Bağdat yönetimi seçimleri manipüle etmeye yönelik bir girişimin engellendiğini duyurdu

Yüksek Seçim Komiserliği’nin eski bir üyesi, ‘geniş kapsamlı manipülasyon gerçekleştirme’ suçuyla karşı karşıya.

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi. (AFP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi. (AFP)
TT

Bağdat yönetimi seçimleri manipüle etmeye yönelik bir girişimin engellendiğini duyurdu

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi. (AFP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi. (AFP)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi başkanlığındaki hükümetten dün yapılan açıklamada, Ekim ayında yapılması kararlaştırılan parlamento seçimlerine yönelik olası bir manipülasyon girişiminin başarılı bir şekilde engellediği duyuruldu. Hükümetin açıklaması, Yüksek Seçim Komiserliği eski üyelerinden Mikdad eş-Şerifi’nin Irak istihbarat servisi tarafından gözaltına alındığı yönündeki iddiaların basına sızdırıldığı bir dönemde gelmesi ise dikkat çekti. Basına sızdırılanlar arasında, Şerifi’nin önceki seçimleri büyük ölçüde manipüle ettiği iddiaları bulunuyor. Ancak bu iddialar henüz resmi makamlar tarafından teyit edilmedi.
Kazımi’nin ofisinden dün yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Güvenlik teşkilatları, siyasi kartları karıştırmak ve kaos yaratmak amacıyla Seçim Komiserliği’ndeki bazı memurlara baskı yaparak seçimleri manipüle etmeye yönelik bir girişimi engelledi. Söz konusu manipülasyon girişimi, Irak yargısının doğrudan denetimi altındaki proaktif bir operasyonla önlendi. Soruşturma birimlerinin titiz teknik incelemelerinin ardından güvenlik teşkilatları, Irak’ta bilgi ve siyasi kaos yaratmak amacıyla Seçim Komiserliği’ndeki memurlarla olan ilişkilerini kullanarak seçimleri manipüle etmeye çalışan gruptaki çok sayıda zanlıyı tutuklamayı başardı.”
Hükümetin açıklamasında, grubun Seyyide el-Hadra da dahil olmak üzere bazı internet sitelerini kullandığı belirtildi. Nitekim Seyyide el-Hadra sitesi, son dönemde siyasi parti ve isimlerin skandallarını ifşa ettiği bazı paylaşımlarla dikkatleri üzerine çekmişti. Site son olarak Telegram hesabı üzerinden Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin geçen hafta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) düzenlediği ziyaretini eleştiren içerikler paylaşmıştı.
Başbakanlık ofisinin açıklamasında “(Seyyid el-Hadra’nın) yöneticileri, çeşitli yollarla kendilerinin Başbakanlık Ofisi, ofisin çalışanları veya Başbakan’ın danışmanlarıyla irtibatları olduğu izlenimi vermeye çalıştılar” denildi. Burada bahsedilen söylentilerin kaynağı, sitenin birkaç gün önce kurulmasından bu yana Başbakan Kazımi’ye yakın isimlerin ‘ifşacı sitede’ yayınlanan bilgilerin arkasında olmakla suçlanmasına dayanıyor. Nitekim bazı çevreler, Kazımi’nin yakınındaki isimleri söz konusu siteye bilgi vermekle suçlamıştı. Söz konusu suçlamalar hükümeti iddialara cevap vermek için böyle bir açıklama yapmaya zorladı. Açıklamada ayrıca ‘yalancı’ diye nitelenen bazı siyasi çevreler, bu tür suçlamaların arkasında olmakla suçlanıyor.
Başbakanlık Ofisi’nin açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:
“Maalesef bazı basın yayın organları ve özellikle de bazı siyasi güçlere ait olanlar, meslek ilke ve yasalarını açıkça ihlal ederek bu yalan iftiraları (site ve Kazımi’nin yakınları arasında irtibat olduğu iddiaları) incelemeden meslek ahlakından ve insaftan uzak bir biçimde dolaşıma koydular.”
Açıklamada incelemelerin derinleştirilmesi ve zanlılardan birinin üzerinde seçim kartlarının bulunması gibi suç unsurlarının tespit edilmesinin ardından söz konusu grubu kuranlardan bazılarının ve onlara yardım edenlerin tutuklandığı bilgisine yer verildi. Bu yalanların yanlışlığının, bunları dillendiren sahte hesap olmasının ve hatta bunları dolaşıma koyan bazı hesapların internet çeteleriyle irtibatlı olduğunun ortaya çıkmasıyla adaletin yerini bulduğu vurgulandı.
Yakalanan kişilere ait bilgisayarların ve bağlantıların analiz edilmesiyle hem fon sağlayan hem teşvik eden hem de yardım eden olsun, olayın sorumlularından oluşan karışık bir ağın keşfedildiği belirtilen açıklamada söz konusu ağın içerisinde siyasi isimler, eski ve şu anki milletvekilleri ile Seçim Komiserliği’nden bazı memurların bulunduğu kaydedildi. Açıklamaya göre bu grubun amacı, resmi makamlar ile Başbakanlık Ofisi’nin tüm siyasi gruplarla olan dengeli ilişkilerine zarar vermekti.
Açıklamada hükümetin seçimlerde şeffaflığı ve adaleti sağlamaya, tüm gerekenleri temin etmeye, seçimlerde tarafsız kalma ve seçimlerin yapılmasını destekleme sorumluluğuna bağlı kaldığı vurgulandı. Irak hükümetinin bu rolünü kötülemek, kartları karıştırmak, gerçekleri çarpıtmak, Başbakanlık Ofisini iftira yoluyla ve haksız bir şekilde suçlamak ve seçimleri rayından saptırmak için çalışan kimseleri adalete teslim etme konusundaki yasal görevini yerine getireceği kaydedildi.
Irak’ta 2018’de yapılan seçimler, manipülasyon iddialarıyla çokça eleştirilmişti. Eleştiriler üzerine Yüksek Seçim Komiserliği oyları elektronik sayımdan sonra elle de saymıştı. Siyasi çevreler kamuoyu yıllardır Komiserlik ve memurlarının seçimlerde geniş çaplı manipülasyon gerçekleştirdiğini belirtiyor. Son dönemde çıkan bazı haberlerde Seçim Komiserliği’nin büyük miktarda para karşılığında bazı siyasiler için bir buçuk milyondan fazla oyu manipüle ettiği öne sürülüyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.