Salgın korkusu İstanbul'da toplu taşıma kullanımını yarı yarıya düşürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Salgın korkusu İstanbul'da toplu taşıma kullanımını yarı yarıya düşürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da toplu ulaşımı kullanan kişi sayısı, pandemin olmadığı 2019'un ilk 6 ayında 1 milyar 101 milyon 89 bin 475 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 49 azalarak 562 milyon 117 bin 871'e geriledi.
AA muhabirinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi verilerinden derlediği bilgiye göre, İstanbul'da otobüs, metrobüs, şehir hatları, metro, tramvay ve özel deniz hatlarından oluşan toplu ulaşım araçlarının kullanımı Kovid-19'dan etkilendi.
Toplu ulaşım araçlarını kullanan kişi sayısı, pandemi öncesi 2019 yılının ilk 6 ayında 1 milyar 101 milyon 89 bin 475 kişiyken 2020 yılının ilk 6 ayında yüzde 40 azalarak 653 milyon 674 bin 91'e geriledi. Bu yıl aynı dönemde ise toplu ulaşım kullanımı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 azalarak 562 milyon 117 bin 871 kişi olarak kayıtlara geçti. Salgından önce 2019 yılının ilk 6 ayı ile bu yılın aynı dönemi arasında ise yüzde 49'luk düşüş yaşandı.

Aylık bazda en çok düşüsün ocak ayında yaşandığı görüldü.
2020 yılının mart ayında açıklanan ilk vakadan önceki ocak ayında toplam 198 milyon 58 bin 227 kişi toplu ulaşım araçlarında yolculuk etti. Bu yılın ocak ayında bu sayı yüzde 61 azalarak 77 milyon 8 bin 237 kişiye geriledi.

Otobüs yolculuğu yüzde 62 düştü
Toplu ulaşımın temel araçlarından otobüs ile 2020 yılının ocak ayında 95 milyon 76 bin 590 kişi yolculuk ederken 2021 yılının ocak ayında otobüsle yolculuk yüzde 62 düşüşle 36 milyon 164 bin 384 kişiye geriledi.

2019 yılının ilk 6 ayında toplam 525 milyon 832 bin 542 kişi otobüsü tercih ederken 2020 yılının ilk 6 ayında bu sayı yüzde 38 düşerek 332 bin 353 bin 43'e, 2021 yılının ilk 6 ayında ise yüzde 18 daha düşerek milyon 261 milyon 619 bin 516 kişiye geriledi.
Marmarayı 2020 yılının ocak ayında toplam 12 milyon 623 bin 321 kişi tercih ederken 2021 yılının ocak ayında bu sayı yüzde 61 düşüşle toplam 4 milyon 836 bin 286 kişiye geriledi.
Marmarayla 2019 yılının ilk 6 ayında 49 milyon 718 bin 190 kişi yolculuk ederken 2020 yılının ilk 6 ayında yolculuklar yüzde 18'lik düşüşle 40 milyon 794 bin 814 kişiye, 2021 yılında yüzde 9'luk daha düşüşle 37 milyon 140 bin 795 kişiye geriledi.
Metroyu kullanan yolcu sayısı 2020 yılının ocak ayında toplam 59 milyon 667 bin 987 kişiyken bu sayı 2021 yılının ocak ayında yüzde 61 azalarak 23 milyon 376 bin 237 kişi oldu.
Metroyu, 2019 yılının ilk 6 ayında toplam 338 milyon 430 bin 405 kişi kullanırken, 2020 yılının aynı döneminde bu sayı yüzde 44 düşüşle 188 milyon 752 bin 46 kişiye, bu yıl ise 170 milyon 829 bin 414 kişiye geriledi. 2019 yılına kıyasla yılın ilk ayında yolcu sayısı yüzde 50 azaldı.
Metrobüsle 2020 yılının ocak ayında toplam 24 milyon 876 bin 452 kişi yolculuk ederken bu yılın ocak ayında metrobüsü 10 milyon 808 bin 723 kişi kullandı. Buradaki düşüş de yüzde 57 olarak kayıtlara geçti.
Metrobüsü 2019 yılının ilk 6 ayında toplam 146 milyon 501 bin 537 kişi, 2020 yılının ilk 6 ayında ise 82 milyon 611 bin 648 kişi kullandı. Bu yılın ilk 6 ayında ise 77 milyon 348 bin 372 kişi metrobüsle seyahat etti. Pandemi öncesi 2019 yılının ilk 6 ayı ile bu yılın ilk 6 ayı arasında yüzde 47 fark görüldü.

İstanbul Şehir Hatları'nda yüzde 67'lik düşüş
Deniz ulaşımında tercih edilen İstanbul Şehir Hatları'nda 2020 yılının ocak ayında 2 milyon 568 bin 978 kişi yolculuk ederken, 2021 yılının ocak ayında bu sayı yüzde 67 azalarak 841 bin 348 kişiye geriledi.

