Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarındaki hakem kararları tartışılıyor

Galatasaraylı ve Fenerbahçeli futbolcular maç içerisinde hakem kararlarına tepki gösterdi / Fotoğraf: AA
Galatasaraylı ve Fenerbahçeli futbolcular maç içerisinde hakem kararlarına tepki gösterdi / Fotoğraf: AA
TT

Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarındaki hakem kararları tartışılıyor

Galatasaraylı ve Fenerbahçeli futbolcular maç içerisinde hakem kararlarına tepki gösterdi / Fotoğraf: AA
Galatasaraylı ve Fenerbahçeli futbolcular maç içerisinde hakem kararlarına tepki gösterdi / Fotoğraf: AA

Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki ikinci önemli organizasyonu UEFA Avrupa Ligi gruplarındaki ilk maçlar tamamlandı.
Turnuvada Türkiye'yi temsil eden Galatasaray ile Fenerbahçe, hem aldıkları sonuçlar hem de ortaya koydukları performansla takdir topladı.
Türk Telekom Stadı'nda İtalyan ekibi Lazio'yu konuk eden Galatasaray, rakibini 1-0 mağlup etse de Slovenyalı hakem Matej Jug'un kararları başta teknik direktör Fatih Terim ve stadyumdaki taraftarlar olmak üzere ekran başındaki taraftarların da tepkisine neden oldu.
Fenerbahçe'nin deplasmanda 1-1 berabere kaldığı müsabakada ise bu kez 90+2. dakikada iptal edilen gol nedeniyle eleştiriler maçın İtalyan hakemi ve VAR'a yöneldi.
Galatasaray’ın galibiyetinin ve Fenerbahçe’nin de berabere kalmasının ardından Türk takımları bir ilki başardı ve 2004'ten sonra ilk kez aynı gün içinde Avrupa’nın beş büyük liginden rakiplerine karşı sahadan yenilgiyle ayrılmadı.
Sezon başında yapılan gençleştirme operasyonunun meyvelerini toplayan ve PSV Eindhoven maçı sonrası çıktığı 9 maçta da yenilgi yüzü görmeyen Galatasaray'ın futbolu da beğeni topluyor.
Öte yandan Pereira yönetiminde sezona giriş yapan Fenerbahçe, Frankfurt ile berabere kalarak namağlup serisini sürdürse de galibiyeti kıl payı kaçırmanın üzüntüsünü yaşıyor.

Bitnel: Berisha'ya odaklandılar, Frankfurtluyu görmediler, penaltı tekrar edilmeliydi
Eski hakemler Deniz Ateş Bitnel ile Seçim Demirel, Galatasaray-Lazio, Frankfurt-Fenerbahçe maçlarındaki tartışmalı pozisyonları Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
FIFA kokartlı eski hakem Deniz Ateş Bitnel, Türk temsilcilerinin Avrupa Ligi'nde oynadığı müsabakaları yöneten hakemlerin Avrupa standartlarında maç yönettiklerini ancak birkaç pozisyonda hata yaptıklarını belirterek, şu yorumu yaptı:
"'Yerde kalan oyunculara dikkat edin, takım arkadaşları topu dışarı atıp oyunu kesmedikçe maçı durdurmayın, kafa kafaya çarpışmalar, ciddi sağlık problemi olmayan pozisyonlar olmadıkça oyunu durdurmayın' deniliyor.  Hakemler de bu talimatı uyguluyorlar. O yüzden çok zevkli maçlar izledik. Özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Süper Lig'den bağımsız çok iyi oynadıklarını söyleyebiliriz. Buradaki tempoya ayak uydurabildiler. Onun dışında hakem yönetimlerini de beğendim."

"Aşil tendonuna bir temas var ama şiddet içermiyor, sarı kart olmalıydı ama hakem vermedi"
Bitnel, Galatasaray'ın Lazio'yu konuk ettiği maçta sarı-kırmızılıların tepkisine neden olan ilk yarıda Halil'in yerde kaldığı pozisyonda sarı kart gösterilmesi gerektiğini söyledi:
"Aşil tendonuna bir temas var ama yükleme ve şiddet içermiyor. Futbol tabiriyle enerji transferi tam gerçekleşmiyor. Bu nedenle sarı kart. Oyuncu yüklense sakatlığa neden olabilecek bir pozisyon olur ve kırmızı kart verilmesi gerekir. Hakem vermedi."
26. dakikada Cicaldau'nun ceza sahası önünde yerde kaldığı pozisyonu da yorumlayan Bitnel, faul çalınması gerektiğini belirtti.

"İkinci sarılarda yüzde yüz olacak diye talimat var"
Bitnel, müsabakanın 2. yarısında Marcao'nun yerde kaldığı ve sarı-kırmızılıların ikinci sarıdan kırmızı kart beklediği pozisyonla ilgili ise şunları kaydetti:
"İkinci sarılarda yüzde yüz olacak diye talimat var. Bu pozisyon kontrolsüz hareket mi, net ayağa basma mı? Son talimatlarda net ayağa basmalarda ikinci sarının verilmesi söyleniyor. Pozisyonda sanki ayağa basma gibi değil de çelme takıyor gibi geldi bana. Dolayısıyla ikinci sarı kart için yetersiz. Atılmaması daha doğru oldu. Zaten Lazio teknik heyeti pozisyon sonrası hemen oyuncuyu saha kenarına aldı."
Fernando Muslera'nın sarı kart gördüğü pozisyonu da yorumlayan Bitnel, "Bariz gol şansından söz edebilmek için topun yönü önemli. Topun yönü sağa doğru açıldı. Oyuncunun yetişme ihtimali çok düşüktü. Dolayısıyla hakemin burada sarı kart olarak değerlendirmesi ve bariz gol şansı olarak görmemesi daha doğru oldu" şeklinde görüş belirtti. 

