uzun yıllar boyunca anlaşmayı onaylamaktan kaçınmıştı.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti de Libya ile Türkiye arasında imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasına uzun süredir karşı çıkıyor. İki ülke, anlaşmanın deniz alanları üzerindeki kendi egemenlik iddialarını ihlal ettiğini savunuyor.


Gazze’deki eğitim sisteminin toparlanması 7 yıl sürebilir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Gazze’deki eğitim sisteminin toparlanması 7 yıl sürebilir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Eğitim Direktörü Julia Dicum, son yıllarda Gazze’de yaşanan çatışmalar ve askerî operasyonlar nedeniyle çocukların okullarda normal yaşamlarını sürdüremediğine dikkat çekerek, araştırma tahminlerine göre eğitim sisteminin toparlanmasının yedi yılı bulabileceği uyarısında bulundu.

Dicum, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, “Bu yıl eylül ayında eğitim-öğretim yılını başlattığımızda, üçüncü sınıfta olması gereken ancak ilk kez bir okul binasına giren çocuklarla karşılaştık” dedi.

İlkokulun son yıllarındaki bazı çocuklar, Kovid-19 salgınının yol açtığı aksaklıklar ve son üç yıldır devam eden savaş nedeniyle yüz yüze eğitim kapsamında yalnızca bir tam eğitim yılı geçirebildi.

Dicum’a göre, ‘kayıpların yol açtığı psikolojik travmalar, sürekli bombardıman korkusu ve belirsizlik içinde yaşamak’, çocukların öğrenme sürecindeki eksiklikleri daha da derinleştirdi.

Yıllar boyunca biriken eksiklikler

Birleşik Krallık’taki Cambridge Üniversitesi, Lübnan Araştırmaları Merkezi ve UNRWA tarafından yürütülen araştırmalar, biriken aksaklıkların çocukların eğitimdeki ilerlemesini beş yıla kadar geciktirebileceğine işaret ediyor. Bir yıldan uzun süre önce yapılan bu tahminin ardından Dicum, mevcut gecikmenin bugün çok daha büyük boyutlara ulaşmış olabileceğini düşünüyor.

dcfvghy
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda, binaların enkazı arasında yürüyen çocuklar, 19 Ekim 2026 (AFP)

Eğitimdeki aksaklıkların devam etmesi karşısında durumun ciddiyetine dikkat çeken Dicum, “Bu aksaklıklar ne kadar uzun sürerse eğitimdeki eksiklikler de o kadar büyüyecek ve çocukların eğitimden kalıcı olarak kopma riski artacak” uyarısında bulundu.

Bu nedenle UNRWA’nın öncelikleri arasında, çocukların örgün ve resmî olarak tanınan eğitimle bağlarının korunması yer alıyor. Bu hedef doğrultusunda, güvenli ve sürdürülebilir bir örgün eğitim sistemine geçişi mümkün kılacak verilerin, kapasitenin ve koşulların sağlanması için de çalışmalar yürütülüyor.

Normal okul gününden çok uzak bir dönüş

2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlangıcında, Dicum’un aktardığı tahminlere göre Gazze’de 200 binden fazla çocuk hâlâ düzenli eğitim imkânından yoksundu. Buna karşılık Küresel Eğitim Kümesi (Global Education Cluster), Eylül 2026’da insani yardım müdahale girişimleri kapsamında ortak kuruluşlar tarafından işletilen 687 eğitim alanında 495 bin 680 öğrencinin bulunduğunu bildirdi.

sdcfvgbhy
UNRWA Eğitim Direktörü Julia Dicum, bir çocukla birlikte (UNRWA)

Küresel Eğitim Kümesi, Gazze Şeridi’nde eğitim alanında faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını koordine eden ve acil durumlarda öğrenim ihtiyaçlarına yönelik müdahalenin düzenlenmesine yardımcı olan bir mekanizma olarak faaliyet gösteriyor.

Ancak bir eğitim alanına erişebilmek, normal bir okul gününe dönüldüğü anlamına gelmiyor. Eğitime yeniden başlayan çok sayıda çocuk, aşırı kalabalık ve okul malzemelerindeki eksiklikler nedeniyle alışılmışın çok altında sürelerle eğitim görüyor. Üstelik eğitim, hasar görmüş binalarda veya yeterli su, kanalizasyon ve hijyen olanaklarından yoksun geçici alanlarda sürdürülüyor. Yerinden edilme ve patlayıcı madde tehlikeleri de bu sorunlara ekleniyor.

Dicum, “Gazze, tüm kız ve erkek çocukların tam zamanlı ve düzenli okul eğitimine dönmesinden hâlâ çok uzak” dedi.