2019 yılının ilk 6 ayında toplam 19 milyon 348 bin 6 kişi şehir hatlarını kullanırken 2020 yılının ilk 6 ayında şehir hatlarının kullanan yolcu sayısı yüzde 56 azalarak 8 milyon 562 bin 113 kişi oldu. Bu yılın aynı döneminde ise 7 milyon 425 bin 349 kişi Şehir Hatlarıyla yolculuk etti. Pandemi öncesi 2019'un ilk 6 aylı ile bu yılın aynı dönemi kıyaslandığında düşüş yüzde 62 olarak hesaplandı.
İstanbul Deniz Otobüslerini (İDO), 2020 yılının ocak ayında 133 bin 490 kişi kullanırken, bu yılın aynı döneminde bu sayı yüzde 56 azalarak 58 bin 665 kişiye geriledi.
İDO'yla 2019 yılının ilk 6 ayında toplam 1 milyon 86 bin 676 kişi yolculuk ederken, 2020 yılının aynı döneminde yolcu sayısı yüzde 55 düşüşle 485 bin 694 kişiye, 2021 yılında ise 412 bin 458 kişiye geriledi. İDO'nun yolcu sayısında bu yılın 6 aylık döneminde 2019 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 62'lik gerileme yaşandı.
Özel Deniz İşletmelerini 2020 yılı ocak ayında toplam 3 milyon 111 bin 409 kişi kullanırken bu yılın aynı ayında yüzde 70 gerilemeyle 922 bin 594 kişi kullandı.
Deniz işletmelerini 2019 yılının ilk 6 ayında 20 milyon 172 bin 119 kişi kullanırken 2020 yılının aynı döneminde bu sayı yüzde 50 azalışla 10 milyon 114 bin 733 kişiye düştü. Bu yıl ise 7 milyon 401 bin 967 kişi bu ulaşımı tercih etti. 2019 yılının ilk 6 ayı ile bu yılın ilk 6 ayı arasında yüzde 63 fark oluştu.

"Sosyal mesafe endişesiyle toplu ulaşımdan kaçış oldu"
İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, normalde İstanbul'da günde yaklaşık 8 milyon kişinin yolculuk yaptığını, salgından sonra bu sayının 900 binlere kadar düştüğünü söyledi.
Salgınla beraber kısıtlamalar olduğunu ve bu durumun da yolcu sayısını düşürdüğüne değinen Ilıcalı, şöyle konuştu:
"Bu arada tabii salgından dolayı sosyal mesafe endişesiyle toplu ulaşımdan kaçış oldu. Biz bunun için de 150 bin kişilik bir anket, araştırma yaptık, aldık değerleri inceledik. Gördük ki bir günde tahmini olarak sosyal mesafe endişesiyle 350 bin yolcu özel araca gitti. Özel aracı olup kullanmayanlar, araçlarını kullanmaya başladı. Araç kiralandı. Kiralanan araçlardan, satılan araçlardan, ikinci el araçlardan da bu anketimizi doğruluyoruz."
2021-2022 Eğitim ve Öğretim Yılının başlamasıyla hayatın normale dönmeye ve toplu ulaşım kullanımının yeniden artmaya başladığını ifade eden Ilıcalı, üniversitelerin de eğitim hayatına başlamasıyla toplu ulaşım kullanımının eski haline geleceğini anlattı.
Bu kapsamda, tedbir alınması gerektiğini vurgulayan Ilıcalı, "Toplu ulaşımdaki azalmanın nedeni kısıtlamalar, birçok işin ofis yerine evden yapılması, bu arada tabii ki bazı insanların sosyal mesafe endişesiyle toplu ulaşım yolculuklarını terk etmesi ama şimdi mecburen yine bu yolculuklar artmaya başlayacak. Özellikle üniversitelerin açılmasıyla eski rakamları da geçecek. Çünkü nüfus artıyor, talepler artıyor" diye konuştu.
Toplu ulaşım yerine özel araçların tercih edilmesinin İstanbul trafiğine çok olumsuz bir etkisi olduğunu anlatan Ilıcalı, şunları kaydetti:
"İstanbul'da normal olarak zaten yollar zirve saatlerde, sabah evden işe giderken, evden okula giderken veya tersi akşam dönerken, zirve saatlerinde muazzam bir yoğunluk yaşanıyordu, kuyruklar oluşuyordu, zorlamalı bir akım vardı. Hızlarımız on kilometreye saate düşüyordu. Şimdi yollara baktığımız zaman bu tıkanıklığın en önemli nedeni yüzde 80'i, 90'ı bir veya iki yolculu özel araç. Dolayısıyla pandemiyle beraber ilave bir 350 binlik bir araç oldu. Şimdi normale dönüşte bu artışlar yine olacak. Bu sefer artık bir zorlamalı akım değil uzun kuyruklar olacak, katlanılamaz bir durum olacak. Şunun altını çiziyorum. Trafikte bir katlanılabilir bir durum elde etmemiz lazım. Trafiği öyle yönetmemiz lazım ki sorumlu kuruluşlar olarak, katlanılabilir olsun. Bu ne demek?15, 20 kilometre saat hızımız olsun. 10 kilometre saatin altına düşerse bu hızlar, bu çok uzun süreli kuyruklar demektir. Bu katlanılamaz bir durumdur. Bunun tedbirini almak lazım."



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe