Suriye’nin Dera kentinde daimi uzlaşı ve muhaliflerin çıkarılmasına hazırlık olarak 3 günlük geçici ateşkes ilan edildi

Moskova; Şam ve bölgenin temsileri arasında arabuluculuk yapıyor.

Suriye’nin güneyinde dün görülen Rus devriyesi (Havran Ahrar Topluluğu)
Suriye’nin güneyinde dün görülen Rus devriyesi (Havran Ahrar Topluluğu)
TT

Suriye’nin Dera kentinde daimi uzlaşı ve muhaliflerin çıkarılmasına hazırlık olarak 3 günlük geçici ateşkes ilan edildi

Suriye’nin güneyinde dün görülen Rus devriyesi (Havran Ahrar Topluluğu)
Suriye’nin güneyinde dün görülen Rus devriyesi (Havran Ahrar Topluluğu)

Suriye’nin güneyindeki Dera kentinde 3 günlük ateşkes dün itibariyle yürürlüğe girdi. Dera Merkez Müzakere Komitesi, Suriye hükümet güçlerinin Dera’nın mahallelerine girdiği iddiasını yalanlarken, ellerindeki hafif silahlarını rejim güçlerine teslim etmeyi kabul etmeyen muhalif savaşçılar ateşkes için tanınan 3 gün içinde Dera el-Beled’i terk ederek ülkenin kuzeyine göç edecek.
Rusya’nın arabuluculuğunda Dera Merkez Müzakere Komitesi ile rejim arasında salı akşamı varılan ateşkes anlaşmasında, Rus askeri polislerin Rusya’nın desteklediği 8. Tugay eşliğinde ateşkesin uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek için Dera el-Beled’in güneyine 3 geçici kontrol noktası kurmasını, Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerinden 34 kişi ile yeni bir uzlaşı yapılarak ellerindeki hafif silahlarını rejim güçlerine teslim etmeleri ve uzlaşmayı kabul etmeyen muhaliflerin ülkenin kuzeyine göç etmeleri öngörülüyor.
Ateşkes anlaşması imzalanmadan önce iki farklı toplantı yapıldı. Birinci toplantı, Dera el-Beled halkını temsil eden Dera Merkez Müzakere Komitesi ile Rus güçlerin desteklediği 8. Tugay temsilcileri arasında, ikincisi ise Rusya’nın Suriye’deki Kuvvet Komutanı, 8. Tugay Komutanı ve Suriye Savunma Bakanı arasında gerçekleşti. İkinci toplantıda adı geçen komutanlar, Müzakere Komitesi’nin taleplerini Savunma Bakanı’na iletti. Böylece gerginliğin düşürülmesi için anlaşmaya varıldı.
Suriye Milli Ordusu bağlı Güney Cephesi’nden bir kaynak, Suriye hükümet güçlerinin Dera kentinde yapılan anlaşmanın maddelerine bağlı kalması hususuna şüpheyle baktığını söyledi. Alman haber ajansı DPA’ya konuşan kaynak, “Hükümet güçleri her türlü anlaşmayı bozmak için bahane ve gerekçeler uyduruyor” dedi.
Dera’daki Merkez Müzakere Komitesi’nden bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Rusya’nın desteklediği 5. Kolordu ile koordinasyon içerisinde olan Rus tarafı ve Suriye rejimine bağlı Güvenlik Komitesi arasında uzlaşmaya varıldığını bildirdi. Kaynağa göre bu uzlaşmanın kapsamında bir an önce ateşkes anlaşmasının yapılması, Rus askeri polislerin Dera el-Beled’e girmesi, Suriye ve Rusya bayraklarının mahallelerdeki devlet dairelerine asılması, Askeri Güvenlik, 5. Kolordu’ya bağlı 8. Tugay ve Dera el-Beled’in güneyindeki sakinlerin katılımıyla 3 ortak kontrol noktasının oluşturulması, zorunlu askerlik görevinden kaçan ve haklarında yakalama kararı bulunan kişilerle uzlaşma sağlanması, silahların teslim alınması, uzlaşmayı kabul etmeyenlerin Rusya’nın garantörlüğünde bölgeyi terk ederek ülkenin kuzeyine göç etmesi, anlaşma maddelerinin çarşamba günü yürürlüğe girmesi ve 5. Kolordu güçleri ile Rus askeri polislerin Dera el-Beled bölgelerine giriş yapması bulunuyor.
