Afgan ordusu neden çöküş yaşadı?

Taliban’ın başkent Kabil ile ülkenin çoğunluğunun kontrolünü savaşmadan ele geçirmesi tüm dünyayı hayrete düşürdü.

Batılı ülkeler Afgan ordusunu desteklemek ve eğitmek için milyarlarca dolar harcadı. (AFP)
Batılı ülkeler Afgan ordusunu desteklemek ve eğitmek için milyarlarca dolar harcadı. (AFP)
TT

Afgan ordusu neden çöküş yaşadı?

Batılı ülkeler Afgan ordusunu desteklemek ve eğitmek için milyarlarca dolar harcadı. (AFP)
Batılı ülkeler Afgan ordusunu desteklemek ve eğitmek için milyarlarca dolar harcadı. (AFP)

Taliban geçtiğimiz ay Afganistan’ın başkenti Kabil'in kontrolünü savaşmadan ele geçirdiğinde Batı destekli ve eğitimli Afgan ordusunun büyük bir hızla çöküş yaşaması tüm dünyada hayrete neden oldu.
Ancak önceki Afgan yönetiminden üst düzey yetkililer AFP’ye, Taliban’ın çarpıcı zaferinin tamamen beklenmedik bir durum olmadığını aktardılar. Eski Afgan liderlere göre bu zafer, önceki Afgan hükümetinin temel başarısızlıklarının, ülkedeki yaygın yolsuzluğun, Taliban’ın ustaca yürüttüğü propagandasının ve ABD liderliğindeki yabancı güçlerin aceleyle geri çekilmeleriyle uğradıkları ‘ihanetin’ bir sonucu.
Eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin, Taliban Hareketi’nin 15 Ağustos'ta Kabil'e girmesinden sadece iki gün önce, üst düzey bakanlar, ordu komutanları ve istihbarat servislerinin başkanlarıyla acil olarak gerçekleştirdiği toplantıya katılan üst düzey bir yetkili “(Toplantıda) Kabil'i iki yıl savunmamıza yetecek kadar silah, mühimmat ve mali kaynağımız olduğu söylendi” dedi. Kabil'in güvenliğini sağlamak için 100 milyon dolar nakit olduğuna belirten yetkili açıklamasının devamında “Fakat Kabil, iki gün bile korunamadı” ifadesini kullandı.

Yalanlar ve yanlış hesaplar
AFP'nin konuyla ilgili konuştuğu kaynakların çoğu gibi, kendisine zarar verilebileceği korkusuyla kimliğinin açıklanmasını istemeyen söz konusu yetkili, Kabil’in Taliban’a teslim edilmesine şaşırmadığını vurguladı.
Bakanların Gani'ye yalan söylediklerini ve her şeyin yolunda olduğu yönünde rapor verdiklerini belirten yetkili “Ancak bu şekilde makamlarını ve ayrıcalıklarını koruyabilirlerdi” dedi.
Zira Taliban ülke çapında ortalığı kasıp kavururken Gani’nin yakın çevresi ise siyasi reformları tartışıyordu.
Yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önceliklerimizi doğru belirleyemedik. Afganistan’da şehirler birbiri ardına düşerken Ulusal Güvenlik Konseyi toplanarak zorunlu askerlik ve kurumsal reformları görüştü.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Taliban ülkeyi sadece iki hafta içinde kontrolü altına alırken bölgesel yönetim merkezlerini zaman zaman tek kurşun dahi atmadan ele geçirdi.

Stratejik hatalar ve yolsuzluk
Eski hükümetten bir diğer üst düzey yetkili de piramidin tepesindeki isimlerin liderlik yapamadığını savunduğu açıklamasında "Herhangi biri, kameralar karşısına çıkıp adamlarımıza güven verici konuşmalar yapmadı. Sahaya çıkmadılar” ifadelerini kullandı.
Eski Cumhurbaşkanı’nın yakın danışmanlarından olan yetkili, Gani'nin de temel stratejik hatalar yaptığına dikkat çekti:
“Uzun vadede savunma yapmak için yeterli insan gücümüz yoktu. Bu nedenle ülkenin güneyini terk etmemizi önerdim. Ancak Gani, Afganistan'ın tamamının hükümete ait olduğunu vurgulayarak bunu kabul etmedi.”
Fakat Afgan ordusu için ülkenin her yerinde Taliban'a karşı durmak imkansız bir görevdi.
ABD liderliğindeki ülkelerce verilen askeri desteğe, teçhizata ve eğitime ayrılan milyarlarca dolara rağmen ordunun yetenekleri, yıllarca devam eden yolsuzluktan etkilendi.
Kıdemli subaylar, yakıt ve mühimmatı satmanın yanı sıra askerlerin maaşları da dahil orduya ait ne varsa çaldılar. 
Washington’ın 2020 yılının şubat ayında Taliban ile ABD güçlerinin geri çekilmesini öngören bir anlaşma imzalamasından sonra durum daha da kötüleşti.

