Müslüman Kardeşler ve Türkiye… Ankara’da neler oluyor?

Ankara, Mısır Başsavcısı Hişam Bereket’in öldürülmesine ve örgüt merkezinin kapatılmasına karışanlara yönelik yeni tedbirler aldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Müslüman Kardeşler ve Türkiye… Ankara’da neler oluyor?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

İnci Mecdi
Arap medyası, Ankara’nın Mısır Başsavcısı Hişam Bereket’in öldürülmesine karışanların ülkeyi terk etmesini engellediğini öne sürdü. Medya organlarına göre uluslararası açıdan aranan ve başsavcıya yönelik suikastı ve diğer terör operasyonlarını planlamaktan sorumlu olan Yahya Musa ve Hasm terör hareketi lideri Ala es-Samahi’ye yeni kısıtlamalar getirildi.
Arap kanallarına konuşan kaynaklara göre Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin), bir hafta önce Türk makamlarının doğrudan kapatma emri doğrultusunda Türkiye’deki bazı merkezlerinin faaliyetlerine son verdi. Ayrıca İstanbul’daki genel merkezini de tahliye etti. Söz konusu haberler, Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Loza’nın gelecek hafta Ankara’yı ziyaret edeceğini açıklamasının ardından çıktı. Bu, 2013’teki gerginlikten bu yana bir Mısır heyetinin Türkiye’ye ilk resmi ziyareti olacak.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, geçen salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın davetine cevaben Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamdi Loza’nın iki ülke arasında ikinci tur keşif gezisi için, 7 ve 8 Eylül 2021 tarihlerinde Ankara’yı ziyaret edeceğini bildirdi.

Müslüman Kardeşler’e mensup kaçak isimlerin teslimi
Yapılan değerlendirmeler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun yıllar süren bir kopuşun ve gerginliğin ardından Kahire ile yakınlaşmaya yönelik adımlarını sürdürmeye kararlı göründüğü yönünde. Ancak Ankara’nın kendi topraklarında bulunan Müslüman Kardeşler’e yönelik atacağı adımların nasıl olacağı henüz net değil.
Gözlemciler, Ankara’nın ‘Mısır’da aleyhinde yargı kararları bulunan’ bazı unsurları teslim etme niyetinde olup olmadığı konusunda görüş ayrılığı yaşıyorlar.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği haberde açıklamalarda bulunan Kahire Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Hasan Nafaa, “Türkiye, Müslüman Kardeşler ile ilişkisini kesmeyecektir. Ancak suç işleyenleri ve adil ceza almış olanları teslim etmek için Mısır ile iş birliği yapabilir” dedi. Grubun Türkiye’de ikamet eden üyelerinin en azından şimdilik teslim edilmesinin mümkün olmadığını savundu.
Radikalizm yanlısı gruplara dair araştırmalar yürüten Munir Edib, Türkiye’deki Müslüman Kardeşler’le bağlantılı merkezlerin kapatılmasının veya Mutez Matar, Muhammed Nasır gibi bazı unsurların ve sempatizanlarının ülkeden çıkışının engellenmesinin, Mısır- Türkiye yakınlaşması bağlamında geliştiğini söyledi. Edib, “Tüm göstergeler, bu kişilerin Mısır’da yargılanmak üzere teslim edilebileceği veya terörle ilgili davalarda haklarında verilen cezaların infaz edileceği yönünde” dedi. Herhangi bir teslim işleminin ikinci tur görüşmelerden önce veya yakın bir zamanda gerçekleşme olasılığını ise uzak ihtimal olarak değerlendiren Munir Edib sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ve benzeri adımlar Türkiye’nin imajı doğrultusunda atılacaktır. Belki de Türk güvenliği, Mısırlı yetkililere bu radikalizm yanlılarının hareketleri hakkında bilgi verebilir. Ya da bu unsurlar, Avrupa ülkelerinden biri aracılığıyla teslim edilebilirler.”
Musa ve Samahi gibi bazı isimler, Interpol listesinde bulunuyor.
Ocak ayında ABD, Müslüman Kardeşler lideri, Hasm Hareketi kurucusu ‘Yahya Musa’ lakaplı Yahya es-Sayed İbrahim ve hareketin lideri ‘Ala es-Samahi’ lakaplı Ala Ali Muhammed’i terör listesine dahil etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın söz konusu dönemdeki açıklamasına göre Hasm Hareketi’nin bazı liderleri, daha önce Mısır Müslüman Kardeşleri ile bağlantılıydı. Hareket, Mısır Ulusal Güvenlik Birimi yetkilisi İbrahim Azazi’ye ve ve eski Cumhuriyet Müftüsü Ali Cuma’ya suikast girişimlerinin sorumluluğunu üstlendi. Aynı şekilde 30 Eylül 2017’de Kahire’deki Myanmar Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırının sorumluluğunu da üstlendi. Hareket Ağustos 2019’da Kahire’nin merkezindeki Onkoloji Enstitüsü Hastanesi’nin önünde de bomba yüklü bir arabayı infilak ettirdi. Saldırıda en az 20 kişi yaşamını yitirirken onlarca kişi de yaralandı.
Medyada Türkiye’nin Kahire’ye yakınlaşmasıyla bağlantılı olarak birkaç ay önce çıkan haberlere göre hem Musa hem de Samahi, Türkiye’den firar etti. Edib, Türk yetkililerin Mısır’la yakınlaşma sürecinde ‘pazarlık kartını’ kaybetmemek için Müslüman Kardeşler üyelerinin Türkiye toprakları dışına kaçmalarına izin vermeyeceğini vurguladı.

