Suriye: Dera el-Beled mahallesi sakinleri eve dönüşte yıkımla karşılaştı

Şarku’l Avsat muhabiri Rusya’nın garantörlüğünde imzalanan anlaşma doğrultusunda bölge sakinlerinin Suriye’nin güneyindeki Dera kentine dönüşünü izledi.

Suriye'nin güneyindeki Dera el-Beled’de dün bir caminin yakınında yürüyen iki kadın (AFP)
Suriye'nin güneyindeki Dera el-Beled’de dün bir caminin yakınında yürüyen iki kadın (AFP)
TT

Suriye: Dera el-Beled mahallesi sakinleri eve dönüşte yıkımla karşılaştı

Suriye'nin güneyindeki Dera el-Beled’de dün bir caminin yakınında yürüyen iki kadın (AFP)
Suriye'nin güneyindeki Dera el-Beled’de dün bir caminin yakınında yürüyen iki kadın (AFP)

Rusya’nın garantörlüğünü yaptığı anlaşma uyarınca Suriye’nin güneyinde yer alan Dera kentindeki Dera el-Beled Mahallesi’ne dönen bölge sakinlerinden bazıları evlerini yıkılmış bir halde buldu. Fakat en azından elde ettikleri temel kazanım onları bir nebze de olsa sevindirdi. Söz konusu kazanım, göç etmek yerine memleketinde kalmaya devam etmekti. Mahalle sakinleri moloz yığınlarını kaldırmak için kolları sıvarken, pişirilen ekmeklerin kokusu yayılıyor sokaklara ve akabinde bombaların geride bıraktığı barut kokusuna karışıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan mahalle sakinlerinden Ebu Cİhad, “Şiddetli bombardıman nedeniyle hiçbir şey eskisi gibi değil. Etrafına bak. Yerle bir olan evler ve çehresi değişen bölgeler… Düne kadar biz yerinden edilenler, savaşçılar ve müzakerecilerdik. Bugün ise inşa edenlerden olduk. Hepimiz yıktıkları evleri ve şehri temizleye başladık. Şehre eski güzelliğini geri kazandıracağız. El Ömeri Camisi’ni sembolik değerine yeniden kavuşturacağız. Olan bitenden dolayı üzgünüz. Biz Müslüman bir halkız. Tutuklama ve askeri yönetimin olmadığı onurlu bir yaşam istiyoruz. Dera el-Beled’de bunun bedelini çok ödedik. Şu anki durum bize dayatıldı. 9 adet kontrol noktası gibi büyük bir askeri varlığın önümüzdeki günlerde şehre ne getireceğini bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Şehirde kalma kazanımı
Dera Merkez Müzakere Komitesi’nin bir üyesi Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Dera halkı topraklarında kalmayı başardı ve kent için planlanan demografik değişim planını boşa çıkardı. Dera’nın evlatları sürekli bombardımanların ve 73 gün aralıksız bir şekilde şehre uygulanan abluka ortasında 4. ve 6. Tümen, İranlı milisler ve 16. Tugay’a karşı kararlı bir şekilde durdu. İranlı milislerin 78 gün süren ablukanın ardından perşembe sabahı Dera el-Beled çevresinin yanı sıra Es-Sed Yolu ve Kamp mahallelerinden çekilmesi ve halkın kendi topraklarında kalması halk açısından en büyük zaferdir. Dera el-Beled’de yürütülen müzakereler ve alınan kararlar yerele ait kararlardı, herhangi bir gündeme veya devlete ve hatta muhalefete ait kararlar değildi. Dera halkı savaş ve silah çığırtkanları değil. Fakat kendilerine askeri mekanizma ve abluka dayatıldı ve İranlı milisler bölgelerine konuşlandırıldı. Dera halkı bunun üzerine varlıklarını savundu ve bunun sonucunda 35 kişi yaşamını yitirdi. Dera halkı, topraklarını bırakıp toplu göç etmeleri için gerginliği ve savaşı tırmandırmayı amaçlayan planları boşa çıkardı” diye konuştu.
Şarku’l Avsat’a kobuşan aktivist Refet Abazid, “Halkın büyük bir bölümü mahallelerine döndü ancak mahalleyi kuşatan 4. Tümen’e bağlı bazı güçlerin mahallede olmasından endişeli. Rus tarafının garantörlüğünde imzalanan son anlaşma uyarınca bu güçler önümüzdeki birkaç gün içinde çekilmeli. Başka bir endişe konusu da Suriye rejiminin mahalle çevresine kurduğu askeri noktalar. Bu noktaların görevi silah olup olmadığını kontrol etmek için araç ve evleri aramaktır. Rus garantörü, bölgenin ileri gelenleri ve Merkez Müzakere Komitesi bu kontrol noktalarının yetkilerini aşmayacakları, herhangi bir baskın düzenlemeyecekleri veya herhangi bir bahaneyle tutuklama yapmayacağı konusunda taahhüt verdi. Bu noktalar göreceli olarak hayati bölgelerden uzakta bulunuyor ve geneli kentin güneyinde Ürdün sınırı ile eski gümrük hattında yer alıyor” dedi.