Muhalif Havran Ahrar Topluluğu, salı günü saat 15.00’da Dera’ya helikopterle gelen Suriye Savunma Bakanı İmad Ali Eyyüb ve Rusya’nın Suriye’deki Kuvvet Komutanı, rejimin Dera’da kontrol ettiği bölgede bulunan şehir stadında 8. Tugay Temsilcileri ile bir araya geldi. Katılımcılar yaklaşık 5 saat süren görüşmenin ardından Dera kentinde tüm etkili taraflar arasında 3 günlük ateşkes ilan edilmesi,  Rus askeri polislerin 8. Tugay’ın eşliğinde ateşkesin uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek için Dera el-Beled’in güneyine 3 geçici kontrol noktası kurması, Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerinden 34 kişi ile yeni bir uzlaşı yapılarak ellerindeki hafif silahlarını rejim güçlerine teslim etmeleri ve uzlaşmayı kabul etmeyen muhaliflerin kentten çıkarılması konularında anlaşmaya vardılar. Katılımcılar ayrıca 8. Tugay eşliğindeki Rus askeri polisler ile Merkez Müzakere Komitesi üyelerinin Dera el-Beled’de kimlik kontrolü yapması, 4. Tümen güçlerinin Dera çevresinden çekilmesi ve Dera el-Beled ile şehir merkezi arasındaki tüm kontrol noktaların kaldırılması hususunda mutabık kaldılar.
Dera’daki aktivistler, ateşkes anlaşmasında radikal eğilimli kişileri ilgilendiren maddelere dikkat çekerek, Dera el-Beled, Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerinden temsilcilerin yer aldığı Merkez Müzakere Komitesi’nin bu kişilerin şehri terk etmemeleri halinde etraflarının kuşatılmasını kabul ettiğini ve Dera el-Beled’deki sakinlerin eğer varsa orta ve ağır silahları teslim etmesinin istendiğini söyledi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Rusya’nın garantörlüğünde imzalanan anlaşmanın uygulanması kapsamında, Rus askeri güçlerin, Suriye rejimine bağlı Güvenlik Komitesi’nden kişiler ve Dera’da ileri gelen şahsiyetlerin temsilcilerinin eşliğinde Dera el-Beled’e girdiğini duyurdu. Gözlemevi kentteki son durumla ilgili yayınladığı raporda, Rusya’nın garantörlüğü veya Rus haritasının ışığında yapılan anlaşmanın ilk gününde kent genelinde görece bir sükunetin hakim olduğunu, haklarında yakalama kararı bulunan kişilerle yeni bir uzlaşı yapıldığını, silahlarının teslim alındığını, uzlaşmayı reddedenlerin kenti terk etmeye başladığını, Rus askeri polislerin Dera el-Beled’e girdiğini, Suriye ve Rusya bayraklarının devlet dairelerine asıldığını, Rusya destekli 5. Kolordu’ya bağlı 8. Tugay ile Askeri Güvenlik arasında ortak güvenlik noktalarının kurulduğunu ve Rusya’ya ait olduğu tahmin edilen keşif uçaklarının bölgenin üzerinde uçuşlar gerçekleştirdiğini aktardı.
ABD’nin Suriye Büyükelçiliği, çarşamba günü Suriye güçlerinin Dera kentine saldırmasını kınayarak, acil ateşkes yapılması çağrısında bulundu. Büyükelçiliğin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Esed rejiminin, sivillerin ölümüne, binlerce kişinin yerinden edilmesine, gıda ve ilaç yetersizliğine yol açan Dera’daki barbarca saldırısını kınıyoruz” ifadeleri kullanıldı. Büyükelçilik, Birleşmiş Milletler (BM) ve aktif insani yardım kuruluşlarının kente girmesinin önündeki engelin kaldırılmasını talep etti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.