Libya, paralı askerler ve seçimlerin zamanında yapılması başlıklarında zorluklarla karşı karşıya

Libya’ya komşu ülkeler tüm uluslararası taraflar üzerinde siyasi baskı yapmalı ve konuyu kendi ulusal güvenlik sorunları gibi görmeli.

Cezayir'de düzenlenen Libya'ya Komşu Ülkeler Konferansı'nın rağmen belirlenen hedeflere ulaşılması halen zor görünüyor. (Cezayir Televizyonu)
Cezayir'de düzenlenen Libya'ya Komşu Ülkeler Konferansı'nın rağmen belirlenen hedeflere ulaşılması halen zor görünüyor. (Cezayir Televizyonu)
TT

Libya, paralı askerler ve seçimlerin zamanında yapılması başlıklarında zorluklarla karşı karşıya

Cezayir'de düzenlenen Libya'ya Komşu Ülkeler Konferansı'nın rağmen belirlenen hedeflere ulaşılması halen zor görünüyor. (Cezayir Televizyonu)
Cezayir'de düzenlenen Libya'ya Komşu Ülkeler Konferansı'nın rağmen belirlenen hedeflere ulaşılması halen zor görünüyor. (Cezayir Televizyonu)

Ali Yahi/Muhabir
Cezayir'de düzenlenen Libya’ya Komşu Ülkeler Konferansı, büyük uluslararası aktörlerin durum üzerindeki kontrolü ışığında, söz konusu komşu ülkelerin rol oynayıp oynayamayacağı sorusunu tekrar gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre bölgesel ve uluslararası düzeyde, ilgili tarafların dikkat çekici katılımı ve bunun verdiği büyük umuda rağmen paralı ve yabancı güçlerin Libya’dan “sınır dışı edilmesi” ve seçimlerin belirlenen vakitte yapılması konularına odaklanılması konferansın başarısını riske atıyor.

Kilit rol
Cezayir'in ikinci kez ev sahipliği yaptığı iki günlük bu konferansa katılan ülkelerin dışişleri bakanlarının açıklamalarında, Libya'ya komşu ülkelerin Libya krizine kalıcı bir çözüm bulma çabalarını güçlendirmedeki önemli rolü konusunda fikir birliği vardı. Katılımcılar, iki Berlin konferansının da sonuçlarına olan bağlılıklarını vurguladılar. Her türlü dış müdahaleye karşı olduklarını yineleyen katılımcılar yayınladıkları sonuç bildirgesinde, silah ve paralı asker sevkiyatının devam etmesini ve krizi çözmeye yönelik çabaları baltalamak için Libyalıları kutuplaştırmaya yönelik girişimleri kınadılar. Aynı zamanda Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda (LSDF) istişare yapılması ve 5+5 Ortak Askeri Komitesi ile komşu ülkeler arasında yabancı güçlerin ve paralı askerlerin ülkeden çıkarılması konusunda koordinasyon sağlanması gerektiğinin altını çizdiler.
Bakanlar ayrıca, seçimlerin başarılı geçmesi için gerekli ortamın sağlanmasına yönelik güven inşa edici tedbirlerin güçlendirilmesinin ve bu seçimlerin zamanında yapılması için yol haritasındaki önceliklerin yürürlüğe konulmasının önemine ve ilgili Libya kuruluşlarının bunun için kanuni ve anayasal zemini hazırlamasının gerekliliğine dikkat çektiler. Ortak sınırların güvenliğini sağlamak için Libya ile komşu ülkeler arasındaki Dörtlü Anlaşma’nın yürürlüğe konulması çağrısında bulunan bakanlar, krize son vermek için tüm Libyalı taraflara yönelik çabalarını Birleşmiş Milletler’in (BM) izlediği yola göre koordine etme konusunda da uzlaştılar.