"Penaltı kararı doğru, en az bir sarı kart gerekiyordu"
Dün geceye damga vuran anlardan en önemlisi ise Fenerbahçe'nin Eintracht Franfurt'a konuk olduğu maçta yaşandı.
Müsabakanın 90+2. dakikasında kazanılan ve Pelkas'ın kullandığı penaltıyı kaleci Trapp çelmeyi başardı. Dönen topu ise bir diğer Fenerbahçeli Berisha gole çevirdi. 
Topun ağlara gitmesinin ardından pozisyona VAR müdahalesi geldi.
Yapılan incelemede Berisha'nın vuruştan önce ceza sahasına girdiği gerekçesiyle gol geçersiz sayıldı anca bu sırada yay içerisindeki Frankfurtlu oyuncunun ihlali dikkatten kaçtı.
Öncelikle kazanılan penaltıda bir yanlışlık olmadığını ve kararın doğru olduğunu söyleyen Bitnel, "En az bir sarı kart gerekiyordu" dedi.

"Berisha'ya odaklandılar, Frankfurtluyu görmediler, penaltı tekrar edilmeliydi"
Penaltı vuruşunda belli kriterler olduğunu aktaran Bitnel, geceye damga vuran hakem kararıyla ilgili şu görüşü paylaştı:
"Hakem kontrollerini yapacak, kalecinin yüzü topa dönük ve bütün oyuncular ceza sahasının dışında olacak. Burada vuruş yapıldığı sırada Fenerbahçeli oyuncu içeri girerek ihlal yaptı. İkincisi de Frankfurtlu oyuncu ceza yayını ihlal etti. Kurala göre 'iki takım oyuncuları çizgi ihlali yapar, vuruş da kaçarsa penaltı tekrar edilir' deniliyor. Kural bu ve kitaba göre atışın tekrar edilmesi lazım." 
Hakemlere ceza sahasında yapılan ihlallerde çok ince düşünülmeden yorum yapılması yönünde talimatlar verildiğini aktaran Bitnel, kural hatası iddialarını şöyle yanıtladı:
Çok bariz olmadığı tüm takımın içeri girmediği pozisyonları çok kurcalamayın deniliyor. Kural gereği top, kaleciden dönüp ihlal yapan oyuncuya gelirse en direkt serbest vuruş oluyor. Hakemler muhtemelen böyle yorumladı. Fenerbahçeli Berisha'ya odaklandılar ve Muhtemelen Frankfurtluyu görmediler. Kural kitabına göre penaltının tekrar edilmesi gerekiyordu. Burada kesinlikle kural hatasından söz edemeyiz, hakem hatası oldu diyebiliriz. 

Demirel: VAR incelemesine rağmen 'tekrar' kararının çıkmamış olması büyük bir hata
Fenerbahçe'nin Frankfurt ile oynadığı maçta uzatma dakikalarında yaşananları değerlendiren Demirel, "Hakemler adına problem yaratan bir pozisyon olmuş" dedi ve şöyle konuştu:
"Topa vurulmadan önce eğer her iki takımdan da oyuncu ihlal yaparsa mutlaka bir atış tekrarı gerekir. Ancak UEFA ve FIFA kurallar üzerinde yorum yaparak hakemlere, 'Gol olsun ya da olmasın her iki takımdan da oyuncu penaltı atışı sırasında içeri girerse, atış da gol olursa, golü verin. İhlali yapan oyuncular topa dokunmadıysa golü iptal ettirmek veya atışı tekrarlatmak göze çok hoş görünmüyor' şeklinde talimatlar veriyor. Dün akşamki maçta penaltı gol olmamış, top dönmüş ve ihlali yapan oyuncuya gelmiş. VAR müdahalesi ile atış tekrar edilmemiş."
"VAR hakemlerinin ihlali yapan Frankfurtlu oyuncuyu görmediklerini düşünüyorum" diyen Demirel, pozisyonla ilgili şu yorumu yaptı:
"Eğer görselerdi muhtemelen tekrar ettireceklerdi. Vuruş gol olsaydı bu tartışmaların hiçbiri konuşulmazdı ve içeriye giren oyuncularla ilgili hiçbir tartışma çıkmayacaktı ama topun dönüp ihlali yapan oyuncuya gelmesi durumu karışık hale getiriyor. Kurala göre kesinlikle atış tekrarı gerekiyordu. Bu kararı hakem verse çok tartışılmaz ama VAR’ın incelemesi sonrası her iki takımdan oyuncunun da içeride olmasına rağmen 'tekrar' kararının çıkmamış olması büyük bir hata. Çünkü kurallar bu konuda açık. 'Topa vurulmadan önce gol olsun veya olmasın her iki takımdan oyuncunun da içeride olduğu durumlarda penaltı tekrar edilir' diyor."
Pozisyonun hakem hatası olduğunu vurgulayan Demirel, sözlerini şöyle noktaladı:
"Bunun bir kural hatası olduğunu düşünmüyorum, maç tekrarı gerektirmez. Hakem hatası olarak değerlendirilebilir."

 


Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM