Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü

Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü
TT

Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü

Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü

Zayed Hediyye
Trablus’taki Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Tobruk’taki Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan cumhurbaşkanlığı seçim yasasına karşı itirazlarını sürdürüyor.
45 milletvekilinin geçen haftaki sorgulama oturumunda hükümetin sorulara verdiği yanıtlardan memnuniyetsizliklerini dile getirmeleri sonrasında Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ve ona destek veren ülkelerin tamamı, hükümetin kaderi için belirleyici olan önümüzdeki haftaya kilitlendi. Bu bağlamda parlamentonun ya güvenoyunu tazeleyeceği ya da güvenoyunu geri çekme kararını beklemeye koyuldular.
Başkent Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (TM) tarafından onaylanan ve Trablus’ta paralel bir yasama konseyi kurarak siyasi kurumları yeniden bölmekle tehdit eden cumhurbaşkanlığı seçim yasasına karşı eleştirilerini sürdürdü.
Aynı yasa, Misrata kentini de yandaşlar ve muhalifler arasında bölerken, TM Başkanı Akile Salih tarafından onaylandıktan hemen sonra, şehirdeki liderler ve siyasal İslamcılar arasındaki dün (15 Eylül) bir çatlağa neden oldu.

8 kritik gün
Herkes iki taraf arasındaki anlaşmazlık fırtınasının barışa dönüştüğüne inanıyordu. Ancak UBH’nin TM tarafından sorgulanması sonrasında TM’nin UBH’den güvenoyunu geri çekme ihtimali yeniden gündeme geldi. TM Sözcüsü Abdullah Bilehik, UBH’nin devrilme olasılığını yeniden gündeme getirdi. Sözcü, “Parlamento, pazartesi günü, 45 milletvekilinin UBH’den güvenoyunu geri çekme talebini görüşmek amacıyla ‘hükümetin parlamentonun sorularına verdiği yanıtları görüşme oturumunu’ gelecek haftaya ertelemeye karar verdi” dedi.
Bilehik, yaptığı basın toplantısında “Temsilciler Meclisi, geçen haftaki sorgulama oturumunda hükümetin verdiği tepkileri ve cevapları görüştü. 2014 tarihli 4 sayılı yasanın 194. maddesi uyarınca, hükümetten güveni geri çekme talebi, talebin sunulmasından sekiz gün sonra görüşülecek” şeklinde konuştu.

TM de kendi içinde bölündü
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre UBH’den güvenoyunun geri çekilmesini talep eden milletvekillerinin sayısı fazla olmasına rağmen, (bu yıl sonunda yapılması planlanan genel seçimlerin yaklaşmasıyla doğabilecek sonuçlar göz önüne alınarak) bir başka milletvekili grubunun, güvenoyunun geri alınmasına itiraz etmesi mümkün.
Bu bağlamda TM üyesi Salim Kanan, hükümetin sorgu maddelerine verdiği yanıtları görüşmek üzere geçen pazartesi günü düzenlenen Temsilciler Meclisi oturumunda yaptığı konuşmada “Denetleme kurumlarının birleştirilmemesi nedeniyle, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nden hesap sorulamaz” dedi.
TM üyesi Ebu Bekir Said ise “Hükümetteki herhangi bir istikrarsızlık, 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesi anlamına gelir. Seçimleri zamanında yapmaya çalışan Libyalılar ve Konsey üyeleri, bunu kabul etmemektedirler” dedi.

