Reisi’den, Macron’a: Yaptırımların olmadığı bir müzakereye hazırım

Reisi, Batı'nın Tahran'a baskı yaptığı şeklindeki suçlamalarının ardından Avrupa ile kapsamlı iş birliği önerisinde bulundu

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün Tahran'da hükümetinin ekonomi kurmaylarıyla bir toplantıya katıldı (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün Tahran'da hükümetinin ekonomi kurmaylarıyla bir toplantıya katıldı (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Reisi’den, Macron’a: Yaptırımların olmadığı bir müzakereye hazırım

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün Tahran'da hükümetinin ekonomi kurmaylarıyla bir toplantıya katıldı (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün Tahran'da hükümetinin ekonomi kurmaylarıyla bir toplantıya katıldı (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Batılıları Tahran’a baskı uygulamakla suçlamasından 24 saatten kısa bir süre sonra, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesi aracılığıyla Avrupa'ya ‘kapsamlı iş birliği’ teklifinde bulundu. ‘Verimli olacak müzakereleri’ desteklediğini açıklayan Reisi, ancak Tahran’ın yeniden müzakere masasına dönmesi için İran'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasını şart koştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, geçtiğimiz ayın başlarında göreve başlayan Reisi ile nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakerelerin geleceğinin tartışıldığı ikinci telefon görüşmesini de gerçekleştirdi. İran haber ajanslarına göre Reisi, Macron’a ‘İran’ın verimli olacak müzakereleri desteklediğini, ancak müzakerelerin yeniden başlaması için İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması gerektiğini' söyledi. Ajanslar, Reisi’nin Fransa-İran ilişkilerinin özellikle ekonomi ve ticaret alanlarında güçlendirilmesi çağrısında bulunarak, “Fransa başta olmak üzere Avrupa ile kapsamlı bir iş birliğine başlamaya hazırız” dediğini aktardılar.

Bölgesel Dosyalar
İran Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yer alan bilgilere göre Reisi ve Macron, telefon görüşmesinde, nükleer anlaşmanın yanı sıra üç bölgesel dosyayı da ele aldılar. Site, ele alınan dosyalardan biri olan Irak dosyasıyla ilgili olarak Reisi’nin şu sözlerini aktardı:
“Irak halkının barışı tesis etmesine ve bölgede istikrarın sağlanmasına destek olmak, İran İslam Cumhuriyeti'nin politikasıdır. Güvenlik ve istikrarı artırmak için bölgesel iş birliğini verimli buluyoruz.”
ABD'yi ‘DEAŞ’ın ortaya çıkışının arkasında olmakla’ suçlayan İran Cumhurbaşkanı, “Amerikalılar, yeni terör örgütü DEAŞ’ı destekleme konusunda dünya kamuoyuna bir açıklama yapmalı” dedi.
Afganistan’daki son duruma da değinen Reisi, ABD ve NATO'nun ‘askeri müdahale politikasını’ eleştirdikten sonra Afgan taraflara tüm tarafların desteğini alan bir yönetim modeline ulaşmaları için gerekli koşulların oluşturulması çağrısında bulundu. Reisi, “Mevcut durumda herkes Afganistan'daki tüm tarafların katılımıyla kapsayıcı bir hükümetin kurulmasına yardımcı olmalı ve Afgan halkının kendi kaderini belirlemesine izin vermeli” ifadelerini kullandı.
Lübnan ile ilgili olarak ise, ülkesinin Lübnan'da ‘Lübnan halkının haklarını garanti eden ve koruyan’ güçlü bir hükümetin kurulmasını desteklediğini söyleyen Reisi, “Lübnan'ın ilerlemesi ve gelişmesi için Fransa ile iş birliğine hazırız” dedi. Fransız mevkidaşını Lübnan'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasına katkıda bulunmaya çağıran Reisi, “İran, Fransa ve Hizbullah'ın Lübnan'da güçlü bir hükümet kurma çabaları ve desteği, bu ülkenin çıkarınadır” şeklinde konuştu.

