Sudan’da devrimde öldürülen gencin davası sürüyor

Sudanlı savcılar, bir protestocunun ölümüne neden olan subaylar hakkındaki iddianameye ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ suçlamasının eklenmesini talep etti

Bir protestocunun ölümüne neden olan subaylar hakkında görülen davanın geçtiğimiz ayki duruşmasından bir kare (SUNA)
Bir protestocunun ölümüne neden olan subaylar hakkında görülen davanın geçtiğimiz ayki duruşmasından bir kare (SUNA)
TT

Sudan’da devrimde öldürülen gencin davası sürüyor

Bir protestocunun ölümüne neden olan subaylar hakkında görülen davanın geçtiğimiz ayki duruşmasından bir kare (SUNA)
Bir protestocunun ölümüne neden olan subaylar hakkında görülen davanın geçtiğimiz ayki duruşmasından bir kare (SUNA)

Sudanlı savcılar, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir iktidarına karşı düzenlenen protesto gösterileri sırasında bir göstericinin öldürülmesine karışan ve aralarında üst düzey subayların da olduğu güvenlik güçlerine yönelik iddianameye ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ suçlamasının eklenmesini istediler.
Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Servisi’nin 11 üyesi, protesto gösterileri sırasında er-Razi Üniversitesi öğrencilerine yapılan müdahale sırasında cinayet işlemek ve suç ortaklığı yapmakla suçlanıyorlar. Er-Razi Üniversitesi’ndeki olaylar sırasında,  el-Hilal futbol takımının eski yıldızı Mahcub et-Tac’ın oğlu, tıp fakültesi öğrencisi et-Tac Mahcub öldürülmüştü.
Cumhuriyet Savcısı Muhammed İbrahim, Hakim Zuheyr Babekir Abdurrazık başkanlığında dün görülen davanın sekizinci duruşmasında, sanıkların, öğrencileri ölümcül araçlar kullanarak müdahale ettiklerini ve Genel Güvenlik ve İstihbarat Servisi Operasyon Dairesi’ne ait dört çeker araçlarla, öğrencilerin çıkış yollarını kapattıklarını söyledi.
Cumhuriyet Savcısı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öğrencilerin etrafındaki kuşatmanın sıkılaştırılması ve öğrencilere uyguladıkları şiddet, bazılarının beyin sarsıntısı geçirmesine neden oldu.”
Bir önceki duruşmada öldürülen tıp fakültesi öğrencisine vurduğunu itiraf eden sanık hakkındaki suçlamasını yenileyen Cumhuriyet Savcısı, “Sanık, biri yüzüne, diğeri kulağının arkasına olmak üzere kurbana iki kez vurdu ve bunlar da onun ölümüne neden oldu” dedi.
Savcı İbrahim, davanın bu aşamasında tanıkların, yedinci sanığın söylediklerini ve adli tıp raporunun da ‘cesedin vücudunda elektrik verilmesinden kaynaklanan morluklar olduğunu’ doğruladıklarını belirtti. Cumhuriyet Savcısı on birinci sanığın, el-Tac'ın öldüğünü öğrendikten sonra ‘annesine gidip oğlunu döverek öldürenin kendisi olduğunu söylemek istediğini’ söylediğini de kaydetti.
Beşir rejimine karşı başlayan Sudan devriminin doruk noktasına ulaştığı 24 Ocak 2019 tarihinde güvenlik görevlileri, et-Tac’ı sopalarla döverek ve elektrik vererek öldürdüler. Güvenlik güçlerinin yere düştükten sonra dahi vurmaya devam ettiği genç, Genel Güvenlik ve İstihbarat Servisi'ne bağlı hastaneye yetiştirilemeden yolda hayatını kaybetti.
Et-Tac’ın ölümüyle ilgili raporda ‘ölümün bir takım bilinmeyen koşullarda’ gerçekleştiği belirtildi. İddianameye göre sanıklar, olay yerine yakın başka birkaç hastane olmasına rağmen et-Tac’ı ‘olay yerinde yerde yatarken bulduklarını ve tedavi için Genel Güvenlik ve İstihbarat Servisi’ne bağlı el-Emel Hastanesi'ne nakledilmesi talimatı verdiklerini’ söylediler. Gence ilk müdahaleyi yapan doktor, et-Tac’ın hastaneye vardığında ölmüş olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet Savcılığı, Haziran 2021 tarihinde mahkemeye iddianameyi sundu. İddianamede, aralarında yüksek rütbeli subayların da olduğu sanıklar hakkında kasıtlı olarak adam öldürme ve suç ortaklığı yapma suçlamalarında bulunulurken son olarak iddianameye ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ suçlamasının eklenmesi talep edildi. Sanıklar, suçlu bulunmaları halinde, ölüm cezasına kadar çeşitli cezalar alabilirler.
Sudan’da bir mahkeme, geçtiğimiz yılın başlarında, ülkenin doğusundaki Haşem el-Girba şehrinde, protestoculardan biri olan Ahmed el-Hayr’in öldürülmesiyle ilgili davada kasten adam öldürmek ve suç ortaklığı yapmaktan suçlu bulunan 28 Genel Güvenlik ve İstihbarat Servisi üyesini idam cezasına çarptırmıştı. Yargıtay kararları onadı. Sanıklar, kurbanın ailesinin kendilerini bağışlamayı ve kan parasını reddetmesiyle şimdi infaz edilmeyi bekliyorlar.
Geçen Ağustos ayında da, ülkenin batısındaki El-Ubeyd şehrindeki bir mahkeme, Çevik Kuvvet Güçleri üyelerini taammüden cinayet işlemek ve suç ortaklığı yapmaktan mahkum etti. Yedi sanığın karıştığı, 2019 yılında yaşanan ve  ‘El-Ubeyd Katliamı' olarak bilinen olaylarla ilgili ünlü davada altı sanık idam cezasına çarptırılırken sanıklardan biri , yaşının küçük olması nedeniyle çocuk mahkemesine sevk edildi. Sanıklar, şehirde düzenlenen barışçıl gösteriler sırasında, beş öğrenciyi öldürmek ve 60'tan fazla kişiyi yaralamakla suçlandı.



Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.