Viyana müzakereleri kaldığı yerden devam edecek

Avrupa, Arakçi’nin görevden alınmasından endişe duyuyor.

Avrupa Birliği elçisi Enrique Mora, 5 Ağustos’ta İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreni sırasında, bakanlık görevine atanmasından önce Abdullahiyan'ın yanında. (EPA)
Avrupa Birliği elçisi Enrique Mora, 5 Ağustos’ta İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreni sırasında, bakanlık görevine atanmasından önce Abdullahiyan'ın yanında. (EPA)
TT

Viyana müzakereleri kaldığı yerden devam edecek

Avrupa Birliği elçisi Enrique Mora, 5 Ağustos’ta İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreni sırasında, bakanlık görevine atanmasından önce Abdullahiyan'ın yanında. (EPA)
Avrupa Birliği elçisi Enrique Mora, 5 Ağustos’ta İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreni sırasında, bakanlık görevine atanmasından önce Abdullahiyan'ın yanında. (EPA)

İran ile nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma umutları, geçen Haziran'dan bu yana durmuş olan yedinci tur müzakerelerin önümüzdeki birkaç hafta içinde yeniden başlaması beklentileriyle yeniden yeşerdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu'nun bu hafta Viyana'da yaptığı toplantı, Batılı ülkelerin toplantıda İran'ı kınamaktan kaçınmasının ardından müzakere masasına dönüşün yolunu açtı.
Nükleer müzakerelere katılan üst düzey bir yetkili, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakerelerin yaklaşık üç hafta sonra Viyana'da kaldığı yerden devam edeceğini ve yeni İran hükümetinin yeni müzakere ekibini henüz belirlememesinin müzakere masasına dönüşü geciktirdiğini belirtti. Yetkili, İran'daki "ciddi iç farklılıkların" bu heyetin adaylarının belirlenmesini engellediğini söyledi. İbrahim Reisi hükümetinin iki gün önce İran dışişleri bakan yardımcılığı görevinden aldığı Abbas Arakçi’nin müzakere heyeti başkanlığı görevine devam edip etmeyeceği ise henüz belli değil.
Yetkili, müzakere heyetinde kimlerin olacağına dair "henüz bir işaret olmadığını" belirtirken, “Arakçi, müzakerelerin başlangıcından bu yana anlaşmanın tüm ayrıntılarını biliyor ve anlaşmanın kâğıda dökülmesine ortaklık ediyor. Onun yerine başkasının atanması müzakere masasına dönüşte daha büyük bir gecikmeye yol açacak zira yeni müzakerecinin tüm dosyayı baştan sona incelmesi gerekecek. Bu nedenle İranlılar, Arakçi’yi müzakerelerin sonuna kadar müzakere ekibinde tutmaya karar verebilirler" diyerek Arakçi’nin müzakere heyetinden alınmasının “sorun oluşturabileceğini” ifade etti.
Uluslararası toplum Reisi'nin Ruhani'den daha aşırılıkçı olduğunu kabul etse de, müzakere ekibinin taleplere ne ölçüde cevap vereceği henüz bilinmiyor. Müzakerelere katılan ve Şarku'l Avsat'a konuşan bir yetkili, İran'ın yeni Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ı "tehlikeyi önceden sezen profesyonel bir diplomat" olarak nitelendirdi.
Avrupa Birliği adına nükleer müzakerelerin koordinatörü olan İspanyol diplomat Enrique Mora, geçen Ağustos ayında Reisi’nin resmi olarak göreve başlama törenine katılmak için İran’a gittiğinde, o zaman henüz dışişleri bakanı olarak atanmamış olan Emir Abdullahiyan ile 2 saatlik bir görüşme gerçekleştirmişti. Şarku'l Avsat’ın kaynaklardan edindiği bilgilere göre bu görüşmede Mora, Abdullahiyan’a, müzakerelerin kaldığı yerden devam edeceğini, anlaşma belgesi üzerinde yazılı olan hiçbir şey üzerinde müzakere yapılmayacağını, üç bölüm ve bir girişten oluşan anlaşma metninin büyük bir kısmının yazıldığını ve geri kalan anlaşmazlık noktaları üzerinde müzakereler yapılabileceğini aktardı.