Yakınlaşma çabası
Ankara hükümeti, yaklaşık sekiz yıllık bozulan ilişkilerden sonra Kahire ile uzlaşma yolunda kapsamlı adımlar atıyor. Söz konusu ilişkiler, Temmuz 2013’te Müslüman Kardeşler yönetiminin devrilmesi ve Ankara’nın Mısır’da terörist olarak sınıflandırılan grubun bazı üyelerine ev sahipliği yapmasının ardından kötüleşmişti.
Türkiye geçen mart ayında Mısır ile diplomatik temasların yeniden başladığını duyurdu. Aynı şekilde topraklarından yayın yapan Müslüman Kardeşler kanallarına baskı yapmak da dahil birçok adım attı. Bu kanalların Kahire’ye karşı benimsediği kışkırtıcı tonu da hafifletmeye yöneldi.
Dışişleri Bakanlığı’na göre Mısır ile ilişkilerin geri dönüşüne ilişkin yapılan bir dizi dostane açıklamanın ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile ‘Ramazan Ayı’nın gelişini tebrik etmek amacıyla’ telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu durum, ilişkilerin Kasım 2013’te maslahatgüzar seviyesine düşürülmesinden sonra iki ülkenin yetkilileri arasındaki ilk üst düzey doğrudan temas oldu.
Çavuşoğlu geçen 14 Nisan’da iki ülke ilişkilerinde yeni bir aşamanın başladığını duyurdu. Bakan, ‘karşılıklı ziyaretler ve görüşmelerin yapılacağına’ dikkat çekti. Yapılan açıklamalar iki taraf arasındaki istikşafi görüşmelerin ilk toplantısının mayıs ayında Kahire’de gerçekleştirileceği yönündeydi.

