Cezayir, Sahel’deki çatışmalardan endişeli

Uzmanlar, Afrika Birliği’nin silahlı saldırılarda yaşanan artışa karşı mekanizmalar devreye sokması beklentisinde.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra, Sahel ülkelerini ziyaret etti. (AFP)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra, Sahel ülkelerini ziyaret etti. (AFP)
TT

Cezayir, Sahel’deki çatışmalardan endişeli

Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra, Sahel ülkelerini ziyaret etti. (AFP)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra, Sahel ülkelerini ziyaret etti. (AFP)

İman Uveymer
Cezayir’in Sahel ve Sahra’da kötüleşen güvenlik durumuna ilişkin endişeleri artıyor. Zira ulusal güvenliğini doğrudan hedef alan terör eylemleri hız kazanmış durumda. Ülkede ayrıca yeni bir yasa dışı göçmen akınına ilişkin de korkular mevcut.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Ramtane Lamamra, temmuz ayı ortalarında Cezayir Dışişleri Bakanı olarak görevlendirilmesinden bu yana Sahel ülkelerini birçok kez ziyaret etti. Dış politika gözlemcileri, söz konusu ziyaretleri Cezayir’in Afrika Birliği (AfB) çatısı altında terörist grupların faaliyetlerine karşı bir cephe oluşturacak mekanizmalar bulmaya çalıştığı ‘önleyici’ temaslar olarak nitelendiriyor.

Tebbun’dan Afrika Birliği’ne mektup
Lamamra bu hafta Mali, Nijer ve son olarak da Moritanya’ya ziyaretlerde bulundu. Nijer ziyareti sonunda Cezayir Devlet Başkanı Abdulmecid Tebbun’un Afrika Birliği Dönem Başkanı Felix Tshisekedi’ye yazdığı, başta Sahel olmak üzere tüm Afrika Kıtası’nda artan terör ile ilgili endişelerini ilettiği mektubu gündeme getirdi.
Lamamra açıklamasında şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı Tebbun, terör olgusunun kurbanlarının sayısının ne yazık ki etrafımızda ve Afrika Kıtası’nın birçok bölgesinde arttığını vurguladı. Başta Cezayir vizyonu ile ilgili olmak üzere görüşlerini paylaşmak için AfB Başkanı ile resmi olarak temasa geçti.”
Tebbun, AfB’ye ‘terörle mücadelede benimsediği mekanizmaları her zamankinden daha fazla güçlendirme, iş birliğini geliştirme ve terör olgusuyla mücadele etme’ çağrısı yaptı. Çağrı, (Cezayir’in kara sınırını paylaştığı bölgeler) Mali’nin kuzeyi ve Nijer’de Ensarüddin, Boko Haram ve DEAŞ örgütlerinin saldırılarının yoğunlaşması sonrasında geldi.
Cezayir Dışişleri Bakanı, ülkesinin ‘terör faaliyetlerinin bir kısmının, temel olarak Sahel bölgesinin koşullarıyla ilgili olduğuna’ inandığını belirtti. Bakan aynı zamanda terör faaliyetlerinin söz konusu grupların eylemlerinden yararlanan taraflarca çeşitli şekillerde kullanıldığını dile getirdi.

Göstergeler Cezayir’i endişelendiriyor
Cezayirli güvenlik uzmanı Ahmed Mizab, Sahel’deki güvenlik durumuyla ilgili dört endişe verici göstergeye dikkat çekti. Bu göstergelerden ilki terör gruplarının haritadak yayılımı olarak ön plana çıkıyor. İkincisi de bazı bölgeleri vuran ve saldırıların artmasına bağlı olarak kapsamlı bir hale dönüşebilecek olan terör tehdidinin geri dönüşü. Üçüncü gösterge, ‘savaşçıların sayısı, ekipmanın türü ve bazı kuvvetler tarafından sağlanan finansman ve korumanın sürekliliği’ hakkındaki mevcut istihbarat verileri. Dördüncüsü de ‘saldırıların yoğunluğu ve gücü’ ile ilgili.
Mizab’a göre tüm bu göstergeler, ‘krizler ve siyasi çalkantılarla, özellikle de güç kullanılan bir değişim aracı olarak darbelerin geri dönüşüyle kırılgan bir hal gelen bölgesel gerçeklikte kendini açıkça belli ediyor. Mizab, bu durumun uluslararası nüfuz mücadelesine ek olarak terör tehdidinin yayılması için de alanlar açtığı görüşünde.
Ahmed Mizab değerlendirmesinin devamında şu ifadeleri kullandı:
“Bu gerçekler, Cezayir’i alarm vermeye ve AfB’yi bölgesel bir mekanizma kurmaya itiyor. Burada askeri bir gücün oluşumunu kastetmiyoruz. Daha ziyade ilk aşamada mücadele için pratik bir mekanizmanın geliştirilmesine katkıda bulunan bir yaklaşımdan söz ediyoruz.”
Zamanın daraldığını ve artık mekanizmaları harekete geçirmek gerektiğini vurgulayan Mizab sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra’nın tüm ziyaretleri, Cezayir diplomasisinin gerçek statüsünü geri kazanmayı ve bir dizi hedefe ulaşmayı amaçlayan stratejik vizyonu doğrultusunda gerçekleşti.”
Cezayir son zamanlarda dünya genelinde 70 noktadya ilişkin atılacak adımlar için bir diplomasi hareketi başlattı. Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra liderliğinde faaliyet gösteren yedi özel elçilik pozisyonu oluşturdu. Hükümetin planı, Cezayir’in ‘geçmişte olduğu gibi bugün de uluslararası krizlerin ve gerilimlerin çözümünde’ aktif bir oyuncu olarak konumunu güçlendirmesini sağlamak için proaktif ve çok yönlü faaliyetler yürütmek.

Hassas güvenlik meselesi
Diğer yandan Moritanyalı araştırmacı Bon Bahi ‘protesto hareketleri" konusunda şu değerlendirmelerde bulundu:
“Cezayir Dışişleri Bakanı’nın Nuakşot ziyareti, öncelikle son zamanlarda önemli gelişmelere tanık olan iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve ikili ilişkileri geliştirmeyi amaçlıyor. Bölgenin etkilendiği çok hassas bir güvenlik meselesi mevcut. Moritanya, beş Sahel ülkesindeki rolü ve ortak gücü nedeniyle son derece önemli bir ülke. Cezayir ve Fas arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından bölgesel düzeyde de yeni bir dönüşüm yaşanıyor. Moritanya Dışişleri Bakanlığı iki kardeş ülke arasında oluşan ve güçlü ve rekabetçi bir Mağrip birliği yolunda gösterilen çabaları etkileyen bu çatlağı iyileştirmek amacıyla harekete geçmekte aceleci davrandı.”

Askeri harekât komuta merkezinin akıbeti
Moritanyalı araştırmacı Bon Bahi, Sahel’deki duruma ilişkin de şunları söyledi:
 “Bölgede Fransa açısından bir mağlubiyet var. Sahel’deki durum daha da karmaşıklaşıyor. Bölgedeki terör grupları savaşı kazanamayacak. Bu strateji başarısız. Belki de son dönemde başta Fransa ve ABD olmak üzere bazı büyük ülkeler bu konunun farkına varmaya başladılar. Tehditler, ortak kader ve iç içe geçmiş bölgenin birleşik bir eyleme ve alternatife ihtiyacı olduğu göz önüne alındığında Cezayir ile Moritanya arasında şu yaşanan yakınlaşma açıklanabilir hale geliyor.”
Askerî harekât komuta merkezini yeniden etkinleştirme, Sahel üzerinde kontrolü yeniden sağlama ve Mali, Nijer ve Çad’ın tehditlere karşı koymasına yardımcı olma olasılığı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Moritanyalı analist, “Bu öneri için şu an erken. Mesele, mücadele stratejileri ve seçenekleri düzeyindeki değişikliklere ve gelişmelere bağlıdır” dedi.
Bon Bahi sözlerinin sonunda şunları söyledi:
“Cezayir’in güneyinde, Tamanrasset şehrinde 2010 yılında kurulan, Cezayir, Moritanya, Mali ve Nijer’i içeren Saha Ülkeleri Girişimi olarak bilinen bölgesel bir çerçeve olduğu doğru. Önümüzdeki günlerde cevaplar bulunabilir ancak alternatifleri düşünmek kaçınılmaz hale geldi.”



İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)

Suriye’nin güneyinde bulunan tarlasında çalışan Hasan Ahmed, İsrail ordusunun inşa ettiği ve her geçen gün Kuneytra vilayetindeki işgal altında bulunan Golan Tepeleri’ne komşu Cebata el-Haşab köyüne biraz daha yaklaşan yeni tahkimat çalışmalarını izliyor.

Daha önce bölgeye düzenlenen tekrarlanan baskınlar sırasında oğlu ve yeğeni İsrail ordusu tarafından gözaltına alınan 46 yaşındaki Ahmed, eliyle işaret ederek, “Bu toprak seti yaklaşık 300 metre uzaklıkta. Ağaçların arkasında, şurada bulunuyor” diyor.

Ahmed, “İsrail buldozerleri Golan Tepeleri boyunca uzanan bu hattı kazmaya başladı. Çalışmalar bir süre durdu ancak yakın zamanda yeniden başladı” diye belirtiyor.

Xcdf
İsraillilerin Kuneytra’da Hamidiye ile Samdaniye el-Garbiyye arasındaki yola yerleştirdiği demir kapı (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Toprağına ulaşmanın giderek tehlikeli hâle gelmesine rağmen zeytin ağaçları dikmeyi sürdüren Ahmed, bir çiftçi olarak çalışmalarının zaman zaman engellendiğini belirterek, “Özellikle bu hafta çok sayıda kara harekâtı düzenlendiği için işimi yapmamı zorlaştırıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu, bölge sakinlerinin kendi mevzilerine doğru geçişini engellemek amacıyla köyün girişine sarı renkli demir bir kapı yerleştirdi. Yakındaki tepelerde ise İsrail’in stratejik öneme sahip Golan Tepeleri’nin işgal ettiği bölümüne kurduğu dev rüzgâr türbinleri açıkça görülüyor.

Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail güçleri, 1967’den beri büyük bölümünü işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nin bitişiğindeki tampon bölgenin dışına çıkarak, Lübnan ile Suriye arasındaki Şeyh Dağı’na kadar ilerledi. İsrail ayrıca Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturma niyetini de açıkladı.

Kuneytra Vilayeti Medya Sorumlusu Muhammed es-Said, İsrail ordusunun son dönemde silahsızlandırılmış bölgede “inşaat ve askerî faaliyetlerini yoğunlaştırdığını” söylüyor. Said, ordunun hendekler ve toprak setler kazmak, gözetleme noktaları kurmak için buldozerler kullandığını belirtiyor.

Said’e göre İsrail ordusunun inşa ettiği yeni hat, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’yla belirlenen ateşkes hattından 200 metre ile 1 kilometre arasında değişen uzaklıkta bulunuyor.

Suriye, pazar günü yaptığı açıklamada İsrail’in yeni inşaat faaliyetlerini kınayarak, bunların 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın “açık bir ihlali” olduğunu bildirdi.

41 Suriyeli hâlâ gözaltında

Şam’ın yaklaşık 40 kilometre güneyinde bulunan Kuneytra vilayetinde İsrail devriyeleri köylere sık sık giriyor. Said’in verdiği bilgilere göre İsrail güçleri 2024’ün sonlarından bu yana 56 kişiyi alıkoydu. Bu kişilerden 41’i hâlâ gözaltında ve nerede, hangi koşullarda tutuldukları bilinmiyor.

v
Aralık 2024’te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine düzenlenen İsrail askerî baskını (AFP)

Çarşamba günü İsrail ordusuna ait beş askerî araç ve bir ambulans Cebata el-Haşab köyüne girdi. AFP’ye konuşan görgü tanıkları, askerleri gördüğünde kaçmaya çalışan bir gence ateş açıldığını anlattı.

65 yaşındaki çiftçi Muhammed Samiye, “Ayağından vurdular ve onu yanlarında götürdüler” dedi.