Kaynaklar, "tam bir anlaşmaya varmak için hala birçok boşluk bulunduğunu ve müzakerelerin yalnızca bu boşluklar üzerinde gerçekleştirileceğini" ifade ettiler. Görünüşe göre Mora, bu noktayı Abdullahiyan'a tekrar tekrar açıklamakta "kararlıydı" ve şimdiye kadar yazılmış olan metinleri yeniden yazmaya "hiç de hazır olmadıklarının" altını çizdi. Müzakerelerin altıncı turunun sonunda Mora, dışarıda bekleyen gazetecilere anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu ve metnin neredeyse hazır olduğunu açıklamıştı. Kaynaklara göre Abdullahiyan, "mesajı anlamış” görünüyordu.
Müzakerelere katılan yetkili, müzakerelere dönecek olan yeni İran heyetinin “daha ​​sert bir bakış açısına sahip olacağının tahmin edildiğini”, ancak bunun “müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesi, baştan başlamaması” temel prensibini değiştirmeyeceğini” söyledi.
Yetkilinin "Şarku'l Avsat"a ifade ettiği gibi Rusya, İran'ı müzakere masasına hızla dönmeye ikna etmede "olumlu ve aktif bir rol" oynuyor. ABD Başkanı Joe Biden da İran’ı müzakerelere dönmeye ikna etmeye çalışmaları için Avrupalılar üzerinde baskısını artıyor ve İran’ın müzakereleri ertelemesinden “hoşnutsuzluk” duyuyor.
Bu hoşnutsuzluk, İranlılarla dolaylı müzakereleri yürüten ABD'nin İran özel elçisi Robert Malley'in geçen hafta Moskova ve Paris'e yaptığı ziyarette vurgulandı. Malley, Rusları, İran'ın iyi niyetli bir jest yapması için baskı yapmalarına ikna etmeyi başardı. Bu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Sekreteri Rafael Grossi'nin, Malley'in Moskova ziyaretinden iki gün sonra Tahran'a gideceğini açıklamasıyla açıkça görüldü. Grossi'nin Tahran'a yaptığı kısa ziyaret, Ajans’ın izleme ekipmanlarının bakımı konusunda iş birliğinin yeniden tesis edilmesi ve İran’ın Batılı bir gerilimden kurtarılması için yeterli oldu.
ABD'nin Viyana'daki Uluslararası Örgütler Maslahatgüzarı Louis Bono, Guvernörler Kurulunda yaptığı konuşmada, teşkilat ile Tahran arasında yenilenen iş birliğini memnuniyetle karşıladı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın, İran’ın nükleer anlaşmaya ilişkin temel taahhütlerini yerine getirmesini ve devam ettirmesini sağlayamaması halinde nükleer anlaşmayı sürdürmenin daha zor olacağını vurguladı.
Bono, İran'ı, izleme ekipmanlarının bakımını yapması ve İsrail'in karışmakla suçlandığı Karaj kompleksi saldırısında bozulan parçaları değiştirmesi için ülkeye müfettişlerin girmesine derhal izin vermeye çağırdı. Grossi geçen plazar gecesi, İran’ın, izleme ekipmanlarının bakımı için ülkeye girilmesine “birkaç gün içinde” izin vereceğini belirtti ancak bunun için kesin bir tarih vermedi. Guvenörler Kurulu’ndaki ABD temsilcisi Bono, İran'ın yüksek seviyelerde uranyum zenginleştirmeye devam etmesini eleştirdi ve bu adımı "provokatif" olarak nitelendirdi. Bono, nükleer anlaşmaya dönüşü kolaylaştırmak için İran’ı bu faaliyetini durdurmaya çağırdı.
Önümüzdeki hafta yapılacak iki toplantı, müzakerelere dönüş tarihi için belirleyici bir nokta oluşturabilir. İlk toplantı, Genel Kurul'un oturum aralarında New York'ta yapılacak. Şarku'l Avsat, Avrupa Dışişleri Komiseri Josep Borrell'in toplantı esnasında İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan ile görüşeceğini bilgisine ulaştı. İkinci toplantı Viyana'da yapılacak ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Sekreteri Rafael Grossi ile Ajans’ın yıllık genel kuruluna katılacak olan İran Atom Enerjisi Ajansı Genel Sekreteri Muhammad İslami’yi bir araya getirecek.



Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
TT

Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)

ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın savaşta yeni bir tırmanış başlatmaya karar vermesi halinde İran’ı elindeki en güçlü nükleer olmayan bombayla vurmayı değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın çıkmaza girmesi üzerine Washington yeni askeri seçenekleri masaya yatırıyor.

CNN’e konuşan bilgi sahibi kaynaklar, ABD ordusunun tüm bombaların anası olarak bilinen GBU-43/B tipi bombanın İran’ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini hedef almak için olası kullanımını değerlendirdiğini aktardı.

Donald Trump, geçen hafta 3 Kasım’da yapılması planlanan ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamış ve Tahran’la verimli görüşmeler yürütüldüğünü söylemişti.

Bu açıklama, İran’a karşı yürütülen savaşın ve bunun emtia ile akaryakıt fiyatları üzerindeki etkilerinin Trump’ın kamuoyu desteğini düşürdüğü bir dönemde geldi. ABD Başkanı’nın seçimlere kısa süre kala anketlerde gerilemesi dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail, saldırıların amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu savunuyor. Tahran ise nükleer silah geliştirdiği iddiasını reddederek barışçıl nükleer program yürütme hakkını vurguluyor.

Washington ile Tahran, Pakistan’ın arabuluculuğunda geçen haziranda bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak İran’ın temmuzda Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a askeri saldırılarla karşılık vermesinin ardından mutabakat çöktü. O tarihten bu yana müzakerelerde ilerleme sağlanamıyor.

Buna rağmen çok sayıda medya kuruluşu, Beyaz Saray’ın Pentagon’dan seçimler öncesinde İran’daki hedeflere yönelik saldırı seçenekleri hazırlamasını istediğini bildirdi.

CNN’e konuşan kaynaklardan biri, Trump’ın askeri planlamanın geniş çaplı enerji altyapısının hedef alınmasını ve tüm bombaların anası olarak bilinen mühimmatın kullanılma ihtimalini de kapsaması yönünde talimat verdiğini söyledi.

Ancak bazı yetkililer, söz konusu bombanın ne ölçüde etkili olabileceği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Özellikle İran’ın yer altındaki nükleer tesislerini imha etme kapasitesi tartışma konusu.

Planlara ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, CNN’e yaptığı açıklamada, bombanın geniş alanları tahrip etmede etkili olduğunu ancak bunun ötesinde bir kapasite sunmadığını belirtti. Kaynak, mühimmatın tahkim edilmiş hedefleri delmek üzere tasarlanmadığına dikkat çekti.

Bu tür bombaların kullanılması, siviller arasında can kaybı yaşanması riskini de beraberinde getiriyor.

ABD ordusu, Trump’ın ilk başkanlık döneminde, 2017’de tüm bombaların anasını ilk kez kullanarak Afganistan’da terör örgütü DEAŞ’a ait sığınakları ve tünelleri hedef almıştı. Saldırıda 90’dan fazla örgüt mensubu öldürülmüştü.


Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
TT

Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fort Hood askeri üssüne düzenlenen saldırının faili Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayımlanmayacağını açıkladı. Trump’ın kararı, idamın canlı yayınlanacağının duyurulmasının hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında tepki çekmesinin ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in infazı izlemeyeceğini söylemesinin ardından geldi.

