Rusya-ABD istişarelerinin ana gündemi Viyana çıkmazı

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov geçtiğimiz Temmuz ayında Moskova'da yaptığı görüşmelerde (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov geçtiğimiz Temmuz ayında Moskova'da yaptığı görüşmelerde (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Rusya-ABD istişarelerinin ana gündemi Viyana çıkmazı

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov geçtiğimiz Temmuz ayında Moskova'da yaptığı görüşmelerde (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov geçtiğimiz Temmuz ayında Moskova'da yaptığı görüşmelerde (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

Dün başkent Moskova'da başlayan Rus-ABD istişareleri turunda İran nükleer dosyasına ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden hayata geçirilmesine ilişkin Viyana müzakerelerindeki çıkmazla başa çıkma mekanizmalarına odaklanıldı. ABD'nin İran Özel Elçisi Robert Malley ile yapılan görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada durdurulan müzakereler konusunda ciddi endişelerinden bahseden Rusya, Tahran'ın uluslararası talepler karşısında esneklik göstermesi gerektiğini vurguladı.
Malley, dün bu dosyadan sorumlu Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov ile kapalı kapılar ardında diyalog turu gerçekleştirdi. Bugün tarafların Viyana müzakerelerini yeniden başlatma yönünde görüşlerini birbirine yaklaştırma ve yeni bir çözüm bulma amaçlı ikinci bir müzakere turu gerçekleştirmesi bekleniyor.
Görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada ülkesinin ABD ve Batı'nın nükleer anlaşmaya dönüşe ilişkin durumu karmaşık bir hale getirmeyeceği umudunu dile getiren Ryabkov, Moskova'nın Tahran'ı bu konuda diğer taraflar bir anlayışa varmaya çağırdığını da ekledi.
RIA Novosti'nin aktardığına göre, Rusya’nın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile İran arasındaki işbirliğine ilişkin durumda ilerleme olmayışından endişe ettiğini ifade eden Ryabkov, “Moskova; ABD ve Batı'nın sorumlu ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi ve nükleer anlaşmanın yeniden kurulması süreciyle ilgili durumu karmaşık bir hale getirmemesi gerektiğine inanıyor. Washington ve Batılı müttefiklerinin geçmişte olanları tekrarlamaması özellikle önemli. Zirâ ifadeler ve pratik eylemler yoluyla durum büyük ölçüde karmaşık hale getirilebilir” açıklamalarında bulundu. Nitekim Ryabkov, Tahran'a yönelik yeni bir yaptırım paketinin uygulanması veya önümüzdeki hafta UAEA Yönetim Kurulu'nda bu yönde bir adım atılması olasılığına değinmiş oldu.
Moskova'nın Tahran'dan bu konuda gerekli anlayışı göstermesini ve dosyayı kapatma yönünde ek çaba sarf etmesini beklediğini söyleyen Ryabkov, Malley ile yaptığı görüşmede öncelikli olarak Viyana'da KOEP’e geri dönüş yolundaki tartışmaları yoğunlaştırma ihtiyacına odaklandığına dikkat çekti. Müzakerelerin durdurulduğu sürenin uzadığından da bahsetti.
Moskova, diyalog masasına dönüşü ve ilerleme kaydedilmesini engelleyen tek taraflı eylemlerden ve müzakerelerin durdurulmasından duyduğu endişeyi dile getirmişti. Böylece hem Batı'nın yaptırım tehdidine hem de Tahran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarına yeniden başlayacağı yönündeki sürekli açıklamalarına atıfta bulunmuştu.
Dün Rus devlet medyası, UAEA’nın İran'ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoklamada kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyan yeni raporuna odaklandı. Rus kaynaklarının belirttiğine göre Moskova’daki tutumlar, İranlı yetkililerin nükleer tesislerdeki faaliyetlerin doğrulanması yönünde engeller yarattığı görüşünde birleşiyor. Ancak aynı zamanda bu gelişmeden Batı'yı sorumlu tutan Rusya, Washington ve Batılı başkentlerin yürüttüğü politikanın genel olarak İran nükleer dosyasıyla ilgili durumda gerilime yol açtığına dikkat çekiyor.
Rusya'nın Viyana Uluslararası Kuruluşlar Daimi Temsilcisi Mikhail Ulyanov, Moskova'nın İran nükleer programıyla ilgili anlaşmaya geri dönülmesi konusunda Washington ile diyaloğu artırmaya hazır olduğunu teyit etti. Malley’in Moskova ziyareti hakkında yorumda bulunan Ulyanov, “Rusya, nükleer anlaşma konusunda ABD’li meslektaşlarımızla diyaloğu desteklemeye hazır” dedi.
ABD'nin İran Özel Elçisi Robert Malley, Moskova'daki görüşmelerin ardından Paris'e giderek burada nükleer dosyanın nasıl ele alınacağı konusunda Avrupalı ​​yetkililerle istişarelerde bulunacak. Moskova, Batı ile İran konusunda diyaloğu desteklemeye hazır olduğu açıklamasına rağmen, ABD ile Avrupa arasında bu yönde gerçekleşen toplantılara davet edilmedi.
Kremlin, daha önceki açıklamalarında İran’ın müzakerelerin olumlu bir şekilde ele alınmasını ‘ertelemesinden’ duyduğu memnuniyetsizliği ifade etmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise yeni İran hükümetinin kurulması ardından KOEP’in uygulanmasına ilişkin çaba gösterilmesi umudunu dile getirmişti.  
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, daha önceki açıklamalarında, “İran'ın uranyum metali üretme ve uranyum zenginleştirme kapasitesini artırma eylemleri, İran'ın nükleer programını çözmeye yönelik Kapsamlı Ortak Eylem Planı ile tutarsızlık teşkil ediyor. Ancak Rusya, İran'ın attığı adımların anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi yönünde ilerleme kaydedilmemesinden kaynaklandığını anlıyor” vurgusunda bulunmuştu.
Aynı zamanda İran'ın bu eylemlerinin nükleer anlaşmada öngörülen taahhütlerden bir başka sapmayı teşkil ettiğini söyleyen Zaharova, ABD'nin İran'a ve onunla işbirliğinde bulunan üçüncü ülkelere yönelik tek taraflı yaptırımlarını eleştirmiş, “Bunun istenen hedeften daha da uzaklaşılmasına neden olacağından endişe duyuyoruz. Kapsamlı anlaşmaların sürdürülebilir şekilde uygulanması için koşulları yaratma meselesi zorlaşmaya devam ediyor” ifadelerini kullanmıştı.



Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
TT

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı.

“Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı.

Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti.

Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)
Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)

Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi.

Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti.

Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi.

Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti.

Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü.

Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı.

Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.


Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
TT

Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Kızıldeniz’deki çatışmalar konusunda olumlu görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.

Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ele aldığımız bir diğer konu Kızıldeniz’deki durumdu... Bunun küresel fiyatlar açısından taşıdığı önem nedeniyle... Ardından Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme gerçekleştirdik” dedi. Macron, görüşmenin “çok iyi ve son derece yapıcı” geçtiğini belirtti.

Geniş ilgi gören görüşme öncesinde Fransız bir yetkili, Macron’un Trump ile “açık sözlü” bir şekilde konuşarak özellikle Ukrayna konusunda “doğru kararlara yönlendirmeye” çalışacağını söylemişti. Bu kapsamda Fransız Cumhurbaşkanı, ABD’li mevkidaşına Kiev’e hava savunma sistemleri sağlanmasının gerekliliğini vurguladığını belirterek, bunun “savunma amaçlı bir tedbir” olduğunu ifade etti.

Macron, Trump’ın görüşmeye “son derece açık” olduğunu ve “dünya barışı ile güvenliğimiz açısından açıkça önem taşıyan bu iki çatışmanın ayrıntılarını ele alabildiklerini” söyledi.

Macron, New York’a Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarında bulunan Fransız takımadaları Saint-Pierre ve Miquelon’dan geldi. Burada Kanada Başbakanı Mark Carney ile görüşmüştü. Carney, ABD ile Kanada arasında ticaret anlaşması yapılmasına yönelik müzakerelerin çıkmaza girmesi nedeniyle Trump ile sert bir tartışma yaşamış; bunun ardından iki ülke karşılıklı gümrük vergileri uygulamaya başlamıştı.

Macron’un ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de görüşmesi bekleniyor.


Zelenskiy, Trump’ın Rusya’nın petrol sektörüne yönelik saldırılar hakkındaki paylaşımına cevap verdi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)
TT

Zelenskiy, Trump’ın Rusya’nın petrol sektörüne yönelik saldırılar hakkındaki paylaşımına cevap verdi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 18 Eylül 2026’da Ukrayna’nın İvano-Frankivsk bölgesinde düzenlenen bir etkinlikte, (AP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’nın Rus petrol sektörüne yönelik saldırılarına ilişkin eleştirilerini, iki liderin New York’ta gerçekleştirmesi planlanan görüşme öncesinde reddetti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Zelenskiy, dün X platformunda Trump’ın Truth Social’daki paylaşımına cevap vererek, “Rusya Ukrayna’nın enerji sektörünü, kritik altyapısını ve gıda ihracatımızı hedef almaktan vazgeçmeli. Bu da bizim tarafımızdan gerilimi düşürmeye yönelik benzer adımların atılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Trump ise savaş sırasında Rusya’nın “ne yazık ki dizel yakıt sektörünün kontrolünü kaybettiğini” belirterek, Rusya’daki rafinerilerin önemli bir bölümünün bombalandığını ve faaliyetlerini durdurduğunu yazdı.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Ukrayna ile hiç bitmeyen bu saçma savaş sona ermeli.”

Trump, bir haftadan uzun süre önce de Zelenskiy’e Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulunmuş ve küresel motorin arzındaki sıkıntıdan onu sorumlu tutmuştu.

Bununla birlikte, ABD ile İran arasındaki savaşın küresel petrol piyasası üzerindeki etkisinin çok daha büyük olduğu belirtildi.

Trump ile Zelenskiy’nin yarın, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında bir araya gelmesi planlanıyor.