Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü

Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü
TT

Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü

Libya’da siyasi yol haritası mayın tarlasına dönüştü

Zayed Hediyye
Trablus’taki Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Tobruk’taki Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan cumhurbaşkanlığı seçim yasasına karşı itirazlarını sürdürüyor.
45 milletvekilinin geçen haftaki sorgulama oturumunda hükümetin sorulara verdiği yanıtlardan memnuniyetsizliklerini dile getirmeleri sonrasında Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ve ona destek veren ülkelerin tamamı, hükümetin kaderi için belirleyici olan önümüzdeki haftaya kilitlendi. Bu bağlamda parlamentonun ya güvenoyunu tazeleyeceği ya da güvenoyunu geri çekme kararını beklemeye koyuldular.
Başkent Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (TM) tarafından onaylanan ve Trablus’ta paralel bir yasama konseyi kurarak siyasi kurumları yeniden bölmekle tehdit eden cumhurbaşkanlığı seçim yasasına karşı eleştirilerini sürdürdü.
Aynı yasa, Misrata kentini de yandaşlar ve muhalifler arasında bölerken, TM Başkanı Akile Salih tarafından onaylandıktan hemen sonra, şehirdeki liderler ve siyasal İslamcılar arasındaki dün (15 Eylül) bir çatlağa neden oldu.

8 kritik gün
Herkes iki taraf arasındaki anlaşmazlık fırtınasının barışa dönüştüğüne inanıyordu. Ancak UBH’nin TM tarafından sorgulanması sonrasında TM’nin UBH’den güvenoyunu geri çekme ihtimali yeniden gündeme geldi. TM Sözcüsü Abdullah Bilehik, UBH’nin devrilme olasılığını yeniden gündeme getirdi. Sözcü, “Parlamento, pazartesi günü, 45 milletvekilinin UBH’den güvenoyunu geri çekme talebini görüşmek amacıyla ‘hükümetin parlamentonun sorularına verdiği yanıtları görüşme oturumunu’ gelecek haftaya ertelemeye karar verdi” dedi.
Bilehik, yaptığı basın toplantısında “Temsilciler Meclisi, geçen haftaki sorgulama oturumunda hükümetin verdiği tepkileri ve cevapları görüştü. 2014 tarihli 4 sayılı yasanın 194. maddesi uyarınca, hükümetten güveni geri çekme talebi, talebin sunulmasından sekiz gün sonra görüşülecek” şeklinde konuştu.

TM de kendi içinde bölündü
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre UBH’den güvenoyunun geri çekilmesini talep eden milletvekillerinin sayısı fazla olmasına rağmen, (bu yıl sonunda yapılması planlanan genel seçimlerin yaklaşmasıyla doğabilecek sonuçlar göz önüne alınarak) bir başka milletvekili grubunun, güvenoyunun geri alınmasına itiraz etmesi mümkün.
Bu bağlamda TM üyesi Salim Kanan, hükümetin sorgu maddelerine verdiği yanıtları görüşmek üzere geçen pazartesi günü düzenlenen Temsilciler Meclisi oturumunda yaptığı konuşmada “Denetleme kurumlarının birleştirilmemesi nedeniyle, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nden hesap sorulamaz” dedi.
TM üyesi Ebu Bekir Said ise “Hükümetteki herhangi bir istikrarsızlık, 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesi anlamına gelir. Seçimleri zamanında yapmaya çalışan Libyalılar ve Konsey üyeleri, bunu kabul etmemektedirler” dedi.

Ebu Bekir Said, “Belki de ‘performansını iyileştirmesi, güven oylamasının ertelenmesi ve yasama seçim kanununun bir an önce onaylanması’ için direktifler verilmelidir” ifadelerini kullandı. Temsilciler Meclisi üyesi Farac Abdulmalik ise “Seçim tarihine sadece dört ay kala vakit, Ulusal Birlik Hükümeti’nden güvenoyunu geri çekmek için uygun değil” dedi.
“Hükümet, ülkenin dörtte üçünün kontrolüne sahip değil” diyen Abdulmalik, yol haritasını engelleyen tüm sorunları çözmek için toprakları fiilen kontrol eden taraflar ve gruplar arasında diyalog kurma çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı yasası tartışması
Öte yandan birkaç gün önce TM tarafından onaylanan cumhurbaşkanlığı seçim yasası hala tartışmalara neden oluyor.
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin siyasi anlaşmanın uygulanmaması durumunda konseyin, Ordu Yüksek Komutanı statüsüne ek olarak, tüm yasama ve denetleme yetkilerine sahip ulusal bir konferansa dönüştürülmesi iması sonrasında Libya siyaset sahnesinde yeni çatlaklar ve anlaşmazlıklar baş gösterdi.
Mişri, “Bu durumda seçilmiş TM siyasi taraf dönüşecek ve üyeleri hiçbir meşruiyeti olmayan bir grup olacaktır” dedi. Devlet Yüksek Konseyi Başkanı ayrıca, “TM tarafından yayınlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yasayı tebrik etmesini” kınayarak, Birleşmiş Milletler (BM) misyonuna yönelik eleştirisini de sürdürdü.
Halid el-Mişri, “Seçim yasaları ve anayasal kural üzerinde anlaşmaya varılmamışsa, siyasi taraflar arasındaki anlaşmada tek taraflı olarak herhangi bir yasa çıkaran kişi, onu uygulayacak bir yer aramalıdır” dedi.
Mişri, “Başkanlığını yürüttüğüm konsey, cumhurbaşkanlığı seçimlerine paralel bir taslak ve milletvekili seçimleri ve anayasal kurak için ayrı birer taslak hazırladı” ifadelerini kullandı.
Halid el-Mişri ayrıca, “Devlet Yüksek Konseyi, parlamentonun yasa çıkarma yetkisine değil, parlamentonun yasaları hazırlama yetkisine itiraz eder. TM, Yüksek Konsey ile mutabakata varmadan yasa çıkaramaz” şeklinde konuştu.

Misrata, hukuk konusunda bölündü
Libya’daki çoğu siyasi blok, parti ve sivil kurumlar tarafından onaylanan ve BM, Avrupa Birliği (AB), ABD ve İngiltere’den uluslararası destek alan cumhurbaşkanlığı seçimleri yasası, şehirde yeni bir çatlağa neden oldu. Misrata, her zaman birbirine bağlı ve tüm benzer konularda birleşik bir yönde oldu.
Misrata anlaşmazlığı, şehirdeki bazı ileri gelenlerin Temsilciler Meclisi tarafından yayınlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri yasasını reddeden bir bildiri yayınlamasıyla başladı. İleri gelenler, yasayı ‘anayasaya aykırı ve uygulanamaz’ olarak nitelendirdi.
Misrata’daki ileri gelenler “Biz, seçimlerin gerçekleştirilmesine uzanan demokratik yolu sabırsızlıkla beklerken, parlamento başkanlığının siyasi anlaşmanın maddelerini ve ‘uzlaşma ve güvenliğe geçişi’ gerektiren sürecin niteliğini ihlal etmeye yönelik sürekli bir girişime tanık oluyoruz. Bu girişim, tüm siyasi tarafların cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yasa tasarısı hazırlığına katılımı yoluyla ortaya koyuluyor” şeklinde konuştu.
Bildiride ayrıca, bir tarafın sunduğu cumhurbaşkanlığı seçimleri yasası, mecliste oylanmadan ve diğer siyasi taraflara danışılmadan reddedildiği belirtilirken, anayasaya aykırılığına ve uygulanabilir olmadığına dikkat çekildi.
Misrata ileri gelenleri, ‘istifasının üzerinden en az beş yıl geçmediği sürece, başka bir vatandaşlığa sahipse, aleyhinde bir mahkeme kararı yayınlanmışsa, Libya veya uluslararası mahkemelerce aranıyorsa ordu mensubu herhangi birinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına kesinlikle izin vermediklerini’ vurguladı.
Bu açıklamanın yayınlanmasından birkaç saat sonra şehirdeki bazı ileri gelenler, sivil toplum aktivistleri ve bazı siyasi bloklar adıyla, Temsilciler Meclisi tarafından yayınlanan cumhurbaşkanlığı seçim yasasına destek veren bir açıklama daha geldi.
Açıklamada, kendi şehirlerindeki ve tüm ülkedeki tüm taraflara cumhurbaşkanlığı seçim yasasına olumlu şekilde yaklaşma çağrısı yapıldı. Ayrıca cumhurbaşkanı ve parlamento seçimlerinin eş zamanlı olarak yapılması için 24 Aralık tarihinin ‘tartışmasız’ olduğu vurgulandı.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.