Trump, perşembe günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, idamın kamuoyuna açık şekilde yayımlanmasının “dünyaya güçlü bir caydırıcılık mesajı verebileceğini ve Amerika’nın Hasan gibilerinden, teröristlerden ve aşağılık kişilerden nasıl hesap sorduğunu gösterebileceğini” belirtti. Ancak Trump, “Çok sayıda iyi niyetli ve düzgün insan, onun ölümünü ister canlı yayında ister başka bir görsel yolla olsun, izlememeyi tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

Savunma Bakanlığı, Hasan’ın idamının gelecek 3 Aralık’ta gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Trump, kurbanların yakın aile üyelerinin istemeleri halinde infazı bizzat izleyebileceklerini de belirtti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu ayın başında Hasan’ın idamının kamuya açık şekilde gerçekleştirileceğini duyurması, ardından Pentagon’un infazın canlı yayımlanacağını açıklaması, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geniş çaplı eleştirilere yol açmıştı. Çok sayıda isim, idam görüntülerinin aşırılığı ve radikalleşmeyi körüklemek amacıyla kullanılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Başkan Yardımcısı JD Vance’e bu ayın başında kamuya açık bir infazın Hristiyan inancıyla ne ölçüde bağdaştığı sorulmuştu. Vance, “Bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyorum” yanıtını vermişti.

fvgbhj
Nidal Hasan, 29 Haziran 2012 (Reuters)

Vance, infaz yöntemine ilişkin tartışmalardan bağımsız olarak, “İnsanların bu adamın çok sayıda masum insanı vahşice öldürdüğünü unutmamasını umuyorum” demişti. Associated Press’in aktardığına göre Vance, sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bununla birlikte, infaz sonunda canlı yayımlanırsa ben izlemeyeceğim.”

ABD ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapan psikiyatrist Nidal Malik Hasan, 5 Kasım 2009’da Fort Hood askeri üssündeki bir sağlık binasına girmişti. O sırada askerler, yurt dışındaki görevlere gönderilmeden önce aşı olmak ve gerekli sağlık onaylarını almak için uzun kuyruklarda bekliyordu.

Hasan, lazer nişangâhıyla donatılmış bir tabancayla ateş açmış, otoparka doğru kaçmaya çalışan askerleri arkalarından vurmuştu.

Hasan, saldırıyı Afganistan’a giderek kendi dininden Müslümanları öldürmelerini önlemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. Ancak 2013’teki yargılaması sırasında askeri mahkeme, bu gerekçeyi savunmasında kullanmasına izin vermemişti.

Bir kolluk görevlisinin sırtından vurması sonucu vücudunun alt kısmı felç olan Hasan, bugün tekerlekli sandalye kullanıyor. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı habere göre Hasan, idam cezasının infazını uzun süre erteletmek için hukuki yollara başvurabilir. Ancak yargılama sırasındaki tutumu, böyle bir erteleme istemeyebileceğine işaret ediyor.


Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri, Washington ile Tahran arasında denizde karşılıklı adımların atıldığı ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırıldığı bir dönemde Körfez ve Umman Körfezi’ndeki deniz trafiğine de yayılıyor.

ABD ordusu İran’la bağlantılı bir gemiyi imha ettiğini açıklarken Tahran, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan petrol tankerinde yangın çıktığını bildirdi. İranlı bir askeri yetkili de Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için silahlı kuvvetlerle koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.

Krizin etkileri askeri çatışmayla sınırlı kalmıyor. Deniz taşımacılığındaki aksamalar tarımsal ürünleri tehdit ederken küresel gıda fiyatlarında artış riskini de yükseltiyor.

İran’la bağlantılı gemi imha edildi

Bölgedeki askeri operasyonları yürüten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta Umman Körfezi’nde keşif görevi yapan İran’la bağlantılı bir geminin ABD güçleri tarafından vurularak imha edildiğini açıkladı. CENTCOM’un X platformundaki açıklamasına göre gemi, ABD donanmasına ait gemileri hedef almıştı. Açıklamada, saldırıdan önce gemi mürettebatının güvenli bir yere tahliye edildiği belirtildi.

cdfvghj
İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)

Açıklama, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ABD ile İran arasında denizde tırmanan gerilimin ortasında geldi. Savaş öncesinde Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde kesintisiz sürüyordu.