İki önemli nokta
Sonuç bildirgesi, Libya'nın komşu ülkelerini ilgilendiren çeşitli noktaları kapsamasına rağmen paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması öncelikti. İstikrarın kapılarını aralayacak olan en önemli taleplerden biriydi. Aynı şekilde seçimler konusu da gerek konferanstan önce gerekse kapalı oturumlar sırasında büyük bir ilgi gördü. Bu durum meselerde ilerleme kaydedilmesini engelleyen pürüzlerin olduğunu ve komşu ülkelerin işlerin en başa döneceğine ilişkin korkularını gösteriyor. Ayrıca konferans, her seferinde seçimlerin düzenlenmesine zemin hazırlamak için yabancı güçlerin ve paralı askerlerin çıkarılması çağrısında bulunan BM de dahil olmak üzere uluslararası taraflarca yapılan önceki tüm girişimlerin başarısız olması nedeniyle söz konusu komşu ülkelerin endişelerini giderip gideremeyeceğine ilişkin soruları gündeme getirdi.
Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş, Cezayir toplantısının başarılı geçtiğini ve Libya'nın ülke içerisindeki istikrarı sağlamaya yönelik çabalarına verilen desteği kanıtlayan net bir mesaj ilettiğini söyledi. Parlamentonun anayasal temele ilişkin tutumunu beklerken seçimlerin zamanında yapılması için çaba gösterildiğini belirten Menguş, bakanların paralı askerlerin ve yabancı güçlerin Libya'dan çıkarılması konusunda 5+5 Ortak Askeri Komitesi ile koordinasyon sağlanmasına dikkat çektiklerini kaydetti.
Diğer taraftan Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra, Libya'ya paralı askerler ve yabancı savaşçılar taşıyan taraflara, söz konusu kimseleri geldikleri yerlere geri götürmeleri çağrısında bulundu. Lamamra “Libya'daki güçlerin nereye gideceği belli değil. Komşu ülkelerin bu güçlerin örgütsüz, plansız ve kontrolsüz bir şekilde Libya’dan çıkmasının kurbanı olmaması için buraya kim getirdiyse geldikleri yerlere geri götürmeli” dedi.

Zorlu görev ve baskı
Cezayirli siyasi aktivist Sadık Emin konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Güçlü bir merkezi otorite yokken Libya topraklarındaki bütün paralı askerleri çıkarmak zor. Özellikle de silahlı Çad muhalefetinden bazı paralı askerler, kendi ülkelerinin hükümetlerine karşı olmaları ve Libya topraklarını kendileri için güvenli bir sığınak yaparak ülkelerine yönelik saldırılar başlattıkları bir arka üs haline getirdikleri için daha da zor. Bu durumda işler daha karmaşık bir hal alıyor.”
Emin, silahlı çatışmanın bazı kanatlarının paralı askerleri sömürüp kullanması ve iktidarı ele geçirme sürecinde onları vurucu güç haline getirmesi gibi yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasını zorlaştıran diğer engeller de olduğuna dikkat çekti. Ayrıca paralı askerlerin Libya sahnesinde etkili olan büyük ülkelerin çıkarlarına bağlı olmasının, Libya diyalogunun ve uzlaşmasının yolunu tıkadığını ancak bunun, komşu ülkelerin engellerin aşılmasına etkin bir şekilde katkıda bulunmasına ve Libyalılara tüm tarafların tatmin olacağı bir çözüme ulaşmaları için yardım etmesine mani olmayacağını söyledi.
Diğer taraftan Libya Parlamentosu’ndaki Ulusal Yol Bloğu Başkanı Ali Ahmed et-Tekali yaptığı açıklamada “Libya'ya komşu olan ülkelerin paralı askerleri ve yabancı güçleri ülkeden çıkarabilmelerini ve seçimleri zamanında yapabilmelerini temenni ediyoruz. Bu hem Libya hem de komşu ülkeler için oldukça mühim bir mesele” ifadelerini kullandı. Tekali, önceki girişimlerin hepsinin başarısız olması karşısında bu meseleyi çözmek için bütün uluslararası taraflara siyasi baskı yapılması ve meselenin komşu ülkelerin ulusal güvenliklerini ilgilendiren bir mesele gibi ele alınması gerektiğini belirtti. Tekali söz konusu dosyanın, Libyalıları yeniden bir araya getirmek ve aralarında uzlaşma sağlamak için yardımda bulunmak isteyenler dışında müdahalede bulunanları kabul etmediğini vurguladı.