“İhanet”
Taliban'a karşı mücadelede gösterdiği cesaretle tanınan bir general olan ve ordunun düşmesinden birkaç gün önce Kabil'deki Özel Kuvvetler Komutanlığı’na getirilen Sami Sedat yaptığı açıklamada “İhanete uğradık” dedi.
ABD’nin kritik öneme sahip hava desteğinin kesilmesinden ve Washington’ın filoyu korumakla görevli personeli geri çekmesinden sonra Afganistan hava kuvvetlerinin çökmesi, orduya stratejik avantajını kaybetirdi.
New York Times (NYT) gazetesine konuşan Sedat, bu durumun Taliban’ı cesaretlendirdiğini söyledi. Sedat açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Militanlarda bir zafer duygusu vardı. Taliban, ABD ile yaptığı anlaşmadan önce Afgan ordusuna karşı önemli bir kazanım elde edememişti. Ama anlaşmadan sonra her gün onlarca asker kaybetmeye başladık.”
Çatışmanın son günlerini ‘gerçeküstü’ olarak niteleyen Sedat, sözlerinin devamında “ABD’li askerler seyirci olarak başımızda gezinirken biz sahada Taliban'a karşı yoğun bir mücadele veriyorduk” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden'ın Afgan ordusunun ‘savaşmaya çalışmadan’ çöktüğü yönündeki iddialarını yalanlayan Sedat “Sonuna kadar cesurca savaştık. Son 20 yılda, tahmini savaş gücümüzün beşte biri olan 66 bin askerimizi kaybettik” ifadesini kullandı.

Medya savaşı ve askerlerin morali
Ön saflarda savaşan askerler, üst rütbeli komutanlar kaçarken ölmek için iyi bir nedenleri olmadığını düşündüler.
Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Afgan subayı, Taliban, Kabil yakınlarına geldiğinde askerlerin Gani’nin ülkeden ayrılacağını bildiklerini ve bu yüzden savaşmadıklarını aktardı.
Taliban’ın ayrıca askerleri teslim olmaya ikna etmek için medyayı da akıllıca kullandığını ve bunun da morallerini daha da bozduğunu vurgulayan söz konusu subay sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sosyal medyadaki savaşı çoktan kaybetmiştik. Çünkü Taliban askerlere, en üst düzeyde bir anlaşma imzalandığı için gereksiz yere savaştıklarını söylüyordu.”
Terk edilmiş ve bitkin durumdaki askerler için savaşmanın anlamı kalmamıştı. Başkent Kabil, 15 Ağustos 2021 tarihinde tek bir kurşun dahi atılmadan düştü.



Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.


ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.


Kallas: Kızıldeniz’deki herhangi bir Avrupa deniz misyonu 10’dan fazla gemiye ihtiyaç duyacak

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
TT

Kallas: Kızıldeniz’deki herhangi bir Avrupa deniz misyonu 10’dan fazla gemiye ihtiyaç duyacak

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa Birliği’nin Kızıldeniz’de herhangi bir deniz misyonu yürütmesi halinde, 10’dan fazla savaş gemisine ihtiyaç duyacağını söyledi. Kallas, şu anda bölgede bu sayıya ulaşan bir deniz gücünün bulunmadığını belirtti.

Kallas, Birleşmiş Milletler’de dünya liderlerinin yıllık toplantıları kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, “AB’nin Aspides Operasyonu başlatıldığında, en az 10 gemiye ihtiyaç duyulacağı öngörülüyordu. Ancak bence durum artık daha tehlikeli hale geldi” dedi.

Diplomatlar, Kallas’ın geçen hafta üye ülkelere bir mektup göndererek, bölgeye daha fazla deniz ve hava kapasitesi sağlanmasını istediğini belirtti.