Ebu Bekir Said, “Belki de ‘performansını iyileştirmesi, güven oylamasının ertelenmesi ve yasama seçim kanununun bir an önce onaylanması’ için direktifler verilmelidir” ifadelerini kullandı. Temsilciler Meclisi üyesi Farac Abdulmalik ise “Seçim tarihine sadece dört ay kala vakit, Ulusal Birlik Hükümeti’nden güvenoyunu geri çekmek için uygun değil” dedi.
“Hükümet, ülkenin dörtte üçünün kontrolüne sahip değil” diyen Abdulmalik, yol haritasını engelleyen tüm sorunları çözmek için toprakları fiilen kontrol eden taraflar ve gruplar arasında diyalog kurma çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı yasası tartışması
Öte yandan birkaç gün önce TM tarafından onaylanan cumhurbaşkanlığı seçim yasası hala tartışmalara neden oluyor.
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin siyasi anlaşmanın uygulanmaması durumunda konseyin, Ordu Yüksek Komutanı statüsüne ek olarak, tüm yasama ve denetleme yetkilerine sahip ulusal bir konferansa dönüştürülmesi iması sonrasında Libya siyaset sahnesinde yeni çatlaklar ve anlaşmazlıklar baş gösterdi.
Mişri, “Bu durumda seçilmiş TM siyasi taraf dönüşecek ve üyeleri hiçbir meşruiyeti olmayan bir grup olacaktır” dedi. Devlet Yüksek Konseyi Başkanı ayrıca, “TM tarafından yayınlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yasayı tebrik etmesini” kınayarak, Birleşmiş Milletler (BM) misyonuna yönelik eleştirisini de sürdürdü.
Halid el-Mişri, “Seçim yasaları ve anayasal kural üzerinde anlaşmaya varılmamışsa, siyasi taraflar arasındaki anlaşmada tek taraflı olarak herhangi bir yasa çıkaran kişi, onu uygulayacak bir yer aramalıdır” dedi.
Mişri, “Başkanlığını yürüttüğüm konsey, cumhurbaşkanlığı seçimlerine paralel bir taslak ve milletvekili seçimleri ve anayasal kurak için ayrı birer taslak hazırladı” ifadelerini kullandı.
Halid el-Mişri ayrıca, “Devlet Yüksek Konseyi, parlamentonun yasa çıkarma yetkisine değil, parlamentonun yasaları hazırlama yetkisine itiraz eder. TM, Yüksek Konsey ile mutabakata varmadan yasa çıkaramaz” şeklinde konuştu.

Misrata, hukuk konusunda bölündü
Libya’daki çoğu siyasi blok, parti ve sivil kurumlar tarafından onaylanan ve BM, Avrupa Birliği (AB), ABD ve İngiltere’den uluslararası destek alan cumhurbaşkanlığı seçimleri yasası, şehirde yeni bir çatlağa neden oldu. Misrata, her zaman birbirine bağlı ve tüm benzer konularda birleşik bir yönde oldu.
Misrata anlaşmazlığı, şehirdeki bazı ileri gelenlerin Temsilciler Meclisi tarafından yayınlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri yasasını reddeden bir bildiri yayınlamasıyla başladı. İleri gelenler, yasayı ‘anayasaya aykırı ve uygulanamaz’ olarak nitelendirdi.
Misrata’daki ileri gelenler “Biz, seçimlerin gerçekleştirilmesine uzanan demokratik yolu sabırsızlıkla beklerken, parlamento başkanlığının siyasi anlaşmanın maddelerini ve ‘uzlaşma ve güvenliğe geçişi’ gerektiren sürecin niteliğini ihlal etmeye yönelik sürekli bir girişime tanık oluyoruz. Bu girişim, tüm siyasi tarafların cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yasa tasarısı hazırlığına katılımı yoluyla ortaya koyuluyor” şeklinde konuştu.
Bildiride ayrıca, bir tarafın sunduğu cumhurbaşkanlığı seçimleri yasası, mecliste oylanmadan ve diğer siyasi taraflara danışılmadan reddedildiği belirtilirken, anayasaya aykırılığına ve uygulanabilir olmadığına dikkat çekildi.
Misrata ileri gelenleri, ‘istifasının üzerinden en az beş yıl geçmediği sürece, başka bir vatandaşlığa sahipse, aleyhinde bir mahkeme kararı yayınlanmışsa, Libya veya uluslararası mahkemelerce aranıyorsa ordu mensubu herhangi birinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına kesinlikle izin vermediklerini’ vurguladı.
Bu açıklamanın yayınlanmasından birkaç saat sonra şehirdeki bazı ileri gelenler, sivil toplum aktivistleri ve bazı siyasi bloklar adıyla, Temsilciler Meclisi tarafından yayınlanan cumhurbaşkanlığı seçim yasasına destek veren bir açıklama daha geldi.
Açıklamada, kendi şehirlerindeki ve tüm ülkedeki tüm taraflara cumhurbaşkanlığı seçim yasasına olumlu şekilde yaklaşma çağrısı yapıldı. Ayrıca cumhurbaşkanı ve parlamento seçimlerinin eş zamanlı olarak yapılması için 24 Aralık tarihinin ‘tartışmasız’ olduğu vurgulandı.



Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.