Baskı yapmadan müzakere masasına oturun
Reisi-Macron telefon görüşmesi, Reisi’nin cumhurbaşkanı olarak devlet televizyonuna verdiği ve hükümetinin Viyana’daki nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerini yeniden başlatmaya hazır olduğunu ifade ettiği ilk televizyon röportajından bir gün sonra geldi. Ancak, Reisi, röportajda, bir yandan Tahran'a baskı yapılmaya devam edilmesi halinde müzakerelerin sonucuna şüpheyle baksa da üstü kapalı bir şekilde bir sonuca varılmasını istedi.
Reisi, Cumartesi akşamı, hükümetinin ekonomik kriz, yolsuzluk ve koronavirüs (Kovid-19) salgınının yönetiminin yanı sıra nükleer dosyadaki müzakere politikasına dair açıklamalarda bulundu. Hükümetin önümüzdeki dönemde ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları ele almak için bir takım planlar hazırladığına dikkati çeken Reisi, şeffaflık ve halkla konuşma sözü verdi, İranlılardan hükümete güvenmelerini istedi.
Avrupa Birliği'nden (AB) diplomatların, ABD ve İran heyetleri arasında postacı görevi gördüğü altı turluk yoğun görüşmelerin yapıldığı Viyana'daki askıya alınmış nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerinin de üzerinde durdu.
Reisi, müzakerelerin ve diyalogun diplomasinin araçları olduğunu ve olmaya da devam ettiğini belirterek, İran’ın herhangi bir müzakere ve diyalog korkusu olmadığını vurguladı. Avrupalıların ve Amerikalıların gerçek niyetlerini sorgulayan Reisi, onları ‘müzakereleri baskı ile aynı anda yürütmeye çalışmakla’ suçladı.
İran Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu pazarlık anlamına mı geliyor? Eğer görüşmelere baskı da eşlik edecekse, bu nasıl bir diyalog olabilir? Diyalog, baskıyla olmaz.”
İran halkına yönelik haksız tehditlerin, uygulanan baskıların ve yaptırımların diyalogla bir araya gelemeyeceğini vurgulayan Reisi, “Amerikalılar ve Avrupalılar defalarca kez denediler. Baskıyla birlikte yapılan diyalog etkili olmaz” dedi.

Çalışma çizelgesiyle ilgili müzakere
Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’ın nükleer programına uzun vadeli kısıtlamaların uygulandığı, bölgesel faaliyetlerinin sınırlandırıldığı ve balistik füze programının da dahil olduğu yeni bir anlaşmaya varmak amacıyla nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve İran’a başta petrol ihracatına getirilen kısıtlamalar olmak üzere ekonomik yaptırımlar uygulayarak azami baskı stratejisi uygulamıştı.
Mevcut ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ise nükleer anlaşmayı tekrar rayına oturtmak istiyor, ama İran nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yeniden yerine getirmeye başlamadan yaptırımları kaldırmayı reddediyor. İran nükleer anlaşmadaki taahhütleriyle ilgili ihlallerinde ileriye giden adımlar atmaya başladı. İran’ın uranyum zenginleştirme oranı yüzde 60’a, yani nükleer bir silah edinme seviyesine ulaştı. İran ayrıca uranyum metali üretti ve gelişmiş santrifüjleri devreye soktu. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamında uygulanan Ek Protokol’den ayrılarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin İran’daki nükleer faaliyetlere erişimini engelledi.
Batılı gözlemciler, Tahran’ın attığı bu adımları, Viyana’daki müzakereleri karmaşık hale getirmekle suçlarken eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimi, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ile bağlantılı tüm kuruluşlara yönelik yaptırımların kaldırılmasını içeren bir anlaşmaya varıldığını vurgulayarak temel yaptırımların kaldırılmasını müzakere ettiğini açıkladı.
Hükümetinin çalışma çizelgesini müzakere ettiğini kaydeden Reisi, çizelgenin, İran'ın çıkarlarını sağlamaya odaklanacağını belirterek, yaptırımların kaldırılması için çalışma sözü verdi. Hükümetinin İran’ın çıkarları söz konusu olduğunda geri adım atmayacağının altını çizen Reisi, “Müzakere yapmak için müzakere olmayacak. Sonuçlara götüren bir müzakere olacak. Müzakerelerin sonucu yaptırımların kaldırılması olmalı ki yaptırımların kalkmasıyla halkın hayat şartları da düzelsin” şeklinde konuştu.
Reisi, nükleer anlaşmayı mevcut çıkmazdan kurtarmak için ilgili taraflar arasında diplomatik sürecin yeniden canlandırılması ve İran'daki siyasi geçiş sonrası ortaya çıkan açmazın kırılması konusunda olumlu mesajların verildiği yoğun temasların ortasında müzakere koşullarından söz etti. Geçtiğimiz hafta Paris ve Berlin, müzakerelerin bir an önce yeniden başlatılması çağrısında bulunmuşlardı. Moskova ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un İran’a müzakerelere ‘ciddiyetle’ geri dönmesi konusunda bir çağrıda bulunduğunu açıkladı.