Ölüm kokusu
Abazid konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Şehir, hayalet kente dönmüş. Kente girdiğinde sokaklar yığılmış ev yıkıntıları, toprak, molozlar görüyorsunuz. Her yerde yıkım ve ölüm kokusu var. Fakat halkın azmi, kente döndükleri ilk dakikadan itibaren başladı. Topraklarında kaldıkları ve şehirlerine döndükleri için seviniyorlar. Bu onlar açısından hiçbir şeyle ölçülmez. Kent halkı dönüşlerinin ilk dakikasından itibaren El Ömeri Camisi’ni temizlemeye başladı. Hiçbir çağrı veya talep olmadan toplantılar. Görev dağılımı yaptılar ve evleri temizlemeye ve oturmaya elverişli olanları imkanlar çerçevesinde hazırlamaya başladılar. Evi olmayanlar komşularında kaldı. Bazıları da evinin enkazı üzerine çadır kurdu. Bu da kent halkının, yıkılmasına rağmen topraklarına ne kadar bağlı olduklarını gösteriyor.”
Dera el-Beled sakinlerinden Ebu Muhammed, “Dera el-Beled hayat için gereken asgari ihtiyaçlardan yoksun. İnsani yardım ve hizmetlerin şehre girmesini garanti eden anlaşma maddeleri uygulamaya konulmasına rağmen 4. Tümen ve İranlı Milislerin kenti ablukaya almaya başlamasından bu yana 75 gündür Dera el-Beled’de su yok, elektrik yok ve hatta ekmek yok. Fakat Suriye rejimi, halka hizmet ulaştırmaktan önce Dera el-Beled’e ordu ve güçlerini gönderdi” dedi.
Dera el-Beled sakinleri içmeye suyuna, arazilerdeki kuyulardan çıkarılan suyun büyük depolarla evlere dağıtılması sayesinde ulaşabiliyor. Bu hizmet daha çok bireysel çabalara ve ailelerden yapılan para yardımları ile yürütülüyor.
Ebu Muhammed konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Elektrik ise Suriye’de yok Dera el-Beled’de nasıl olsun… Bölge yıllardır cezalı ve günde en fazla bir veya iki saat elektrik kullanabiliyor. Bugün ise tamamen yok. Halk ya jeneratör kullanıyor -ki onun yakıtını da karaborsadan fahiş fiyatlardan satın alıyor- ya da güneş enerjisi ve küçük elektrik bataryaları kullanıyor. Halk ekmeğini mahallede bulunan tek fırından alıyor. Bu fırın daha önce 50 bin kişinin ihtiyacını karşılamıyordu ve halk ekmek almak için kent merkezine veya komşu bir köye gitmek zorunda kalıyordu. Mahalledeki tek fırın 4. Tümen ve milislerin saldırıları sonucu büyük zarar gördü ve ne zaman tekrar çalışmaya başlayacağı veya onarılacağı belli değil. Bugün her yerden Hurani ekmeği kokusu geliyor. Ailelerin çoğu, gaz olmadığı için un alıp evde yakacak odunla ekmek yapıyor. Yakacak odunu bulunanlar onu günlerce muhafaza ediyor. Her aileye 40 günde bir yakacak odun veriliyor. Hükümet kent halkını bu hizmetten mahrum bıraktı. 3 aydan uzun bir süredir aileler paylarına düşen odunları alamıyorlar.”

