Elon Musk, tamamı sivillerden oluşan ekibi uzaya çıkarıyor: Yeni göreve dair bilinmesi gerekenler

4 kişilik mürettebat, sıkı bir eğitimden geçti (Inspiration4)
4 kişilik mürettebat, sıkı bir eğitimden geçti (Inspiration4)
TT

Elon Musk, tamamı sivillerden oluşan ekibi uzaya çıkarıyor: Yeni göreve dair bilinmesi gerekenler

4 kişilik mürettebat, sıkı bir eğitimden geçti (Inspiration4)
4 kişilik mürettebat, sıkı bir eğitimden geçti (Inspiration4)

Elon Musk’ın kurucusu ve CEO’su olduğu uzay firması SpaceX’in tamamı sivillerden oluşan mürettebatı uzaya çıkaracağı ilk uçuşuna saatler kaldı.
Türkiye saatiyle 16 Eylül Perşembe gerçekleşecek Inspiration4 adlı görevde, Dünya yörüngesine uçacak Crew Dragon uzay aracında 4 kişilik mürettebat bulunacak.
İşte Crew Dragon’ın yeni uçuşuna dair tüm bilinenler:

Bu uçuşu diğerlerinden ayıran ne?
Inspiration4, aslında 2021'de bir milyarder önderliğinde gerçekleştirilen üçüncü uzay uçuşu olacak.
İlki Virgin Galactic'in kurucusu Richard Branson ve şirket çalışanlarının 11 Temmuz'daki Unity 22 uçuşuydu. İkincisi Blue Origin'in kurucusu Jeff Bezos’un şirket çalışanlarının New Shepard uzay aracıyla yine temmuzda gerçekleştirdiği uçuştu.
Aslında birçok bilim insanı, uzayın Dünya yüzeyinin 100 km. üzerinden, yani Kármán hattı diye bilinen hayali sınırdan başladığını kabul ediyor. NASA ise 80 km. üzerine çıkan herkese astronot unvanı veriyor. 
Branson ve mürettebatının Kármán hattını geçmemesi, bu nedenle tartışmalara sahne olmuştu. Blue Origin ise Kármán hattını geçmeyi başarmıştı ama orada yalnızca birkaç dakika kalmıştı.
Söz konusu iki uçuş gibi, Inspiration4 da profesyonel uzay deneyimi olmayan sivillerden oluşuyor. Ancak bu ekip, Karman Hattı’nı geçmekle kalmayacak, aynı zamanda orada tam üç gün geçirecek.
Bunun yanı sıra SpaceX’in bu görevin tanıtımı için büyük bir çaba harcadığı da görülüyor.
Örneğin, görev aynı zamanda ABD’de bulunan ve çocukluk çağında görülen kanserlerin tedavisinde uzmanlaşmış St. Jude Çocuk Araştırma Hastanesi için büyük bir bağış etkinliğine çevrildi.
Uzay aracında yer alan eşyalar, görev kıyafetleri, çeşitli sanatçıların hazırladığı NFT'ler, peluş oyuncaklar açık artırmayla satılacak ve toplanan bağışlar hastaneye verilecek.
Bunun yanında ünlü bira fabrikası The Samuel Adams da uzaya çıkarılacak şerbetçi otundan üreteceği biralara karşılık, hastaneye 100 bin dolarlık bağış sözü verdi.

Uçuşu nasıl izleyeceğiz?
Görev aynı zamanda şimdiye dek en iyi şekilde belgelenmiş uzay uçuşu olmaya aday.
Örneğin, Netflix, mürettebatı kalkıştan inişe kadar takip eden "Countdown: Inspiration4 Mission to Space" isimli bir belgesel yayımlıyor. Yayın platformunda belgeselin ilk iki bölümünü izlemek şimdiden mümkün.

(Netflix) 
Bunun yanında SpaceX de "tarihi uçuş" diye nitelediği görevi Youtube kanalından canlı yayımlayacak.

Uzay firmasının 10 Eylül’de yaptığı son güncellemeye göre, Inspiration4 görevinin 16 Eylül’de, Türkiye saatiyle 03.00’te başlaması planlanıyor. Ancak görev yetkilileri, fırlatmadan önceki günlerde hava durumu vb. koşullardaki değişime göre bu saati değiştirebilir.
Crew Dragon’la yapılan diğer uzay görevleri gibi, Inspiration4 da Falcon 9 roketiyle fırlatılacak. Ancak diğer Crew Dragonların aksine Inspiration4 görevi, yörüngede başka bir uzay aracıyla buluşmayacak. Crew Dragon’la gerçekleştirilen önceki görevlerde astronotlar, Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenmişti.
Fırlatma, Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nde yer alan, NASA'nın tarihi Fırlatma Kompleksi 39A'dan gerçekleşecek. SpaceX 39A'yı 10 yıllığına NASA'dan kiralamıştı.
Pad 39A'da yapılan en ünlü fırlatma, Temmuz 1969'daki Apollo 11'di. Bu uzay aracı, Ay’a ilk kez ayak basan Neil Armstrong’u taşıyordu.
Uçuşu bizzat Kennedy Uzay Merkezi’ndeki Ziyaretçi Tesisi’nden izlemek de mümkün olacak. Fırlatmayı tesisten izlemek isteyenlerin internet üzerinden bilet satın alması gerekecek.

Mürettebat kimlerden oluşuyor?
Uçuşa komuta edecek ilk mürettebat üyesi 37 yaşındaki Jared Isaacman, borsa şirketi Shift4 Payments kurucusu ve CEO'su. Isaacman ayrıca özel pilot olarak yaklaşık 6 bin saat uçuş yaptı.
29 yaşındaki diğer mürettebat üyesi Hayley Arceneaux ise St. Jude hastanesinde asistan. Arceneaux, yardım çalışmalarını temsilen mürettebata seçildi.
42 yaşındaki Chris Sembroski, uzay firması Lockheed Martin için çalışan bir veri mühendisi.
51 yaşındaki Sian Proctor ise 4 uzay görevine Dünya üzerinden yardımcı olmuş bir iletişim uzmanı ve yerbilimci.
4 kişilik mürettebatta hiç kimse daha önce bir uzay uçuşuna çıkmadı. Ancak bu görev için sıkı bir eğitimden geçti.

(Inspiration4)
Uçacakları uzay aracına dair detaylı bir eğitim alan mürettebat üyeleri, birlikte dağ tırmanışı ve kamp gibi etkinliklere katıldı. Bunların amacı üyeler arasındaki ekip çalışması ruhunu ve iletişimi güçlendirmekti.
Bunun yanı sıra ekip, simülasyonlar aracılığıyla birçok kez Crew Dragon uzay aracında uçuş pratiği yaptı. Bu simülasyonlar gerçek uçuşa en yakın şekilde tasarlanmıştı. Örneğin ağustosta yapılan bir simülasyon 30 saat sürmüştü. Ekip ayrıca, yerçekimsiz ortama alışmak için de bir dizi simülasyona katıldı.

Uçuşun amacı ne?
Görevin iki ana hedefi var: Gelecek uzay uçuşlarına ilham verme ve yörüngede bilimsel araştırma yürütme.
Bu görevle bilim insanları, mürettebatın uzayda hayatta kalmak için neye ihtiyaç duyduğunu araştırmayı hedefliyor.
ABD’nin önde gelen sağlık kurumlarından Baylor College of Medicine ve Weill Cornell Medicine'den araştırmacılar, 4 mürettebat üyesinden uçuş öncesinde, sırasında ve sonrasında biyolojik örnekler toplayacak.
Bu amaçla mürettebat üyeleri kan ve doku örnekleri toplamayı da öğrendi. Uçuş sırasında kendilerinden bu örnekleri almaları bekleniyor. Örneklerin incelenmesi, bilim insanlarına uzaya dair çevresel ve biyomedikal veriler sağlayacak.
Deneylerin olabildiğince geniş kapsamlı tutulması bekleniyor. Bilim insanları mürettebatı hem genomunu hem de kanını, organlarını ve hatta davranışlarının uzayda nasıl değiştiğini öğrenmeyi amaçlıyor.
Deneylerde görev alacak bilim insanları tüm biyomedikal verileri bir havuzda toplayıp halkın erişimine açacaklarına dair söz vermişti.
Independent Türkçe, Space, Science Alert, CNET, Tech Radar
 



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.