ABD'nin İran Özel Temsilcisi’ne yanıt
Reisi’nin açıklamaları aynı zamanda ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in Bloomberg TV’ye verdiği bir röportajda, Biden yönetiminin, yeni İran Cumhurbaşkanı’ndan Viyana müzakerelerinin yedinci turunu gerçekleştirmeye kararlı olduğuna dair herhangi bir sinyal almadığına ilişkin sözlerine verilen üstü kapalı bir yanıttı. Röportajda İranlılara, Biden yönetiminin ‘sonsuza kadar bekleyemeyeceği’ uyarısında bulunan Malley, yine de ABD'nin ‘sabırlı olma konusunda istekli olduğunu’ söyledi.
Reisi geçtiğimiz ay göreve geldikten sonra Tahran’dan bazı çelişkili mesajlar verilse de müzakereler konusunda topun diğer tarafların sahasında olduğunda ısrarcıydı. İran’ın müzakere ekibi, altıncı turu bittiğinde, ısrarla bu konu üzerinde durdu.
Öte yandan İranlılar, nükleer dosyanın İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ne iade edilebileceğine işaret eden bir takım bilgilerle birlikte İran’ın baş müzakerecisi Abbas Arakçi'nin belirsiz geleceği ile yakında yapılması planlanan müzakerelere yönelik Reisi hükümetinin son planının ne olacağını bekliyorlar.
İran’ın yeni Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan’ın, geçtiğimiz hafta AB Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü ve Viyana görüşmeleri Koordinatörü Enrique Mora’ya ABD’nin İran'a karşı kullandığı tehdit dilinden vazgeçmedikçe sonuç alamayacakları uyarısında bulunduğu ortaya çıktı. Abdullahiyan, Mora’ya, ABD'li yetkililerin ‘aralarında tekliflerin sonsuza kadar masada kalmayacağı ifadelerinin de yer aldığı tekrarlanan açıklamalarından’ şikayet etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, iki hafta önce yaptığı bir açıklamada, “Zaman nükleer anlaşmanın yanında değil” ifadelerini kullandı.  Meseleyi, ‘Amerikalıların ihlalleri ve Avrupalıların ve anlaşmanın diğer taraflarının, yaptırımları kaldırma yükümlülüklerini yerine getirmedeki başarısızlığı’ olarak nitelendirdi. Durumun, son raporunda İran'ın uranyum zenginleştirme adımlarının hızlandığını ifade eden UAEA’nın üç ayda bir tekrarlanan toplantısının yapılacağı en erken tarih olan 21 Eylül'e kadar olduğu gibi kalması bekleniyor.
UAEA Direktörü Rafael Grossi, Viyana müzakerelerinin başarısız olması durumunda UAEA’nın, İran Atom Enerjisi Kurumu'nun yeni başkanı Muhammed İslami ile Tahran-UAEA iş birliğini korumak için alternatif bir plan üzerinde çalışmak amacıyla yapılacak görüşmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi. ABD yönetimi ise müzakerelerin sona ermesi beklentisiyle acil durum planları geliştirmeye hazırlanıyor.
Bu arada Grossi, Cumartesi günü UAEA’nın Viyana'daki genel merkezini ziyaret eden Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile nükleer anlaşmanın geleceğiyle ilgili görüştü.
Irak Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bakan Hüseyin, Irak'ın, genel olarak uluslararası toplum ve özelde Ortadoğu bölgesi üzerindeki olumlu yansımaları nedeniyle, anlaşmaya taraf devletler arasında çözüm bulmak ve müzakere masasına dönmek için diplomatik çabaları destekleyen tutumunu teyit etti.”