Eğitim malzemeleri ve inşaat malzemelerinin bölgeye girişine getirilen kısıtlamalar da enkazın kaldırılmasını, tesislerin onarılmasını ve yeniden inşa edilmesini engelleyerek eğitim sürecinin normale dönmesini zorlaştırıyor.

fvghyuj
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta 14 Nisan 2024 tarihinde gerçekleşen İsrail askeri operasyonları sırasında UNRWA tarafından yönetilen bir okul tahrip edildi. (Reuters)

Bu koşullar altında müfredat yalnızca Arapça, İngilizce, matematik ve fen bilimleri dersleriyle sınırlandırılırken ruh sağlığı hizmetleri ile psikososyal destek de güçlendirildi. Ağır hasar, üniversitelerin yanı sıra teknik ve mesleki eğitim alanlarını da etkiledi. Bu kurumlar da eğitimi uyarlanmış biçimlerde sürdürmeye çalışıyor.

Akreditasyonu bulunmayan programlar, öğrenimin devamını tehdit ediyor

Öte yandan Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı, UNRWA’nın uzaktan eğitim programı da dahil olmak üzere Filistin müfredatıyla uyumlu eğitim materyalleri kullanan programların akreditasyonunu onaylamıştı. Ancak diğer programların büyük bölümü, örgün olmayan ve akreditasyonu bulunmayan öğrenim imkânları sunuyor.

Dicum, “Artık mesele yalnızca çocukları bir şekilde yeniden öğrenim sürecine dâhil etmek değil. Asıl zorluk, çocukların öğrenmelerini, ilerlemelerini ve gelecekte toparlanmayı destekleyecek, umut vadeden bir gelecek inşa etmelerini sağlayacak beceriler kazanmalarını mümkün kılan kaliteli, sürdürülebilir ve akredite bir eğitim sistemini yeniden tesis etmek” dedi.

Barınma merkezlerinden öğrenim alanlarına

UNRWA’nın eğitim alanındaki müdahalesi, Ekim 2023’te kuruma bağlı barınma merkezlerinde kalan çocuklara ruh sağlığı hizmetleri ve psikososyal destek sağlanmasıyla başladı. UNRWA, 2024’ün başlarında temel derslere yönelik, BM’nin standartlarıyla uyumlu, esnek ve bireysel öğrenmeye imkân tanıyan materyaller geliştirdi. Aynı yılın yaz aylarında ise geçici öğrenim alanları oluşturmaya başladı.

fvgbh
Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki geçici bir sinemada film izleyen Filistinli çocuklar, 15 Ekim 2026 (EPA)

2024’ün sonlarına doğru akredite bir uzaktan eğitim programını hayata geçiren UNRWA, mümkün olduğu ölçüde öğrencileri öğretmenleriyle ve Ağustos 2023’te aynı sınıflarda eğitim gördükleri arkadaşlarıyla yeniden buluşturmaya çalıştı.

Dicum’un paylaştığı verilere göre UNRWA, Eylül 2026 sonu itibarıyla Gazze genelinde yaklaşık 100 bin öğrenciye ulaşan 84 geçici öğrenim alanını yönetiyordu. Ayrıca birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar yaklaşık 280 bin öğrenciye düzenli uzaktan eğitim sağlıyordu.

Karşılaştırma yapmak gerekirse UNRWA, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar yaklaşık 300 bin öğrenciye eğitim veriyordu. Bu sayı, Gazze Şeridi’nde birinci sınıftan on ikinci sınıfa kadar öğrenim gören tüm öğrencilerin yarısına karşılık geliyordu. Diğer yarısı ise Filistin Yönetimi’ne bağlı okullarda ve sayıları sınırlı olan özel okullarda eğitim görüyordu.

dc
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bulunan bir UNRWA okulunda yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)

Halihazırda yüz yüze eğitim, çadırlarda ve UNRWA’ya ait bazı okulların sınıflarında yürütülüyor. Bu alanlarda aileler, çocukların ders çalışabileceği ortamların hazırlanmasına katkıda bulunuyor; öğretmenlerin ders verebilmesi için her gün kendi eşyalarını bir kenara çekiyor.

Dicum, Gazze’deki ailelerle UNRWA arasındaki iş birliğinin geliştiğini belirterek, “Yerel toplumun 2026 yılı boyunca tam zamanlı eğitim amacıyla kullanılmak üzere üç okul binasını UNRWA’ya yeniden tahsis etmesi, bu iş birliğinin bir sonucudur” dedi. Dicum, bunun “Gazze’deki toplumların eğitime verdiği önemi ve eğitimin yeniden tesis edilmesine sundukları katkıyı yansıttığını” ifade etti.

