Zaferini kutlayan Taliban’dan kapsayıcı bir hükümet kurma sözü

Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)
Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)
TT

Zaferini kutlayan Taliban’dan kapsayıcı bir hükümet kurma sözü

Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)
Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)

Taliban Hareketi, dün gece, kalan ABD askerlerinden son grubun da Afganistan’dan ayrılmasından sonra zaferlerini kutladı. 20 yıl süren bir savaşın sona erdiği ülkede yeni bir sayfa açılırken Afganistan'da yeniden iktidar olan İslami hareket, önemli zorluklarla karşı karşıya kalacak.
Taliban ‘tarihi bir başarı’ olarak gördüğü ABD ordusunun Afganistan’dan tamamen çekildiğinin açıklanmasının ardından Kabil'de kutlama amacıyla havaya ateş açıldı. Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, dün akşam ABD askerlerini taşıyan son uçağın da ülkeden ayrılmasından sadece birkaç saat sonra basın toplantısı düzenledi. Mücahid açıklamasında, “Afganistan’ı tebrik ederim. Bu hepimiz için bir zafer” ifadelerini kullandı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Mücahid, “ABD’nin yenilgisi, diğer işgalciler ve gelecek nesillerimiz için büyük bir derstir. Aynı zamanda dünyaya da bir ders niteliğindedir. Bu tarihi bir gün, tarihi bir an ve bundan gurur duyuyoruz” dedi. ABD ve dünya ile iyi ilişkilere sahip olmak istediklerinin altını çizen Mücahid, “İslam Emirliği, son 20 yıl boyunca cihat etti ve şimdi yeni bir hükümeti yönetme hakkına sahip oldu, ancak kapsayıcı bir hükümet kurmaya kararlı” şeklinde konuştu. Öte yandan ülkenin güneyinde, Taliban üyelerinin çoğunun kökeni olan Peştunların kalesi olarak görülen Kandahar'da da sevinç çığlıkları yankılandı. Afganistan'ın ikinci büyük şehirlerinde sokaklara dökülen Taliban destekçileri, gece kamyonetler ve motosikletlerle gövde gösterisi yaptı.
Zafer elde eden Taliban üyeleri, ABD’nin ülkeden çekilmesinin tamamlanmasının ardından dün sabah Kabil Havaalanı’nı gezdiler. Bedir 313 Taburu olarak adlandırılan, kamuflajlı üniforma ve haki renk postal giyen, Amerikan silahları ve siyah üzerinde beyaz renkle kelime-i şahadet yazılı bayraklar taşıyan Taliban’ın özel harekat birimi üyeleri burada fotoğraf çektirdi.
AFP, Kabil Havaalanı’nın hasar gördüğünü ve girişlerinin yakınlarında yerde boş mermi kovanlarının biriktiğinin görüldüğünü bildirdi. Taliban’ın 15 Ağustos’ta başkentin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana geçen 15 gün boyunca, ABD başta olmak üzere yabancı ülkeler tarafından gerçekleştirilen tahliye uçuşlarında yer alabilmek için havaalanı çevresine büyük kalabalıklar toplandı. Fakat Taliban Hareketi tarafından havaalanı çevresine kurulan kontrol noktaları nedeniyle çok sayıda Afgan havaalanının dışında mahsur kaldı. Dün ise söz konusu kontrol noktalarının biri dışında tamamı kaldırıldı.
Havaalanında ise Washington’ın Afgan ordusuna verdiği onlarca uçak ve helikopter, geri çekilmeden önce Amerikan güçleri tarafından tahrip edilerek bırakıldı.
Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, düzenlediği basın toplantısında, ABD güçlerinin yaklaşık 73 uçağı ‘silahsızlandırdığını’, yani hasar verdiğini ve tekrar çalışamaz hale getirdiğini söyledi. Bu uçakların bir daha uçamayacağını vurgulayan McKenzie, “Onları artık kimse kullanamayacak” dedi. Uçakların kokpit camlarının kırıldığı ve lastiklerinin patlatıldığı bildirildi. ABD ordusu ayrıca her biri bir milyon dolara mal olan, 70 mayına dayanıklı 27 adet zırhlı Humvee model askeri aracı da kullanılamaz hale getirdi. İki hafta süren tahliye uçuşlarının sonunda, çoğu Afgan olan yaklaşık 123 bin kişinin ülkeyi terk etmesine izin verildi.
ABD ayrıca, Kabil Havaalanı’nı korumak için kurulan ve Pazartesi günü DEAŞ tarafından havaalanına fırlatılan beş füze saldırısını önleyen C-RAM füze savunma sistemini de imha etti. General McKenzie açıklamasında, “Bu sistemlerin sökülmesinin karmaşık ve zaman alıcı bir prosedür olması nedeniyle onları tekrar kullanılamayacak şekilde silahsızlandırdık” dedi.

Yaklaşık 2 bin 500 askere ve 2 milyar 313 milyon dolara mal oldu
ABD ordusunun Afganistan’dan çekilmesi, ABD Başkanı Joe Biden tarafından belirlenen tarihten 24 saat önce sona erdi. Brown Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre ABD’nin Afganistan’da geçirdiği 20 yıl ona yaklaşık 2 bin 500 askere ve 2 milyar 313 milyon dolara mal oldu. Sonunda ise Taliban'ın hızlı zaferini öngörememesi ve tahliyeleri yönetememesi nedeniyle imajı zedelenmiş olarak Afganistan'dan ayrıldı.
AFP, Taliban’ın, artık iktidarda olduklarına göre kırk yılı aşkın bir süre devam eden bir savaştan çıkan dünyanın en fakir, diplomatik olarak izole edilmiş ülkelerinden biri olan Afganistan’daki zorluklarla baş etmek zorunda kalacağını bildirdi.
Bu zorluklardan birinin, eğitimli ve kültürlü nüfusun haklı olarak Taliban’a karşı duyduğu şüphecilik olduğuna işaret eden AFP, Afganların çoğunun, Taliban’ın iktidarda olduğu ve katı bir şeriat yorumu uyguladığı, kadınların çalışma, kız çocuklarının ise okula gitme haklarına sahip olmadıkları, siyasi muhaliflerin idam edildiği ve etnik azınlıklara zulüm gördüğü 1996-2001 dönemini hâlen hatırladıklarını vurguladı. 20 yıl sonra Taliban, kadın hakları da dahil olmak üzere farklı bir politika benimsemeyi planladığını öne sürüyor. Ayrıca kapsayıcı bir hükümet kurma sözü veren Taliban, bu sebeple eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ile temas kurdu. Taliban’ın 1990'lı yıllardaki yönetimi sırasında zulme uğrayan Şii Hazara azınlığı ile görüşmeleri için temsilciler gönderdi. Halkın her şeyden önce şiddetin sona ermesini istediği ülkenin bazı kırsal bölgeleri, Taliban'ın yeniden iktidara gelmesini memnuniyetle karşılasa da, birçok Afgan yalnızca eylemleri nedeniyle yargılanabilecekleri konusunda uyardı. AFP’nin haberine göre şehirlerdeki kadınların çoğunun halen evlerinden dışarıya çıkmamış olması güvensizliğin boyutunu ortaya koyuyor.
Taliban’ın karşı karşıya olduğu bir diğer zorluk da, daha önce uluslararası yardımların, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 40'ından fazlasını oluşturmasıydı. Ancak bugün bu yardımların büyük bir kısmı askıya alındı ve Taliban’ın Afganistan Merkez Bankası'nın çoğu yurt dışında bulunan fonlara erişimi bulunmuyor. Washington, Taliban’ın ABD’deki Afganistan fonlarına erişemeyeceğini daha önce açıklamıştı. Bu nedenle Taliban devlet çalışanlarının maaşlarını ödemek ve altyapıyı (su, elektrik ve iletişim) yönetmek için derhal para bulmak zorunda kaldığında durum tam bir felakete dönüşebilir.
Taliban, ekonomik krizin yanı sıra önemli ve dramatik bir başka eksiklikle; beyin göçüyle karşı karşıya kalacak. Hukukçu, memur ve teknisyen gibi eğitimli çok sayıda Afgan son haftalarda tahliye uçuşlarıyla ülkeyi terk etti. Taliban’ın geçtiğimiz hafta Batılıları, ülkenin ihtiyaç duyduğu mühendisler gibi Afgan profesyonelleri değil, yalnızca yabancıları tahliye etmeye çağırması, bu konudaki endişesini ortaya koydu.
Uluslararası tecrit açısından çoğu ülke, Kabil’deki diplomatik misyonlarını askıya almış veya kapatmış olsa da, bugün Taliban’ın yurtdışında daha fazla tanınma arayışında olduğu görülüyor. Taliban Hareketi, Pakistan, İran, Rusya, Çin ve hatta Katar gibi bölgesel güçlerle temaslarını sürdürüyor. Ancak henüz hiçbiri Kabil'deki yeni rejimi tanımadı. ABD ise Taliban'ın meşruiyetini ‘hak etmesi’ gerektiğinin altını çizdi.
Diğer yandan DEAŞ’ın Afganistan uzantısı olan DEAŞ-Horasan Örgütü tarafından 26 Ağustos'ta Kabil Havaalanı yakınlarında düzenlenen terör saldırısı, Taliban'ın ülkenin yönetimini ele geçirmesinin terör örgütlerinin yarattığı tehditleri sona erdirmediğini ve terör sorununun devam edeceğini gösterdi. Afganistan halkını, savaşçılarının yıllardır ülkede gerçekleştirdiği aynı tür saldırılara karşı savunmak zorunda olduğundan bu durum, Taliban’ın karşı karşıya olduğu, ancak aynı zamanda karmaşık olan bir başka zorluğu teşkil ediyor.  