İsrail'in Tahran'ı dizginleme planı
ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz Ağustos ayının sonlarında İsrail Başbakanı Naftali Bennett’e İran’ın nükleer programını dizginlemek için ‘önce diplomasi yolunu’ denediklerini, müzakerelerin başarısız olması halinde ise diğer seçeneklere yöneleceklerini söyledi. Ancak bahsi geçen seçeneklerin ne olduğundan söz etmedi. Bu arada ‘Times of Israel’ adlı haber sitesinde yer alan bir habere göre Bennett, Cuma günü, Büyük Amerikan Yahudi Teşkilatları Başkanlar Konferansı’na Beyaz Saray'daki görüşmelerinin sonuçlarıyla ilgili bilgi verdi.
Bennett, Biden'a, İran’ın uranyum zenginleştirmesinin durdurulmasının yanı sıra nükleer silah üretimi, balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerin yer aldığı yeni bir nükleer anlaşma için günlük mücadeleler yerine İran'a karşı dört aşamalı bir plan sundu.
İsrail Başbakanı, Biden ile görüşmesinde İran-İsrail çatışmasını Soğuk Savaş'a benzetti. Ülkesinin İran'a karşı oynadığı rolü ABD'nin Sovyetler Birliği'ne karşı oynadığı rolle aynı bulan Bennett, İran'a karşı mücadelede çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmesinin önemli olduğunu belirterek, İsrail'i ‘dünya için bir çözüm’ olarak niteledi. Bennett, İsrail’in İran'dan gelen ve giderek artan tehdide karşı ‘dokuz milyon askeri olduğunu’ söyledi.



Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
TT

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı.

“Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı.

Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti.

Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)
Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)

Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi.

Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti.

Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi.

Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti.

Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü.

Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı.

Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.


Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
TT

Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Kızıldeniz’deki çatışmalar konusunda olumlu görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.

Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ele aldığımız bir diğer konu Kızıldeniz’deki durumdu... Bunun küresel fiyatlar açısından taşıdığı önem nedeniyle... Ardından Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme gerçekleştirdik” dedi. Macron, görüşmenin “çok iyi ve son derece yapıcı” geçtiğini belirtti.

Geniş ilgi gören görüşme öncesinde Fransız bir yetkili, Macron’un Trump ile “açık sözlü” bir şekilde konuşarak özellikle Ukrayna konusunda “doğru kararlara yönlendirmeye” çalışacağını söylemişti. Bu kapsamda Fransız Cumhurbaşkanı, ABD’li mevkidaşına Kiev’e hava savunma sistemleri sağlanmasının gerekliliğini vurguladığını belirterek, bunun “savunma amaçlı bir tedbir” olduğunu ifade etti.

Macron, Trump’ın görüşmeye “son derece açık” olduğunu ve “dünya barışı ile güvenliğimiz açısından açıkça önem taşıyan bu iki çatışmanın ayrıntılarını ele alabildiklerini” söyledi.

Macron, New York’a Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarında bulunan Fransız takımadaları Saint-Pierre ve Miquelon’dan geldi. Burada Kanada Başbakanı Mark Carney ile görüşmüştü. Carney, ABD ile Kanada arasında ticaret anlaşması yapılmasına yönelik müzakerelerin çıkmaza girmesi nedeniyle Trump ile sert bir tartışma yaşamış; bunun ardından iki ülke karşılıklı gümrük vergileri uygulamaya başlamıştı.

Macron’un ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de görüşmesi bekleniyor.


Zelenskiy, Trump’ın Rusya’nın petrol sektörüne yönelik saldırılar hakkındaki paylaşımına cevap verdi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)
TT

Zelenskiy, Trump’ın Rusya’nın petrol sektörüne yönelik saldırılar hakkındaki paylaşımına cevap verdi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’nın Rus petrol sektörüne yönelik saldırılarına ilişkin eleştirilerini, iki liderin New York’ta gerçekleştirmesi planlanan görüşme öncesinde reddetti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Zelenskiy, dün X platformunda Trump’ın Truth Social’daki paylaşımına cevap vererek, “Rusya Ukrayna’nın enerji sektörünü, kritik altyapısını ve gıda ihracatımızı hedef almaktan vazgeçmeli. Bu da bizim tarafımızdan gerilimi düşürmeye yönelik benzer adımların atılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Trump ise savaş sırasında Rusya’nın “ne yazık ki dizel yakıt sektörünün kontrolünü kaybettiğini” belirterek, Rusya’daki rafinerilerin önemli bir bölümünün bombalandığını ve faaliyetlerini durdurduğunu yazdı.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Ukrayna ile hiç bitmeyen bu saçma savaş sona ermeli.”

Trump, bir haftadan uzun süre önce de Zelenskiy’e Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulunmuş ve küresel motorin arzındaki sıkıntıdan onu sorumlu tutmuştu.

Bununla birlikte, ABD ile İran arasındaki savaşın küresel petrol piyasası üzerindeki etkisinin çok daha büyük olduğu belirtildi.

Trump ile Zelenskiy’nin yarın, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında bir araya gelmesi planlanıyor.