Görüşmeler duraksadı
Mısır yargısı, tarihi 2013 yılına dayanan ‘Rabia el-Adeviyye oturma eylemi’ davasında nihai ve uygulanabilir kararlar olarak, Müslüman Kardeşler liderleri de dahil 12 sanığın ölüm cezasını onayladı. Ardından Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Mısır Danışmanı Yasin Aktay sert açıklamalarda bulundu ve Mısır’ın da ‘Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirmediğini’ belirtmesi sonrasında görüşmeler aylarca askıya alındı. Kahire’nin aldığı idam kararı, Mısır siyasi çevrelerinde öfke ve kızgınlık uyandırdı. İki ülke arasındaki yakınlaşmayı başlangıç noktasına döndürdü.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri haziran ayı sonlarında bir televizyon kanalına verdiği röportajda “İki taraf arasında karşılıklı ilişkileri yeniden tesis etmek için keşif toplantılarının yeniden başlamasına yönelik belirli bir tarih yok” açıklamasında bulundu. Şukri, başta Libya meselesi olmak üzere Mısır’ın birçok hususta Türk politikalarına ilişkin çekinceleri olduğuna dikkat çekti.
Kahire birçok defa Ankara’nın Libya topraklarından şartsız bir şekilde çıkması ve bölge ülkeleriyle iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalması yönünde açıklamalarda bulundu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye tarafından askeri olarak desteklenen Libya’nın batısı karşısında doğu güçlerini desteklemek için ‘Sirte- Cufra kırmızı çizgidir’ dedi. Libya’ya askeri müdahalede bulunmakla tehdit etti. Bu çerçevede 2020 yazına gelindiğinde Kahire ile Ankara arasındaki soğuk savaş, silahlı bir çatışmaya dönüşebilir gibi görünüyordu.
İki ülke arasındaki temel anlaşmazlıklar, Ankara’nın Kahire’nin ‘terörist’ olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler’e mensup merhum Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesine karşı çıkmasına dayanıyor. Aynı şekilde anlaşmazlık, Libya’da çatışan taraflar konusunda aralarındaki anlaşmazlıklara ve (‘bölge ülkeleri için münhasır ekonomik bölge’ olarak adlandırılan bir anlaşmazlığın yaşandığı) Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervlerine dair tutumlara da odaklanıyor. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler normal bir şekilde devam ederken Türkiye’nin Mursi’nin devrilmesine tepki vermesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesine yol açtı.

Sakin atmosfer
Ancak Türkiye geçen haftalarda Mısır ile Katar arasındaki ilişkilerin yeniden başlaması ve üst düzey bir Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yetkilisinin Ankara’yı ziyareti de dahil olmak üzere bölgedeki genel sakin atmosfer doğrultusunda Mısır konusunda adımlar attı. Kahire de halen ‘keşif amaçlı’ olarak nitelendirdiği ikinci tur müzakerelerin başlayacağını duyurdu.
Hasan Nafaa gelinen noktaya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Düşük düzeyde diplomatik temsili içeren görüşmeler, iki ülkenin dışişleri bakan yardımcılarıyla sınırlı. Bununla birlikte ikinci oturumun düzenlenmesi, iki ülke arasında gelecek beklentilerini keşfetmeye yönelik bir açıklık ve iş birliği aşamasına işaret ediyor. Görüşmeler, normalleşmenin önündeki engeller kaldırılana kadar bir üst seviyeye geçmeyecektir. Başta Doğu Akdeniz gazı, Libya ve Müslüman Kardeşler ile ilişkiler olmak üzere bazı ucu açık meseleler var.”
Siyaset bilimi profesörü Nafaa, Türkiye ve Körfez ülkeleri yetkilileri arasındaki görüşmelerin yanı sıra özellikle Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen el-Ula Zirvesi, Katar ile Körfez uzlaşmaları ve Kahire ile Doha arasındaki anlaşmanın ardından bölgede sakin bir atmosfer olduğu görüşünde.
Nafaa konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Mısır-Türkiye uzlaşmasına ivme kazandıran genel bir atmosfer mevcut. Bunun, özellikle Mısır Cumhurbaşkanı ile Katar Emiri’ni Bağdat’ta bir araya getiren görüşmeden sonra Mısır-Katar ilişkilerinin kaydettiği atılımdan sonra gerçekleştiğini düşünüyorum.”

Ufukta dönüş yok
Alman Güvenlik ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü tarafından yayınlanan bir araştırmada, her iki tarafın da yakınlaşmak ve diplomatik ilişkileri sürdürmek için iyi nedenleri olmasına rağmen Mısır ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tam anlamıyla yeniden kurulamayacağı savunuldu. Araştırmaya göre her iki taraf da, örneğin Libya ile ilgili olarak birlikte düzenleme yapmakla ilgileniyor gibi görünüyor. Ancak herhangi bir büyük anlaşmayı hayal etmek zor olduğu için henüz ne olacağı belirsiz.
Enstitü, araştırmasında şu ifadelere yer verdi:
“Mısır açısından Libya’da uzun vadeli bir Türk askeri varlığını kabul etmek zor olacak. Diğer yandan Türk birliklerinin Libya’dan tamamen geri çekilmesi Ankara için olası bir seçenek değil. Kahire’nin Doğu Akdeniz’deki ittifaklarının politikasını Ankara lehine kökten değiştirmesini beklemek de gerçekçi görünmüyor. Ayrıca Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır’ın, ilişkilerini genişletmeye devam edeceğine dair de şüphe yok.”
Enstitüden uzmanlar duruma dair şu değerlendirmelerde bulundular:
“İlişkilere tam dönüşün önündeki en büyük engel, egemen rejimlerin ideolojik farklılıklarıdır. Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğu Türk pasaportu aldı. Bu nedenle Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin, yurt dışındaki Mısır muhalefeti için merkez olma rolünü kaybetmesi beklenmiyor.



ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.


Kallas: Kızıldeniz’deki herhangi bir Avrupa deniz misyonu 10’dan fazla gemiye ihtiyaç duyacak

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
TT

Kallas: Kızıldeniz’deki herhangi bir Avrupa deniz misyonu 10’dan fazla gemiye ihtiyaç duyacak

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa Birliği’nin Kızıldeniz’de herhangi bir deniz misyonu yürütmesi halinde, 10’dan fazla savaş gemisine ihtiyaç duyacağını söyledi. Kallas, şu anda bölgede bu sayıya ulaşan bir deniz gücünün bulunmadığını belirtti.

Kallas, Birleşmiş Milletler’de dünya liderlerinin yıllık toplantıları kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, “AB’nin Aspides Operasyonu başlatıldığında, en az 10 gemiye ihtiyaç duyulacağı öngörülüyordu. Ancak bence durum artık daha tehlikeli hale geldi” dedi.

Diplomatlar, Kallas’ın geçen hafta üye ülkelere bir mektup göndererek, bölgeye daha fazla deniz ve hava kapasitesi sağlanmasını istediğini belirtti.


İngiltere Başbakanı Diego Garcia Üssü konusundaki anlaşmazlığı çözmeye çalışıyor

İngiltere ile ABD’nin ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası’nın havadan görünümü (AP)
İngiltere ile ABD’nin ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası’nın havadan görünümü (AP)
TT

İngiltere Başbakanı Diego Garcia Üssü konusundaki anlaşmazlığı çözmeye çalışıyor

İngiltere ile ABD’nin ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası’nın havadan görünümü (AP)
İngiltere ile ABD’nin ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası’nın havadan görünümü (AP)

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, dün Mauritius Başbakanı Navin Ramgoolam ile görüştü. Burnham, Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Adası’nda bulunan İngiltere-ABD ortak askeri üssünün statüsüne ilişkin anlaşmazlığın çözümü için çalışacaklarını söyledi.

İngiltere, iki yılı aşkın süredir kontrolünde bulunan Chagos Adaları üzerindeki egemenliği Mauritius’a devretme konusunda geçen yıl anlaşmaya varmıştı. Anlaşma kapsamında İngiltere, adaların en büyüğü olan Diego Garcia ve buradaki stratejik askeri üs için 99 yıllık kira hakkını koruyacaktı.

Ancak anlaşmanın uygulanması için gereken yasal düzenleme, ABD’nin muhalefeti nedeniyle ilerleyemedi. ABD Başkanı Donald Trump, yılın başlarında anlaşmayı “büyük bir hata” olarak nitelendirdi.

İngiliz makamları tarafından görüşmeye ilişkin yayımlanan açıklamada, “Başbakan, üssün faaliyetlerinin sürmesini ve İngiltere’nin ulusal güvenliğinin korunmasını sağlayacak bir çözüm yolu bulmak için Mauritius ve ABD ile birlikte çalışma konusundaki kararlılığını teyit etti” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada ayrıca iki liderin yakın temas halinde kalma konusunda mutabık kaldığı ve dışişleri bakanlarının bu hafta New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında bir araya gelmesi gerektiğine işaret edildi.

İngiltere, Mauritius ile anlaşmayı halihazırda imzalamış olsa da egemenliğin devrini hayata geçirmek için gereken yasa tasarısının İngiliz Parlamentosu’ndaki süreci daha tamamlanmadı. Önceki İngiliz hükümeti tarafından müzakere edilen anlaşma uyarınca İngiltere, stratejik öneme sahip Diego Garcia üssünün kontrolünü yaklaşık bir yüzyıl boyunca elinde tutacak ve adadaki askeri faaliyetler devam edecek.