 


Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
TT

Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)

ABD Senatosu’ndaki iki sandalye için çekişmeli yarışlara giren iki Cumhuriyetçi aday, dün İran savaşının bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar, yakıt fiyatlarının yükselmesine ve özellikle motorin fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına yol açan savaş konusunda, koltuklarını kaybetme riski taşıyan adayların Başkan Donald Trump’tan uzaklaşmaya çalıştığının son işareti oldu.

Michigan’da Demokrat aday Abdul El-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers ile Iowa’da Demokrat Josh Tork’a karşı yakın bir yarışın içinde olan Ashley Hinson, daha önce Trump’ın Tahran’a saldırı düzenleme yetkisini desteklemiş olmalarına rağmen, dün İran konusunda daha yatıştırıcı bir söylem benimsedi.

Bu değişim, halen Temsilciler Meclisi’nde görev yapan Hinson açısından özellikle dikkat çekiciydi. Hinson, Trump’ın savaşı sürdürme yetkisini sınırlandırmayı amaçlayan Meclis girişimlerine altı kez karşı oy kullandı; bunlardan biri geçen hafta yapılan oylamaydı.

Hinson sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Iowalılar ekonomik baskı altında ve İran’daki savaşın maliyetini akaryakıt istasyonlarında ya da marketlerde ödemek zorunda kalmamalı” ifadelerini kullandı. Hinson, benzin vergilerinin askıya alınması, motorin ihracatının geçici olarak durdurulması ve başka önlemlerin alınmasının yanı sıra savaşın “başarıyla ve derhal” sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, yaklaşık yedi aydır devam eden çatışmanın kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi bir yüke dönüşmesinden endişe eden ve koltuklarını kaybetme riski bulunan bazı Cumhuriyetçi adayların artan kaygısını gösteriyor. Ara seçimler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik çoğunluklarını koruyup koruyamayacağını belirleyecek.

Enflasyonun yükselmeye devam ettiği bir dönemde Amerikalıların Trump’ın hem ekonomiyle hem de İran savaşıyla ilgili politikalarına yönelik memnuniyetsizliği de arttı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen ve sonuçları dün yayımlanan son ankete göre Trump’ın görev onayı yüzde 32’ye gerileyerek, siyasi kariyerindeki en düşük seviyeye indi.


Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.


ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.