Savaş kalıntıları
Deralı aktivist Mahmud el-Masalma, Dera el-Beled’in şu anki sorununun savaş kalıntıları olduğuna dikkat çekti. Masalma, tüm meskun mahallelerin çeşitli silahlarla bombalandığını ve bazı bombaların infilak etmediğini belirterek, anlaşmadan sonra mahalleye dönenlerden iki kişinin evlerinin yakınındaki merminin patlaması sonucu hayatını kaybettiğini söyledi. Masalma, rejime bağlı teknik ekiplerin halkın mahalleye dönmesinden bu yana arama tarama operasyonları yürütmesine rağmen bu savaş kalıntılarının bulunarak imha edilmesi için günlerce çalışacak sürekli bir ekibe ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Dera el-Beled’deki bir öğretmen, “Öğrenciler yeniden okul sıralarına dönecek. Fakat okullar çok büyük zarar gördü. Kış mevsimine dayanamaz. Okul altyapısı eğitim sürecini sürdürmeye ve öğrencileri almaya elverişli olmayabilir. Okullar karadan karaya roketlerle hedef alındı. Bu yıl önceki yıllara benzemeyecek. Özellikle bu bölgelerdeki halkın çoğu son olarak askeri gerginlikten dolayı göç etti. Bu da bölgedeki çok sayıda öğrencinin buradan gitmesiyle sonuçlandı. Ayrıca okul masrafları yoksul ailelerin eğitimden uzak durmalarına sebep oluyor. Çoğu kişi yıkılan evini inşa etmeyi çocuğunu okutmaya tercih ediyor” diye konuştu.
Ortaokul birinci sınıf öğrencisi Aya, başarılı ve heyecanlı bir eğitim yılı geçirmeyi umut ediyor ve ilerde öğretmen olmak istediğini söylüyor. Aya’nın babası, maddi durumlarının kötü olması, hayatın her alanında görülen fahiş fiyat artışları ve fiyatların önceki yıla göre ikiye katlanması nedeniyle okul araç gereçlerini temin etmenin zorluğundan şikayet ediyor. Kitap, defter ve kırtasiye malzemeleri gibi okul ihtiyaçları için öğrenci başına 50 Suriye lirasından fazla düşüyor. Bu hesap tüm aileler için geçerli olacak.
Dera el-Beled sakinlerinden 60’lı yaşlarındaki Ebu Kasım, özel veya kamu sektöründeki ücretlerin yaşam ihtiyaçlarını, evin onarımı veya diğer bazı ihtiyaçlar için yeterli olmadığını belirtiyor. Ebu Kasım, “Çözüm Dera’daki hayır kurumlarına ve onların verdiği yardımlara güvenmektir” dedi. Ebu Kasım bu çözüme önceki yıllarda elde ettiği tecrübelerle ulaştığını söyledi.
Dera el-Beled rejim karşıtı gösterilerinin beşiği kabul ediliyor. 2011’de rejimin düşmesi yönündeki talepler bu mahalleden yükseldi. Rejim de ülkede halen devam eden kanlı çatışmalar patlak vermeden önceki süreçte mahalledeki gösterileri güç kullanarak bastırdı. Mahalle, rejim güçlerinin Temmuz 2018’de kontrolü yeniden ele geçirmesine rağmen muhalif gruplara bağlı savaşçıların terk etmediği tek bölgeydi. Zira o dönem Moskova’nın garantörlüğünde yapılan anlaşma muhalif silahlı grupların ağır silahlarını teslim etmesini öngörüyordu. Fakat rejimin kontrolü geri aldığı diğer bölgelerin aksine Dera el-Beled’deki muhalif savaşçıların büyük bir kısmının hafif silahlarıyla birlikte mahallede kalmasına izin verildi ve rejim güçlerinin mahalleye girmesi engellendi. Ancak Rusya mahalledeki eski durumu değiştirmek için yeni bir harita sundu. Bu harita ile söz konusu bölgelerde bölgesel ve uluslararası çıkar ve beklentileri doğrultusunda fiili olarak kontrolü ele geçirdi.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.