Ancak İran’ın tehditleri ve saldırıları, bu stratejik geçitte deniz trafiğinin neredeyse durmasına yol açtı. ABD güçleri de iki ülke arasında tırmanan çatışmalar kapsamında İran’a ait sivil gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenledi.

Petrol tankerinde yangın

İran ordusu ise perşembe günü, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde Umman Körfezi’nde yangın çıktığını duyurdu. Haberi İran devlet televizyonu aktardı.

Televizyonun askeri bir açıklamaya dayandırdığı habere göre, deniz kuvvetlerine bağlı gözetleme ekipleri, olayın duyurulmasından birkaç saat önce alev alan ve kuralları ihlal ettiği belirtilen bir petrol tankerini tespit etti.

Açıklamada, tankerin takip sistemlerini kapattığı ve yasaklı bölgeden geçmeye çalıştığı belirtildi. Yangının nedeni veya gemide meydana gelen hasarın boyutu hakkında ise ayrıntı paylaşılmadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Olay, Tahran’ın bölgedeki gemi trafiği üzerindeki denetimini sıkılaştırmaya yönelik adımları nedeniyle önem taşıyor. İran, geçen eylül ayında Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman Körfezi’nin bir bölümünü de kapsayan yasaklı bir bölge oluşturduğunu açıklamıştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri de boğazdan geçiş sırasında seyir sistemlerini devre dışı bırakan her geminin “düşman” kabul edileceği ve bu gemilere karşı sert önlemler alınacağı uyarısında bulunmuştu.

dfvgh
Mesud Pezeşkiyan

Güvenlik verileri, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan saldırılarda belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum, küresel enerji taşımacılığının en önemli güzergâhlarından birinde deniz ticaretini tehdit eden risklerin büyüdüğüne işaret ediyor.

Tahran: Hürmüz’den geçiş için koordinasyon şart

İran’ın sert tutumunu yineleyen İran ordusunun koordinasyondan sorumlu komutan yardımcısı Tuğamiral Habibullah Seyyari, perşembe günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ve buradan geçiş yapmak isteyen tüm gemilerin İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon sağlaması gerektiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın resmî haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Seyyari, silahlı kuvvetlerin bölgede yüzde 100 kontrol ve gözetim sağladığını belirtti. Seyyari, Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin boğazın batısında güçlü bir varlık gösterdiğini, İran ordusunun ise boğazın doğusunda ve Umman Denizi’nin kuzeyine kadar uzanan bölgede konuşlandığını ifade etti.

Koordinasyon sağlanmadan geçiş yapılmasının gemileri, ayrıntıları zaman içinde haberlerde ortaya çıkan önlemlerle karşı karşıya bırakacağını söyleyen Seyyari, ABD’de ve diğer ülkelerde akaryakıt fiyatlarının yükselmesini boğazdan petrol akışının aksamasına örnek gösterdi.

Bu açıklamalar, ABD’nin Tahran’ın savaşın başlamasından bu yana fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’na karşılık İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan ablukanın ağırlığını kabul etti

Siyasi cephede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’yi İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı artırarak halkın öfkesini körüklemeye ve ülke içinde protestoları tetiklemeye çalışmakla suçladı. Pezeşkiyan, ülkesinin 1979 Devrimi’nden bu yana en ağır abluka ve savaş koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Devrimden sonraki onlarca yıl boyunca İran’ın benzer düzeyde bir abluka, savaş ve zorluk yaşamadığını belirten Pezeşkiyan, Washington’ın siyasi hedeflerine ulaşmak amacıyla vatandaşların hayatını zorlaştırarak onları protestolara yöneltmeye çalıştığını öne sürdü.

Tahran, ABD ve İsrail’i ülke içindeki huzursuzluğu körüklemeye çalışmakla defalarca suçladı.

İran Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ekonomik baskının giderek arttığı ve ülkede geçen yıl aralık ayının sonlarında hayat pahalılığı nedeniyle başlayan protestoların daha sonra hükûmet karşıtı bir harekete dönüştüğü bir dönemde geldi.