İsrail ordusu, söz konusu kişiyi birkaç saat sonra serbest bıraktı. Ordu, pazartesi günü de kendi güçlerine yaklaşan iki kişiyi gözaltına aldığını açıklamış, bu kişiler de daha sonra serbest bırakılmıştı.

Muhammed Samiye, yaşananları üzüntüyle anlatarak, “Buradaki hayatımız çok kötü, iş yok. İnsanlara gelişigüzel ateş ettikleri için korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

Komşu Han Arnabe beldesinde ise Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF) araçları, okuldan dönen çocukların önünden sessizce geçiyor.

Polis ekipleri trafiği düzenlerken İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçleri bölgedeki yol kavşaklarında konuşlanmış durumda. Ancak bölgede Suriye ordusuna ait herhangi bir askerî varlık görülmüyor.

Beni affet anne

Esed’in devrilmesinin ardından yeni yönetimin iktidara gelmesiyle birlikte Suriye’ye yüzlerce hava saldırısı düzenleyen İsrail, ülkenin güneyinin silahsızlandırılmasını talep ediyor ve güçlerinin bölgede kalacağını belirtiyor.

Suriye yönetimi İsrail’in “saldırılarını” kınarken, diğer yandan bir güvenlik anlaşmasına ulaşmayı amaçlayan doğrudan müzakereleri sürdürüyor.

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde işgal altında tuttuğu “güvenlik bölgesi” içindeki askerî mevzilerinden birine sızmaya çalışan bir kişiyi öldürdüğünü duyurdu.

Kuneytra kırsalındaki Ceba köyünde ise Hatice Şehade, oğlunun fotoğrafına bakarak gözyaşı döküyor. Oğlu Muhammed Debur’un cenazesi ailesine teslim edildi.

Siyah kıyafetler giyen kadınların arasında oturan dul anne, “22 yaşındaydı, tek oğlumdu” diyerek oğlunun ailesini geçindirmek için Şam’da bulabildiği işlerde çalıştığını anlatıyor.

cvfbgnhmj
Kuneytra kırsalındaki Ceba beldesinde, 5 Ekim’de İsrail saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Debur’un cenazesi (Kuneytra Medya Merkezi)

Kızılhaç, Debur’un cenazesini pazartesi günü ailesine teslim etti. Mezarı başında konuşan dayısı Muhammed Şehade, “Şehit Muhammed Debur’un cesedini gördüm. Omzunda, göğsünde, uyluğunda ve ayağında olmak üzere vücudunda dört kurşun yarası vardı” dedi.

Filistinli bir babanın ve Suriyeli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Debur’un nasıl öldürüldüğüne ilişkin ayrıntılar henüz netlik kazanmadı. Annesi, oğlunun herhangi bir siyasi grupla bağlantısının bulunmadığını ve onu evlendirmeyi planladığını söylüyor.

Ancak Debur, pazar günü ortadan kaybolmadan önce annesine şu mesajı bıraktı:

“Beni affet anne, artık beni göremeyecek, sesimi duyamayacaksın.”

453 kara harekâtı, en az 69 can kaybı

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı dün yayımladığı raporda, 8 Aralık 2024’te Esed yönetiminin devrilmesinden 6 Ekim 2026’ya kadar geçen dönemde, İsrail’in Suriye topraklarındaki askerî faaliyetlerini ve bunlara eşlik eden ihlalleri belgeledi.

xc vgfbnhmj
İsrail hapishanelerinde tutulan yakınlarının serbest bırakılması için Kuneytra’daki UNDOF merkezi önünde düzenlenen gösteriden, (Huran Özgürler Topluluğu)

Ağın kayıtlarına göre bu dönemde en az 453 kara harekâtı gerçekleştirildi. Harekâtlar ağırlıklı olarak Kuneytra ve Dera vilayetlerinde, daha sınırlı ölçüde ise Şam kırsalında yoğunlaştı. Aynı dönemde en az 69 kişi hayatını kaybederken, en az 162 keyfî gözaltı vakası kaydedildi.

Ağ, kendi ihlal veri tabanı, saha gözlemleri, tanık ifadeleri ile açık ve resmî kaynaklardan yararlanarak doğruladığı bu rakamların belgelenmiş asgari sayıları temsil ettiğini kaydetti.


Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.