Başarısızlık korkuları
24 Aralık tarihinde seçimleri yapmakta başarısız olunmasına ilişkin korkular, Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş’un Cezayirli mevkidaşı Ramtane Lamamra ile konferansın bitiminden sonra yaptığı ortak basın toplantısındaki açıklamalarında net bir şekilde görüldü. Libya Parlamentosu’nun seçimlere ilişkin yasal çerçeveyi onaylamakta gecikmesinin seçimlerin yapılmasını engelleyebileceğine işaret eden Menguş şunları söyledi:
“Hepimiz seçimlerin aralık ayında yapılması için çabalıyoruz. Ulusal Birlik Hükümeti olarak biz, fon ve Seçim Komisyonu’na lojistik ve maddi destek sağlanması açısından seçim çarkının ilerlemesi için gereken her şeyi yaptık.”
Menguş, seçim tarihinin ertelenme ihtimaline ilişkin bir soruyu şöyle cevapladı:
“Bilmiyorum ancak seçimleri vaktinde yapmaya çalışıyoruz. Seçimler istikrarın zarar görmesi pahasına bir öncelik olmamalı. Çünkü bu güvenlik ile ilgili kötü sorunlar yaratacaktır. Biz Libya'nın bir iç savaşa veya başka siyasi sorunlara girmesini istemiyoruz.”
Diğer yandan BM Libya Özel Temsilcisi ve Libya Destek Misyonu Başkanı Jan Kubis de aynı korkuları paylaşıyordu. Nitekim konferansın başında seçimler için yasal çerçevenin derhal hazırlanması çağrısında bulunan Kubis şunları söyledi:
“Libya hükümeti seçimleri yapmak için gerekli önlemleri aldı ve milletvekilleri şu an seçim yasasını bitirmek üzereler. Halen biraz daha zamanımız var. Milletvekillerini sorumluluklarını yerine getirmeye ve vakit kaybetmemeye davet ettim.”
Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra da Libya'nın 24 Aralık'ta yapılması planlanan seçimleri denetlemek üzere uluslararası gözlemciler kabul etmeye karar verdiğini duyurdu. Cezayir'in bir grup gözlemci ile seçimleri denetlemeye katılmak ve şeffaf bir şekilde yapıldığından emin olmak istediğini belirten Lamamra, seçimlerin güvenilirliğinin ve kuruluşların meşruiyetinin, Libya'nın egemenliğini yeniden kazanması ve uluslararası topluma tekrar karışması için bir anahtar niteliğinde olduğunu söyledi.

Seçimlerinin vaktinde yapılmasına yönelik umutlar sürüyor
Ulusal Kuvvetler Koalisyonu’nun eski lideri ve Libyalı insan hakları savunucusu Halid Buznin, komşu ülkelerin Libyalılarla ilişkilerini iyileştirmek ve geliştirmek için aktif rol alması gerektiğini vurguladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bence oyun, süper güçlerin eline geçtikten sonra onların da boyunu aştı. Bizim için kalan tek umut yolu ve kurtuluş kapısı, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini zamanında yapmak. Libya'daki siyasi sürecin başarılı olması için desteklenmesi gereken şey de bu. Bu da dış müdahaleyi engelleyecek olan Libyalıların kendisine bağlı. Gerek parlamento, gerek Devlet Yüksek Konseyi, gerek Başkanlık Konseyi gerekse hükümet olsun karar mercii oldukça açık. Seçimlere ulaşmak için ne gerekli coşkuya sahipler ne de bu yönde bir niyetleri var.”
Buznin değerlendimesinin devamında kaosun devam etmesinin söz konusu otoritelerin kendi çıkarlarına hizmet ettiğini ve yönetimde kalmalarını sağladığını vurguladı:
“Komşu ülkelerin önemli olmasına rağmen büyük bir rollerinin olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu ülkelerin hepsinin kendi içerisinde yeterince sorunu var. Cezayir’de yapılan konferans, değişime yönelik yeni bir şey getirmedi. Ancak istikrar için yardımcı bir faktör olmaya devam ediyor.”
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.