Eğitimi yeniden başlatma çabaları, 16-18 yaşlarındaki Filistinli mülteci gençlere yönelik teknik ve mesleki eğitimi de kapsadı. İlk aşamada, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının başında programlara katılan gençlerin karma eğitim ve çevrim içi öğrenim yöntemleri aracılığıyla eğitimlerini tamamlamalarına ve sertifikalarını almalarına yardımcı olundu.

UNRWA, Eylül 2026’da iki yıl süren programlara öğrenci kaydı yaptı. Dicum, özellikle toparlanma sürecine katkı sağlayabilecek becerilere odaklanan daha kısa süreli mesleki kurslar açmayı da planladıklarını belirtti. Dicum’a göre bu tür eğitimler, normalde acil durum müdahalelerinin bir parçası olarak değerlendirilmiyor.

Telafi, çocuğun seviyesinden başlıyor

Eğitime yeniden başlanması, öğrenme açıklarının daha da büyümesini önlemek için bir fırsat sunuyor. Ancak eğitimde yaşanan aksaklıklarla geçen yılların telafi edilebilmesi için her çocuğun mevcut seviyesine uygun desteğin sağlanması gerekiyor. Dicum, “Eğitimde toparlanma mümkün, ancak aksaklıklarla geçen eğitim yıllarını telafi etmenin hızlı bir yolu yok” değerlendirmesinde bulundu.

xsdcfvgyh
Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki geçici bir sinemada film izleyen Filistinli çocuklar, 15 Ekim 2026 (EPA)

Bu süreç; okuma, yazma ve matematik becerilerinin geliştirilmesi, her öğrencinin öğrenme seviyesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, uyarlanmış eğitim materyallerinin sağlanması ve öğretmenlerin sürekli destek sunmasıyla başlıyor. Süreç aynı zamanda çocukların içinde bulunduğu ve bu koşullar altında ders çalışmaya çalıştığı daha geniş yaşam koşullarıyla, yeterli ve düzenli eğitim süresine erişimleriyle de yakından bağlantılı.

Dicum, acil hedefi şu sözlerle açıkladı: “Şu anda önemli olan, daha fazla öğrenme kaybının yaşanmasını önlemek ve çocuklara sürdürülebilir, nitelikli bir eğitime dönmeleri için güvenilir bir yol sunmak.”

Finansman ve öğrenim fırsatlarının devamı

UNRWA, mevcut dönemde eğitim alanındaki müdahalesini sürdürmesini ve genişletmesini engelleyebilecek ciddi bir mali krizle karşı karşıya. Mevcut programların devam ettirilmesi ve koşullar elverdiğinde örgün eğitime dönüş için hazırlık yapılması, planlamaya imkân tanıyan sürekli kaynaklara ihtiyaç duyuyor.

 vfgbu
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta enkaz yığınları arasında yürüyen Filistinli bir kız çocuğu, 4 Eylül 2024 (Reuters)

Dicum, öğrenim imkânlarının korunması ve gerekli kaynaklarla desteklenen, güvenli bir örgün eğitime dönüşün sağlanması için ‘sürdürülebilir, düzenli ve öngörülebilir finansman sağlanmasının’ temel önem taşıdığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.


Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı
TT

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin Husilere ait milisler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füze ile ülkenin güneyine yönelen bir başka balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini bildirdi. El-Maliki ayrıca, Husilerin güney bölgesine doğru fırlattığı iki insansız hava aracının (İHA) da etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile ve sivil toplulukların bulunduğu alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını da yalanladı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, terörist Husi milislerinin ortaya attığı bu iddiaların “asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı” belirtilerek söz konusu iddiaların tümüyle reddedildiği vurgulandı.

Koalisyon Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama, kamuoyunu yanıltmaya, milislerin içinde bulunduğu krizleri ve uygulamalarını örtbas etmeye, Yemen’in köklü kabilelerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik sürekli girişimleri yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz çevresinde çatışmaların tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Guterres, söz konusu saldırı ve çatışmaların sivillerin büyük acılar çekmesine neden olduğunu ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan, iki kişinin hayatını kaybetmesine ve sekiz kişinin yaralanmasına yol açan saldırıya yönelik Arap ve uluslararası düzeyde kınama mesajları gelmeye devam etti. Açıklamalarda, sivil ve hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmasının reddedildiği vurgulanırken Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini koruma çabalarına destek ifade edildi.